Derviş Paşa Konağı Etnoğrafya Müzesi

banner37

Lefkoşa’da ziyaret edilmesi gerek tarihi bir mekan;

Derviş Paşa Konağı Etnoğrafya Müzesi
banner87

Aliye ÖZENCİ

Eski Eserler ve Müzeler Dairesi Müdürlüğü’ne bağlı, Lefkoşa’da Beliğ Paşa Caddesi üzerinde, Arabahmet Mahallesi'nde bulunan tarihi bir mekan; Derviş Paşa Konağı Etnoğrafya Müzesi.

Lefkoşa’da bulunan bu konak, Kıbrıs'taki Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.

19. yüzyılın başlarında inşa edilen Derviş Paşa Konağı’nın sahibi Hacı Ahmet Derviş Efendi, Kıbrıs’ta ilk Türkçe gazete olan "Zaman"ı çıkaran kişi olarak da biliniyor.

Dışarıdan bakıldığı zaman sade bir görüntüsü olan konağın iki giriş kapısı var. Ana giriş kapısı üzerinde hicri 1219 (miladi 1807) tarihi yazılmış. Mekanı gezmemizde bize müze görevlisi Nurgül Günal, eşlik etti. Kapıda karşılandık ve tavanı yüksek koridordan geçerek, yarısı açık yarısı kapalı taş avluya ilerledik.

Günal, geziye başlamadan önce, Derviş Paşa Konağı’nın mevcut olan kapılarının birinin erkekler için (selamlık), birinin de kadınlar için (harem) kullanıldığını söyledi.

Daha sonra sırasıyla konağın odalarını gezdik.

Bazı odalarda yer alan manken bebeklerle, konakta yaşayanların hayat biçimleri canlandırılmış. Oldukça havalı, geniş ferah olan odaları gezerken, büyülü ve tarihi bir yolculuğa çıktığınızı hissediyorsunuz.

Bir bölümü baş oda, gelin odası, yatak odası, yemek odası ve tezgah odası olarak düzenlenen konağın bir bölümünde de günlük yaşantıda kullanılan eşyalar sergileniyor.

Tarihi mekanları merak eden herkes, Derviş Paşa Konağı’nı 365 gün mesai saatleri içerisinde ziyaret edebiliyor.

Konağın sahibi, Hacı Ahmet Derviş Efendi

Nurgül Günal, şu bilgileri veriyor bize:

“Konak, surlarla çevrili Lefkoşa şehri dışında geniş toprak alanlarına sahip olan zengin Kıbrıslı bir Türk olan Hacı Ahmet Derviş Efendi'ye ait. İki katlı olan yapıda, alt kat taştan, üst kat kerpiçten yapılmıştır. Dışarıdan da bakıldığı zaman dikkat çeken “baş oda” ahşap iskelet ve içi moloz taş dolguyla yapıldı. Sonradan ilave edildiği belli olan bu odanın süslemeli tavanında, miladi 1869 tarihi okunmaktadır. Konak “L” planlı olup, geniş bir iç avlusu vardır.

İlk ziyaret ettiğimiz oda ‘yemek odası’ oldu. Yemeklerin piştiği dağıtıldığı oda da taş değirmenler, ocak, su testileri ve o tarihe ait birçok eşya bulunmakta. Taş mermer’de yer tepsisi içerisinde yemek yiyen insan figürleri dikkat çekiyor.

Alt kat odaları büyük ve ferah bir iç bahçeyi çevreleyen yarısı örtülü yarısı açık denecek şekilde galerilere açılıyor. Üst kata, avludaki taşların üzerine oturan ahşap bir merdivenle çıkılıyor, odalar kapalı bir sofaya açılıyor. Eşya çoğunluğunun üst katta olması genel yaşantının da burada olduğunu gösteriyor bize.

Dokumacılık

Birkaç basamakla ikici kata ulaştığımız sofada yine o tarihte kadınların el işleri ve kullandıkları mendiller, başörtüleri sergileniyor.

Sofadan tezgah odasına geçtiğimizde, ahşaptan yapılmış bir tezgah, iplik eğirmede kullanılan iğ ile örekeyi gördük. Odanın girişinde asılı olan panoda dokumacılıkla ilgili de bilgi verilmiş:

“Kıbrıs’ta dokumacılık sanatı Antik dönemlere kadar uzanmakta ve Orta Çağ’da özellikle Luzinyan Döneminde doruk noktasına ulaşmaktadır.

1571 tarihinden itibaren adanın Osmanlı İmparatorluğu’nun idaresine geçişi ile Anadolu’nun farklı bölgelerinden buraya gelen insanlar kendi kültür ve sanat anlayışlarını Kıbrıs etkileriyle harmanlayarak dokumanın gelişmesine katkıda bulunmuşlardır. Ayrıca ülkeler arası ticaretin yapılmaya başlamasıyla Kıbrıs’ta tekstil sanatı, üretilen pamuk, yün, ipek, keten iplik olarak ihraç pazarında yer bulurken bunlardan dokunan kumaşlar Avrupa’nın aranan kumaşları arasında yerini almıştır.

