KKTC’nin tanınması için ne yaptınız?

   Kıbrıslı Türkler iki konuda ciddi yorgunluk hissi yaşıyor.
   Bir… Sonuçsuz müzakereler.
   İki… KKTC’nin tanınması için gerekenin bir türlü yapılamaması, ya da yapılmaması.
   Kıbrıs’ta federal temelde çözüm isteyenler de, ucu açık müzakerelere sempatiyle bakmıyor.
   Müzakerelerde görüşülmedik konu kalmadı.
   İhtiyaç duyulan, iradedir.
   Kıbrıslı Türkler, Annan Planı sürecinde hem siyasi liderlik, hem de toplum olarak çözüm yönünde irade koyup, plana EVET dedi.
   Şimdi müzakereler yeniden başlasa, ucu açık olmasını kimse istemez. Çünkü ucu açık olduğu zaman, harcanan tüm çabalar boşa gidebiliyor.
   Bu arada, bir vurgu yapmakta yarar var.
   Kıbrıs sorununda müzakerelerin başarısızlığının nedeni, federasyon temelli görüşmeler yapılması değildir.
   En önemli, hatta tek neden, Rum liderliğinin, adayı Kıbrıslı Türklerle ortak yönetmek istememesidir.
   Garantörlük sistemine yapılan itiraz bile samimi değildir.
   Garantörlükten korkmak, Rumların kendilerine güvenmemeleridir. Kıbrıslı Türklere saldırmama konusunda özgüven olsa, Türkiye’nin garantörlüğünden neden korkulsun?
   Kıbrıslı Türklerin, ciddi yorgunluk hissi yaşadığı ikinci konu, KKTC’nin tanınması için gerekenin bir türlü yapılamaması, ya da yapılmamasıdır.
   Yarım asırdır sonuçsuz müzakerelerden yorulduk da, KKTC’nin tanınması yolunda bir arpa boyu yol alınmamasından yorulmadık mı?
   KKTC’yi ilk tanıyan Türkiye Cumhuriyeti’dir.
   39 yıldır, Türkiye bizi tanıyor da, bu tanımanın eksik yanları giderilebildi mi?
   Hatta Türkiye, örneğin sporda KKTC’ye uygulanan uluslararası ambargolara uymak zorunda kalıyor. Türkiye ile uyumlu mücadele vererek bu sorunları aşamadık.
   Rum-Yunan tarafının etkili olduğu batıdaki uluslararası buluşmalarda KKTC’nin neden yer almadığını kabul etmesek de anlayabiliriz.
   Ancak Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan, Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan’ın oluşturduğu Türk Devletleri Teşkilatı’nda KKTC niye yok.
   Türk Devletleri Teşkilatı üye devletlerin liderlerinin bir araya geldiği aile fotoğrafında KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar niye bulunmuyor?
   Rum-Yunan lobisi Türk devletleri arasında KKTC’nin önünü kesecek kadar güçlü mü?
   Yarın bizi dünya tanısın beklentisi içinde olmayız. Ancak kardeş diyerek seslendiğimiz Türk Devleti’nden kademeli de olsa kabul görmek isteriz.
   Bizim liderliğimiz Türkiye, Azerbaycan ve KKTC için, “Tek millet, üç devlet” ifadesini kullanır. Türkiye ve Azerbaycan yetkilileri “Tek millet, üç devlet” diyerek bizi de o tanımlama içine koymuyor.
   Benzer katılım beklentilerini İslam ülkelerinden de beklememiz çok doğaldır.
   Kıbrıs sorununa çözüm bulma amaçlı müzakereler henüz ufuktan bile görünmüyor. Müzakereler gündemde yokken her gün müzakerelerle, çözümle ilgili demeç yağmurunu sürdüreceğimize, KKTC’nin tanınması için harcanan çabalar anlatılsın.
   Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve koalisyon hükümetinin, Dışişleri Bakanlığı’nın, her gün, günün sonunda kendi kendine sorması gereken soru şudur:
   “Bugün KKTC’nin tanınması için neler yaptık?”
   KKTC’nin tanınması yönünde çaba harcamak için, “Kusura bakmayın KKTC’nin tanınması için biraz gayret göstereceğiz” diyerek Rum liderliğinden izin mi talep edeceğiz?
   Rum tarafı, statülerini ileri götürmek için bizden izin mi istiyor?
   KKTC’nin statüsünün ileri gitmesi, çözüme engel değildir. Annan Planı dahil tüm çözüm modellerinde iki devlet vardır. Bunu da bilelim.
   Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, bundan sonra konuşma yaparken, önce KKTC’nin tanınması için ne yaptıklarını, ne kadar mesafe aldıklarını anlatıp, sonra öteki söylemek istediklerini geçmelidir.
   Unutmayacaklar ki birinci vazifeleri, Rum’a laf yetiştirmek değil, KKTC’yi tanıtmaktır.
   Meclis’te ettikleri yeminin içinde, bu görev vardır.
  

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104