“Fetine’yi Ararken”

Zorluklara göğüs geren güçlü kadın Fetine Memiş’in hikayesini anlatan bir belgesel;

“Fetine’yi Ararken”
  • 25 Kasım 2018, Pazar 12:17

Murat OBENLER
 

   Yönetmen Yeliz Şükrü’nün Pembe Menteş’in büyük halası Fetine Memiş’in Kıbrıs’ta başlayan ve kendi iradesi dışında Orta Doğu coğrafyasında devam eden yaşamının izlerini sürdüğü ve geçmişte sayfaları boş kalan bir defterin sayfalarını doldurmaya çalıştıkları arayış hikayesi “Fetine’yi Ararken” belgeseli, Lefkoşa Ortaköy Lemar Cineplex’te vizyona giriyor.

   Bu vesileyle belgeselin yaratıcıları Pembe Menteş ve Yeliz Şükrü’yle kadın dayanışmasıyla yaratılan belgeseli ve hikayeyi konuştuk.
 

SORU: Fetine Memiş’i bulma isteği nasıl oluştu?
MENTEŞ: Fetine Memiş benim büyük halamdır yani annemin halasıdır, dedemin kızkardeşidir. Üniversitede bir aile ağacı projesi yapıyordum ve Avustralya’da yaşadığım o dönemde bu çalışmayı yaparken neredeyse tüm akrabalara ulaşmıştım. Annemin adı Fetine’dir ve annem bana “Bir de Fetine halan vardı” dedi.

   Dedem babasına, kız kardeşini verdi diye çok kızmıştı hatta küsmüştü. Annem 3. kızı olarak doğduğunda dedem ona Fetine ismini verdi. Ben Fetine halamın nerede olduğunu sorduğumda “Araplara satıldı Fetine halan” dedi. Ben şok olmuş bir şekilde bunun nasıl olduğunu sorduğumda İngiliz döneminde müslüman bağlardan dolayı Arap ülkelerinden kişilerin Kıbrıs’a gelip başlık parası karşılığı Kıbrıslı Türkler’den gelin aldıklarını söyledi.

   Halamın istememesine karşın babası onu zorla (rızası olmadan) Araplara vermişti. Annem de dedemden duyduklarını bana anlattı ama aile içerisinde konu çok hassastı ve kimse de konuyla ilgili konuşmak istemiyordu. Ben de dedemle bu konuyu hiç konuşmamıştım ama onun nerede olduğunu, nasıl bir hayat yaşadığını hep kendi kendime düşünüyordum. Onun yaşamak zorunda bırakıldığı bu hayatın zorluğunu ve yaşadıkları hakkında zaman zaman empati kurmaya çalışıyordum. Bu iç sorgulamamda bile kafamı hep acılarla, kırgınlıklarla dolu karanlık bir düşünce kaplıyordu.
 

 “Fetine halama yapılan ciddi

haksızlığı kabul edemezdim”
 

SORU: Pembe Menteş, büyük halası Fetine Memiş’i kafasında düşünürken acaba kendi cinsiyetine ait biri olduğu için, kendi rızası dışında geleceğini belirleme hakkı elinden alınan genç bir kız olduğu için, kadın hakları anlamında patriyarkal aile sisteminin bir “kurbanı” olduğu için de mi ilgi gösterdi?
MENTEŞ:
Tabii ki kadın duyarlılığı olduğu kesin. Çünkü ben o dönemde kadın örgütlerinde sağlam bir şekilde katılıyordum ve bu mücadelenin içindeydim. Feministlik, toplumsal cinsiyet eşitliği konularını daha derinden öğrendiğim zamanlardı. Bu konuyla ilgili ailemde bir kadına ciddi haksızlık uygulandığını düşündüm.

   Bunu kabul edemezdim. Neden bir kız zorla evlendirilip yuvasını terk etsin ve neden onu kimse sormasın? Tabii o zamanlarda iletişim, bilgi alış verişi bu yüzyıldaki gibi kolay değildi ama neden kimde sormadı? Ben de nereden başlayacağımı bilmiyordum ama eğer bulmak isterseniz, inancınız ve umudunuz varsa bir yerden başlamalısınız.
   Ben annemin bir yorumunu facebookta paylaşmıştım. Bu konuyla ilgilenen Yeliz Şükrü de bana dönüş yapıp “Gerçekten halanı bulmak ister misin? Eğer istiyorsan bizim de bir belgesel fikrimiz var ve bu yolculuğu takip edip belgesel yapmak istiyoruz” dedi ve ben de kabul ettim.
 

