KKTC de ekonomik büyüme düşüşe geçti

Geçtiğimiz günlerde, İstatistik Kurumu tarafından 2018 yılı Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) gerçekleşme rakamları açıklandı. Buna göre, ekonomide bir yıl içinde üretilen mal ve hizmetlerin parasal ifadesi olan Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’da reel olarak %1.3 büyüme gerçekleşti ve yaklaşık 18.3 milyar TL’ye ulaştı. Bunun yanında, kişi başına düşen Gayri Safi Milli Hasıla da (GSMH) 13.277 dolar olarak gerçekleşti. Aslında, 2018 büyüme rakamları beklenenin altında gerçekleşti. Beklenti %2.5 seviyesindeydi. Bu durum, 2019 yılı büyümesi için de bize olumlu sinyal vermemektedir.
   En fazla büyüyen sektörler %7.6 ile inşaat, %5.3 ile serbest meslek ve hizmetler ve % 4.6 ile konut sahipliği oldu. Ana sektörler içinde sadece sanayi ana sektöründe %-12.4 küçülme görülmüştür. Sanayi ana sektörü altında yer alan İmalat sanayi alt sektöründe %-16.2, Taşocakçılığı alt sektöründe %-3 küçülme gerçekleşmiştir. Öte yandan, tarım ana sektörü %2.6, alt sektörü bitkisel üretim % 11.9 büyürken, tarım ana sektörü altında bulunan Hayvancılık alt sektöründe%-2.3,ormancılık alt sektöründe %-2.4 ve balıkçılık alt sektöründe %-15.5 küçülmeler görülmüştür. Lokomotif sektörlere de baktığımız zaman, turizm sektörünü barındıran otelcilik ve lokantacılık da %1.6,yükseköğretim de ise %7.5 büyüme gerçekleşti. Turizmdeki büyüme oranı yeterli görülmemektedir. Son yılların en küçük oranıdır. Turizm sektörü, ekonomi içinde önemli bir yer tuttuğu için tedbir alınması gerektiğinin işaretlerini vermektedir. 2019 yılı turizm öncü verileri de pek iyimser görülmemektedir.
   2018 yılına ait bu rakamları sizlerle paylaştıktan sonra, rakamların ne anlama geldiğinin, ekonomideki karşılığının ne olduğunu daha iyi anlayabilmek için 2017 yılı rakamları ile karşılaştırmak faydalı olacaktır.
   2017 yılında GSYİH büyümesi %5.4 olmuştu. Görüldüğü üzere, 2018 yılı GSYİH büyümesi (%1.3 ), 2017’nin çok gerisinde kalmıştır. Sektör büyümelerine de bakınca aşağıdaki tablo ortaya çıkmaktadır.
   Tarım sektöründe 2017 de %4.9 büyüme olurken, 2018’de %2.6 oldu. Sanayi sektörü 2017’de %4.4 büyürken, 2018’de %-12.4 küçülmüştür. İnşaat 2017’de %10.6 büyürken, 2018’de 7.6 büyümüştür. Ticaret 2017’de %5.2 büyürken, 2018 % 0’da kalmıştır. Otelcilik ve lokantacılık 2017’de %22.4 büyürken, 2018’de %1.6 büyümüştür. Ulaştırma-haberleşme 2017’de %6.9 büyürken, 2018’de %3.5 büyümüştür. Mali Müesseler 2017’de %3.1 büyürken, 2018’de 2.7 büyümüştür. Konut sahipliği 2017’de %3.8 büyürken, 2018’de % 4.6 büyümüştür. Serbest meslekler 2017’de % 7.1 büyürken, 2018’de %1.2 büyümüştür. Yükseköğretim 2017’de % 8 büyürken, 2018’de %7.5 büyümüştür. Kamu hizmetleri 2017’de % -0.8 daralırken, 2018’de % 1.3 büyümüştür. İthalat vergileri de 2017’de % 0.5 büyürken, 2018’de %2.4 büyümüştür.
