banner6

Cumhuriyete giden demokratik yol

banner37

Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin 94’ncü kuruluş yıldönümü. Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü ve mücadele arkadaşlarını saygı, minnet ve rahmetle anmaktayız.

Cumhuriyete giden demokratik yol
banner150 banner151 banner143

Ahmet TOLGAY

Cumhuriyetin kurulabilmesi için Türk ulusu çetin bir kurtuluş savaşı vermiştir. Ama bu kurtuluş savaşının hiçbir aşamasında Atatürk demokrasiden ve halkın özgür iradesinden kaçmamıştır. Bu yazımız, o ruhlar mucizesi kurtuluş savaşını değil, savaşın alevleri içinde Cumhuriyet’e giden demokratik yolu anlatmaya dairdir…

Birinci Dünya Savaşı’na Almanya ve müttefikleri safında katılan Osmanlı Devleti, yenilgiyi kabul ederek, İngiltere ve müttefikleriyle 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi’ni imzalar... 13 Kasım 1918’de Mustafa Kemal Paşa Yıldırım Orduları Grup Kumandanlığı’ndan istifa eder. Adana’dan İstanbul’a döner… İzmir’in Yunan tarafından işgali 15 Mayıs 1919’da gerçekleşir. Bu işgalden bir gün sonra, “9’ncu Kolordu Müfettişi” olarak, maiyetiyle birlikte “Bandırma” vapuruna binerek İstanbul’dan ayrılan Mustafa Kemal, 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkar... Resmi görevi yerli Rumların Karadeniz bölgesinde çıkardıkları karışıklığa son vermek ve böylece İngiltere’nin, Mondros Mütarekesi’nin 7’nci maddesine dayanarak, bölgeyi işgal etmesini önlemekti.

Mustafa Kemal Paşa Samsun’da bir aya yakın kalır. 12 Haziran’da Havza yoluyla Amasya’ya geçer. Orada eski Bahriye Nazırı Rauf Bey, 20’nci Kolordu Kumandanı Ali Fuat Paşa ve 3’ncü Kolordu Kumandanı Refet Bey ile buluşup toplantılar yapar. Görüşmelerde, Mustafa Kemal Paşa’nın önceden hazırladığı ilkeleri içeren bir metin üzerinde anlaşma sağlanır. 12’nci Kolordu Kumandanı Mersinli Cemal ve 15’nci Kolordu Kumandanı Kâzım Karabekir Paşaların da görüşleri alındıktan sonra o metinde bazı düzeltmeler yapılır.

Amasya kararları

“Amasya Tamimi” adı verilen bu tarihi metin 22 Haziran 1919’da asker ve sivil ilgililere telgrafla bildirilir…6 maddelik metnin birinci maddesi o zamanki dille şöyledir:

“Vatanın tamamiyeti, milletin istiklâli tehlikededir. Hükümeti merkeziyetimiz İtilâf Devletlerinin tesir ve murakabesi altında mahsur bulunduğundan deruhte ettiği mes’uliyetinicabatını ifa edememektedir. Bu hal milletimizi madum (yok) tanıttırıyor. Milletin istiklâlini gene milletin azm-ü kararı kurtaracaktır. Milletin hal-ü vaz’ını derpiş etmek (göz önüne almak) ve saday-ı hukukunu cihana işittirmek için her türlü tesir ve murakabeden azade bir heyeti milliyenin vücudu elzemdir.

Anadolu’nun bil-vücuh en emin mahalli olan Sivas’ta millî bir kongrenin serian in’ikadı takarrür etmiştir. Bunun için tekmil vilâyatı Osmaniye’nin her livasından ve fırka ihtilâfatı nazarı dikkate alınmaksızın muktedir ve milletin itimadına mazhar üç kadar zatın sürati mümkine ile yetişmek üzere hemen yola çıkarılması icap etmektedir.”

Amasya Kararları Türk Ulusal Mücadelesi’nin ana programını oluşturur. Bu program Mustafa Kemal Paşa’nın siyasal dehası ve askerî yeteneği sayesinde adım adım yaşama geçirilecektir.

Mustafa Kemal Paşa Amasya’dan sonra, Rauf Bey ile birlikte, Sivas ve Erzincan üzerinden Erzurum’a gider. İngilizlerin baskısı sonucunda 8 Temmuz gecesi askerlikten ayrılmak zorunda kalır. 23 Temmuz 1919’da Erzurum’da toplanan Doğu vilâyetleri temsilcilerinin kongresine katılır ve kongrenin başkanı seçilir. Onun ustaca yönetimi sayesinde, Erzurum Kongresi’nin 7 Ağustos 1919’da yayımlanan beyannamesi Amasya Kararlarıyla örtüşür niteliktedir.

