“Ada mutfağımıza sahip çıkılmalı”

banner37

Ülkemiz turizmi ve kültürümüzün yaşatılması için çaba harcayan Zekai Altan, kültürel değerler üzerine yaptığı çalışmalarını bir kitapta derledi

banner87
“Ada mutfağımıza sahip çıkılmalı”
banner99

Aliye ÖZENCİ

Zekai Altan, kendini ülke turizminin gelişmesine, tanıtılmasına adamış biri isim… Bunu da ada kültürümüzü, mutfağımızı tanıtarak yapıyor…

Ülke turizmine katkıda bulunmak için canla başla çalışan ve unutulmaya yüz tutmuş geleneklerimizi yaşatmak için çaba gösteren Zekai Altan, Eco/Agro Nitovikla işletmesinin de sahibi.

Kıbrıs kültürünü ve turizmini, ülkeye olan sevgisiyle; kısıtlı olan olanaklara rağmen, yılmadan çalışıp araştırarak turistlere ve gelecek nesillere tanıtan Altan, bununla kalmadı ve “Ada Mutfağımız” adlı bir kitap yayımladı.

Bugüne kadar birçok canlı (yaşayan) ve yazılı kaynaktan bilgiler edinen Altan, “Ada Mutfağımız” isimli kitabında iki toplumlu Kıbrıs adasındaki, mutfak kültürünü anlatıyor. Kitapta, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumların ortak yaşayış biçimleri, gelenek görenekleri ele alınıyor.

Birçok koloniye ev sahipliği yapmış olan Kıbrıs, farklı dönemlerde farklı kültürlere de tanıklık etti. Göç eden halk, kültürlerini yanlarında getirerek, yerli halkın yaşam biçimiyle harmanladı ve Kıbrıs’a özgü kültür doğdu.

Zekai Altan, “Ada Mutfağımız” kitabında bu oluşumu “Yüzyıllardan beri var olan, oluşan bir mutfak ve kültürünün öyküsünden bahsediyoruz. Ada mutfağımız dün oluşmadı, yüzyıllardan beridir çeşitli etkileşimler sonrası doğmuştur. Ada halkı her zaman başkalarının egemenliğinde barış içinde yaşamıştır. Gelenlerin bir şeyler getirdiği gidenlerin de bir şeyler bıraktığı tarihsel süreçten bahsediyoruz. Bu tarihsel süreci Kıbrıslılar olarak yaşadık. Yaşıyoruz ve barış içinde yaşayacağız” şeklinde anlattı.

Bir Kıbrıs adası, bir Kıbrıslı ve bir Kıbrıs mutfağı…

Adada iki toplumun bulunduğuna dikkat çeken Altan, Dünyada bir Kıbrıs adası, bir Kıbrıslı ve bir Kıbrıs mutfağın olduğunun altını çizerek, Kıbrıslılar olarak ada mutfağına ve barışa sahip çıkılmasının vefa borcu olduğunu söyledi.

Türkçe ve Yunanca olarak kaleme alınan kitabın alt başlığı “Tarihsel Süreç İçerisinde Otantik Kıbrıs Mutfağı” olarak seçildi.

Düzeltmenliğini Bülent Fevzioğlu’nun yaptığı kitabın Yunanca çevirisi Anna Marangou, Yunanca düzeltisi Ötüken Öcal’a ait. Kapak tasarımını ise ressam Ruzen Atakan yaptı.

İki dilde hazırlanan kitap, otantik Kıbrıs mutfağının tarihçesiyle başlayıp, barışın simgesi olan zeytinle devam ediyor. Zeytin kelimesinin etimolojik kökeni, tarihçesi, yayılışı ve ağaçtan soframıza kadar gelen süreci detaylarıyla anlatılıyor.

Kıbrıs kültürüne ait kullanılan birçok mutfak malzemesi; yemekler, tatlılar, içecekler;  Kıbrıs ağzında kullanılan kelime sözlüğü ve maniler de kitapta yer buldu.

Uygulamalı eğitim

Zekai Altan, “Ada Mutfağımız” isimli kitabını “Kıbrıs mutfağını ve kültürünü özetlemeye çalışan, farkındalığını ortaya koyan bir çalışma” olarak tanımlıyor.

Kitabın doğuşu, 4 yıl önce Eco/Agro Nitovikla işletmesinde devam eden “Kıbrıs Kültürünü Yaşayalım ve Yaşatalım” uygulamalı eğitim projesi sayesinde oldu.

Proje kapsamında 8 bin 690 ilkokul öğrencisine Kıbrıs mutfağını tanıtan Altan, şöyle dedi:

“Bu eğitimde Kıbrıs mutfak dili, gelenekleri, yiyeceklerin etimolojik açıklaması konuları işlendi. Bu eğitim çalışmasında ezberciliği kırarak tamamen uygulamaya yönelik bir sistem uyguladık ve uyguluyoruz. Bu sistemde verilen eğitimleri yazılı dökümanlar ile desteklemeye çalıştık. Bu konuda özetleyerek yazdığım küçük el kitabı, KTÖS’ün katkılarıyla basıldı, tüm öğrencilere ücretsiz olarak dağıtılıyor.

banner9
Böylece aldıkları eğitim, uygulama olarak hafızalarında yer alırken yazılı bir el kitabı olarak kütüphanelerinde de bulunuyor. Kıbrıs mutfağının tarihsel süreç içerisinde oluştuğunu ve bu mutfağın ada halkı yani tüm Kıbrıslılar tarafından aynı malzeme, gelenek ve göreneklerin yanı sıra benzer isimlerle kullanıldığını anlattım. Ada halkı arasında farklı yemeklerin fazla olmadığının temel neden, ise teolojik farklılıktır”.

