banner6

Geleneksel Kıyafetten Kostüme

banner37

Geleneksel Kıyafetten Kostüme
banner99

Aliye ÖZENCİ

Lefkoşa Folklor ve Gençlik Merkezi Derneği (FOGEM), “Geleneksel Kıyafetten Kostüme” sergisiyle, 18. yüzyıldan başlayarak 19. yüzyıla kadar gelen dönemde kullanılan Kıbrıs’a özgü kıyafetleri hatırlattı.


“Geleneksel Kıyafetten Kostüme” sergisinde, kadın üçeteği, erkek cepkeni, köylü kadınların giydiği yabanlık ve bayramlık kıyafetler, kentli kadın kıyafeti, özel işlemeli kadın gömleği, ayakkabı, takılar, erkek yelekleri, kadın çarşaf giysileri, yemeniler ve daha birçok değerli parça yer aldı.


Birçok kaynak kullanılarak hazırlanan projede, orijinal olmayan kıyafetler fotoğraflardan incelenerek yeniden dikildi. 40’ın üzerinde kostümün yer aldığı sergi, büyük sabır ve ince işçilikle hazırlandı.

  Kıbrıs Türk Halk Dansları Federasyonu’nun oluşturduğu Kostüm Komitesi’nde yer alan FOGEM Başkanı Salahi Döşemeci, binlerce envanter elde ettiklerini ve komitenin sergiyi açmalarında büyük katkıları olduğunu belirtti.


Kültür Dairesi Derneklere Yardım Tüzüğü kapsamında FOGEM, geleneksel kıyafetlerle ilgi bir proje hazırladı. Döşemeci, böylesi kıymetli parçaları yurt içinde ve yurt dışında farklı konseptlerle sunmayı planladıklarını söyledi ve bu serginin yazılı, basılı bir kaynak olarak hazırlanıp, gelecek nesillere bırakılmasının da hedefleri arasında yer aldığını söyledi.

Döşemeci, serginin kapılarını KIBRIS Ekran eki için açtı.

Komite çalışmaları…


FOGEM Başkanı Salahi Döşemeci, uzun yıllardan beri halk oyunlarıyla ilgileniyor. Devlet Halk Dansları dernekleri ve okullarda eğitmenlik yaptı.


2007’de FOGEM Derneğini kurarak yönetici başkan görevini üstlendi.


Kıbrıs’a özgü geleneksel kıyafetlere meraklı olan Döşemeci, 1980’lerin sonu 1990’ların başında bilimsel araştırmalar yaparak bulduğu kıyafetleri toplamaya başladı. Zaman içerisinde bu ilgi ve merakı artarak kostümcülüğe yöneldi ve sandık içerisinde koleksiyon oluşturdu.
 


Döşemeci, halk dansları oyuncularının giydikleri kostümlerin uzun yıllar hep tartışılır olduğunu belirterek, “Sahnede kullandığımız kostümlerin bilimsel anlamda bizlerle uymadığını fark ediyorduk. Kıbrıs Türk Halk Dansları Federasyonu Başkanlığına Özlem Kadirağa’nın gelmesiyle birlikte yeni oluşumlar da başladı. Halk dansları içerisinde var olan ve tartışılan konular için komiteler kurulmasına karar verildi. Bende Kostüm Komitesinde yer aldım” dedi.


Gecesini gündüzüne katarak çalışan Komite, kitaplardan, internet sitelerinden araştırmalar yaptı. Döşemeci, “Bazen bir fotoğraftaki kitap için saatlerce tartışıldı” diyerek amacın en doğruyu ve en iyisini yapmak olduğunu söyledi.


Döşemeci, çalışmalarını büyük bir özenle sürdüren ve Kıbrıs toplumuna ait kıyafet, kostümleri toparlamaya başlayan Komite’nin, “Geleneksel Kıyafetten Kostüme” sergisini açabilmesinde büyük bir rolü olduğunu belirtti. 

