Ancak, üreten insanlar hayal kurabilir

banner37

Ülkemizin genç kuşak Hayâli’si İzel Seylani peşinde koştuğu hayalleri teker teker hayata geçiriyor

banner87
Ancak, üreten insanlar hayal kurabilir
banner90
banner99

Murat OBENLER

  Ülkemizde Karagöz oynatıcılığı alanındaki tek Hayâli’si İzel Seylani ile hem ülke okullarını dolaştığı hem Bandabuliya Sahnesi’nde sahnelediği Karagöz oyunlarını hem de çok heyecanla hazırlandığı Büyük Han 127 Numara’daki Hayâlhane projesini konuştuk.

SORU: Sanat hayatına girişine baktığımızda her şey LBT’den gelen Antik Yunan Komedyası oyununda oynama teklifi ile mi başladı yoksa öncesi var mıydı?
SEYLANİ:
Ben aileden yana şanslı bir kişiyim. Çocukluğumdan beri evde büyük kütüphaneler ve kitaplar arasında büyüdüm. Herkesin kitap okuduğu bir evde, sanata meraklı bir ailenin çocuğu olarak büyüdüm. Ayrıca çocukluğumda hep LBT, Devlet Tiyatrosu’nun çeşitli amatör etkinliklerinin, konserlerin bir parçasıydım. Kitaba, şiir, edebiyat, tiyatro oyunlarına merakım çocukluktan geliyor yani. 15-16 yaşlarında danstan tiyatroya geçiş gibi bir projeyle (bugün birlikte sahne aldığımız Osman Ateş’in bağlantı ve desteğiyle) 2006’da LBT’ye girdim. Konservatuar, İngiltere’de master ve Kıbrıs’a gelerek Beyarmudu Belediyesi’ne bağlı Güney Mesarya Halk Tiyatrosu’nu (GMHT) kurduk. Bir yıl sonrasında da LBT’de profesyonel olarak çalışmaya başladım. Profesyonel ilk projem Aliye Ummanel’in Kayıp oyunu oldu. Yani farkındalık yaşamam, tiyatro sanatını bir meslek olarak görmem adına çok önemli bir dönüm noktasıydı.

“Çocukları beklemedik, hep onların ayağına gittik”

SORU: GMHT’ndaki Mesarya Üçlemesi, Ejderha Tepesi ve Haka Manki oyunlarını yazdın, yönettin ve sahneye koydun. Geleneksel hikâyelerin de yer aldığı ve/veya beslendiği bu oyun yazarlığı sürecindeki araştırmalar ve birikimlerin Karagöz Gölge Oyunları’nın hikaye içeriğini oluşturmakta etkili oldu mu?
SEYLANİ:
Orasının bir halk tiyatrosu olması durumu bizi daha geleneksel türleri araştırmaya ve çalışmaya yönlendirdi. Mesarya bölgesinin hikâyeleriyle, Kıbrıs Mitolojisinin hikâyeleriyle kurulu birçok oyunlar yazıp, yönetmeye başladım. Ortaoyunu, meddah, Karagöz gibi türleri de ele aldık ve 2015’teki 1. Mesarya Tiyatro Şöleni’nde Mehmet Ertuğ amcanın “Karagözün Akıl Satması ve İsim Değiştirmesi” oyununu bir ekiple ele alarak sahneye koyduk.

  Bir yıl sonra bunu “Karagöz Paragöz” izledi. Ekip olarak Bursa Karagöz Festivali’ne katıldık. Bu çok önemli bir temsil ve tecrübeydi. Bundan bir yıl sonra da benim için çok özel bir proje olan ve Bandabuliya Sahnesi’nin açılışında hayata geçirdiğimiz “Sihirli Sebzeler” i oynadık. Sağlıklı beslenmenin önemi ve Lefkoşa’daki kültürel mirasın tanıtımını ele alan bir oyundu. 78. temsille ülkemizde en çok oynayan çocuk oyunlarından biri oldu. 3 senedir kapalı gişe gidiyor. Başka bir oyunumuz “Gizli Hazine” ise 68 okulda 138 temsil yapan bir başka oyunumuz toplamda 13 bin çocuğa ulaştı. Bu da ülkemizde en geniş çocuk kitlesine ulaşan oyunların başında geliyor. Bunların hepsi için hep hareket halinde olduk, çocukları beklemedik hep çocukların ayağına gittik. Mesele mekan değildir. Yerleşik mekanımız olmasa da üretme aşkımız ile birçok yerde Karagöz’ü oynadık.

