Bir genç, hayalleri ve yarattığı fantastik dünya: Safir serisi

banner37

Krallığının yeniden doğması için mücadele eden bir prensin fantastik dünyası

Bir genç, hayalleri ve yarattığı  fantastik dünya: Safir serisi
banner90
banner8

Murat OBENLER

   Ülkemizin ilk fantastik romanı olan “Safir Müjdelenen Zaman” yazarı Kemal B. Caymaz ile kitabının İngilizce çevirisi “Sapphire-The Promised Time” ın EMAA’da yer alan tanıtımı ve sergisi sonrasında buluştuk ve Seçkin Saral karakterinin fantastik dünyasına daldık.

   Hem St. Hilarion Kalesi’nden Notre Dame Katedrali’ne uzanan bu maceranın başlangıcına tanık olduğumuz ilk kitabı hem kitapta başarı ile uygulanan edebiyat ile illüstrasyon ilişkisini hem de çok sağlam adımlarla yürünen ve teker teker hayata geçen yazarın hayallerini konuştuk.

“Ailem tarafından sanata yönlendirildim”

SORU: Hem toplumun geneli, hem de kitapsever dostlarımız için kendini kısaca tanıtmanın güzel bir giriş olacağını düşünüyorum...
CAYMAZ:
1989’da Girne’de doğdum. Adeta 8 yıldan sonra ailemin “Müjdelenen çocuğu” olarak dünyaya geldim. Çocukluğum hep mucize çocuk kıvamında geçti ve yaşadığımız Karşıyaka’da çok mutlu bir çocukluk dönemi geçirdiğimi söyleyebilirim. Resim eğitimi almaya ise Girne Amerikan Koleji’ne girmek için Gülten Can hocamın kurslarına katıldığım dönemdeki bilinçlenme ile karar verdim.

   Bu süreçte annem de Güzel Sanatlar Lisesi’nin böyle bir eğitim verdiğini duydu ve beni yönlendirdi. Ben ailem tarafından sanata yönelendirildim. Günümüzün sıkıntılarından biri de ailelerin çocuklarını çok fazla sanata yönlendirmemeleridir.

SORU: Güzel Sanatlar Lisesi herhalde bilinç ve farkındalık yanında hayatında kendi yolunu seçmende önemli bir dönüm noktası oldu?
CAYMAZ:
Evet. Orası benim için tam bir dönüm noktası oldu. Profesyonel anlamda orada 4 yıl boyunca sanat eğitimi aldım. Çok değerli hocalarımdan (Devrim Tayanç Malyalızade, Ruzen Atakan, Ceylan Dimilliler) eğitimler aldığım bu dönemde Safir’in temelleri atılmış oldu. Küçük küçük hikayeleri o yıllarda yazmaya başladım ve bir kitap yazmaya da o zaman karar vermiştim. Daha sonra YDÜ’de Plastik Sanatlar okudum ve sonrasında da Mimar Sinan Üniversitesi’nde Resim Ana Sanat dalı üzerine yüksek lisans (Tez konum: 20.yy’dan Günümüze Resimde Çocuk İmgeleri) yaptım. Sonrasında da ülkeme geldim ve 2 yıldır buradayım. Şimdi ise Kıbrıs Amerikan Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyorum.

“Yayınevi direktörü çizimlerimden etkilenerek kitabımı okudu ve kabul etti”

SORU: Safir’i Türkiye’de basmayı tercih ettin. Bunun belli bir sebebi var mıdır?
CAYMAZ:
Türkiye’de çok sağlam fantastik roman yapıtı sayısı azdır ve 3 kitabın yazımını bitirdiğimde Mimar Sinan Üniversitesi’nde son sınıf öğrencisiydim. İlk büyük yayınevlerine dosyamı gönderip ret cevabı alınca hocam Muharrem Kaya’nın vasıtasıyla Dante Yayınları’na gittim.