SORU: Yönetmen Yeliz Şükrü’nün konuyla ilgisi nereden geliyor ve bu iki kadının geçmişi aydınlatma adına çıktıkları ortak yolculuğu nasıl başladı?
ŞÜKRÜ:
Değerli araştırmacı yazar Neriman Cahit ve Cemay Onat Müezzinler’in konuyla ilgili yazdıkları kitapları okuyarak bu konuyla ilgilenmeye başladım. Bu mesele beni çok etkiledi çünkü bizim toplumumuzda böyle bir konu var ve hiç konuşulmuyor, hiç gündeme gelmiyor. Neden biz bu insanları arayıp bulmuyoruz, aileleri biraraya getirmiyoruz diye düşünürken o dönemde iki şey bu düşüncelerime denk geldi.

   Birincisi Pembe Menteş’in halası Fetine Memiş’in hikayesi ile karşılaştım. Pembe ile ortak özelliklerimiz var (Pembe de Avustralya’dan geldi, Pembe de yuvaya (Kıbrıs’a) daha farklı bir açıdan bakabilir, aile, yerinden edinmişlik meselesine bakışlarımızın ortaklığı vs.)
 

Şükrü: Hep 1963,74 kayıpları  

konuşuluyor, bu da konuşulsun
 

SORU: Bir yere ait olma, kökleşme, yuva meselesi hâlâ insanlığın gündeminde değil mi? “Daha iyi bir yaşam için” sayısını bilemediğimiz kadar insan canını kaybetmek pahasına herşeyini geride bırakıp farklı yolculuklara çıkmıyor mu?
ŞÜKRÜ:
Evet ancak barış programlarında çalışan biri olarak Kıbrıs Türk toplumunun hep kayıplarından (1963, 1974 vs.) konuşuluyor. Onlar da konuşulsun ama bu kızlar da konuşulsun. Neden üstü örtülüyor veya gündeme getirilmiyor?
   Tam hamile olup da doğurmaya hazırlandığım dönemde Pembe’nin paylaşımını gördüm ve kendisi ile konuşup cidden böyle bir düşüncesi olup olmadığını sordum. O dönemde belgesel çekme fikrim olmamasına rağmen Pembe’nin de olumlu yanıt vermesiyle yapımcı arkadaşım Stavros Papiliolios’un bana belgesel fikrim varsa birlikte AB ve Kıbrıs Cumhuriyeti fonlarına başvuru önerisini birleştirip bu belgesel fikrini geliştirerek sunduk. İyi senaryolar verdiğimiz ve iyi filmler çektiğimiz için Stavros ile daha önce hem AB’den hem KC’den fon almıştık. Belgesel olarak MEDİA fonlarından destek alan ilk kıbrıslı yönetmenim. Biz 2011 Eylül’de filmin çekimlerine başladık ve 6 yıl sonra filmi seyirciyle buluşturduk.
 

SORU: Uzun ve zorlu bir süreç olduğunu biliyorum. Bu film özelindeki zorlukları biraz konuşsak.
ŞÜKRÜ:
Belgesel olarak o konuya inanman lazım. Hayatın süratli akışı içinde her an projeyi bırakabilirsin. İşiniz, aileniz var. Bu 6 yılda 2 çocuğum dünyaya geldi. Benim için konuyu kendi düşüncelerim doğrultusunda doğru bir şekilde aktarmak çok önemliydi. Çok bilgi, çok röportaj vardı. Canlandırma istemememe rağmen hikaye anlatımını güçlendirmek adına canlandırma da yaptık. Benim için en zor kısmı kurguydu. Seyirci de belgeselde gelişme görmek ister. Ben de başladığım işi bitiren bir karaktere sahip bir kadınım. Şimdi baktığımda iyi ki 6 yıl sürdü diyorum çünkü film daha evrensel bir seviyeye sahip oldu. Fetine’yi Ararken çok güzel insanlarla tanıştık. Belgesel seni de değiştirir, öğretir. Biz de çok şey öğrendik ve değiştik.
 

SORU: 6 yıl dile kolay. Bu iki kadının bu konudaki birlikte takibi nasıl oldu?
MENTEŞ: İlk olarak aileden başlamayı düşünsek de aile içinde bu konunun bir tabu gibi olduğunu anladıktan sonra Güney Kıbrıs’taki resmi belgelerden (doğum tarihi, yeri vs) başladık. Annem Fetine ile devlet dairelerinde git gel, git gel sonunda Leymosun’un Aleftora köyünde doğduğuna dair belgeyi bulduktan sonra köyde çekimlere gittik. Benim bu konudaki inanç, kararlılık ve niyetimi gören herkes konuyu daha ciddiye almaya başlayınca her ipucu başka bir kapıyı açtı. Ben açılan kapılardan girdim ve Yeliz de tüm bu süreçleri kayda aldı. Tüm duygusal süreçleri birlikte yaşadık. “Missingfetinebelgesel” sayfamızda tüm süreçlerle ilgili bilgileri bulabilirsiniz. İlk başta mesele Fetine’nin hikayesiydi ama şimdi çok daha geniş bir projeye dönüştü. Biz bir yol açtık. Bize Filistin’den Kıbrıs’tan ulaşan bireylere yardımcı olmaya çalışıyoruz. Eşi K/T olan Ürdünlü Emel Muharrem de bu konuya büyük ilgi gösteriyor ve birlikte bu insanların izini bulmaya çalışıyoruz.  
 

