Kıbrıslı Türkler neden gülemiyor, dinlenemiyor ve öğrenemiyor?

Kıbrıslı Türkler, son zamanlarda kamuoyu araştırmalarından ve bazı istatistiki çalışmalardan iyi sonuçlarla çıkamıyor. Nerede bir araştırma varsa, Kıbrıslı Türkler için oralardan kötü veriler geliyor. Hem ülkemizin araştırma şirketlerinin ve istatistiki veri toplayan kurumlarının, hem de de uluslararası alandan ülkemiz için yapılan benzeri çalışmaların sonuçları iç açıcı değil. Yapılan araştırmalar, genel olarak ülkemizde işlerin pek yolunda gitmediğini gösteriyor.

En son olarak, ABD merkezli Gallup araştırma şirketi, 2019 yılı Küresel Memnuniyet Araştırması'nın sonuçlarını açıkladı. Şirketin araştırmasına göre de KKTC, “Olumlu Deneyim Endeksi”nde 54 puanla sondan yedinci sırada yer aldı. Araştırmada puanlama, iki farklı kategorideki sorular üzerinden yapıldı.

Buna göre, kişilere bir gün öncesine ilişkin “Olumlu Deneyimler” başlığında şu sorular soruldu: “Bir gün önce gülümsediniz ya da kahkaha attınız mı?”, “İyi dinlenebildiniz mi?”, “Tüm gün boyunca size saygı çerçevesinde mi davranıldı?”, “Yeni bir şey öğrendiniz mi?”… Ayrıca, “Olumsuz Deneyimler” başlığında bir önceki gün, “üzüntü, endişe, fiziksel acı, kızgınlık ve stres” yaşayıp yaşamadıkları sorusu yöneltildi.
   Tabii ki Kıbrıslı Türklerin sorulara cevapları genellikle olumsuz oldu, bu nedenle KKTC, listenin son sıralarında yer aldı. Anketin sonuçları, Kıbrıslı Türklerin “öğrenmediğini”, “gülmediğini” ve “dinlenemediğini” ortaya koydu.
   Şöyle bir ülkemize bakalım ve neden böyle sonuçlar çıktığını irdeleyelim.

Önce “Bir gün önce gülümsediniz ya da kahkaha attınız mı?” sorusuna bakalım isterseniz. Son dönemlerde ekonomik sorunlar, geçim sıkıntısı, üzüntü verici polisiye olaylar dikkate alındığında vatandaşların, gülümsemesi, kahkaha atması pek kolay olmuyor. O kadar sıkıntı ve moral bozukluğu var ki, kişi zoraki gülümsese bile bu içten olmadığı için söz konusu soruya olumlu cevap veremez.

“İyi dinlenebildiniz mi?” sorusuna gelince; ekonomik kriz, geçim sıkıntısı nedeniyle insanlar sürekli olarak çalışmak zorunda. Daha fazla para kazanıp, ailesini geçindirebilmek için iki işte, hatta üç işte çalışan insanlar var. Bu kadar yoğun çalışan insanların “dinlenmesi” mümkün değildir. Dinlenemiyor, hayat kalitesi düşüyor. Birçok sağlık sorunuyla boğuşmak zorunda kalıyor.

“Tüm gün boyunca size saygı çerçevesinde mi davranıldı?” sorusuna da çok fazla olumlu cevap verilmemiştir anlaşılan. Toplumsallığın değil de bireyselliğin hakim olduğu bir ortamda kendi derdine düşmüş, sorunlar içine gömülmüş, mutlu olmayan kişilerin birbirine saygılı davranmasını bekleyebilir misiniz? Saygı bir yana tam bir tahammülsüzlük hakim; trafikte, markette, devlet dairesinde, hemen her yerde herkes sanki de birbirini öldürecekmiş gibi davranıyor. Kişiler arası şiddet de artmış durumda.

“Yeni bir şey öğrendiniz mi?” sorusuna gelince; bir şey öğrenmek anlamında insanlar, durmaksızın tekrar eden ülkedeki ve dünyadaki sorunları göstermez tabii ki… Yeni cinayetler, yeni hırsızlıklar, yeni yolsuzluklar, yeni kabaran faturalar, dünyadaki yeni savaşlar, bizi ve dünyayı etkisine alan hastalıklar insanlar için “yeni bir şey öğrenmek” değildir. Kitap ve gazete okuma oranlarının düştüğü bir ortamda, sosyal medyanın klişelerinden ve anlamsız kavgalarından geri kalan sürede ise hiç derdi yokmuş gibi arabesk televizyon dizilerini izleyip içini daha da karartan insanlar yeni bir şey öğrenmiş olmuyor.

“Olumsuz Deneyimler” başlığında bir önceki gün, “üzüntü, endişe, fiziksel acı, kızgınlık ve stres” yaşayıp yaşamadıkları sorusu yöneltildi Kıbrıslı Türklere… Ne cevap vermişlerdir sizce? Kıbrıslı Türklerin son dönemlerde üzüntü, endişe, kızgınlık ve stres duymaması mümkün müdür? Ülkenin evlatları, trafik kazalarında yollarda can verirken, kanser, kalp damar hastalıkları sevdiklerimizi aramızdan alıp götürürken, gençlerimiz yurt dışına eğitim almaya gidip de dönmezken, başta cinayet olmak üzere çok sayıda polisiye olay bizi kuşatmışken, her gün bozulup bozulmayacağı tartışılan, maddi olanaksızlıklardan iş yapamaz duruma gelmiş bir hükümetimiz varken insanlar üzüntü, endişe, kızgınlık ve stres içinde olmaz mı?

Bize göre, araştırmanın sonuçları doğrudur, isabetlidir…

YORUM EKLE