“Amacımız kültürü devam ettirmek, yeni nesillere taşımaktır”

SORU: Üreten bir Hayâli için dünyanın her yeri bir ayna olabilir...
SEYLANİ:
Kesinlikle öyle. Bir perdeyi gerersiniz, arkasına geçersiniz ve karşısında 1 kişi bile varsa hazırsınız demektir. Bu zihniyetle, felsefeyle emeğimizi ortaya koyduk. Üretmeye ve olabilecek her yerde oyunlarımızı oynamaya ve çoluk çocukla buluşmaya devam ettik.  

  Halk Tiyatrosu’ndaki oyunların hikayeleri ile Karagöz’ün hikayeleri köken olarak aynı yerden besleniyorlar. Mesarya Üçlemesindeki 1900’lerin başından 1950’lere kadar gelen Kıbrıs mitolojisi olarak da anlatılan hikayeler, efsaneler, tiplemeler çok önemliydi ve bunlar Karagöz oyunlarında da yer alıyor. Biri form olarak Batı Geleneksel Türk Tiyatrosu olsa bile içerikte Kıbrıs’tan, yerelden, gelenekten beslenen bir yapıya sahiptir. Tıpkı Karagöz gibi. Karagöz ise Geleneksel Türk Tiyatrosu gibi görünür ama bizim ona kattığımız biçim, değer ve tasvirlerin yeniliği göz önünde bulundurulduğunda Çağdaş Gölge Oyunudur. Arkaik bir Karagöz yaklaşımı değildir çünkü amacımız kültürü devam ettirmek, yeni nesillere taşımaktır.
  Ülkemizde üretme aşkı ve emek ortaya koyduğunuz zaman bunu gören, buna saygı duyan, destekleyen yöneticiler vardır. Kurumsal olarak GMHT ve LBT’nin ortaya koyduğu vizyon, misyon bu ülkenin şansıdır. Bir mekan olmadan da bu işi yapmayı göze alan, bunun mümkün olduğuna inanan insanlar olarak üretmeye ve oynamaya devam ediyoruz. Kimse gücenmesin ama “Hah bir tiyatro binamız olsa da orda tiyatro yaparız, bir mekanımız olsa yılda 15 oyun yaparız” diyenlerden olmadım, ben “Sen yılda 15 oyun yap da sonra mekanın da olur” düşüncesindeyim. Hatta mekan yoksunluğu inadına bizi daha fazla üretmek için teşvik etmelidir.

“Siz üretin, oynatın da mekanınız olur diyordum ve öyle oldu”

SORU: Mehmet Ertuğ hocanın yıllarca Büyük Han 127 Numara’da yaktığı ışığı şimdi sen devralıyorsun. Büyük Han 127 Numara’da Ocak 2020’de açılacak Hayâlhane ile Karagözün ışığı yine aynadan çocuklara yansıyacak. Senin için bu mekanın anlamı, önemi nedir?
SEYLANİ:
Siz üretin, oynatın da mekanınız olur diyordum ya bu yer de tam öyle oldu. Biz de bu oyunu her yerde oynadık, kendimizi ispatladık, aileleri, çocukları bu geleneği sürdüreceğimize ikna ettik ve hak ettik. Vakıflar İdaresi bana “alın burayı da Karagöz oynatın” diye kendileri geldi.
  Herkesin ütopyası, ideali olan bir mekana sahip olmak, bir mekana kök salabilmek meselesini Hayâlhane ile çözüyoruz. 29 yaşımın sonunda bizler için bir nevi lüks de sayılabilecek bir mekânımız olduğu için(kira usulü) çok mutluyum. Tabi son 5-6 yılda üretmem, üretici bulmam, kendimi topluma anlatabilmem ve kendimi anlaşılır kılmamla ilgili bir sürecin bir devamı bu mekanı hayata geçirmek.