Erzurum Kongresi’nin sonuçları

On maddelik beyanname Millî Mücadele’nin hedeflerini daha ayrıntılı olarak belirlemiştir. Maddeler, milli hedeflere varmak için yapılacak olanları öngörmektedir. Beyannamenin ikinci maddesinde “Osmanlı vatanının tamamiyeti ve istiklal-i millimizin temini ve makam-ı saltanat ve hilafetin masuniyeti için Kuvây-ı Milliye’yi âmil ve irade-i milliyeyi hâkim kılmak esastır” denmektedir.

4’ncü maddede, merkezi hükümetin yabancı bir devletin baskısı altında kalması halinde “Hukuk-u milliyeyikâfiltedabir ve mukarrerat ittihaz olunmuştur” ibaresi bulunuyordu.

6’ncı maddeyi oluşturan “30 Teşrinievvel sene 1334 tarihindeki hududumuz dahilinde kalan, ekseriyet-i kahireyi İslamlar teşkil eden ve yekdiğerinden gayrikabili infikâk (ayrılamaz) özkardeş olan din ve ırkdaşlarımızla meskûn memâlikimiz” cümlesiyle, vatan sınırları çiziliyor ve Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasıyla başlayan işgal reddediliyordu.

8’nci maddede “Milletin içinde bulunduğu hâl-i zücret ve endişeden kurtulmak çarelerine bizzat tevessülüne hacet kalmadan hükümeti merkeziyetimizin Meclis-i Milli’yi hemen ve bilâifâtei zaman (zaman kaybetmeden) toplaması” isteniyordu.

Erzurum Kongresi’nin aldığı en önemli karar beyannamenin 10’cu ve son maddesindedir. Bu madde, kongre tarafından seçilecek yedi kişilik bir “Heyet-i Temsiliye” kurulmasını öngörür. Nitekim yapılan seçimde o heyet belirlenir ve başkanlığına da Mustafa Kemal Paşa getirilir. Paşa artık Kongre’ye bütünüyle hakim olmuştur. Onun teklifiyle de “Vilayeti Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti” adı, beyannamenin 9’ncu maddesinde “Şark-î Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” olarak değiştirilir.

Sivas kongresi

Erzurum Kongresi’nden güçlenerek çıkan Mustafa Kemal Paşa bundan sonraki çalışmalarını Sivas Kongresi’ni gerçekleştirmeye yöneltir. Kongre çeşitli vilâyet temsilcilerinin katılmasıyla 4 Eylül 1919’da toplanır ve 11 Eylül’e kadar sürer. Erzurum’da belirlenen ilkeler burada da tümüyle kabul edilir. Bazı değişiklikler ise “Şark-i Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti”nin “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adını alması, Heyet-i Temsiliye üye sayısının da yediden on altıya yükseltilmesidir. Mustafa Kemal Paşa bu heyetin de başkanıdır. Sivas Kongresi’nin önemi Erzurum’da sadece Anadolu’nun Kuzey ve Doğu Bölgeleri temsilcileri tarafından alınan kararları vatanın geneli için hukuken geçerli hale getirmesidir.

Mustafa Kemal Paşa, Sivas Kongresi’nin kapandığı günün gecesinde, Heyet-i Temsiliye adına İstanbul hükümetine telgraf çekerek Padişah ile bir saat içinde doğrudan doğruya haberleşme olanağı sağlanmasını ister. Bu haberleşme engellendiği takdirde İstanbul ile haberleşmenin kesileceğini bildirir. Telgraf cevapsız kalınca da Anadolu ve Trakya’nın İstanbul ile bağlantısı kalmaz.

Heyet-i Temsiliye’nin sert tavrı karşısında Merkezî Hükümet daha fazla dayanamaz. 2 Ekim 1919’da Damat Ferid Paşa sadrazamlıktan istifa ederek yerine, Millî Hareket’e taraftar Ali Rıza Paşa Hükümeti kurulur. Ardından seçimler yapılır ve 1920 yılı başlarında İstanbul’da Mebusan Meclisi toplanır. Milletvekillerinin çoğu Kuvây-ı Milliye’ciydi. O nedenle Meclis, 28 Ocak 1920 tarihli gizli oturumunda “Misâk-i Milli”yi kabul eder ve 17 Şubat 1920’de kararını kamuoyuna açıklar. Altı maddelik Mebusan Meclisi belgesinin esasları Amasya Tamimi’ne dayanır. Bu belge Erzurum ve Sivas Kongrelerinin yayınladıkları beyannamelerde kayıtlı ayrıntıları da içermektedir.