“Fotoğraf, kafamdaki

kurguyu netleştirir”

Zekai Altan, turizm ve kültürel çalışmalarını geleceğe yazılı bir belge ve arşiv olarak aktarmak istediğini belirtti.

Altan, “Okuyucu kitapta, Kıbrıs mutfağının tanımı ve Kıbrıs mutfağı konusunda bazı gelenekler ile temel yiyecekleri bulabilecek, fotoğraflarla birlikte. Bunlar, anlatımlar ve kısa öyküleriyle desteklendi” dedi.

Kitaptaki fotoğrafları kendisinin çektiğini ifade eden Altan, “Kitapla ilgili tüm fotoğrafları ben çektim.. Genelde tüm çalışmalarımda deklanşöre ben basmak isterim. Kalemim gibi benim gözüm ile olmasını istiyorum. Benim için bir bütünsellik. Fotoğrafı çekmek ile yazıya dönüştürmek sanki ilham gibi. Ve en önemlisi, yazım ile fotoğraf kafamdaki kurguyu daha da netleştirir. O, nedenle tüm çalışmalarımda fotoğrafları kendim çekmeyi tercih ederim. Tabii zaman zaman çok değerli dostlarımdan da katkı ve destek de alıyorum” şeklinde konuştu.

Yeni kitap yolda…

Yaklaşık 2 yıl süren ve tamamen araştırmaya dayalı olan “Ada Mutfağımız” isimli kitapta konular seçilerek ve özetlenerek yazıldı.

Yeni kitap ise ekim ayında Ledra Palace’da Home Cooperation’da tanıtılacak.

Altan, şöyle dedi:

“Esas çalışma Otantik Kıbrıs Mutfağı adı ile bitmesi için yoğun çalışma içerisinde olduğum diğer kitabımdır. Yaklaşık 2 bin 600 sayfa. Yemek tariflerinden, etimolojik açıklama, Kıbrıs mutfağı deyim ve atasözleri, Kıbrıs mutfak sözlüğü, etnografya eşyalarını konu alan fotoğraf albümü ve açıklamalı bir kitap olacak.

Yeni kitap Türkçe, Rumca ve İngilizce olmak üzere 3 dilli olarak hazırlanıyor. Amaç farkındalığı artırmak. Sık sık karşılaştığımız bir konudur “Kıbrıs Türk Mutfağı”. Böyle bir mutfak bana göre yoktur. Çünkü bu mutfak binlerce yıl içerisinde etkilendi. Bizans, Orta Doğu, Venedik, Lüzinyan, Osmanlı ve İngiliz Sömürge dönemlerinden. Ve bu etkileşim günün sonunda bir kültürü doğurdu. Siz bu kültüre Kıbrıs Türk veya Kıbrıs Rum mutfağı deme hakkınız yoktur. Yemek isimlerini aynı şekilde düşünemezsiniz”.

Unutulanlar…

Altan, Kıbrıs kültüründe bugün birçok şeyin unutulduğunu söyleyerek, örnekler verdi:

“Düşünün adamız mutfağında unutulan Avgalio böreği vardır. İngiliz Sömürge döneminde ekmeklere ve böreklere kuru üzüm kullanma için yasa çıkmıştı. Avgalio da bunlardan biri. Avgalio aynı zamanda köy isim. Türkçeleştirilmiş yeni adı Kurtuluş. Şimdi düşünün, 1970 savaşı sonrası Türkçeleşen köy isimleri. Avgalşo böreğine nasıl Kurtuluş böreği diyebilirsiniz. Veya Kıbrıs Türk Gleftigosu diyebilir misiniz?

Kıbrıs Türk cikla turşusu nasıl olur. Aynı coğrafya aynı damak tadı ve aynı malzemeler. Tabii bu çalışmanın diğer bir gerekçesi de 1974 sonrası mutfağımıza giren acılı yiyecekler, dürüm, sıkma, lahmacun, mıhlama, ince belli çay bardağı ve demli çay gibi sayılarını artırabileceğimiz birçok yemeğin ve içeceğin de Kıbrıs mutfağının değişimini unutulmasını sağlamasıdır. Kıbrıs kültüründe demli çay yok. Ben demli çayı büyük zevkle Türkiye’ye gittiğimde içerim ve çok büyük bir zevk alırım. Ben burada Kıbrıs’ta sütlü çayı severim.

Üç dilde hazırlanmasının diğer temel nedeni de budur. Herkes en azından bu ayrıntıyı görsün diye. Kaldı ki bu konuda ülkeye gelen turistler tattıkları birçok yiyeceğin Kıbrıs mutfağına ait olmadığını bilmediklerinden burada sanki Türk mutfağı ve kültürü vardır imajıyla ülkeden ayrılıyorlar. Bu nedenle adamız mutfağının farkındalığını anlatmaya çalıştım”.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner96