Hayalet Kumpanya

LBT’den tüm sevdiklerinle buluştuğunu hayal ettiren kabare, “perde” dedi

Hayalet Kumpanya
  • 12 Eylül 2018, Çarşamba 9:18

Murat OBENLER

Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nun (LBT) yeni oyunu “Hayalet Kumpanya”, izleyiciyle buluştı.

Oyunun Prömiyeri Lefkoşa Türk Belediyesi’nin sunduğu 16. Kıbrıs Tiyatro Festivali kapsamında Bandabuliya Sahnesi’nde yapıldı.

Anton Çehov’un kısa oyunlarından bir kabare kurgulayan ve oyunu yöneten Yiğit Sertdemir’le İstanbul-Lefkoşa arasında geçen prova sürecini ve oyunu konuştuk.

Anton Çehov’ın yazdığı, Yılmaz Gruda’nın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği tek perdelik Hayalet Kumpanya oyununda Lefkoşa Belediye Tiyatrosu oyuncuları Deniz Çakır, Barış Refikoğlu, Aytunç Şabanlı, Osman Ateş, Özgür Oktay, Döndü Özata, Hatice Tezcan, İzel Seylani, Asu Demircioğlu, Cem Aykut, Melihat Melis Beşe, Melek Erdil, Umut Ersoy ile Havva Güleş rol aldı.

SORU: Sizi biraz tanıyabilir miyiz, tiyatro sevdası nasıl başladı?

SERTDEMİR: 1979 İzmir doğumluğum. Üniversite için gittiğim İstanbul’da amatör tiyatro yapmaya başladım. İTÜ Makine Mühendisliği’ne başladım. Oradaki ekiple 1999’da Altıdan Sonra Tiyatro’yu kurduk. 2000’li yılların başında İTÜ’yü bırakarak Yeditepe’ye tiyatro okumaya geçtim. O günden bu güne de mühendislikle amatör olarak, tiyatroyla profesyonel olarak ilgileniyorum. Aynı yıl İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’na (İBBŞT) da geçtim. O yıllarda oyun yazmaya da başladım. Hatta LBT, benim “o.b.e.b.” adlı oyunumu sahneye koydu. 2009’da Beyoğlu’nda “Kumbaracı50” diye bir sahne açtık. 20 yıldır tiyatroyla bağlantılı yazıyorum, oynuyorum, yönetiyorum. 15’e yakın oyun yazdım. Ben yazarlığı daha çok önemsiyorum. Benim programım bu yüzden çok yoğundur. Sezon hiç kapanmaz. Bir önceki bayram Kıbrıs’a gelip bir ay kaldım, sonra İstanbul’a dönüp provalara girdim ve son bayramda yine gelip oyunu çıkardık. Toplamda 7 hafta kaldım. Dönünce yine provalar devam edecek. Yazdığım ve yöneteceğim oyun var. Şehir Tiyatrosu’nda oyunlar devam ediyor. 8 tane oyunda rol alıyorum. Ayda 15-20 oyun oynuyoruz, provalar da devam ediyor.

SORU: Özel tiyatronun varlığını sürdürmesi Türkiye’de günden güne daha da zorlaşıyor. Altıdan Sonra Tiyatro’nun yolculuğu nasıl oldu?

SERTDEMİR: Altıdan Sonra Tiyatro’yu 10 kişi kurduk. O çekirdek kadro 20 yıldır birlikte tiyatro yapıyor. Geçtiğimiz yıldan itibaren bir seçme yaparak şu anda 50 kişiye yakın bir kadroyla yola devam ediyoruz. Bir bağımsız repertuar tiyatrosu olarak yenileri de aramıza katalım, geleneği yavaş yavaş onlara devredelim diyoruz. Karşılıklı öğrenerek, birbirimizi besleyerek devam ediyoruz. Şu anda aralarında 10 yıldır (hatta 12 yıl) devam eden oyunların (444 ve o.b.e.b.gibi oyunlar dolu dolu oynuyor) da bulunduğu devam eden 10 tane oyunumuz var. Bir bağımsız alternatif tiyatro için iyi gidiyoruz. Çok turne yapan bir tiyatro değiliz. Bir tek Kıbrıs Tiyatro Festivali’nde de oynayacak HE-GO diye bir oyunumuz var.