Projenin ilk adımı…


FOGEM, Dernek Başkanı Döşemeci’nin kişisel koleksiyonundaki sandık kıyafetlerinden de ilham alarak Kültür Dairesi Derneklere Yardım Tüzüğü’ne proje başvurusu yaptı. Onay gören projenin ardından vakit kaybetmeden FOGEM Dernek Yönetimi kolları sıvadı.


Döşemeci, “Pandemi dolayısıyla halk dansları çalışmalarının yapılmaması, bizleri bu projeye dört elle sarılmamızı sağladı. Bütün enerjimizi ve maddi manevi gücümüzü bu çalışmaya verdik. 1 buçuk yıldır hız verdiğimiz çalışmamız sonucunda da sergiyi açtık” dedi.


Döşemeci, şöyle devam etti:


“Sergide yer alacak olan kostümlerin orijinal kostümlerle bire bir benzemesi bizler için çok önemli bir noktaydı. Tabii bir de bunları bilimsel anlamda, neye dayandırılarak hazırlandığını belgelememiz gerekiyordu. FOGEM olarak kendimize bunu düstur (ilke) edinerek çalışmalarımızı yaptık. Sergi salonunda da sergilenen kostümlerin ve sandık kostümlerinin nerden geldiğini, bire bir belgeleyerek ziyaretçilere sunduk.


Halk dansları ekiplerinin giydikleri kıyafetler eskiden eleştiriliyordu ama bugün bu kıyafetleri belgeli bir şekilde sergiledik bundan sonrada yurtiçi yurtdışında kostümlerimizi sunabileceğiz. Bu proje bizim için ütopik bir hedefti. Bugün bunu başarmanın gururunu yaşıyoruz.

banner134


Çalışmalar sürerken Kültür Dairesi’ne sunduğumuz proje listesinin iki katından fazla ve maddi katkıyı fazlaca aşan bir envanter oluşturduk. Her şeye rağmen, projenin kat kat üzerinde emek harcayarak sergimizi açtık.

FOGEM olarak ilk adımı attık… Bundan sonra bilim insanlarının katkısına eleştirisine ihtiyacımız var…”

Halk oyuncularının sahnede kullanabilecekleri kostümler…


Salahi Döşemeci, özellikle kitaplardan yola çıkarak ulaştıkları geleneksel kıyafetleri internetten araştırarak ve İstanbul Teknik Üniversitesi konservatuar mezunu hocalardan da destek ve görüş alarak çalışmalara devam etti. Döşemeci, kıyafetlerin dikimi içinde profesyonel kişilerden destek aldı.


Döşemeci, sergide 18. yüzyıl sonu ve 19. yüzyıl başlarında Kıbrıslıların giydikleri kıyafetlerin ve kostümlerin bazılarının el işi, bazıları ise teknoloji yardımıyla hazırlandığını söyledi.


Döşemeci, “Bilimsel bir iddia koyamam ama sergide yer alan 1908 ile 1940’da dikilen erkek yeleği üzerinde yer alan işlemeler ve motifler arasındaki fark gözle görülebiliyor. Adada yaşanılan süreç dolayısıyla ve gelişen teknolojiyle 30- 40 senede işçiliğin zayıfladığı görülüyor. Bunlarında halkın giysisine kostümüne büyük bir etkisi olduğunun belirtisidir” dedi.

  Döşemeci, sergiyi ziyaret edenlerin de birçok detayı rahatlıkla fark edebileceğini belirterek, “FOGEM olarak yaptığımız çalışma bilimsel değildir. Hedefimiz, Kıbrıs’a özgü kadın erkek giysilerini gelecek nesle aktarmaktı” şeklinde konuştu.


Sergide 40’ın üzerinde kostümün yer aldığını ifade eden Döşemeci konuşmasına şöyle devam etti:


“Araştırma sürecinde yüzlerce kıyafete ulaştık ama bizler bu yola da çıkarken halk oyuncu kimliğimizle sahnede kullanabileceğimiz kostümleri baz aldık. Çalışmalarımız sahnede taşıyabileceğimiz, kullanabileceğimiz, halk oyunları camiasının hizmetine verebileceğimiz kostümler üzerineydi. Bu kıymetli parçaları yurt içi ve yurt dışında farklı konseptlerle sunmayı planlamaktayız. Açtığımız serginin yazılı, basılı bir kaynak olarak da hazırlanıp gelecek kuşaklara bırakılması derneğimizin en önemli hedefleri arasındadır.


