Beledoğlu: El sanatı, bir tür terapidir

banner37

HASDER üyesi El Sanatları Merkez Eğitmeni Ulus Beledoğlu, herkesin mutlaka bir sanat dalıyla uğraşması gerektiğini söylüyor

Beledoğlu: El sanatı, bir tür terapidir
banner90
banner8

ALİYE ÖZENCİ


Halk Sanatları Vakfı (HASDER) çatısı altında kurulan El Sanatları Merkezi’nde düzenlenen Kıbrıs kültürüne ait el sanatları çalışmalarını tanıtmaya devam ediyoruz.


Bu haftaki konuğum, HASDER üyesi El Sanatları Merkez Eğitmeni Ulus Beledoğlu…


Aslen Küçük Kaymaklılı olan Beledoğlu, 1958 doğumlu. El Sanatları Merkezi’nde makrome, montaj işlerinin yanı sıra unutulmaya yüz tutmuş Kıbrıs’a özgü el yapımı oyuncaklar üretiyor.


Beledoğlu, HASDER EL Sanatları Merkezi’nde veya davet alınan etkinliklerde kurulan stantları ziyaret edenlere de (markuddi-uçurgan) topaç, pirilli (bilye), guççi, lingiri, saklambaç, köşe kapmaca, üç delik, yakan top gibi çocuk oyunlarıyla ilgili bilgiler veriyor.


Beledoğlu, “İnsan hayatta sadece kendi için gayret göstermemeli. Elinden geldiğince topluma yararlı faaliyetlerde bulunmalı. Bunu ne kadar çok becerirsek hem toplum hem de birey olarak mutlu olacağımıza inanırım. Bu inanç ve düşünce yapısıyla HASDER olarak elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Kıbrıs kültüründe, yok olmaya yüz tutmuş meslek, gelenek göreneklerimizi yaşatabilmek en büyük hedeflerimiz. Yaşamımızın son demine kadar bu alanda mücadele edeceğiz” dedi.


HASDER çatısı altında üretim ve eğitimlerin yanında, kursiyerlerle birlikte her gün yeni bir şey öğrendiğini söyleyen Beledoğlu, yaptığı el sanatları hakkında bilgi verdi.

Düğümleme sanatı

  Makrame veya Makrome… Araçsız elle yapılan, ana malzemesi sadece ip olan bir düğümleme sanatı… Birbirleri arasından geçirilen iplerin yardımlaşarak meydana getirdiği düğümlerle, yapan kişinin hayal gücüne bağlı birçok süs eşyası üretiliyor.


HASDER El Sanatı Merkezi bu düğümleme sanatını öğrenmek isteyen kişiler için kurslar düzenliyor. Kurs eğitmenliğini ise Ulus Beledoğlu yapıyor.


Beledoğlu bu sanatı şöyle anlattı:


“Toplumumuzda son zamanlarda büyük ilgi gören bir el sanatı. Anahtarlık, tablo, saksılık, hamak ve iple yapılabilecek birçok materyal bu sanat dalında üretiliyor. Bu işi öğrenmek isteyenlere düğüm çeşitlerini gösteriyorum. Düğüm çeşitlerini öğrenen kursiyerler, hayal gücünü kullanarak birçok farklı ürün ortaya koyabiliyor.  Sosyal medyanın avantajlarını kullanarak, her gün yeni bir bilgi edinerek kendimi geliştiriyorum, hem de birbirinden farklı süs eşyaları üretiyorum”.
 


Montaj işleriyle de uğraşan Beledoğlu, “El sanatları merkezimizde üretilen ipek kozası, lefkara ve buna benzer birçok iş atölyemizden gelen çerçevelere yerleştirilip birden fazla Kıbrıs’a özgü materyalleri bir araya getirerek daha zenginleştirilmiş eşyalar üretiyoruz” dedi.