   Görüldüğü üzere, 2017 ile 2018’i karşılaştırdığımız zaman, 2018 yılında sektörlerin 2 tanesi hariç, tümünde büyüme oranlarında önemli oranda düşüşler görüyoruz. Bu da bize 2018 yılında yaşanan döviz krizi, petrol fiyatlarındaki artış ve yüksek enflasyonun ekonomiyi ve büyümeyi olumsuz etkilediğini göstermektedir.
   2018’de ekonomide yaşanan olumsuz gelişmelere rağmen, kamu çalışanlarına sağlanan yaklaşık % 32 maaş artışı ve özel sektörde uygulanan asgari ücrete 2 defa artış yapılması, en azından çalışanların satın alma güçlerine biraz rahatlama getirmiştir.
   Aslında, 2018 Ağustos ve Eylül aylarında zirve yapan döviz ve enflasyon rakamlarının etkileri her ne kadar 2018 yılı büyüme oranlarına olumsuz etki yapmış olsa da, esas etkilerini 2019 yılındaki ekonomik hayata ve büyüme rakamlarına yapacağı işaretlerini görmekteyiz.
   Nitekim, 2019 yılının ilk 6 ayına ait bazı ekonomik veriler de bize bunun işaretlerini vermektedir. 2019 yılının ilk 6 aylık verilere göre, geçen yılın aynı dönemine göre ithalatta %24, ihracatta ise % 17 düşüş görülmektedir.
   Dövizin artması, ithalat yoğunluklu olan ekonomimizi olumsuz etkiliyor. Döviz artınca, ithalat da pahalılaşıyor, bireylerin satın alma gücü düşüyor, giderleri artıyor, dolayısıyla tüketim talebi azalıyor ve böylece ithalat da düşüyor. İthalattaki özellikle, inşaat, ticaret, tarım ve sanayi sektörlerine konu olan malların aşırı düşüşü bu sektörlerdeki katma değerleri de aşağıya çekebilir. Çünkü hem tüketim, hem de üretim ve girdi mallarının ithalatı düşmüş görülmektedir.
   Ayrıca, ihracat rakamlarındaki gerileme, üretim, katma değer ve istihdam rakamlarına da negatif yansımaktadır. Bütün bu gelişmeler ise, ekonomik büyüme rakamlarını olumsuz etkilemektedir.
   2019 yılında, geçen yıla göre aşırı döviz artışı, yüksek petrol fiyatları ve enflasyon olmamasına rağmen, öncü göstergeler pek iç açıcı görülmüyor. Mevduatın krediye dönüşme oranında düşüşler var. Genç nüfusta işsizlik oranı yüksek. Tahsili gecikmiş alacaklarda önemli oranda artış var. Tüketici kredileri ve kredi kartı borçlarında artışlar mevcut.
   İthalat ve ihracattaki gerileme trendi ve sektörlere yansımaları yılsonuna kadar böyle devam ederse, 2019 yılı büyüme rakamlarına yansımaları da olumsuz olacak ve bu yıl, 2018 yılında % 1.3 gerçekleşen büyüme oranının altında bir oranla, hatta 2009 yılından sonra (10 yıl sonra) ilk defa ekonomide küçülme (Daralma) ile karşılaşabiliriz.
   Kötü senaryo ile karşılaşmamak için, reel sektöre, KOBİ’lere ve küçük esnafa böyle dönemlerde can suyu olabilecek, faiz destekli krediler ve hibe destek programları sağlanması gerekiyor. Bu yıl, destek programlarında geçmiş yıllara göre çok büyük düşüşler yaşanmıştır. Bu düşüş de, reel sektöre ve ekonomiye olumlu gelişme ve can suyu yaratmamaktadır.
   Yılın ikinci 6 aylık dış ticaret verilerini ve tüm sektörlerdeki gelişmeleri yakından izlemeye ve yorumlamaya devam edeceğiz. Temennimiz, halkımızın döviz, petrol ve enflasyon krizleriyle yeniden karşılaşmamasıdır.

 

YORUM EKLE

banner107

banner108