Koşullar insanca olsun

Ekonomik krizle birlikte kendi iş yerlerini kapatan bir aile... Uzun süre iş aramak zorunda kalan bir kadın... Emek sömüren yeni iş yeri...

Bu yaşanmış hikayemizde iş hayatında yaşadığı psikolojik şiddeti (mobbing) bizimle paylaşan direnişçi bir kadın var. Yazımızda gerçek isimleri değil rumuz kullandığımızdan, hikayesini bizlerle paylaşan kişiden “Hale” olarak bahsedeceğiz…
   Eşiyle kendi iş yerlerinde çalışan Hale, yaşanılan ekonomik kriz sürecinde işleri kötüye gidince, iş yerlerini kapatmak zorunda kalırlar. Geçinmek için iş aramaya başlayan Hale, uzun bir süre sonra kurumsallaşmamış bir yerde çalışmaya başlar. Başta kendisine söylenenlerden farklı koşullarda çalışmaya başlayan Hale, bu süreçte uzun çalışma saatleri, saygısız, aşağılayıcı sözler, emek sömürüsü, yıpranan psikolojisi ve bedeniyle mücadele etmek zorunda kaldı.
   Gelin bu yaşanmış hikayeyi Hale’nin ağzından dinleyelim:

 

Becerikli ve çalışkan
 

Küçüklüğümden beri, sürekli bir şeyler yapmaya, yaratmaya çalışır, yerimde oturmazdım. Özellikle babam beni çok sever, bir kız evladı olarak becerikli ve çalışkan oluşumla gurur duyar, hep yanında olmamı isterdi. Tabii annemde kendisine yardımcı olmamdan ve becerikli olmamdan memnundu. Hep dizinin dibinde, yakınında kalayım diye “Seni yakınımızda biriyle evlendiririz” derdi.
   Liseyi bitirdikten sonra eğitime devam etmedim. Meslek edinme eğitimlerine katıldım, el becerilerimi ve yaratıcılığımı geliştirebileceğim alanda kurslar aldım. Çalışmaya başladıktan sonra kısmetim çıktı ve evlendim. Kader işte, evlendikten sonra ailemden uzakta yaşamaya başladım. Kısa bir süre sonra hamile kaldım. Çocuğuma kendim bakmak istediğimden, bu süreçte başkasının yanında çalışmak istemedim.

 

İş arayışı


   Bir süre sonra eşim, birlikte çalışabileceğimiz bir iş yeri açtı. Böylelikle hem çocuklarımı iş yerinde büyütebileceğim, hem de eşimle birlikte çalışabileceğim bir ortam doğdu. Kendimi şanslı hissediyordum. Hem iş alanında, hem de aile hayatında mutlu ve huzurlu şekilde yıllar geçti. Fakat genel ekonomik durumların bozulması sonucunda istenilen kazancı sağlayamayacak duruma geldiğimizde, iş yerimizi kapatmak zorunda kaldık.
   Uzun bir dönem iş aradım fakat senelerce emek verdiğim alanda bir fırsat yakalayamadım. İş ararken, önüme çıkan engellerden biri de yaş faktörüydü. Belli bir yaştan sonra iş bulmak gerçekten zorlaşıyormuş. Doğuştan kabiliyetli değilseniz ya da önemli yerlerde tanıdığınız yoksa aç ve işsiz kalabiliyorsunuz.  Ve bu durum kimsenin umurunda olmuyor. Özellikle çocuğunuz olduğunda yaşadığınız stres kat kat artıyor.

 

Başta söylenenlerin dışında
 

Zaman geçtikten sonrasında arkadaşımın aracılığı ile kurumsallaşmamış bir yerde iş buldum. Görüşmede sorumlu olacağım işler ve çalışma koşullarım anlatıldı. İş çok güzel gözüküyordu. Daha önce çalıştığım bir alan değildi ama becerebileceğimi düşündüğüm, paraya ihtiyacım olduğu ve onlarda benim yapabileceğimi düşündüğü için kabul ettim.
   Günler geçtikçe işin boyutu değişmeye başladı. Kalabalık bir ortam olduğundan farklı kişilerden sözlü olarak hadsiz cümlelerle karşılaşmaya başladım. İşin çok olup, çalışanın az olması nedeniyle, bana başta söylenenlerin dışında birçok farklı iş de üstüme yığılmaya başlandı. Emeğim ve zamanım çalınıyordu. Bu süreçte fiziksel ve psikolojik olarak çökmeye başladım.

