Küçük hesapların zararı büyük olur…

   Siyasi partiler çok partili demokratik düzenin parçasıdır.

   Resmi kuruluş tarihine göre, yaşayan siyasi partilerin en eskisi Cumhuriyetçi Türk Partisi, CTP’dir.

   CTP’nin 1970’deki kurucular listesine bakıldığı zaman, kurucuların çoğunluğunun merkez hatta merkezin sağında düşünce ve davranış yapısına sahip olduğunu görürüz.

   CTP sol kimliğini, Kıbrıs Türk Toplumu içindeki emekçi, sınıfsal bir yapıdan almadı.

   Zaten Kıbrıs Türk Toplumu’nda gerçek anlamda işçi sınıfı olmadı.

   Sistemden öte rejimden rahatsız olup, karşı tavır takınanlara solcu denildi.

***

   Ulusal Birli Partisi, CTP’den beş yıl sonra 1975’te kuruldu.

   Kuruluş tarihi daha yakın tarih olmasına rağmen UBP’nin köken geçmişi CTP’den oldukça eskidir.

   UBP, milliyetçi çizgide gelişen, TMT örgütlenmesine kadar ulaşıp, sonrasında devam eden anlayışın siyasi örgütlenmesidir.

   CTP’nin, kurulurken hatta kurulduktan sonra, seslendirdiği düşüncelerin sınıfsal karşılığını toplumda tam olarak bulamazken, UBP kurulduğu ilk günden bugüne her zaman bulmuştur.

***

   CTP Sosyalist bir parti olduğunu yazılıya, kararlara dökse de pratikte tam bir sosyalist parti gibi davranamamıştır.

   Değiştirmek istediği Kuzey Kıbrıs’taki yapıya uygun siyaset yapınca da özü ve sözünün örtüşüp, örtüşmemesi sorularına muhatap olmuştur.

   Siyasi zeminde kayganlık yaşanınca da, kaygan zeminde savrulmalar, partide küçük hesapların çoğalması sonucunu da yarattı.

   CTP gerek oy artışı, gerekse Meclis ve Hükümet’te konum ettikçe, partide küçük hesaplar, zararı büyük savaşlara dönüştü.

   Yoldaşlar, karşılıklı kamplara bölündü, tüm çabalara rağmen, kapışmaya siyasi farklılık gömleği giydirilemedi.

   Yıllarca birlikte yürüyen insanlar, kabul edilebilir izah bulamadan yollarını ayırdı.

***

   UBP’de de kişisel hesaplar hiç eksilmedi.

   Hatta UBP’de kişisel küçük hesaplar, delege ya da üye kademesine kadar yayıldı.

   Parti içi hiyerarşideki konuma göre, hesaplar her zaman yapıldı.

   Bugünlerde de yapılmaya devam ediliyor.

***

   Kuzey Kıbrıs’ta değişime uğrayan bir demografik yapı vardır.

   Bu değişimden siyasi yapı, siyasi partiler de nasibini alıyor.

   1974 sonrası Türkiye’nin değişik yörelerinden, bölgelerinden, şehirlerinden gelip Kuzey Kıbrıs’a yerleşenlerin sayısı, dikkate alınacak kadar çoktur.

   CTP uzun yıllar TC kökenli olarak tanımlanan bu seçmen kesimiyle ilgilenmedi. Buna TKP’den başlayıp isim değişiklikleri yaşayan sosyal demokrat partileri de dahil edebiliriz.

   Solun TC kökenlilerle ilgili politika belirlemekteki gecikmesi, yıllarca bu seçmen topluluğunu blok UBP ve sağ partileri hanesine yazdırdı.

   1974 sonrasından başlayarak TC kökenli seçmeni hedef alan siyasi parti denemeleri de olmuştur.

   Bu denemelerin Meclis’te ilk temsilcisi Bakanlık da yapan İsmail Tezer’dir. İsmail Tezer, Türk Birliği Partisi’nden vekil seçilmiş, 15 Mart 1982 – 8 Nisan 1983 tarihleri arasında 3. Mustafa Çağatay Hükümeti’nde, Devlet ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı görevinde de bulunmuştu.

   Bu denemeler bugüne kadar kalıcı bir başarı elde edememiştir.

   Uzun ömürlü partiler olamamıştır.

   Bunun da en büyük nedeninin farklı boyutta hesaplar olduğunu söylemek mümkün.

   Bugünün YDP’si Meclis’te iki sandalyeye sahip.

   Olası bir genel seçimde daha fazla milletvekili ile Meclis’te temsil edilme olasılığı var.

   Ancak seçime gidene, hatta adaylar ortak kabulle belirlenene kadar YDP’nin hangi şiddette deprem yaşayabileceğini kimse kestiremiyor.

   YDP ağırlıkla TC kökenli diye tanımlanan üyelere sahip.

   YDP için en büyük tehdit ve tehlike, hemşeri örgütlerinin, YDP’de etkinlik elde etme amaçlı olası savaşıdır.

   Bu savaşın başlaması ya da ilerlemesi önlenemezse YDP’nin yoluna sağlıklı devam etmesi mümkün değildir.

YORUM EKLE

banner75