   Yayınevinin fantastik kapısı ve girişi beni çok etkilemişti. Çizimlerimi gösterince direktör Sedat Demir bunlardan etkilendi ve beni dikkate alarak kitabımı okuyarak bana olumlu dönüş yaptı. Böylece kitabın basım süreci de somutlaştı. Ben kitabı her bölüm başında bir illüstrasyon-çizim olacak şekilde tasarladım. Bu hikayenin bir zaman bir sinema filmine dönüşme olasılığı durumunda karakterlerin tasarımına rehber/yardımcı olmasını düşünerek bu çizimleri yaptım.

   MSGSÜ’de mastere devam ederken Grafik Tasarım Bölümü’nde İllüstrasyon hocam Canan Suner ile yaptığım yüksek lisans tez çalışması olarak başladık. Canan hoca ile danışarak, yol göstererek, tartışarak çizimleri ortaya çıkardık.

SORU: Yani çizimlerin akademisyenler tarafından da onaylıdırlar?
CAYMAZ:
Evet. Mesela çizimlerden ilk bahsettiğimde Canan hoca bana İstanbul Arkeoloji Müzesi’ni gezmemi önerdi. Pagan inanışına yönelik arşivleri, heykelleri, lahitleri inceledim.  Bu ilk kitaptaki illüstrasyonların yaradılış yeri İstanbul’dur. İkinci kitabı çizimlerini ise Kıbrıs’ta çizdim.

“ ‘Müjdelenen çocuk’ Seçkin aslında benim bir metaforumdur”

SORU: Safir’in uzun yıllar süreceğini düşündüğüm hikayesinin ilk adımlarını senden dinlemek isterim? CAYMAZ: “Müjdelenen çocuk” Seçkin aslında benim bir metaforumdur. Benim lise halimi anlatır. Seçkin’in arkadaşları benim lisedeki arkadaşlarımın, öğretmenlerimin ilhamlarıdır. Kitabın başındaki Sheakspeare’nin sonesindeki “Geçkin zaman yapsan da en şom kötülükleri, hikayemde sevgilim sonsuz yaşar dipdiri” cümlesinde de anlatmak istediğim gibi aslında bir nevi zaman bizi lisenin dışına çıkartsa da o anıları bu kitabın içine hapsetmiş olduk. Safir ile bizim lise anılarımız ölümsüzleşti.

banner134
SORU: Seçkin’in ailesine odaklanan bir hikaye döngüsü okuyoruz...
CAYMAZ:
İlk kitap çok soft başlar ve Seçkin’i ailesini anlatır. Bürokrat bir dede, öğretmen bir anne ve müdür bir baba var. Katı ve Seçkin’i kendi gibi yetiştirmeye çalışan bir baba var. Seçkin çok duygusal, çok dağınık bir çocuk. Arkadaşları (kızlar) arasında her zaman ideal erkek modelidir. Aslında hikayede Seçkin’in o naiflikten çıkıp, nasıl ergenlikten çıkıp erkek olacağını, arkadaşlarına, ailesine göstereceği bir yolculuğu okuyacağız. Seçkin’in prense dönüşme hikayesi yani.

SORU: Edebiyat ile illüstrasyon bu kitapta içi içe girmiş durumda. Sanıyorum bu hikayenin diğer sanat dallarında da olası yolculukları için düşünülmüş bir zenginlik unsuru...
CAYMAZ:
Aslında bütün sanat dallarına baktığımızda onları besleyen ilk etepta edebiyattır. Bütün sanatların anası gibidir. Tabi hepsi (müzik, resim, edebiyat, çizim, heykel vs.) birbirinin içindedir ve birbirini beslerler. Ben bir kitap okuduğumda gözümde birşeyler canlanır ve onu tuale aktarmak isterim. Mustafa Hastürk hocam birçok disiplini birleştiren ve bunu enstalasyon üretimleriyle de gösteren çağdaş bir sergi yaptığımı söyledi. Bir kitabın sergi olarak tanıtımını yapmanın nadiren görülen bir şey olduğunu da kaydetti ve beni tebrik etti.
   Bir de kitabın resimli olması ortaokul-lise çağlarındaki genç okurlara da hitap eden bir özelliği oluşmasına katkı yaptı. Bu yaşlardaki okurların daha çok ilgisini çekeceğini düşündüm. Ayrıca Kıbrıs Türk edebiyatında böylesi fantastik bir eseri gençliğimde okuyamamanın da eksikliğini duyuyordum. Bunu ben yapayım ki gelecek kuşaklar bu eksikliği hissetmesin, resimli, çizimli keyifle okuyacakları bir fantastik romanları olsun istedim.