 

Beni işten bıktırmıştı
 

Paraya ihtiyaç duyduğumdan ses te çıkaramıyordum ve bu durumu suistimal ediyorlardı. İş yasası ve devletin verdiği zamlar uygulanmıyordu. Hafta sonları ve yasal hakkım olan izinlerin, tatillerin kullandırılmaması, beni işten bıktırmıştı. Sürekli çalışmaktan fiziksel olarak performansım yetmez olmaya, psikolojik olarak sinirli bir insana dönüşmeye başladım. Mutsuzluğum ve yorgunluğum bedenime ve ruhuma yansıyordu.
   İş görüşmesinde çalışma saatlerimin çok uzun olabileceğinden bahsetmemişlerdi. Bu süreçte aile yaşantım bitmişti, çocuklarımı neredeyse görmüyordum. Bir eş ve anne olarak yalnızca dışarıda değil, evde de çalışıyordum. Dinlenmeden çalıştığımdan sürekli yorgun ve öfkeli bir ruh halindeydim. Bu durumum evdekilere de yansıyordu. Onlara üzülmemeleri için, yaşadıklarımı anlatmadığımdan bu değişimimi anlayamıyorlardı.

 

Dikkate alınmıyordum
 

İş yerinde sürekli bir çözüm arayışı içindeydim. Ama yaşadığım sıkıntıları ve çözüm önerilerimi anlatmaya çalıştığımda dikkate alınmadığımdan psikolojim daha da altüst oluyordu. Çözüm bulmak yerine “istersen işten ayrıl” gibi yıldırıcı cümleler kuruyorlardı. Paraya ihtiyacım olduğundan tüm mobbinglere rağmen çalışacağımı biliyorlardı. Kendimi çok değersiz hissediyordum.
   Aslında çalışanın sorunu, iş yerinin sorunudur. Çözüm arayışında olan personelin sıkıntıları, gün sonunda birikerek daha büyük sorunlara yol açtığından, iş yerindeki verimi de düşüyor. Biriken içsel sorunlar, fiziksel yorgunluk ve hastalıklara neden oluyor. Bu durumda işe gelememenize ve dolayısıyla iş kaybına ve verim düşüklüğüne yol açıyor.

 

Orta yol arayışı
 

İş yerlerinin, çalışanların da insan ve ailelerinin olduğunu kabul etmesi ve yaşamak için para kazanma zorunluluğunu suistimal etmemesi gerekiyor. Çalışanlarda saygıyı hak ediyor. Ben belli bir yaşın üzerindeyim ve çalıştığım iş yerinde saygısız ve uygunsuz cümlelere maruz kaldım.  Bu aşağılayıcı yaklaşımlar ayrıca çok gurur kırıcı bir durumdu. Üstelik ben sorunlardan bahsettikçe ve çözüm aradıkça göze batıyordum. Bunları duymak hoşlarına gitmiyordu.
   İşimi severek yapmak ve mutlu bir şekilde çalışmak istediğimden, bir orta yol arayışındaydım. İhtiyaçlı olmam, sömürülmemi gerektirmiyor. İnsanca yaşamak ve çalışmak benim de hakkım. Bu süreçte tüm hayatım iş olmuştu, bir makine gibiydim. Kendimle hiç ilgilenemez hale gelmiştim. Ailem artık beni tanıyamaz hale gelmişti. İş yaşamımdaki mutsuzluk maalesef hayatımın her alanına yansıyor ve bağlantılı herkesi etkiliyordu.

 

İnsanca çalışma
Çalışma hayatında en azından devletin belirlediği ve yasal hak olarak bizlere tanıdığı iş yasasının tam olarak uygulanması, hatta günümüz ihtiyaçlarına göre güncellenmesi ve devlet tarafından doğru şekilde uygulanması için kontrol edilmesi gerekiyor. Sonuç olarak emeğin karşılığının verilmemesi de, emek hırsızlığı demek oluyor ve devletin bu duruma göz yummaması gerek.
   Mobbing önleyici yasaların çıkarılması, uygulanması ve insanca çalışma ve yaşayabilme olanağının korunması gerekiyor. Bu şekilde emek sömürüsünün önüne geçilebilir. Mobbing uygulanan mutsuz bir çalışma ortamı, iş bilen insanın öyle veya böyle işten ayrılmasına yol açıyor. İnsanların sürekli olarak işi bırakması da uzun vadede aslında iş yerine zarar veriyor. Bu nedenle iki tarafın iyiliği için, insanlığa yakışır şekilde, karşılıklı saygı duyulması ve emeğin karşılığının verilmesi gerekiyor.

ÖNERİ KÖŞESİ

İş yerinde psikolojik şiddete (mobbing) maruz kalan kişiler KKTC Mobbing ile Mücadele Derneği’ne ulaşabilir; yaşadıkları ve ne yapılabileceği ile ilgili bilgi alabilir. Derneğe kktcmobbingder@hotmail.com e-mail adresinden veya facebook sayfasından ulaşılabilirsiniz.

YORUM EKLE