Kıbrıs adasında dokumacılığın köy-aile ekonomisine ve en önemlisi ülke ekonomisine verdiği katkıdan dolayı yakın geçmişimize kadar hemen hemen her evde bir el tezgâhı bulunmasına sebep olmuştur. Tarihsel bulgulara bakıldığı zaman Kıbrıs’ta iki çeşit dokuma tezgâhı vardır…

Bu dönemde çeyiz hazırlıkları yapan anne ve kız yatak takımlarına, örtülere para vermez. Anne “böcü tutar” yani ipek böceği besler bundan “güğül çıkarır”, tezgâha verip, idare, bürümcük ve şal dokuturdu. Yatak ve yorgan örtüleri bunlardan yapılırdı. Kışın kullanılmak üzere yün bükülür, (eğrilir) yine tezgâha verilip dokutulurdu. Tezgah’da dokunan diğer bir ev eşyası ise kilimdi. Kilim bugünün halı vazifesini görürdü. Anne elbise artıklarını atmaz, şeritler halinde kesip saklar, yeterince birikince de verip dokuturdu. İplik eğirme de en eski araçlar iğ ile öreke (Ahreti) olup bunların yanı sıra çıkrık da kullanılmaktaydı”.

Baş oda

Üst katta yer alan bir diğer ihtişamlı oda ise “baş oda”, diğer ismiyle “selamlama odası”… Birkaç basamakla girilen oda oldukça büyük ve gösterişli… Bu odanın tarihi geçmişi ise şöyle:

“Genellikle konakların ve evlerin köşe odalarından birisi olup iki dış cepheye sahip manzarası olan odadır. Odaya birkaç basamakla girilmekte; zemin, tavan ve kenar duvarlar ahşapla kaplanmaktaydı. Duvarlarda ahşap kaplamalı nişler bulunur ve bunlar içerisinde cam ve porselen objeler sergilenmekte. Dolayısıyla en önemli ve en özenli döşenmiş bu odada eve gelen konuklar ağırlanırdı. Hanım konuklar ise erkeklerden ayrı bir odada misafir edilirdi. Belirli bir haremlik-selamlık ayrımı olmadığı zaman baş oda, hem selamlık odası hem de kadının işi dışında, dış dünyaya baktığı oda olarak kullanılmaktaydı.

Baş oda da konuklara şerbet ve kahve gibi ikramlar tepsi il getirilip konuğun eline verilir ve bitene kadar beklenirdi”.

Gelin odasında ise duvar ve tavan süslemeleri, namsiyeli yatak, dikkat çekiyor. Bu oda da Kıbrıs Türk kültürünü yansıtıyor, dönemin geleneksel düğün törenlerini anlatıyor. Bir başka odada ise, Derviş Paşa Konağı’nda yaşayanların kullandıkları gülümdanlıklar, o döneme ait erkek ve kadın kıyafetleri, savaş aletleri, ibrik, sandık ve daha bir çok araç gereç sergileniyor.

İlk Türk gazetesi “Zaman”

Derviş Paşa Konağı Etnoğrafya Müzesi’ni gezdikten sonra, Nurgül Günal’la sohbetimize alt katta yer alan iç avluda devam ettik. Günal, konağın sahibi Kıbrıslı Türk olan Hacı Ahmet Derviş Efendi’nin Kıbrıs’ta ilk Türk gazetesi olan “Zaman”ı çıkardığını söyleyerek anlatmaya devam etti:

“Kıbrıs’ta Türklüğün unutulduğu, okullarda ‘Yaşasın Kraliçe’ naraların atıldığı İngiliz marşlarının çalındığı dönemlerde Rumlar bir şekilde gazete yayımlayıp seslerini duyuruyorlardı. Jön Türkleri buna karşı başlattıkları çalışmalarda ne yapabiliriz diye düşünürler. Derviş Efendi zengin biriydi. Türklere maddi manevi destek vererek, gazete çıkarmalarına yardım eder. 1891’de İlk Türk gazetesi ‘Zaman’ çıkar. Sultan Abdülhamid bunu duyar ve Derviş Efendi’ye, desteklerinden dolayı “Paşa” ünvanını verir”.

Günal, çocuğu olmayan Derviş Paşa’nın birçok kez evlendiğini hatta konağının bulunduğu bölümün yanında kendi tapusunda olan bir evde harem kurduğunu söyledi.

Derviş Paşa Konağı Etnoğrafya Müzesi açılışı

Konağı 1955’te Ermeniler, 1963-64’de ise Türkler kiraladı.

Günal, “Zaman içinde geçirdiği kötü kullanımlar ve bakım eksikliğinden harap duruma gelen konağa, 1974 Barış Harekatı’nda bomba isabet etti. Yola çıkıntı yapan baş odanın güneybatı köşesi yıkıldı ve tehlikeli hale geldi. 1975 yılında başlayan ve uzun yıllar süren restorasyon çalışmaları sonucunda, konağın kütüphane, kültür merkezi veya Eski Eserler ve Müzeler Dairesi olarak düzenlenmesi uygun görüldü. 1979'da konak yıkılma tehlikesi geçirdi. 1981'de Kıbrıs Türk Devleti tarafından satın alındı ve bir tadilattan sonra 21 Mart 1988'de etnoğrafik müze olarak ziyaretçilere açıldı” dedi.

Eski Eserler ve Müzeler Dairesi tarafından KKTC’de gerçekleştirilen ilk büyük çaplı yenileme uygulaması olması açısından oldukça önemli olan Derviş Paşa Konağı’nın restorasyonu, TC yardımlarıyla tamamlandı.

Kuzey Kıbrıs'taki ilk önemli onarım projesi olarak dikkat çeken konak, 2015’te yeniden düzenlenerek, 2017’de Müzeler Haftası’nda ziyaretçilere açıldı.

Güncelleme Tarihi: 03 Ağustos 2019, 11:46
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER