Anadolu ozanı Karacaoğlan’ı Azeriler sahipleniyor

YDÜ Öğretim Üyesi Yrd. Doç.Dr. Erdoğan Saracoğlu, okuduğu “Azerbaycan Aşıgları ve El Şairleri I” kitabında kendisini şaşırtan ama bir o kadar da tanıdık gelen satırlarla buluştu

Anadolu ozanı Karacaoğlan’ı Azeriler sahipleniyor
  • 23 Eylül 2018, Pazar 12:22

Aliye ÖZENCİ

Bu hafta “Ayraç” sayfamın konuğu Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Erdoğan Saracoğlu…


Her görüştüğümüzde konu konuyu açıyor ve özellikle edebiyat alanındaki engin tecrübelerinden yararlanma fırsatı buluyorum. Son görüşmemizde, çalışmalarını ve en son okuduğumuz kitapları konuşurken, benimle çok ilginç bir bilgi paylaştı…


Azerbaycanlı Ehliman Ahundov’un 1983 yılında, Bakü’de yayınlanan “Azerbaycan Aşıgları ve El Şairleri I” kitabını okuduğundan söz etti Saracoğlu… Ve ekledi: Bir nefeste okudum… Çok ilgi çekiciydi…


Bu tabiri kitaba karşı daha çok ilgi duymama neden oldu… Henüz ben kitabın en ilgi çekici yanını sormadan Saracoğlu şöyle dedi:


“Biliyor musun, Türk Halk Edebiyatı’nın yetiştirdiği ünü Anadolu sınırları dışına taşan büyük bir halk ozanı olan Karacaoğlan’ı Azeriler sahiplendi. Karacaoğlan, kitapta Azerbaycanlı bir halk ozanı olarak tanıtıldı. Karacaoğlan’ın Azeri lehçesiyle söylenmiş koşmanlarını okudum. Bu söyleyiş, bu hava bana hiç yabancı değildi”.


 Sohbetimizde, Karacaoğlan’ın Türk aşık edebiyatına yepyeni söyleyiş biçimi getirdiğini, şiirlerinde doğa ve aşk temalarına rastlandığını anlattı.


Bu güzel sohbette Karacaoğlan’dan örnekler de sıraladı Erdoğan Saracoğlu… Kitabı ilginç kılan, birçok kişiye enteresan geleceğini düşündüğüm bu konuyla ilgili Saracoğlu’ndan daha detaylı bilgi istedim…


İşte Saracoğlu’nun kaleminden  “Azerbaycanlı Karacaoğlan”:

 

Karacaoğlan’ın eserleri

 


“Karacaoğlan, Türk Halk Edebiyatı’nın yetiştirdiği, ünü Anadolu sınırları dışına taşan büyük bir halk ozanıdır. Doğum ve ölüm tarihi kesin olarak belli değildir. Bazı edebiyat tarihçilerine göre16., bazılarına göre de 17. yüzyılda yaşamıştır. Bugüne kadar yurt içinde ve dışında yerli ve yabancı pek çok araştırmacı, Karacaoğlan konusunda değerli çalışmalar ortaya koymuştur.


Kendisine duyulan sevgi ve sahiplenme duygusu sonucunda Karacaoğlan, farklı farklı coğrafyalara bağlanmak istenmiş veya ayrı ayrı bölgelerde aynı mahlası kullanmış farklı şairler ortaya çıkmıştır. Bu nedenle Karacaoğlan mahlasıyla elimizde bulunan şiirleri, sonuç verici sağlam belge olarak değerlendirmenin, ihtiyatla karşılanması gerektiğini düşünüyoruz.


Prof. Dr. Saim Sakaoğlu, ‘Şiirlerde geçen yer adları her zaman için değiştirilmeye uygundur; asıl yer adının kaldırılıp bir başkasının, örneğin gönlümüzden geçirdiğimiz yerin adının yazılıvermesi hiç de zor bir iş değildir’ ifadesiyle Karacaoğlan şiirlerinde yapılabilecek değişikliklere işaret etmiştir.


Karacaoğlan’ın şiirlerinde belirgin olan tema, doğa ve âşktır. Ayrılık, gurbet,  ölüm ise şiirinin bu bütünselliği içinde beliren başka temalardır. Şiirlerinde yabancı sözcükler yerine Türkçe yöresel sözcükler kullanır. Şiirleri arasında koşmalar, semailer, varsağılar ve türküler önemli bir yer tutar.












 


Karacaoğlan’ın hayatını, sanat anlayışını ve dünya görüşünü 17. yüzyıldan itibaren yazılmış olan bütün yazmalarda, cönklerde bulunan 500’e yakın şiirinden ve hakkında anlatılan efsane ve hikâyelerden çıkarabilmekteyiz. Şiirlerine bakıldığı zaman da:

Kozan dağından neslimiz,

Arı Türkmendir aslımız,

Varsak’tır durak yerimiz,

Gurbet ilde yâr eyler bizi.

diyen Karacaoğlan’ın büyük bir olasılıkla Güney Anadolu’da yetişmiş bir ozan olduğunu söyleyebiliriz.