“Hayâlhane hayal kurduğumuz ve insanları bir hayale ortak etmeyi hedeflediğimiz yerdir”

SORU: Kapıdan içeri girelim mi Hayâlhane’den?
SEYLANİ:
Memnuniyetle. Hayalden gelen, hayal perdesi denen dünyayı yansıtan, mahremi saran ayna veya peştemal denen beyaz bir kumaştan oluşan bir metafor hayal kavramı. Hayâli ya da Hayalbaz yani bendeniz de hayal kuran ve kurduran kişiyim. Hayâlhane de hayal kurduğumuz ve insanları bir hayale ortak etmeyi hedeflediğimiz yer. Orada yeni Karagöz oyunları olacak. Gölge Oyunları Festivali yapmayı düşünüyorum. Sadece geleneksel Karagöz değil, Çinden, Uzakdoğu’dan, Rusya’dan, Orta Doğu, Balkanlar ve Batı Avrupa’ya uzanan kukla tiyatrosu/gölge oyunlarını ülkemiz insanına sunmak istiyorum. “Bir çiçekle bahar gelmez” derler ya. Farklı şeyleri görmemiz ve topluma da çeşitli alternatifleri göstermek lazım. Bu iyi/bu kötü diye değil de her sanat eserini kendi estetik ereği bağlamında değerlendirmek gerekir. Mozart ile Beethoven birbiri ile rekabet etmez. Her eser bir zenginliktir o yüzden ben burayı sadece Karagöz oynatmak için değil bir sanat merkezi olarak kullanmayı düşünüyorum. Küçük çaplı seminerler, 8-10 kişilik atölye/eğitim çalışmaları da düşünüyorum. Alternatif bir performans merkezi olarak kurguluyorum.

   Öğrenecek çok şeyimiz, yürüyecek çok yolumuz var.
  Burayı Aralık ayında hayata geçirmeyi planlıyorduk ama LBT’nin Öksüzler oyununun yoğun prova ve prömiyer sürecine denk geldiği için araya sıkıştırmak istemedim. Ona hak ettiği değeri vererek 2020 Ocak ayında açacağız. Karagözü turistlere de göstermek istiyoruz ama benim için en değerli şey Surlariçi gibi kültürel, tarihsel, sosyolojik olarak önemli bir bölgede Büyük Han gibi tarihi bir mekanda oyunlar oynatmak ve aileleri ile birlikte çocuklara oyunlarımızı ulaştırmaktır. Onların buralarda zaman geçirmesi bizim için çok değerlidir. Çocuğunuzla hafta sonu bir tiyatro etkinliğine, sinemaya, bir sergiye, galeriye katılmanın değeri çok fazladır. Estetik hazzı birlikte paylaşarak yaşamanın keyfini hiçbir yerde alamazsın. Bu da bizim derdimizdir.

“Karagöz halktır, temizdir, içinde sevgi vardır ve çocukların arkadaşıdır”

SORU: Karakter yaratımında Hayâlî İzel Seylani nelere dikkat ediyor? Hassasiyetleri nelerdir?
SEYLANİ:
Geleneksel Karagöz Gölge Oyunu’nun 550 yıllık geçmişi var. Oraya baktığımızda Karagöz ve Hacivat’ı iki temel tipleme olarak ve birçok etnik kökenden gelen karakterin aynı sahnede buluştuğunu görüyoruz. Orada da oynatıldığı bölgeye göre oyuna yerel karakterler giriyor. Biz de oyunlarımıza Siribilli Cemal Dayı’yı, Refikaba’yı, Ali Tayip’i ekliyoruz.