SORU: Türkiye’de Devlet Tiyatrosu (DT) ve İBBŞT’nin tiyatrocular için okul olduğuna inanıyor musunuz?

SERTDEMİR: Ben 2002’de Şehir Tiyatrosu’na girdim. Orası bir tedrisat veriyor sana. Ustalarla kulis paylaşıyorsun, sahne paylaşıyorsun. Bu bir gelenek. Farklı farklı ekolleri (yönetmen ve oyunculuk açısından) görme şansını yakalıyorsunuz. Bu da bir gelenek. Çok fazla oyun oynuyorsunuz (haftada 7 oyun) ve bu da sizi besliyor. Orası sizi yetiştiren bir okul gibi. İBBŞT daha alaylı bir gelenekten gelme olduğu için hem okullu hem alaylı oyuncuların bir arada olması size çok şey öğretiyor. Bizim Altıdan Sonra Tiyatro da alaylı gelenekten gelmedir (Bir tek ben sonradan tiyatro okudum). DT’nın tüm Türkiye’ye yayılan bir kamu hizmeti verme görevi var (seyirci yetiştirme, tiyatroyu toplumla buluşturmak, süreklilik) DT’den çıkan kişiler özel tiyatro açmaya da girişiyorlar ve böylece o tiyatro ağının genişlemesine de katkı sunuyor. Bir şekilde ustaların büyük çoğunluğu ya DT ya da İBBŞT’ye değmişlerdir. Bazıları da benim gibi ikisini de sürdürmektedir çünkü Bandabuliya gibi daha küçük sahnelerde seyirciyle buluşmakla şehir tiyatrosu, devlet tiyatrosnun büyük sahnelerinde dev yapımlarla insanlarla buluşmak farklılık gösteriyor. Tabi son yıllarda DT gibi şehir tiyatrosu gibi yerlerde başka sıkıntılar oluşmaya başladı. Bağımsız tiyatrolar ise şimdilik bağımsızlıklarını sürdürüyor. Şimdilik bir müdahale yok.

SORU: Denizler ötesi birliktelikle LBT sizin yönetiminizde “Hayalet Kumpanya” oyununu sahneliyor. Nasıl oldu bu uzakları yakınlaştıran buluşma?

SERTDEMİR: Yaklaşık 10 yıl önce buradaki festivalde yazdığım 444 oyunu vesilesiyle, ekiple tanıştık. LBT’deki Aytunç Şabanlı’yla tiyatroya aynı ekipte başlamıştık. Sonra Aliye Ummanel’le tanıştık. Geçen yılki festivalde benim de oynadığım “Hayali Temsil” oyunu sırasında Aliye’nin burada LBT ile bir oyun yönetme teklifine sıcak baktım ve çok yoğun olan çalışma takvimimin de sihirli bir ayarlama yaparak birlikte bu yola çıktık. Benim için de değişik bir tecrübe olacağını ve keyif alacağımı düşünüyordum ve öyle de oldu. Bir yıl sonra da perde dedik.

SORU: Farklı bir tiyatroyla, başka bir ekiple, farklı bir mekanda oyun çıkarmak nasıl bir tecrübeydi?

SERTDEMİR: İlk farklılığı mevsimden dolayı yaşadım. Bir süre sıcağa alışmaya çalıştım. Tabii ki tiyatroyu yapma biçimlerimiz farklı olabiliyor ve burada da farklılıklar vardı. Bu kumpanya türü oyuncuların alışık olmadığı bir türdü. Önce atölye çalışmalarıyla başladık. Oyuncular için ilginç bir keşif proje oldu. Sağlam ve sıkı çalıştık.

“Deniz Çakır’ın varlığı ve anlattığı hikayeler beni çok etkiledi”

SORU: Bir kumpanya çalışmayı tercih ettiniz? Bu yönetmenin tercihi miydi yoksa ortak bir karar mıydı?

