Koronavirüs ve 2008 küresel krizi

   Amerika’da 12 yıl önce yaşanan finansal kriz ile küresel piyasalardan trilyonlarca doların silinmesine ve milyarlarca dolar yatırımın etkilenmesine bağlı olarak, milyonlarca kişinin işsiz kalmasına neden olan 2008 küresel kriz 1929'daki "Büyük Buhran’ın" ardından en büyük ekonomik kriz olarak nitelendirilirken, 2008'deki "Büyük Durgunluk", dünya genelinde şirketlerin piyasa değerinden 14,5 trilyon doların silinmesine yol açarken, küresel piyasada ise yaklaşık 20 trilyon dolarlık kayba yol açmıştı. Amerika’nın gayrisafi yurt içi hasılasında yaklaşık 14 trilyon dolar ve Amerikan mortgage piyasasında 10,5 trilyon dolarlık kayıp oluşurken yine sadece Amerika'da o dönemde 9 milyon kişilik istihdam kaybı yaşandı ve 8 milyon civarında konut ise icralık olmuştu.

   Şimdilerde, dünyanın geleceğini daha da sürprize açık hale getiren bir başka ağır sınama ile karşı karşıyayız. 2008 krizini salt ekonomi başlığı altında sıralanan sorunlar zinciriyle sınırlı değerlendirmelere tabi tutamayacağımız gibi, Koronavirüs salgınını da sadece bir sağlık sorunu olarak değerlendirmemiz yanlış olacaktır; çünkü küresel ekonomiye büyük darbe vuracaktır. Mevcut durum, bankacılık sistemindeki sorunların daha geniş bir ekonomiye bulaştığı 2008’deki finansal krizin aslında tam tersi gibi görülüyor ve bu kez, korona virüs nedeniyle ekonomide ortaya çıkan sıkıntılar ve sorunlar bankalara da bulaşıyor.

   Dünyadaki merkez bankalarının, düşük faiz politikasının sınırına salgından önce çoktan gelmiş olduklarından dolayı, merkez bankaları, 2008’de sahip olduğu enstrümanlara maalesef sahip değiller. Avrupa Merkez Bankası’nın 0,00%, Amerika Merkez Bankası 0,00%-0,25% bandı, İngiltere Merkez Bankası 0,10% ve Japonya Merkez Bankası’nın -0,10% faizi ile 2016’dan bu yana negatif faiz oranında seyri devam ediyor. 2008 finansal krizinde merkez bankaları, düşük faiz oranlarını tahvil alımı yapabildikleri parasal genişleme ile birleştirebiliyorlardı, böylelikle parasal arzı artırıp bankacılık sistemi üzerindeki baskıyı hafifletebiliyorlardı.

   Ancak Koronavirüs krizinin en temel farkı, yalnızca bankacılığın değil birden fazla sektörün etkilenmiş olması. Ulaşım, sağlık, turizm ve küçük işletmeler ilk etkilenenler oldu. Salgın devam ederse küresel arz zincirinin yara alması nedeniyle üretimle ilgili her endüstri etkilenecektir.

   Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF), salgının etkili olduğu son 51 günde gelişmekte olan ülke hisse ve tahvil piyasalarından 41,7 milyar dolarlık yabancı çıkışı olduğunu, bunun 2008'deki küresel finansal krizin ilk 51 günündeki rakamın iki katı olduğunu açıkladı. Uzmanlara göre Korona salgını ile birleşen dünya ekonomisindeki durgunluğun geçmişte bir örneği yok ve dünya ekonomisinde kalıcı hasar bırakacak. Sıcak paranın da güvenli limanlarda kalmaya devam edeceği tahmin ediliyor.

   Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (United Nations Conference on Trade and Development – UNCTAD:Orta vadede son günlerdeki raporlarında görüldüğü gibi birçok gelişmekte olan ülkenin ihtiyaç duyduğu doğrudan yabancı yatırımı miktarı 2020 ve 2021 yıllarında yüzde 5-15 oranında düşecektir. 5 bine yakın büyük uluslararası şirket, gelirlerinde en az yüzde 9’luk bir düşüş öngörerek, 2020 yılı için programlarını gözden geçirmeye başlamışlardır. Gelişmekte olan ülkelerdeki şirketlerin gelirlerinin azalma seviyesi yüzde 16’ya kadar çıkabilecek. Otomotiv sanayinin zararı yüzde 44, havacılık sanayi %42, enerji %13 oranında zarara uğrayacak ve küçülecekler. İşsizlerin birçoğunun krizden sonra işe dönmelerine rağmen normal duruma dönmek için geniş ve acı değişikler yapılacaktır. Bu bilgiler ışığında korumacı eğilimler artış gösterecektir” diye açıklamada bulundu.

   Korona krizi uzun vadeli sonuçlar da doğuracaktır. Virüsün kontrol altına alınmasından sonraki geniş ekonomik ve sosyal yapı değişimlerinden sonra kriz yönetiminde daha az başarılı olan ülkelerin siyasi yapıları değişimlere tanıklık edecektir. Dünyanın “yeni normalimiz” bu algısına kapılıp alışkanlıklarını ve iş modellerini temelden değiştirmeye devam etmesi durumunda ekonomik toparlanmanın, 2008’deki krizden daha uzun sürebileceği uzmanlar tarafından belirtiliyor. Salgını durdurmak için hükümetler ve bireylerin birlikte hareket etmesi, hükümetlerin ekonomi planları yaparak, küçük işletmeleri destekleyecek programlar geliştirmesi kaçınılmaz bir durumdur. Böylece U şeklinde bir dibin yaşanacağı ve toparlanışın uzun süreceği bir sürecin, bugün alınacak önlemlerle L şeklinde bir krizin önüne geçilebileceğini belirtiyorlar.

YORUM EKLE

banner75