Film 23-29 Kasım’da Ortaköy

Lemar’da gösterimde olacak
 

SORU: Film Kıbrıs’ta ve yurt dışında seyirciyle buluşuyor. Bu evrensel hikayeye insanların reaksiyonu nedir?
ŞÜKRÜ:
İki kez Güney Kıbrıs’ta, AgeanDocs ve Selanik’te gösterildi ve 28 Kasım’da ise Fransa’da Marsilya’da gösterilecek. Kuzey Kıbrıs’ta da film 23 Kasım’da vizyona giriyor. Film 23-29 Kasım arasında Lemar Ortaköy Cineplex’te 19.00 ve 21.00 seanslarında gösterilecek.
   Ayrıca Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü kapsamında FEMA ile işbirliği içinde 20 Kasım’da Mağusa’da ve 22 Kasım’da Girne’de Leymosun Kültür Evi’nde gösterildi. Bu iki gösterimde LTB Kadın Sığınma Evi’ne bağış da yapıldı.
   Konu bir kişinin hikayesi ama bunu herkesin anlaması için büyük hassasiyet gösterdim ve bunu başardığımıza inanıyorum. İzleyenler kendi hikayelerini bu filmde gördü. Yunanistan’da kadın seyirciler çok büyük ilgi gösterdi, çok duygusal anlar yaşandı ve film sonrasında gelip Pembe’ye sarıldılar. “Siz bizlere bizim ailelerimizi de hatırlattınız. Biz sadece bunun (Yunanlı aileler kızlarını Amerika’ya yollardı) bizde olduğunu zannederdik” dediler.
   MENTEŞ: Film aslında Kadın Hakları’na da değinen bir hikayeye sahiptir. İngiliz döneminde (1920’li -1940’lı yıllar) yaşanan bu olaylar bir insan hakları ihlalidir de aslında. O dönemde bu olay hem bir gelenek olmuştu hem de aileler bu işten para kazanıyordu (bir ekonomik ilişki de sözkonusu). Filistin’e göre K/T kadınlara verilen mahır (başlık parası) daha uygundu. Ama neden bu insanlara sahip çıkılmadı? Neden bu insanların akıbeti hiç merak edilmedi?
   Bugün de kadın hakları, TCE mücadelesi sürüyor ve bizler bu filmle o mücadeleye bir katkı da koyduğumuzu düşünüyoruz.
 

SORU: Siz Fetine Memiş’in izini sürmüş iki kadın olarak kendisi nasıl biriydi?
ŞÜKRÜ: Filmi bir kurban filmi olarak aktarmak istemiyorduk çünkü Fetine Memiş güçlü bir kadındı. Nice zorluklar, ailesizlik, kültürel farklılıklar, zorlu ev çalışma şartlarına rağmen yıkılmadı ve kendi yolunu çizmeye çalıştı. Filistin’de kültürlü, açık görüşlü, çalışkan bir kadındı.
 

SORU: Güçlü kadınların film oldu diyebiliriz...
ŞÜKRÜ:
Film sürecindeki 6 yılda ben 2 çocuk, Pembe de 1 çocuk doğurdu. Fetine Memiş’in ailesinden uzakta bir kadının neler yapabileceğine bir örnektir. İnanılmaz bir yaşamı oldu. Bizler de ısrarla, inatla, kararlılıkla bu kadının izlerini takip ettik. Kadınların çok şey başarabileceğini gösteren bir hikaye ve film. Missing İngilizce’de hem “kayıp” hem de “özlüyorum” demek ama Türkçe’ye bunu “Fetineyi Ararken” diye çevirdik.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 1

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 12 10 1 1 17 31
2 YENİCAMİ AK 12 9 2 1 18 29
3 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 12 7 0 5 9 21
4 CİHANGİR GSK 12 6 3 3 2 21
5 TÜRK OCAĞI LİMASOL 12 6 2 4 9 20
6 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 12 6 2 4 1 20
7 GÖNYELİ SK 12 6 1 5 4 19
8 BAF ÜLKÜ YURDU 12 5 3 4 8 18
9 LEFKE TSK 12 5 3 4 0 18
10 ÇETİNKAYA TSK 12 5 3 4 0 18
11 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 12 2 7 3 -10 13
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 12 2 4 6 -8 10
13 BİNATLI YSK 12 3 1 8 -10 10
14 GİRNE HALK EVİ 12 2 1 9 -9 7
15 ESENTEPE KKSK 12 2 1 9 -15 7
16 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 12 1 4 7 -16 7
yukarı çık