SORU: Romanda çok tanıdık simgeler, imgeler, mekanlar var...
CAYMAZ:
Kıbrıs’ın doğasından semboller, mekanlar, gotik yapılar var. Lefkara nakışları var. Bir de roman daha sonra Avrupaya açılacaksa bizim Lefkara işimizi, doğamızı, tarihi eserlerimizi tanısınlar istiyorum. Nasıl Harry Potter World’da insanlar akın akın oraya gidip bire bir mekanları ve kahramanları görerek bol bol fotoğraf çekerler bizde de bir gün Saint Hilarion’u gerçeğine uygun restore ederiz ve bir bölümünde o krallığı yaratırız. En büyük hayalim budur.
   Ben 17 Mart 2019’da Ceren Karanar’ın çevirisiyle “The Promised Time” adıyla Amazon üzerinden kitabı dünyayla buluşturdum. Şimdi okurların geri dönüşlerini ve etkisini bekliyorum.

SORU: Yani sanat yoluyla bir nevi turizm elçiliğine de soyundun diyebiliriz?
CAYMAZ:
Bu eserle birlikte kendi ülkemin tanıtımını da yapmak istiyordum. Hem Türkiyede hem de Kıbrıs’ta Avrupalıların fantastik hikayelerini okuyoruz. Kıbrıs halkının da arkadaşlık ilişkilerini, günlük ilişkilerini ve yaşayış biçimlerini Safir ile birlikte aktarmak istedim. İngilizcesi ile birlikte yabancılar da ilişkileri okusun öğrensin istedim. Dünya tarafından yanlış anlaşılmış bir halk olarak gerçekten bu ülkenin insanlarını, yaşamlarını bir fantastik hikayenin içinden göstermek istedim.

   Bu düşüncelerle Kültür Dairesi’ne bir dosya sundum ve hem Nilay Tunçalp hem de Şehbal Hamzaoğulları zamanında destek gördüm. Her iki daire müdürü için de heyecan verici bulunan bir projem olduğu için çok mutluyum.  Kitabın ingilizce baskısı Kültür Dairesi’nden alınan fonla basıldı. Burada okuyan kişiler için de farklı bir deneyim oldu çünkü bana “okurken o yollardan geçer gibi oluyoruz, o kadar bizden ve doğal oldu ki bitene kadar kitabı elimizden bırakamadık” gibi yorumlar geliyor.

“Kötü bir güç cinlerle insanın barış içinde yaşadığı krallıkta isyan çıkarır”

SORU: Fantastik hikayende cinler, periler, pagan yaşam oldukça yer alıyor. Sanıyorum yazarın kurguladığı dünyada bu unsurlar temel bir noktada duruyor?
CAYMAZ:
Binyıllar önce St. Hilarion Kalesi’nde tanrı tarafından kurulan ve cinlerle insanların barış içinde birlikte yaşadığı Çobanyıldızı krallığı aslında Safir’in ana hikayesini oluşturuyor. Daha sonra kötü bir güç gelerek cinlerle insanları birbirinden ayıracak derecede bir isyan başladır. Burada biraz da kendi halkımdan, Kıbrıs Türklerle Rumların ilişkisinden, insanların ait oldukları topraklardan uzaklaştırılmasından, göçmenlik temasından ilham aldım. Salt bir fantastik hikaye anlatmıyorum. Binlerce yıl öncesinden olaylarla binlerce yıl sonrasından olayların bir şekilde çakışmasını okuyacağız. (örneğin zehir)
   Periler benim hikayemdeki ana temayı oluşturuyor. Vasilya’da Rumdan kalma havuzlardaki yusufcuk böceklerini hep perilerle bağdaştırırdım. Perileri debu yusufcuk böceklerinden ilham alarak oluşturdum. Çobanyıldızı’nda yaşayan yusufcuk böceğinin latince adından türeyen bir krallığın üyesidir peri kızı.
   “Müjdlenen Zaman” bir başlangıç kitabıdır ve 2.kitapta okuyucuyu çok karmaşık ve karanlık hikayeler bekleyecek. Binlerce yıl öncesinin olaylarını Seçkin’in rüyalarında görüyoruz ve daha tam farkında değiliz. 2. kitapta bunlar belirecek ve 3. kitapta da ne nedir anlayacağız.