SERTDEMİR: Biz önce Brecht'in “3 Kuruşluk”u mu olsun diye konuşurken Aliye tüm ekibin hep birlikte olmasını istedi ve Çehov’un kısa oyunlarından da yararlanarak kabare yapmaya karar verdik. Ben hikayeyi kurdum. Üst yapıyı oluşturduk. Ekiple tanıştık, toplantı yaptık. Orada Deniz Çakır’ın varlığı ve kendi yaşamına dair anlattığı hikayeler beni çok etkiledi. Sonra Maraş meselesi ortaya çıktı. Oyundaki 45 yıl da aslında 1974’e denk geliyor. Oyuna adını da veren hayalet aslında hayalet şehir Maraş’ı çağrıştırıyor. Bir bomba düşmüş ve ordaki bütün sevdikleri, arkadaşları hayatlarını kaybetmiş. İçlerinden hayatta kalan bir kişi ise her yıl bir umutla onlarla buluşuyormuş gibi. Özellikle Deniz hanımın varlığı, hâlâ heyecanla, şevkle sahneye çıkıyor ve çıkmak istiyor olması beni çok etkiledi. Benim hayatımda da kaybettiğimiz Tomris İnceer diye tiyatroya suflör olarak başlayan bir oyuncu vardı. Oyunun ona da selam çakan bir yanı var ama esas mesele 45 yıl önce yok edilen bir kültür. Onların yarım kalmış br provası gibi. Sanki herşey devam ediyormuş gibi. Zor bir süreç geçirdik ama keyifli bir şekilde ve iyi çalışarak bu güne geldik. Bu tür oyunlar zaten seyirciyle buluştuğu zaman daha çok keyif veren, tatlanan türde eserlerdir. Ancak sanatın amacı eserlerle kalıcı olmak, bir nevi ölümden uzaklaşmaktır. Beden ölse bile yarattığınız eserlerin devam edebilmesi önemlidir.

SORU: Ve yeni bir mekan. Bandabuliya Sahne’deki ilk oyun...

SERTDEMİR: Yani sadece bu bile çok değerli. Bu sahnenin varlığı (seyirlik açısından, alternatif oluşu, değişen bir bölgede bir yeni tiyatro sahnesinin oluşması ve bölgeye sanatsal olarak yaratacağı katkı) inanılmaz öneme sahip. Bu yüzden LTB Başkanı Mehmet Harmancı ve bu düşün peşine düşen LBT ekibini çok tebrik etmek istiyorum. Buradan muzzam işler çıkacağını düşünüyorum. Buradaki ilk oyunu yönetmiş olmak benim için büyük bir onur.

“45 yıllık düşlerle geçek arasında gidip gelen bir hikaye”

SORU: Düşler ile gerçekler arasında gidip gelme var. Bunu eğlenceli kumpanya olarak birleştirdiniz...

SERTDEMİR: Kumpanya kendi işini kendi yapan, uzun süre birbirine temas eden, birbirinin hayatını önemseyen, fikir ayrılıkları olsa bile uzun yıllar bir arda kalabilen insanlar topluluğu demektir. Altıdan Sonra Tiyatro bir kumpanyadır. Oyundaki insanlar da birbirini seven ve 45 yıldır devam eden bir prova sürecinin 45. yılını yaşıyorlar. Çehov’un metinlerinden faydalanarak bunu bir kurgu ile biraraya getirdim ve grotesk bir anlayışla kabare tipiyle sahneye koyduk. Şarkılar, danslar var ve oyun boyunca devam eden Deniz hanımın hikayesi var. Düş mü gerçek mi? Hüzünlü, eğlenceli ve umutlu biten bir hikaye.

Provada söylendiği gibi: Oyun nedir ki hikaye devam ettiği sürece.

Sanatı da çocuğa yapar gibi yapıyorsun çünkü seyirci oyunu izlerken çocuklaşıyor. Oyunun da adı o yüzden hem hayal etmekten gelen hayal et, hem de hayalet kumpanya. İki anlamı var. Gerçekle uğraşmak karamsar bir şey, hayal etmek ise keyifli.