“Zamanın nasıl geçtiğini fark etmiyorum”


Kıbrıs’a özgü; ahşap oymacılığı, geleneksel dokuma, lefkara, nakış, ipek kozası, bitkisel örücülük (sele, sepet, kamıştan sepet yapımı, sandalye örücülüğü) gibi el sanatları; eski mobilyaların restorasyonu ve kooperatifçilik (köy insanlarının ürettiği ürünlerin pazarlanması) yapıldığı HASDER El Sanatları Merkezi’nin kapıları öğrenmek ve üretmek isteyen herkese açık.


 Beledoğlu, bu çatı altında eğitmen, çalışan ve kursiyerlerin birlik içinde fikir alışverişinde bulunarak modern süs eşyalarını ürettiklerini söyledi.


 Katılımcıların el becerisine uygun olan kurslara katılabileceklerini belirten Beledoğlu, anlatmaya devam etti:


 “Burada zamanın nasıl geçtiğini fark etmiyorum. Yapacağım işe odaklandığım zaman dış dünya ile bağım kopuyor hatta kendimi bile unutuyorum. Emekliye ayrıldıktan sonra, uğraştığım bir meşguliyet olması düzenli yaşam sürmeme neden oldu.


Herkesin fırsat buldukça bir el sanatıyla uğraşmasını tavsiye ediyorum. Çünkü el işleriyle uğraşmak benim iddiama göre bir terapidir. İnsan sağlığı için de faydalıdır. Buna kendimden de örnek verebilirim. Şeker hastası olduğumdan dolayı günde 2 ilaç kullanıyordum. Bu işe başladıktan sonra ise doktorum ilaçlarımı 1’e düşürdü.
 


Yine buna örnek verecek olursam, Barış Ruh Sinir Hastanesi, Cezaevinde sağlık problemleri olan kişiler için el sanatları ile ilgili kurslar düzenledik. Bu süreçte iyileşme konusunda çok olumlu sonuçlar aldık ve bunu bire bir yakından gözleme şansı elde ettik.


HASDER olarak ayrım yapmadan herkese Kıbrıs’a özgü el sanatını öğretmeye tanıtmaya özen gösteriyoruz.
Toplumumuz için sosyal bir fayda sağlayacak her işe adım atıyoruz ve bunu yaparken de büyük keyif alıyoruz”.

Markuddi (uçurgan)

  Ulus Beledoğlu, El Sanatları Merkezi’nde kendi çocukluk yıllarında oynadığı, günümüzde ise unutulmaya yüz tutmuş oyun araç-gereçleri de üretiyor.

  Söyleşi yaptığımız atölyede boy boy uçurtmalar bulunuyor. En çok dikkatimi çeken A4 kağıdından yapılmış olandı.


Beledoğlu, Kıbrıslıların Markuddi olarak bildiği uçurganı anlatıyor:


“Çocukluğuma ait hatırladığım ve severek oynadığım uçurgan (markuddi) günümüzde ne yazık ki bilinmiyor.


Büyüklerimizden ve ağabeylerimizden öğrendiğim uçurgan çocukluğumuzun en popüler, en sevimli oyuncağıydı. Bugün piyasada Çin uçurtmaları vardır ama bu daha eğlenceli ve daha güzel.


Ben uçurtma ustası ve üreticisi değilim... Ben çocukluğumun oyuncağını yani bildiğim ve Kıbrıs’ın kültüründe var olan bir şeye yeniden hayat veriyorum. Gelecek nesle öğretmek, bu oyuncağı bilenlere ise yeniden hatırlatmak istiyorum.

banner134

Maliyeti düşük olan bu uçurgan Türkiye’de ‘şeytan uçurtması’, Kıbrıs’ta ise ‘markuddi’ olarak biliniyor”.
 


Bunu bilenlere hatırlatmak bilmeyenlere ise öğretmeyi amaçlayan Ulus Beledoğlu, aileleriyle çocukların kaliteli, keyifli zaman geçirecekleri ve kendi el emekleriyle üretecekleri bu uçurganın yapılışını anlattı:


“Uçurganın yapımında kullanılan malzemeler A4 kağıt, yün ve ip masra…  A4 kağıt katlanıyor, yünden ise kuyruk yapılıyor. Burada önemli olan terazi yani dengedir. İp masıra ile bağlanan uçurgan rüzgarın yardımı ile durduğumuz yerde veya koşarak havalanıyor. 


