KKTC’de teşvik ve devlet destekleri

   Geçen günkü yazımda, Rekabet edebilirlik raporunun genel içeriğinden bahsetmiş ve kullanılan endeks neticesinde oluşturulan raporun ana hatlarını gösteren, ekonomik ve sosyal hayata dair yapılan tespit ve sonuçlara dikkat çekmiştim.
   Bugünkü yazımda da, Bu yılki raporun ana teması olan devlet teşvik ve desteklerinden bahsedeceğim. Bu yılki tema konusuyla, KKTC deki kısıtlı kaynaklarla, teşvik ve desteklerin etkin ve verimli şekilde nasıl kullanılacağı ve rekabet edebilirliği artırmaya yönelik öneriler sunulmaktadır.
   Kuzey Kıbrıs Teşvik ve Devlet Destekleri teması çerçevesinde hem ülkenin rekabet edebilirlikleri ölçülüyor, hem de bu alandaki sorunlara çözüm önerileri getirilip, geleceğe dönük planlamalarda ülkeye yol haritası sunuluyor.
   Raporda yer alan Teşvik ve Destek programları; Yatırım teşvikleri, Tarımsal Destek ve Teşvikler, İhracat ve Dış Pazar Destekleri, Tanıtım ve Dış Pazar Erişim Destekleri, İstihdam destekleri, Kobigem Hibe ve Destek Programları, Teknoloji, AR-GE ve Yenilebilir Enerji Teşviklerinden oluşmaktadır.
   Rekabet Edebilirlik Raporu’na göre, teşvikler, üreticiler değil; ürünler göz önünde bulundurularak verilmeli ve teşviklerin özellikle dış pazarda yüksek bedellerle satılan ürünler üzerinde yoğunlaştırılmalıdır.
   Kuzey Kıbrıs’a özgü niş ürünlerin üretimine ağırlık verilmeli, ülke ekonomisine ciddi bir kazanç sağlayacak bu tür ürünlerin markalaşmasının önemine vurgu yapılıyor.
   Bahse konu rapora göre, KKTC’de her yıl ‘narenciye ihracat teşvik primi’ için oran belirlenirken; ‘sanayi ihracat teşvik priminin ise yüzde 14 oranında olduğu görülüyor. ‘İhracatta navlun iadesi’ için yüzde 100’lük bir devlet desteğinin sağlandığını belirten rapor, ‘kalite, standart, fuar katılım ve dış Pazar destekleri’ için de ‘hibe’ yoluna gidildiğini gösteriyor.  Öte yandan, narenciye ekim alanlarının, tuzlanma ve kentleşmeye bağlı olarak her yıl azaldığının kaydedildiği rapora göre, bu alanların, yıllar içerisinde 130 bin dönemden 30 bin dönüme indiği belirtiliyor. Ekim alanlarının azalmasının yanında, dönüm başına verim ve ürün kalitesinin de gerilediğini aktaran rapor, yoğun olarak Valensiya tipi portakal ekili bahçelerde gençleştirme veya ürün değişikliğine yönelik yenileme çalışmalarının yetersiz olduğuna da işaret ediyor. 
   Ayrıca, dış pazarda nar’dan sonra en yüksek fiyata sahip greyfurt ve mandarin ekim alanlarının da ciddi anlamda azaldığı ve bu ürünlerdeki rekoltenin düştüğü de belirtildi.
   Tarım ürünlerinin dış pazardaki fiyatları, sunulan ürün çeşidi bazında birbirinden gözle görülür anlamda farklı şekilde fiyatlanıyor. Bu bağlamda, Valensiya portakalın tonu, dış pazarda ancak 220-250 dolar ederken, limonun tonu 250-270 dolar, mandarinin tonu 360-380 dolar, greyfurdun tonu ise 370-390 dolardan alıcı buluyor. Piyasa fiyatı ilk sırada bulunan nar, dış pazarda ton başına 900-1.000 dolardan satılıyor. Fakat narenciyede son dönem teşviklerinin büyük bir kısmı, dış pazarda en ucuz fiyattan satılan Valensiya portakal üretimine veriliyor.
   Ayrıca, raporun ‘Dış Pazar Erişim Teşvikleri’ bölümünde, ISO, BRC, Halal (helal) ve CE belgesi gibi standart belge desteği için 2.000-7.000 Euro, Pazar araştırması ve pazara giriş desteği için 2.000-8.000 Euro, yurt dışı fuar katılım desteği için 8.000 Euro ve yurt dışı marka tescil desteği ile yurt dışı reklam ve kira desteği için de 7.000-14.000 Euro arasında teşvik destekleri bulunmaktadır.
   Teşvik alan yatırım projelerinin yatırım indirim oranları çok yüksek. Bu oranlar, ve diğer teşvik destekleri ekonomik konjonktüre ve gelişmelere göre güncellenebilmelidir. Ayrıca, Yatırım teşviklerinin, tek bir merkez tarafından verilmesi ve denetlenmesi fayda sağlayacaktır.
   Tarımsal üretim ve destekler içinde, süt destekleri yüzde 40 paya sahip durumdadır. Süt üretimi ve süt ürünleri imalatının artmasının en önemli nedeni, bu denli yüksek destek politikalarıdır.
   Yerli istihdamı teşvik projesinde, KKTC vatandaşları istihdam eden işverenlerin sigorta ve ihtiyat sandığı primleri işveren katkı payları, kendi işini kuran genç girişimcilerin sosyal güvenlik primleri, mesleki eğitim programlarına destek tutarları, Yerli istihdam fonundan karşılanmaktadır.
   Teşvik ve desteklerin hedefe ulaşıp ulaşmadığı ölçülebilmeli ve dünyada değişen koşullara göre güncellenebilmelidir. Destek politikalarının çoğu sayısal üretimi artırırken, bunu karşılamak için de devlet bütçesinin üzerindeki yük artmaktadır.
   Teşvik uygulamaları, istihdamı artırmalı, teknolojik yenilik getirmeli, çevre dostu olmalı, becerileri geliştirmeli ve böylece de ülkenin rekabet edebilirlik kapasitesini artırmalıdır.
   Rekabet edebilirlik raporundaki teşvik ve devlet destekleri ile ilgili yapılan tespit ve önerileri sizlere ana hatları ile aktarmaya çalıştım. Yazımın sonunda ise konu ile ilgili bazı değerlendirme ve yorumlar yapacağım.
   Kuzey Kıbrıs ekonomisini verimli ve rekabetçi bir duruma getirebilmek için, mal, hizmet ve iş gücü piyasalarının büyüklüğü ve etkinliğini artırılarak, tüm sektörleri, yeni duruma göre yeniden yapılandırmaya yönelik adımlar atılmalıdır.
   KKTC ‘de mevcut potansiyeli en etkin şekilde kullanma ve kaynakları en verimli alanlara yönlendirme, ekonomiye yön verenlerin en önemli amacı olmalıdır.
   Liyakatın ön plana çıktığı, yapısal dönüşümünü ve reformlarını tamamlamış, değişimlere ayak uydurabilen, bir ekonomik yapıya dönüşme yolunda çalışmalara hız verilmelidir.
   Ekonomi dünyasından, sivil toplum örgütlerine, basın dünyasından, siyasi hayata kadar toplumun tüm kurum ve kuruluşları kendilerini yenilemek, dünyayla yarışır hale gelmek zorundadırlar. Rekabet edebilir olmanın ana vizyonu budur.

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104