banner6

Güneşin sanatla doğup battığı yer, Eskişehir

banner37

İstanbul Pendik’ten trene binip Kocaeli’ni geçerek Anadolu’nun derinliklerine doğru yolculuğa çıktığınızda Bilecik ile Ankara arasında sizi çok güzel bir yer karşılar.

Güneşin sanatla doğup battığı yer, Eskişehir
banner99

Murat OBENLER

Türkiye’nin dağları ile denizleri ve göllerinin eşlik ettiği muhteşem manzara eşliğindeki tren yolculuğunun bazen hiç bitmesini istemezsiniz fakat Eskişehir’e vardığınızdaki sanatın ve doğanın bütünleştiği manzara sizi kendisine çağırır.

Daha Tren Garı’ndan itibaren sizleri kucaklayan bu yeşil örtü ve sanatın ruhu tüm şehir boyunca size adeta eşlik eder. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin çevre dostu uygulamaları eşliğinde yeşil örtüyle kaplı parklar, adacıklar, çemberlerden ilerlerken gerek bulvar ve caddelerde gerekse sokak aralarında karşınıza çıkan heykel ve seramik çalışmaları bu bütünlüğü bizlere açıkça gösteriyor. Tabi ki fiziki alt yapıyla paralel olarak Büyükşehir ile koordineli bir şekilde hizmet veren Tepebaşı Belediyesi ve Odunpazarı Belediyesi yönetimlerinin şehrin sosyal, kültürel, sanatsal alt/üst yapısının gelişimindeki katkısı da gözlerden kaçacak gibi değil.

Şehirde bulunan iki yüksek öğrenim kurumu (Anadolu Üniversitesi ve Osmangazi Üniversitesi) da hiç şüphesiz hem öğrenci potansiyeli ile hem de gerçekleştirdiği nitelik düzeyi yüksek etkinliklerle bu kültürel-sanatsal yapının gelişimine bir itici güç oluşturuyor.  Bir de Porsuk Çayı ve Adalar var ki adeta şehre ilham veriyor. Porsuk kenarından bisikletle dolaşmak, gondola binip çayı geçmek, bir şeyler yiyip içmek hep insanların yaratıcılık kutularını dolduruyor.

Sanat şehri olmak bütünlüklü yapı, kültür ve sistem işi

Bir şehir nasıl kültür-sanat şehri olur diye soracak olsak bunda tarih, kültür, sanat, çağdaş yönetimler, mekânlar ve sanatseverlerin oluşturduğu bir yapıdan, sinerjiden ve sistemden bahsetmek gerekir. Viyana, Prag, Budapeşte, Roma, Venedik, Sevilla, Berlin, Riga, Madrid, Londra, Kyoto, Paris, New York gibi şehirlere baktığımızda bu toplam puanların çok yüksek olduğunu görüyoruz.

Eskişehir’e gerek il olarak gerekse merkez olarak baktığımızda bu puanların oldukça yüksek olduğuna şahit oluyoruz. Tarihsel doku merkezden yerele doğru gittikçe artan bir ivme gösterirken -Odunpazarı Evleri istisna olarak şehrin göbeğinde bizlere tarihin nasıl günümüze aktarılabileceğinin canlı örneği olarak duruyor- kültürel ve sanatsal doku da çevreden merkeze doğru çoğalıyor.

Sanat müzeleri, sanat merkezleri, sanat kolektifleri, kitapçılar, tiyatro, opera ve bale salonları, üniversiteler büyük çoğunlukla merkezde yer alıyor. Tabi ki Eskişehir kültürel ve sanatsal açıdan o kadar zengin ki bir kültür-sanat yazarı çizeri olarak etkilenmemek elde değil. Bilim Sanat ve Kültür Parkı, Kent Park birer çağdaş belediyecilik eseri olarak şehirde göz kamaştırırken Eti Arkeoloji Müzesi, Haller Gençlik Merkezi Müzesi, Lületaşı Müzesi, Cumhuriyet Tarih Müzesi, Cam Müzesi, Osmanlı Evi Müzesi ve Sn. Yılmaz Büyükerşen’in yarattığı Balmumu Müzesi şehirdeki medeniyet, tarih ve kültür hazinesini önümüze seriyor.

Büyükşehir lokomotif, ilçe belediyeler vagon

Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi ise çağdaş sanatın fabrikası gibi.

