KKTC de kamu borç stoğu büyüyor

Kamu borç stoğu, bir ülkenin belli bir dönemdeki iç ve dış borçlarının toplamından oluşmaktadır. Kamu borç yükü de, ilgili ülkenin belli bir dönemdeki toplam kamu borç stoğunun, aynı dönemdeki milli gelir (Gayri Safi Yurtiçi Hasıla) oranına denk gelmektedir.
   Avrupa Birliği’nde ölçü olarak kabul edilen Maastricht kriterlerine göre, bir ülkenin toplam kamu borç stoğunun gayri safi yurt içi hasılaya oranı en fazla %60 olmalıdır. Bu orana dikkatinizi çekerim. Yazının devamında bu konuya yeniden değineceğim.
   KKTC’de iç borç stoğu, hazine ve diğer kamu kurumlarının ticari bankalar ve ihtiyat sandığına olan borçlarını ifade etmektedir.
   Dış borç stoğu ise, hazinenin yurtdışından yani Türkiye’den kredi şeklinde borçlandığı dış kaynaklı borcunu ifade etmektedir. Türkiye’den alınan hibe ve yardımlar dış borç olarak değerlendirilmemektedir.
   Geçen yıllar içinde mevcut iç borç stokunun faiz yükü artmış, ayrıca hazinenin Türkiye’den borçlanmasından (dış borç) dolayı kamu borç stoğu yıllar içinde artmaya devam etmiştir. Devlet Planlama Örgütü ve Maliye Bakanlığı verilerine göre, KKTC’nin son yıllardaki kamu borç stoğu rakamlarına birlikte bir göz atalım.
   İç borç toplamı, Haziran 2019 itibarıyla da yaklaşık 8.1 milyar TL’ye yükselmiştir. İç borcun en büyük kısmı, İhtiyat Sandığı ve Kooperatif Merkez Bankası’na olan borçlardan oluşmaktadır. Bu borçların önemli bir kısmı da bazı kurum ve kuruluşların borç alırken devletin onlara kefil olmasından kaynaklanmaktadır.
   Dış borç toplamı, Haziran 2019 itibarıyla da yaklaşık 22.3 milyar TL’ye yükselmiştir.
   Toplam kamu borcu Haziran 2019 itibarıyla da yaklaşık toplam 30.4 milyar TL’ye yükselmiştir. Kamu borç stoğu yılların birikimi sonucu ve her hangi bir geri ödeme yapılmaması sonucu bu boyutlara ulaşmıştır.
   Rakamların boyutunun daha iyi anlaşılması için, karşılaştırma yapmakta fayda vardır. KKTC bütçesinin yaklaşık 8.8 milyar TL olduğunu düşünürsek sadece iç borç miktarı bile yıllık bütçe rakamına yaklaşmış, toplam kamu borç toplamı ise bütçenin 3.5 katından fazla bir miktara ulaşmıştır. Sanırım bu karşılaştırma konunun ciddiyetini daha da ortaya koymaktadır.
   Yukarıda bahsettiğim iç ve dış borç rakamlarının toplamından oluşan toplam kamu borç stoğunun Haziran 2019 itibarıyla Gayri Safi Yurtiçi Hasıla oranı da % 124 seviyelerine gelmiş durumdadır. Maastricht kriterlerine göre bu rakamın %60 olması gerektiğini bir kez daha buraya not edelim.
   Bu rakamlar, kamu borç stoğunun alarm verdiğini göstermekte ve bu borcun azaltılması için ivedi olarak tedbir alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, hem ekonomimizi hem de devletin mali yapısını olumsuz etkilemektedir.
   Leyhimize görülen husus, Türkiye’nin oluşan bu dış borcu şu anda talep etmemesidir. O yüzden, dış borçla ilgili kısa dönemde bir aciliyet görülmemekle birlikte, ila nihaye bu böyle gider diye rehavet içinde olmamalıyız. Sanki de böyle bir dış borcumuz yokmuş gibi davranmamalıyız. Bu durumu fırsata çevirip, ciddi bir şekilde iç borcun ödenmesine odaklanmamız gerekmektedir. Devlet ciddiyeti de bunu gerektirmektedir.
   Bu bağlamda, Kooperatif Merkez Bankası ile yapılan bir protokol çerçevesinde Ekim 2019’dan itibaren iç borç ödemelerine taksitler halinde başlanmış durumdadır. Bu sevindirici bir gelişmedir. Bu amaca yönelik olarak da, iç borç faiz ödemeleri için devlet bütçesine 2019 yılında 230 milyon TL, 2020 yılında da 360 milyon TL ödenek konmuştur. Bu konudan hiç taviz verilmeden ve Koop Bank ile yapılan protokolde öngörülen takvim ve aylık taksit tutarlarına sadık kalınarak ödemeler devam etmeli ve aksatılmamalıdır. Benzer yöntem, ihtiyat sandığı borçları için de planlanmalıdır.
   Kamu borç ödemelerinin doğru yönetilmesi büyük önem arz etmektedir. Bu çerçevede devlet bütçesine kaynak yaratmak için devletin yerel tüm gelirlerinin artırılması, giderlerde azami tasarruf yapılması, kayıt dışılıkla ciddi olarak mücadele edilmesi ve adil bir şekilde özellikle doğrudan (direkt) vergi gelirlerinin artırılması olmazsa olmazdır. Sadece dolaylı vergi gelirlerinin (KDV, fonlar) artırılması adil değildir. Ayrıca, kamu – özel işbirliklerinden elde edilen veya edilecek gelirlerin cari harcamalar yerine yatırımlar ve özellikle kamu borçlarının ödenmesinde kullanılması ekonomik hayat ve mali sürdürülebirlik adına daha uygun olacaktır.

YORUM EKLE

banner75