Gelişmelerden memnun olmayan İngilizler 16 Mart 1920’de, İstanbul’u işgal ederler. Mebusan Meclisi’ni basarak Rauf Bey (Orbay) ile birkaç milletvekili arkadaşını Malta’ya sürerler. Bu durumda Mustafa Kemal Paşa 19 Mart 1920 tarihli bir tebliğle “Selâhiyeti fevkalâdeyi haiz bir meclisin Ankara’da içtimaî” kararını ilgililere duyurur. İstanbul’dan kaçıp gelen milletvekilleriyle yeni seçilen temsilcilerden kurulu Büyük Millet Meclisi 23 Haziran 1920’de Ankara’da çalışmalarına başlar. Artık Amasya Tamimi’nde gerekli görüldüğü gibi “her türlü tesir ve mürakabedenâzâde bir heyeti milliye” oluşmuştur.

İlk hükümetin oluşumu

24 Nisan 1920 tarihli oturumunda Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanlığına seçilen Mustafa Kemal Paşa aynı gün, kurulacak hükümetin dayanacağı esaslara dair bir önerge sunar. Önergeye göre, Meclis yasama ve yürütme yetkilerini kendinde toplamalı, “hükümet işlerine göre ayrılmış dairelerin idaresi”ni kendi seçeceği Heyet-i İcraiye’ye vermeli ve “İdare Heyeti’nin de başkanı olan Meclis Başkanı Meclis adına yaptığı tasarruflardan dolayı diğer vekiller gibi Meclis karşısında sorumlu olmalıdır.”

Önerge kabul edilir ve ertesi gün, yani 25 Nisan’da, yapılan seçimlerle sekiz kişilik geçici bir hükümet kurulur. Bu heyetin altı üyesi seçimle belirlenir. Doğal Başkan Mustafa Kemal Paşa ile birlikte Erkân-ı Harbiye Reisi (Genel Kurmay Başkanı) İsmet (İnönü) Bey de seçimsiz olarak hükümete katılır.

Aynı gün, Yürütme Kurulu ile Meclis’in ilişkilerini kanunlaştırmak üzere 15 kişilik bir “Layiha Encümeni” kurulur. Bu encümenin hazırladığı kanun 2 Mayıs 1920’de Meclis’te kabul edilerek 3 Mayıs’ta Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlığında 10 vekilden oluşan “Büyük Millet Meclisi Hükümeti” kurulur.

Önemli bir nokta: Gerek Erzurum ve Sivas Kongrelerinin ikinci maddelerinde, gerekse Mustafa Kemal’in TBMM’nin açılışının ertesi günü kürsüde yaptığı tarihi konuşmada Hilafet’in ve Saltanat’ın korunacağından söz edilmekteydi. Oysa Mustafa Kemal Paşa gerçekte Türkiye’de Cumhuriyet yönetimi kurmayı tasarlıyordu. Daha Erzurum Kongresi öncesinde, 20 Temmuz 1919’da, eski Bitlis Valisi Mazhar Müfit (Kansu)’in Milli Mücadele başarıyla sona erdikten sonra hükümet şeklinin ne olacağı sorusuna Mustafa Kemal “Şekl-i hükümet zamanı gelince Cumhuriyet olacaktır” yanıtını vermişti. O zamanın tarihi de 29 Ekim 1923 idi…

Mustafa Kemal Atatürk, her dönemin dehası ve devlet adamı olduğunu 20 Haziran 1935’te Amerikalı kadın gazeteci Gladis Baker’e söylediği şu evrensel sözlerle de kanıtlar: “Eğer dünyada sürekli barış isteniyorsa kütlelerin durumlarını iyileştirecek uluslararası önlemler alınmalıdır. İnsanlığın refahı, açlık ve baskının yerine geçmelidir. Dünya vatandaşları, kıskançlık, aç gözlülük ve kinden uzaklaşacak şekilde eğitilmelidir…”

Güncelleme Tarihi: 29 Ekim 2017, 12:38
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110