   Sosyo-kültürel bir yaklaşımla oyuna Kıbrıs kökenli karakterler ve Kıbrıs’ın son 80-90 yılını seçerek bir tercih yapıyoruz. Meseleye naif bir yerden yaklaşıyoruz çünkü bizim daha geçmişle ilgili halledemediğimiz meseleler var ve o güne dair sözler söylüyoruz. Karagözü çocuklara oynuyoruz çünkü çocukların farkındalık kazanarak Karagöz’ü öğrenmesini, sahiplenmesini istiyoruz. Karagöz interaktifdir ve çocukla ilişki kurar.Karagöz çocukların arkadaşıdır.
  Eğer 18 yaş üstü, 35 yaş üstü kitleyi hedeflersek 10 yıl sonra Karagözü kimse bilmeyecek. Karagöz kitaplarda okutulduğu gibi değildir. Karagöz politik bir hicivdir, ironidir, sivri dillidir. Bizim derdimiz de Karagöz’ün bugünü ile ilgilidir. Biz Karagöz’ü nerede görüyoruz? Karagöz halktır, alt tabakadır ama temizdir, bağırır çağırır ama içinde sevgi vardır, o halkı temsil eder, yufka yüreklidir,hemen ikna olur, bir yerde bir haksızlık/adaletsizlik varda oraya gidip müdahale eder. Karagöz’ün fevriliğini seviyoruz çünkü hayatta olamadığımız kadar fevri, atak, açık sözlü ve cesurdur. Hacivat ise çakal kafalıdır, uyanıktır, kurnazdır, sinsidir, kısa yoldan zengin olmayı düşünür.

SORU: Yardakların durumu nedir? Ülkede yeterli sayıda yardak var mı?
SEYLANİ:
Biz eğitimlerle hem kendimizi hem birlikte çalıştığım yardakları eğitmeyi sürdüreceğiz. Karagöz 3 farklı değerden(1-tasvir, karakter yaratma, 2- oyunun yazılması 3- bunu hayata geçirme felsefesi) oluşuyor. İlk iki tanesini öğrenebilirsiniz ama 3.kısmı sizin sanatçı kişiliğinizi oluşturur. Bunu oluşturmak zordur. Yeni insanlar yetiştirmeye evet ama asıl mesele etik, ahlaki, felsefi olarak kendini geliştirip farkında olarak, bilinçle oyun oynatmaktır. Siz yeteneğinizi ne için kullanıyorsunuz?

“Türkiye’den gelip okullarda oynatılan Karagöz oyunları çocuklara zarar veriyor”

SORU: Senin okullarda oynatılan Karagöz oyunları ile ilgili eleştirin de vardı değil mi? Bu konuda oldukça hassassın.
SEYLANİ:
Türkiye’den gelip okullarda oynatılan Karagöz oyunları çocuklara zarar veriyor. Kötü işleri gören çocuk ondan uzaklaşıyor. Birden farklı bakanın görev yaptığı Milli Eğitim Bakanlığımız maalesef bunları denetlemekten uzaktır. Karagöz metni okumakla değil, izlemekle denetlenir.
  Ülkedeki her çocuğa ulaştı mı Karagöz oyunların? Bildiğim kadarıyla aralıksız olarak turnedesin.
  Ülkedeki tüm çocuklara ulaşmak için Lefke’den Karpaz’a, Girne’den Mağusa’ya tüm okullara ulaşma hedefiyle yolculuğumuzu sürdürüyoruz. Emeğini acımamak lazım. Lefkoşa’da oynayalım ve gelen gelir değil. Beni Lefke’deki çocuk da Karpaz’daki çocuk da Surlariçi’ndeki çocuk da tanır çünkü defalarca Karagözü oralara götürdüm. Dikmen ve Alsancak’ta sel olduğunda bölgeyi değiştirdik ve oradaki çocuklara motivasyon olsun diye Karagözü oradaki okullara götürdük, elektrik gitti ama biz lüks bulduk ve yine hayalimizi çocuklara aktardık. Elektrik olmasa da salon olmasa da oynayacağız.