Güneşin doğumundan batımına, yıldızların çıkışından kayboluşuna sanat üreten bir fabrika gibi. 6-14 Mayıs 2017 tarihleri arasında 19. Eskişehir Uluslararası Film Festivali’ni takip etmek için bulunduğum şehirde festivalin yanı sıra bir sergi, bir müzikal, bir uluslararası şiir buluşması ve bir konseri  takip ederek sanatla dolu bir hafta geçirdim.

Sinema sanatı ve festival 19 yaşında

Bu genel girizgâhtan sonra hani derler ya gelelim sebebi ziyaretimize biz de film festivalinden biraz bahsetmek isterim. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi tarafından bu yıl 19. kez düzenlenen ve Türkiye’nin üniversite kimliği taşıyan uluslararası uzun metrajlı tek film festivali olan Uluslararası Eskişehir Film Festivali, 9 gün boyunca sinemaseverlere şehirde sinema coşkusunu yaşattı.

Gösterimler, filmlerin yönetmenlerinin ve usta sinemacıların da içinde bulunduğu söyleşilerin, atölye çalışmalarının ve sinema derslerinin yer aldığı zengin program Anadolu Üniversitesi’ne ve şehre yakışan bir şekilde gerçekleşti.

Şiirler her dilde aşkı, özlemi, acıyı, yalnızlığı, doğayı, direnişi anlattı

Tepebaşı Belediyesi 7.Uluslararası Eskişehir Şiir Buluşması ise 4 gün boyunca, 10 ülkeden 35 şairi şehirle ve şiir severlerle buluşturdu. Türkiye'nin yanı sıra Almanya, Çin, Fas, Hindistan, Irak, Kıbrıs, Mali, Venezuela ve Yunanistan'dan şairlerin yer aldığı buluşmada şair Hasan Erkek’in şiirleri ve resimlerden oluşan bir sergi açıldı, festivale onur konuğu olan Şair Tuğrul Tanyol başta olmak üzere şairler kitaplarını imzaladı. Festivalde Kıbrıs’tan tanıdık bir şair Emel Kaya’nın varlığı da bizi bir o kadar daha mutlu etti.

Türkiye’nin tek Opera Bale Günleri 7’nci kez

Yine Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğini yaptığı Türkiye’nin tek Opera Bale Günleri 10 gün boyunca şehrin sanat dolu takviminde yerini aldı.

3 Mayıs’ta “Çingene Baron” opereti ile başlayan 7. Ulusal Eskişehir Opera Bale Günleri, Ankara Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu’nun “Frida” müzikali ile sona erdi.

Sanat şehrini başkanın ajandasından tanırım

Ressam Nazan Pamuk "Atların Büyülü Dünyası" sergisi, Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle Eskişehirli sanatseverlerle buluştu. Serginin açılış konuşmasını yapan Başkan Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in Eskişehir'in kültür sanat şehri olduğunun altını çizmesi ise bu kadar yapılan mekan ve sanat hizmetini gördükten sonra altı boş bir söylem olmadığının bir kanıtı oldu.

Sergi sırasında belediyecilik anlayışı ve icraatlarını takdir ettiğim Yılmaz Büyükerşen’in ajandasına (başka bir etkinlik kontrolü için) şöyle bir göz misafiri olarak bakarken her gece (bazen gündüz de) bir sanat etkinliğine gideceğini gördüğümde nasıl bir sanat şehri yaratılacağını gözlemledim.

Tüm yarattığın güzellikler için teşekkürler Yılmaz Hocam. Siz de yaşadığınız yerlerdeki belediye başkanlarının, başbakanların ajandalarına bakarsanız durumu anlayacaksınız.

Çocuklar/gençlere yatırım ve Çocuk Senfoni Orkestrası

Eskişehir’den ayrılırken şehir “İki Elin Sesi Var Çocuk Senfoni Orkestrası” eşliğinde büyük sanatçı Fazıl Say’ı ağırlamaya hazırlanıyordu. Yine Tepebaşı Belediyesi’nin desteklediği konser 20 Mayıs’ta gerçekleşti.

Belediyelerin çocuğa, gence yaptığı yatırım işte bu gibi müthiş üretim ve paylaşımlarla topluma geri dönüyor.  Bizde ise sanat adına kıpırdanmalar olsa bile hala “yapalım bir badedez, bullez, gafgarıt, magarına bulli festivali da tamamdır” zihniyeti hakim.

 

Sanatı ve sanatçılarımızı takip etmekten yorulacağımız günlere...
 

 

 

 

Güncelleme Tarihi: 24 Mayıs 2017, 11:10
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner104