Kim inanır ki Anastasiadis’e?

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, lâf oyunlarını seven bir siyasidir.

Sürekli olarak lâf oyunlarına yöneliyor, sözde iyi niyetli ama aslında samimiyetsiz açıklamalar yapıyor.

Yaptığı her hareket, eylem, çözümsüzlüğe hizmet ederken, aralarda çıkıp çözüm istediğini söylüyor.

Her önemli kavşakta, her ciddi yakınlaşmada bir mazeret bulup sıvışan Anastasiadis, daha sonra çıkıp şirinlik yapıyor.

Sanırız kimse Anastasiadis’in şirinliklerine kanmaz, kanma niyetinde de değil.

Anastasiadis, Kıbrıs sorununun çözümü için müzakerelere Crans -Montana’da kaldığı yerden devam etmeye hazır olduğunu söylemiş…

Kim inanır ki onun samimiyetine? Oralarda tam çözüme varılacakken, arka arkaya yarattığı mazeretlerle yan çizdi, çözümü engelledi.

Şimdi yine Crans- Montana’dan başlayacakmış… Bırakılan yerde, o zaman çözümün ucuna gelindi, Anastasiadis her şeyi berbat etti, şimdi yeniden başlamak istiyormuş…

İnsan, Rum liderin samimi olduğuna inansa bu çağrıyı hayra yorar ama güven artırıcı önlem bile almakta zorlanan, kışkırtıcı açıklamalar ve eylemlerde bulunan birisine nasıl inanabilirsiniz ki?

Fileleftheros gazetesi, “Kaldığı yerden müzakerelere devam etmeye hazır – Desantralize ve parlamenter demokrasi konusunda Özersay’a ne söyledim” başlıkları altında, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’le gerçekleştirilen söyleşiye yer verdi.

BM Genel Sekreteri’ne yeni bir mektup göndermeye kendisini neyin teşvik ettiği şeklindeki bir soruya karşılık Anastasiadis, “Mektubu göndermekteki amacım, son yaşanan olaylara ilişkin ayrıntılı bilgi vermektir. Bu bahaneyle de geçmişte BM Genel Sekreteri’yle gerçekleştirdiğim görüşmelerde de dile getirdiğim şeyi, yani müzakerelere Crans- Montana’da, kaldıkları yerden devam etme niyetimi yineledim” demiş…

Tam bir imaj çalışması, gerçek niyetinin bu olmadığını anlamak için saf olmak gerekir.

Anastasiadis, mektubunda ne gibi önerilerde bulunduğunun sorulması üzerine ise, “Zorlukların aşılması çerçevesinde ele alınmalarını önerdiği parlamenter demokrasi veya erklerin desantralizasyonu şeklindeki alternatif önerilere” değindiğini belirtmiş.

Rum lider, “ayrıca, siyasi eşitlik unsuruna, -Kıbrıslı Türkler tarafından dile getirildiği şekliyle değil- nasıl ele alınması gerektiğine değindiğini” ifade etmiş.

Kıbrıslı Türklerin isteği önemli değil çünkü, yalnızca kendisinin söylediği tamamdır. “Olması ya da nasıl ele alınması gerektiği” diye tanımadığı şey, kendisinin istediği gibi anlamını taşıyor.

Kıbrıslı Türkleri ve onların isteklerini anlamaya zahmet etmeyen bir anlayışla nasıl olacak bu çözüm?

Anastasiadis, “siyasi eşitliğin, bir toplumun diğerinin kaderini belirlemesine imkân sağlayacak bir ayrıcalık olmadığını, Kıbrıslı Türklerin endişelerine karşılık verirken Kıbrıslı Rumların endişelerinin yok sayılamayacağını” söyledi.

Rum lider, “siyasi eşitliği” halen öcü gibi görüyor, bu anlayış devam ettiği sürece nasıl yeniden bir başlangıçtan söz edebilir ki? Kıbrıslı Türklere “siyasi eşitliği” çok gören, buna başka anlamlar yükleyen Anastasiadis çözüm istediğini söyleyemez, ona kimse inanmaz.

“Kıbrıslı Türklerin doğal zenginlikleri üzerindeki haklarını hiçbir zaman inkâr etmediklerini, hiçbir zaman Kıbrıslı Türklerin haklarını yağmalama niyetinde olmadıklarını” öne süren Anastasiadis, “hidrokarbon konularının merkezi hükümete ait olduğuna ve gelirlerin paylaşımına dair uzlaşıların bulunduğunu hatırlatmak istediğini” söyledi.

Bu da zamana yayma oyunu… Rum tarafının çözümsüzlüğü uzatmak, zamandan kazanmak oyunu hidrokarbonlar için de geçerli…

Rum liderin her sözü samimiyetsizlik kokuyor… Keşke müzakereler için şartlar olgunlaşsa ama yok öyle bir şey. Zaten kim inanır ki samimiyetsiz Anastasiadis’e?

YORUM EKLE