Ancak Türk insanı, yayıldığı büyük coğrafik alanda, sevdiği kahramanları, sanatçıları, hikâyeleri, fıkra tiplerini hep kendine mal etmek ister. İşte bunların en güzel örneği Yunus Emre’dir, Karacaoğlandır, Köroğlu’dur, Nasrettin Hoca’dır.


Geçenlerde Azerbaycanlı Ehliman Ahundov’un 1983 yılında, Bakü’de yayınlanan “Azerbaycan Aşıgları ve El Şairleri I” adlı antolojisini okurken Karacaoğlan’ın Azerbaycanlı bir halk ozanı olarak tanıtılması dikkatimi çekti.


Bir nefeste Karacaoğlan’ın Azeri lehçesiyle söylenmiş koşmanlarını okudum. Bu söyleyiş, bu hava bana hiç yabancı değildi.


Bu bizim Karcaoğlan’dı:

 

Ala gözlü nazlı dilber,

Vahtın keçer demedim mi?

Gözlerin cellad yağıdır,

Ganım içer demedim mi?

 

Bah bu gaşa, bah bu göze

Canım gurban olsun size,

Yahasız köynekler bize

Felek biçer demedim mi?

 

Garacaoğlan merd ilen,

İşim yohdu namerd ilen,

Felek meni bu derd ilen,

Salıb geçer demedim mi?

 


Görüleceği gibi Karacaoğlan, Anadolu’da olduğu gibi Türklerin yaşadığı Azerbaycan’da da sevilmiş ve sayılmış bir ozandır. Ancak her ozanın şiiri dilden dile, nesilden nesile ve ilden ile geçerken bazı değişikliklere uğramaktadır. Karacaoğlan’ın şiirleri de işte bu nedenle Anadolu’dan Azeri sahasına geçerken bazı değişikliklere uğramıştır. Böylece karşımıza, sanki yepyeni bir Azerbaycanlı Karacaoğlan çıkmaktadır. Anadolu sahasında koşma ve semaileri ile tanıdığımız Karacaoğlan’ın, 11’li koşmalarının da Azerbaycan’da bilindiğini söyleyebiliriz.


Antoloji’deki koşmalarına baktığımız zaman, tıpkı Anadolu’da söylenen şiirlerinde olduğu gibi, Karacaoğlan’ın Azebaycan’da bilinen koşmalarında da coşkun akan selleri, ak kuğulu gölleri, pınardan su dolduran ala gözlü güzelleri, elleri kınalı sevgilileri ve dolaştığı ülkeleri bulabiliriz. Azeri lehçesi ile söylenmiş olan bu koşmalarda dil son derece sade olup dizeler kolayca anlaşılabilen sözcüklerle örülmüştür. Edebi sanatlardan en çok teşbihe (benzetme) yer verilmiştir. Koşmalarda dini konulara değinilmiyor. Karacaoğlan’ın şiirlerinin bugün Türklerin yaşadığı her yerde bilinmesi, onun ününü, etkisini ve sevilen bir halk ozanı olduğunu göstermeye yeterdir.


Bugün, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’yle kardeş Azerbaycan Cumhuriyeti arasında özellikle kültürel işbirliğini öngören üniversitelerimiz arasında yapılan protokol anlaşmalarının daha da yaygınlaştırılması ve bu konuda karşılıklı olarak çeşitli etkinliklerin yapılması en içten dileğimizdir. Böylesi anlaşmalar, sanıyorum hem ülkemiz, hem de Azerbaycan açısından, çok büyük yararlar sağlayacaktır.


Bu duygu ve düşünceler ışığı altında Azerbaycanlı Karacaoğlan’ın “GIZLAR” için söylenmiş bir güzellemesiyle sözümüzü noktalayalım.

 

 

GIZLAR

Yolum düşdü sizin ele,

Bulag üste duram gızlar.

Şana çekib gara tele,

Birçeyini buran gızlar.

 

Men gurbanam ala göze.

Şehd ü şeker şirin söze,

Hem dem satıb işve gamze,

Aşığını yoran gızlar.

 

Ağladarsız, güldürersiz,

Gözyaşımı sildirersiz,

Ahır meni öldürersiz,

Yay, ohunu guran gızlar.

 

Mayılım yarın gaşına,

Olaydım onla aşina,

Karacaoğlan başına,

Yağdırırsız boran gızlar”.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 4 4 0 0 6 12
2 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 4 3 1 0 9 10
3 BAF ÜLKÜ YURDU 4 3 0 1 6 9
4 GENÇLİK GÜCÜ TSK 4 2 2 0 6 8
5 CİHANGİR GSK 4 2 1 1 0 7
6 LEFKE TSK 4 1 3 0 3 6
7 GÖNYELİ SK 4 2 0 2 0 6
8 ÇETİNKAYA TSK 4 1 2 1 -1 5
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 4 1 2 1 -2 5
10 ESENTEPE KKSK 4 1 1 2 -5 4
11 GİRNE HALK EVİ 4 1 0 3 1 3
12 TÜRK OCAĞI LİMASOL 4 1 0 3 -2 3
13 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 4 1 0 3 -3 3
14 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 4 0 3 1 -3 3
15 BİNATLI YSK 4 1 0 3 -6 3
16 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 4 0 1 3 -9 1
yukarı çık