SORU: Öküz çayırı kapışması Kıbrıslıların uzun yıllara dayanan tartışmaları ortaya koymak adına çok trajik ve komik bir tercih olmuş.

SERTDEMİR: Evet. Senin miydi benim miydi meselesi varmış. Mal mülk sahipliği meselesi Kıbrıs özelinde bayağı karşılık buluyor.

SORU: Aşksız olmazdı tabi...

SERTDEMİR: Evet bir sürü kadın erkek ilişkileri var. Ama en güzeli suflöz ile aktörlerden birisinin aşkı. Nişanlı olup da yarım kalan bir aşk hikayesine tanık oluyoruz. Karamsar olunan dönemlerde hep kabare ortaya çıkar ve hicivle kendimize gülebilmemizi sağlar çünkü gülmek devrimci ve politik bir eylemdir. Kumpanya da hem kendine güler hem seyirciyi güldürür. Umutlu bitmesini istedim çünkü Aliye’nin yazdığı “Ölüm nedir ki hikaye devam ettikçe” cümlesi hikayeyi anlatıyor.

SORU: Sanatın panzehir oluşturma gücüne de sağlam dokunuşlar yapıyor oyun.

SERTDEMİR: Çehov’un dediği gibi, “Sanat ve dehanın olduğu yerde, ihtiyarlık, yalnızlık, hastalık yoktur. Hatta ölüm dehşetinin bile yarısı kaybolur.” Bu benim tüm oyuna bakış açımın cümlesidir. Sanatın olduğu yerde yalnızlık çekmezsin, hastalanmazsın.

SORU: LBT ile başlayan ortak paylaşım ve üretim süreci devam edecek mi?

SERTDEMİR: Ortak yapımlar karşılıklı olarak herkesi besleyen üretimler olduğu için ben buna çok değer veriyorum. En son Almanya’dan “Theater an der Ruhr” ile ortak bir proje yaptık. Kültürler arası buluşmalar çok önemli. Yeni bir deneyim alışkanlıkları zorlar ve her zaman iyidir. Her buluşma bir aktarımdır ve paylaşımdır. Ben de oyundaki ekip de bu ortak oyundan büyük keyif aldık. Eğer herkes isterse bu süreç devam edebilir.

SORU: Yazarlık, oyunculuk ve yönetmenlik üçlüsü size özel hayat fırsatı bırakıyor mu?

SERTDEMİR: Yani sanat, tiyatro bedene ruha iyi geliyor. Yorucu ama güzel. İnsan bir süre sonra o tempoya alışıyor. Örneğin Kıbrıs’ta 12-1 gibi uyuyorum. Normalde 3-4’den önce uyumam. İstanbul’da yoğunluk, tempo olduğu için beden o koşullara göre ayarlanıyor. Örneğin benim gibi ayda 25 gün oyun oynarsanız diğer 5 günde tiyatro görmek istemeyebilirsiniz. Ben İBBŞT’de oyun oynadığım için kendi sahnemdeki bazı oyunları bile izleyemiyorum.

 

 

Beğendim 1 Muhteşem 1 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 9 8 1 0 18 25
2 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 9 7 1 1 12 22
3 BAF ÜLKÜ YURDU 9 5 3 1 12 18
4 CİHANGİR GSK 9 5 2 2 3 17
5 TÜRK OCAĞI LİMASOL 9 5 1 3 11 16
6 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 9 5 0 4 7 15
7 GÖNYELİ SK 9 4 1 4 1 13
8 ÇETİNKAYA TSK 9 3 3 3 -5 12
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 9 3 2 4 -3 11
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 9 2 5 2 -7 11
11 BİNATLI YSK 9 3 1 5 -6 10
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 9 2 3 4 -3 9
13 LEFKE TSK 9 2 3 4 -5 9
14 GİRNE HALK EVİ 9 2 0 7 -7 6
15 ESENTEPE KKSK 9 1 1 7 -14 4
16 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 9 0 3 6 -14 3
yukarı çık