SORU: Sergiden de bahsedebilir miyiz? Çok farklı ve etkileyici bir sergi olduğunu söyleyebilirim.
CAYMAZ:
İnsanları kitabın içinde gibi hissetmelerini istedim. Uçuşan sayfalarla birlikte kitabın içinde kaybolsunlar istedim. Her bir detay ince ince düşünülerek tasarlandı. İlk kez bu sergidekitapta yarattığım karakterlerin ilham aldığım kişilerin fotoğraflarını da kullandım. İlham aldığım kişiler ilk kez bu sergide fotoğraflarıyla göründüler. (Ruzen hocam, Devrim hocam vs.) Bölüm illüstrasyonlarını bu kez seramikten üstlerine kabartmalar uygulayarak segiledim. Yine 3 boyutlu Krallık kapısı da farklı bir çalışma oldu ve insanların 3 katmandan geçerek krallığa girermiş hissini duymalarını sağlamak istedim.
   Ülkedeki pek çok tarihi eserden parçaları kaynaştırarak bu Çobanyıldızı Krallığı’nı oluşturdum. Salamis’in sütunları, Bedesten’in kapısı, Karaoğlanoğlu’nda deniz kenarındaki şapel, St. Sofia, Bellapais Manastırı’nın revakları, St. Hilarıon Manastırı’nı birleştirerek bu krallığı oluşturdum.

“Benim arkamdan daha başka gençlerin çıkmasını çok istiyorum”

SORU: Safir ülkedeki okuyucudan arzu ettiğin ilgiyi görüyor mu?
CAYMAZ:
2016’da kitap çıktığından bugüne çok güzel tepkiler aldım. Gençler beni yolda gördüklerinde “Safir” diye bağırırlar ve “Seçkin’e ne olacak” diyorlar. Bir gün sinemada bir genç yanıma geldi ve “ Siz benim idolümsünüz” dedi. Bunları duymak çok güzel. Kitap sahipleniliyor. 12 okula gidip gençlerle buluştuk. Bazı gençler gelip bana yazı/çizimlerini gösterdiler. Daha fazla gence ulaşmak için farklı yöntemler de denemek istiyoruz. Benim arkamdan daha başka gençlerin çıkmasını ve yazmasını/çizmesini çok istiyorum. Bu yüzden onları cesaretlendiriyorum. Yeni nesil genç sanatçılar gençler tarafından daha kolay kabulleniliyor ben de bu yakın iletişimi kullanarak onları sanata özendirmek istiyorum.

SORU: Kitabın Güney Kıbrıs’ta basımıyla ile ilgili bir çalışma var mı?
CAYMAZ:
Evet. Maria Siakalli ile kitabın Yunancaya çevrilerek Baranga Yayınları’ndan basımı için çalışıyoruz. Stelios Vakfı’na ortak başvuru yaptık. Eğer proje onaylanırsa oradaki okullara gidip birşeyler yapacağız.

SORU: Serüven nasıl devam edecek?
CAYMAZ
: Daha Safir ile yapacak çok işimiz var. Oyuncaklarını yapmayı, filmlerini çekmeyi, boyama kitapları yapmayı da düşünüyorum. Çocuk kitabı olarak, daha masalımsı bir boyutta yazmam konusunda somut talep var.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75