Bunu birde interaktif bir şekilde defile olarak sunmak istiyoruz. Sadece yürüyelim değil giydiği kostümün özelliğine göre çeşitli figürlerde dramatizelerle defile yapalım istiyoruz”

Boncuk İşlemeli Kadın Üçeteği


FOGEM Dernek Başkanı Salahi Döşemeci, Geleneksel Kıyafetten Kostüme sergisinde yer alan değerli parçaların hikayelerini de anlattı.


Serginin ilk parçası olan Kıbrıs’ta ilk kez yapılmış boncuk işlemeli kadın üçeteğinin orijinalinin 1950’de Kıbrıs’a gelen İngiliz tarafından Cambridge Üniversitesi Arkeoloji ve Antropoloji Müzesi’ne götürüldüğünü belirten Döşemeci, “Bu kıyafetin orijinalini fotoğraf çektik. Büyük ekranda, üzerinde kaç vuruş, kaç boncuk varsa en ince ayrıntısına kadar inceleyerek diktik. Kıyafetin bire bir yansıtılması içinde ve orijinale yakın olabilmesi için büyük emek harcandı” dedi.


Sergide yer alan bir başka değerli ürünün de “Göğsü Gümüş İplikli İşlemeli Kadın Üçeteği” olduğunu belirten Döşemeci, bu parçasının Kıbrıs’ta görülen tek gümüş işlemeli giysi olarak dikkat çektiğini, bu giysi ile ilgili çeşitli söylentiler olduğunu belirtti.


Döşemeci, “Rum tarafında yayımlanan bir kitaba göre; Rumların hiçbir zaman gümüş kordone kullanmadığı, daha çok siyah, kahverengi ve mat renkleri tercih ediyor. Renkli ve gümüş ise Müslümanların kullandığı bir ren yönünde iddialar var. Ama yeleği incelediğimiz zaman üzerinde haç olduğu görülüyor. Buda Kıbrıs’ın kozmopolik bir yapıda olduğunu gösterir” dedi. 

Çarşaflar…


Geleneksel Kıyafetten Kostüme sergisinde dikkat çeken bir diğer parça da “Kentli Kadın Kıyafeti”… Salahi Döşemeci, bunun hikayesini ise şöyle anlattı:


“1800 yıllarının sonunda Osmanlılar Yunanistan’dan çıkarılır. Kraliçe Amelia Osmanlıları kovduklarının birinci yılında bu kıyafetin benzerini giyer. O dönem içinde de bu kıyafet moda olur. 5-6 yıl sonra ise Kraliçe Amelia bu kıyafetle Kıbrıs’a geliyor. Bu kıyafetin literatürdeki adı Amelia Kostümü olarak geçer.

Sergiye mistik bir hava ve tarih katabilmek için kadın gömleklerine de yer verdik.


Bunların kumaşları 150 yıllık… Bu kumaşları bir arkadaşımızın büyük nenesinin çeyizinden aldık. Yedirme dediğimiz tente işleri de yine bulup buluşturduğumuz o yıllara ait kumaşlardır”.


Sergide yer alan bindallı da Mustafa Uluçınar’ın büyük nenesine ait olup yaklaşık 120 yıllık orijinal bir parça olarak ziyaretçilerle buluştu.


Hiçbir masraftan kaçmadan tüm imkanları en iyi şekilde değerlendirerek hazırlanan sergide, kadın çarşafları da sergilendi. Döşemeci, çarşaflarda kullanılan renkler ile kumaşların ayrı bir statüsü ve konumu olduğuna dikkat çekerek, hacca gidenlerin beyaz, ergen kızların bordo ve parlak, yaşlı veya ailede ölüm olması durumunda siyah renkteki çarşafların tercih edildiğini belirtti. 

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner104