Hedefi, iyi bir oyuncu olmak

banner37

Genç Yetenekler-40

banner87
Hedefi, iyi bir oyuncu olmak
banner90
banner99

Aliye ÖZENCİ

Ülkemizde kendini sanatın çeşitli alanlarında geliştiren birçok genç yeteneğimiz var. Küçük yaşlardan sanata merak salan bu gençlerimiz, aldıkları eğitimlerle, kendi çabalarıyla yeteneklerini geliştirerek bugün önemli başarılara imza attı. KIBRIS, sizlere adı bir yerlerde saklı kalmış “Genç Yeteneklerimizi” tanıtıyor. Yazar ve tiyatrocu İzel Seylani’nin yardımıyla sosyal medya üzerinden ulaştığımız gençler, hem kendi serüvenlerini anlattı hem de sanata meraklı gençlere mesajlar verdi.

Okan İzgi’nin meslek seçiminde sahnede yaşadığı heyecan ve mutluluk etkili oldu

Hedefi, iyi bir oyuncu olmak

   Okan İzgi, 21 yaşında. Beykent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Oyunculuk bölümü üçüncü sınıf öğrencisi.

   Bu bölüme yönelmesi, ilkokulda tanıştığı ve lisede de devam ettiği tiyatro kurslarıyla başladı. Rol aldığı oyunlarda sahnenin tozunu içine çektiği an itibariyle bu sanat alanında ilerlemek, başarılı bir oyuncu olmak istediğine karar verdi.  

   İzgi, kitap okumayı ve tiyatroya gitmeyi sevdiğini belirterek, “Kitap okumaktan çok zevk alıyorum çünkü kitap okumak beni her anlamda geliştiriyor. Tiyatroya gitmek ve izlemekte ayrı bir mutluluk. Tabii uğraştığım mesleğinde bunda katkısı vardır” dedi.

   Eğitiminden dolayı İstanbul’da yaşayan İzgi, özellikle tiyatro ve sanatsal içerikli etkinliklere gidiyor. Çocukken taekwando, eskrim spor dallarıyla da ilgilendi.

“Sanatın eşi benzeri yoktur”

   İzgi tiyatro serüvenini şöyle anlattı:

   “Sahneye ilk adımımı ilkokulda attım. Seyirci karşısına çıkmak, alkışlanmak beni çok heyecanlandırmıştı. Yaşadığım bu heyecan, beni tiyatroya tutkuyla sarılmama ve oyunculuğu meslek olarak hayal etmeme neden oldu.

   Bir yerden başlamam gerekiyordu bu nedenle lisede de tiyatro eğitimlerine devam ettim.  Bugün mesleğimi seçmemdeki en önemli etken, Ustam İzel Seylani ve onun yönettiği benim de oynadığım Haldun Taner’in, Keşanlı Ali Destanı oyunuydu. Müthiş bir oyundu.

   Prova günlerini iple çekiyordum… Unutulmaz bir heyecandı, sahneye çıkmak beni mutlu ediyordu. Tiyatro benim için her şeydi… İşte o zaman karar verdim, ömrümün sonuna kadar sahnenin tozunu yutmaya devam edecektim”.

   İzgi, tiyatronun hayatındaki yerini ve hedeflerini de anlattı.

   “Önümdeki yıllarda kendimi sanatla; hiçbir zaman bitmeyen, tutkulu heyecanlı, pes etmeden sanat yapmaya devam eden bir bağ içerisinde görüyorum.

   Sanat aslında hiçbir zaman bitmeyen bir şey… Sanat özgürleşebildiğin en güzel şeydir. Sanatın eşi benzeri yoktur. Sanatını kendin yaparsın kendin çizersin kendin yazarsın, özgürleşmeyi seven biri olarak sanatla iç içe olacağım ve üretmeye, üretmek için çok sıkı çalışacağım”.

Çok çalışmak gerekiyor

   İzgi, tiyatronun hayatına hayal edemeyeceği kadar güzel şeyler kattığını, ama kötü şeyleri de tecrübe ettiğini dikkat çekerek, “En önemlisi de kendimi buldum iyi yanımı, eksik yönlerimi, öğrenmem, okumam, izlemem, çalışmam ve gitmem gereken müzeleri öğrendim. Kısacası sanatı sanat yapan her şeyi… Aslında öğreneceğim daha çok şey var yolun başındayım” dedi.

   İzgi, tiyatronun zorluklarını ise şöyle ifade etti:

   “Hep şöyle derler “Oyunculuğun ilk 40 yılı zordur sonrası kolay”...  Bu meslek çok zor bir meslek göründüğü gibi kolay değil, çok çalışmak gerekiyor.

    Tiyatro sürecim çok uzun gibi görünüyor ama tek bildiğim bir şey var ne kadar uzun olursa olsun ne kadar zor olursa olsun severek bu mesleği yapacağım…”

   İzgi unutamadığı bir anısını ise şöyle paylaştı.  

   “Sahnede unutamadığım en güzel an, şuan okuduğum okuldaki Final (sınav) parçasıydı. William Shakespeare’in yazdığı Othello oyununda ki Othello karakteriydi. Bugüne kadar oynamaktan en çok zevk aldığım ve en çok kendime yakın hissettiğim bir karakterdi, iyi bir bağ oluşturmuştum ve karakterin tüm hislerini derinden hissedebiliyordum. Çok derin çalıştığım bir karakterdi ve etkilendiğim bir sahneyi oynamıştım”.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75