“Çocuklara verilen drama eğitimi çocuk oyuncağı değildir”

SORU: Toplumda insanlar seni Karagözcü, tiyatrocu olarak görüyor ama senin derin ve sessizce giden akademik çalışmaların ve hayatın da vardır. Nedir akademik alandaki durumlar?
SEYLANİ:
“Eğitimde Drama” üzerine doktoram vardır. Aileden gelen okumayı sevme durumum vardı. Sonra okuyup yazmaya dönünce birçok makalelerimiz yurtdışında da yayımlandı. Bir baktım doktora da bitmiş. Çocuklar için verilen drama dersleri özel olarak pedagojik formasyon, psikoloji ve uzmanlık gerektirir ve maalesef ülkemizde bu alanda yeterli bilince sahip değiliz. Her konservatuar çıkışlı oyuncu drama dersi veremez ve bu çok tehlikeli bir girişimdir. Bu işler çocuk oyuncağı değildir. Çocuk tiyatrosu en zor iştir. 2 yıldır LBT’nin 11-14 yaş grubu Gençlik Tiyatrosu’nu çalıştırıyorum. Oradaki çalışmaların programlanması, Beyarmudu Belediyesi’nde 45-50 kişilik bir ekibin yıllık oyunculuk ders programlarının hazırlaması ve çocuklarla kurduğumuz ilişkide bu bilgilerimizi kullanıyorum. Sürekli de yeni şeyler öğreniyorum.

 

SORU: Sen Kuzey’de yerinde saymayı değil adanın Güneyi’nde de ortak sanatsal projeler ve üretimler peşinde koşan bir sanatçısın. Nasıl gidiyor iki toplumlu işler?
SEYLANİ:
Uluslararası Buffer Fringe Festivali’nde ciddi bir panelin parçası oldum. Biz Kıbrıs Türk toplumunun sanattaki nabzını da temsil ediyoruz. Biz her ne kadar teknik olanaksızlıklar içinde olsak da, teknik düzlemde geri kalmış görünsek de, dünya görüşü, üretim aşkı, ortaya koyduğumuz estetik değerler çerçevesinde dünyada iyi bir yerdeyiz. Turne yapmak, festivallere katılmak çok büyük bir öneme sahiptir. Orada kuracağınız bağlantılar hem size başka kapıları açıyor hem de oradaki üretimleri kendi insanınız ile buluşturma imkanına sahip oluyorsunuz.

“Rum bir Karagözcü ile, adanın köylerini dolaşmak istiyorum”

SORU: Sıradaki hayallerin...
SEYLANİ:
Mekan evrenin çalışan,emek ortaya koyan insanlara hediyesidir. Çalışıp hak ettiği için evren size mekanı sağlar. Konservatuardan mezun olduğumda Kıbrıs’a dönüp burada tiyatro sanatı alanında çalışmayı isteyen biriydim. 23 yaşında GMHT’yi kurdum. 25 yaşında vizyonlu bir belediye başkanı olan İlker Edip sayesinde Mesarya Tiyatro Şöleni’ni hayata geçirdik ve Mesaryaya bir tiyatro festivali kazandırdık. Bunlar büyük hayallerdi ve gerçekleştirdik. Sahne açma hayalim vardı ve Lefkoşa’da Bandabuliya Sahnesi’ni benim oyunumla açtık ve oyun hala devam eder.

  Hayâlhane Ocakta açılacağında ise hayallerimizi gerçekleştirdiğimiz 3 mekanımız olmuş olacak. Bundan sonra ise bir şeyler başarmak için adımlar atmak inancına sahip gençlere destek vermeyi düşünüyorum. Yeni nesillere bir şeyler yapabilmeleri için destek olmak lazım. Kendi mesleğim adına ise net şunu yapmak değil de biraz daha dingin ve istikrarlı (yeni bir şeylerin peşinde koşmak değil de yaptıklarımı en iyi şekilde devam ettirmek) olmak istiyorum. Bu işleri bizi daha fazla uluslararası platformlara taşıyacak şekilde sürdürmeyi hedefliyorum.
  Karagöz konusunda bir Rum Karagözcü ile birlikte geleneksel türde bir proje yapıp hem Kuzey hem Güney Kıbrıs’ta karşılığı olan ve hedef yaş grubunu da yükselterek köylere gitmeyi düşünüyorum. Bir arabacıkla tüm adanın köylerini gezme projesi beni heyecanlandırıyor. Hayal bu.

 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner75

banner108