Ben markuddi ve kamışla yapılan uçurtma ile büyüdüm. Onlarla konuşuyor, dertlerini dinliyorum… Nasıl? diye soracaksınız.


  Şöyle; uçurtma doğru çıkış yapıyor ama bir türlü havada kalmıyor, uçurtma bana diyor ki: “-Ulus benim kuyruğum çok ağır, rüzgarda az kalkamıyorum”…  Bende kuyruğunu kısaltıyorum; veya havaya çok uçtu ama sağa sola yalpalıyor, bu kez ise uçurtma: “Rüzgar çok kuyruğumu artır…”; Yükselirken sola veya sağa yatıyorsa terazide (dengede) bir tuhaflık var diyerek beni uyarıyor. Yattığı yönün tarafındaki ipi kısaltıyorum…”


Yapımı kolay ve maliyeti düşük olan bu oyuncağın, ustalığı dilinden anlamak olduğunu vurgulayan Beledoğlu, “Onu anlamak ve çözmek içinse kendi uçurganınızı kendi ellerinizle yapmanız gerekiyor işte o zaman hem daha çok eğlenir hem de keyif alırız” dedi. 

Tekerleme


Ulus Beledoğlu, çocukken mahallede arkadaşlarıyla birlikte, tekerlemeler eşliğinde uçurganları havalandırdıklarını söyledi.


Tekerlemelerin birkaçı ise şöyle;
 

“Markuddi

Markuddi

Gece geldi

Gorkiddi”

Girne Tempros’ta;

“Markuddidir

Markuddi

32 yaşında”

“Markuddi Markuddi

Mavi gözlü markuddi

Gece geldi gorkiddi”

Çocuk oyunları…


Ulus Beledoğlu, HASDER El Sanatları Merkezi’ni ziyaret eden öğretmen ve öğrencilere teknolojinin olmadığı yıllarda atalarımızın oynadıkları oyunları uygulamalı olarak da gösterdiklerini söyledi.


Merkez dışında ise, aldıkları davet ve festivallerde kurulan stantları ziyaret edenlere, Kıbrıs’ta oynanan (topaç, pirilli oyunları (bilye), guççi, lingiri, saklambaç, köşe kapmaca, üç delik, yakan top) çocuk oyunlarıyla ilgili

bilgiler veriliyor.


Günümüzde çocuklarını telefon esaretinden kurtarmak isteyen ve eski oyunlara meraklı olan ebeveynler bulunduğuna dikkat çeken Beledoğlu, “HASDER El Sanatları Merkezi olarak, elimizden geldiğince kültürümüzü gelecek nesle taşımak için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bir araya geldiğimiz kişilerin yüzündeki tebessüm ve güzel sözleri bizlerin mutlu olmasına yetiyor” dedi. 


Beledoğlu, en çok ilginin markuddi’nin yapılışına (uçurgana) olduğunu bir anı ile anlattı:


“Katıldığımız bir etkinlikte yüze yakın uçurgan (markuddi) yaptık. Ama gittiğimiz bölgede rüzgar yoktu. Bizde koşarak uçurtma yöntemini uyguladık. Orda çocuklardan çok büyüklerin koştuğunu görmek bizlere büyük bir keyif verdi. Büyük küçük herkesin zevk alacağı bir şey…


İnsan hayatta sadece kendi için gayret göstermemeli. Elinden geldiğince topluma yararlı faaliyetlerde bulunmalı. Bunu ne kadar çok becerirsek hem toplum olarak hem de birey olarak mutlu olacağımıza inanırım.


Bu inanç ve düşünce yapısıyla HASDER olarak elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Kıbrıs kültürünü ve yok olmaya yüz tutmuş meslek, gelenek göreneklerimizi yaşatabilmek en büyük hedeflerimiz. Yaşamımızın son demine kadar bu alanda mücadele edeceğiz”.

Güncelleme Tarihi: 09 Ocak 2021, 14:38
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75