banner6

Hedefim; stüdyonun üç katı kadar fotoğraf platosu oluşturmaktır

banner37

Yaşam üçgeninde müzik, edebiyat ve fotoğraf olan Yıltan Taşçı, adanın en büyük fotoğraf stüdyosunu Geçitkale’ye açtı… Hayaline bir adım atan Yıltan Taşçı, yapacaklarını anlattı.

Hedefim; stüdyonun üç katı kadar fotoğraf platosu oluşturmaktır
banner151 banner143

Sedef BOŞNAK

Yaşam üçgeninde müzik, edebiyat ve fotoğraf olan Yıltan Taşçı, adanın en büyük fotoğraf stüdyosunu Geçitkale’ye açtı…

Namsiyeli yataktan, minderlerden tutun da telefon kulübesine kadar farklı dekorasyonlar kullanarak oluşturduğu devasa stüdyoda, Yıltan Taşçı’nın konuğu olduk.

Tek çatı altındaki stüdyosunda yarattığı farklı sanatsal konseptlerle ülkede bir ilki yaratan Yıltan Taşçı’yla, fotoğrafı ve fotoğrafçılığı konuştuk.

Mesarya halkına, haziran ayında kapılarını açan Yıltan Taşçı, kurduğu stüdyoyla hayaline bir adım attığını belirterek, stüdyosunu her geçen gün daha da büyütmeyi hedefliyor.

Hedeflerinin ilk sırasında, stüdyonun bahçesine, stüdyonun üç katı kadar bir fotoğraf platosu oluşturmak olan Yıltan Taşçı, doğal ortamda doğal ışıktan yararlanarak çekeceği fotoğrafların heyecanını yaşıyor…

Usta sanatçı Yıltan Taşçı, sanatsal gözle değerlendirdiği stüdyo içerisinde ve bahçesine oluşturduğu farklı platformlarla, görenlerin ilgi ve beğenisini kazandı.

Bahçesinde, araba lastikleri ve balyaların otantik bir hava kattığı arkası açık iki kaplı eski araç ile zeytin ağacındaki hamak stüdyoya gelenlerin favorisi…

Bölgedeki büyük bir eksikliği gideren stüdyo, Geçitkale’nin yanı sıra, Serdarlı, Gönendere, Sütlüce, Yıldırım, Akova, Alaniçi ve Tatlısu insanına en iyi hizmet için hazırda bekliyor.

SORU: Bize Yıltan Taşçı’nın serüvenini anlatır mısınız?

TAŞÇI: 1957’de Lefkoşa’da doğdum. Yükseköğrenimini, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde tamamladım. 1979’da Türkoloji Bölümü’nden mezun oldum. Birçok kitap yazdım, albüm çıkarttım, fotoğraf sergisi açtım.

Yıllarca basın dünyasının içinde yer aldım. 1979’da  “Söz” gazetesinde “Mikroskop” adlı köşemde “Cemil Cemal” takma adıyla köşe yazıları, 1982 – 1985 yıllarında “Birlik” ve “Kıbrıs Postası”  gazetelerinde “Deklanşöre Takılanlar” adlı köşemde de çektiğim fotoğrafları her gün yayınladım.

Halen KIBRIS gazetesinde, “8’inci Gün”, “Yıltan Taşçı’nın Seçkisi – O An”, “Gezi-yorum”, “Ülkemin İnsanları” başlıklı köşelerimde yazılarım ve fotoğraflarım yayınlanmaktadır.
1990 – 1991 yıllarında Bayrak Televizyonu’nda  “Şairlerimiz” ; 1998’de Genç TV’de, 2010 – 2015 yıllarında da KIBRIS TV’de  “Yıltan Taşçı ile Sanat”   programlarını hazırlayıp sundum.
Kısacası, anayolum edebiyattır benim. Müzik ve fotoğraf bu anayola çıkan tali yollardandır; çünkü tüm sanatlar edebiyattan beslenir.

İlk fotoğraf makinesini, 12 yaşında, 1960’lı yılların sonunda, Zafer Matbaası’nda çalışırken gördüm. Fotoğrafçılığa orada ilgi duydum ve hatıra fotoğrafları çekmeye başladım. 1980’den 1990’a kadar, Kıbrıs Postası, Birlik ve Söz gazetelerinde, foto muhabirliği yaptım.

2008 yılı,  fotoğrafik kariyerimde bir milattır. Öncesi hep hatıra fotoğrafı çektim. 2008’de çok yakın arkadaşım ve dünya çapında iyi bir fotoğrafçı olan Tevfik İleri’nin yönlendirmesiyle, artistik, yani sanatsal fotoğraf çekmeye başladım. 9 yıl oldu. Müzik ve edebiyattan dolayı sanat ruhu bende vardı. Ulusal yarışmalara katılmaya başladım. Sanatsal fotoğraflarım ödüller almaya başladı. Ardından sergilemeler aldım. Kendimi, bir anda fotoğraf dünyasının içinde buluverdim…

SORU: Fotoğrafçılık, hayatınıza nasıl bir anlam kattı?

TAŞÇI: Fotoğrafçılık, bir tür meditasyondur aslında. Ben, hayatta üç 3 şeyi yaparken hiçbir şey düşünmem. Biri fotoğraf çekerken, diğeri sahnede şarkı söylerken, bir de balık avlarken…

Hatta sahnedeyken insanları bile görmem. Fotoğrafta bakıp görürüm ama şarkı söylerken bakıp görmem… Sahne sonrası eşim der, “Görmedin ama beni en öndeydim.” “Görmedim” derim, söylerken kendimden geçerim çünkü…

Fotoğraf yarışmasına yönelik bir fotoğraf çekiyorsam eğer, fotoğrafı çektiğim anda, özellikle tematik yarışmalarda, çektiğim anda o fotoğrafın ödül alacağını anlarım... Bunu çok yaşarım.

 

SORU: Fotoğrafçılıkta, sizce,  en önemli nokta nedir?

TAŞÇI: Görmek! Önceleri, bakardım ama görmezdim. Bakmak ve görmek, çok farklı kavramlardır. Birçok insan bakar ama görmez. 2008’e kadar, ben de bakardım ama görmezdim… Aslına olay müzikteki gibidir, kulağınız yoksa keman çalamaz, şarkı söyleyemezsiniz. Kısaca detone olursunuz. Fotoğrafçılıkta da, göz önemlidir. İnsanlar bakar ama görmez!

Görebilmek için, estetik bilinç gereklidir. Örneğin, bir fotoğrafım var, “Germe anı” diye. 1’incilik ödülü aldıydı. “Nasıl gördün de çekin?” dediler.  Ben de “Gördüm işte, bakmadım” demiştim. Gördüğüm anda, koştum ve deklanşöre bastım. Fotoğrafta adam gerdirir kendini, ama kafası yok. (Göstererek) Kafası altta kaldı.

Görmek,estetik bilince bağlıdır. Estetik bilinci olmayan insanlar göremezler. Estetik bilinç sahibi olabilmek için bol bol kitap okumak, resim ve fotoğraf görmek gerekir. Yalnızca fotoğraf yetmez. Ünlü ressamların resimlerini incelemek gerekir. O bilinci almak gerekir ki, estetik bilincin olsun. Ve çok da ebedi eser okumak gerekir. Öykü, roman, şiir… Ben tüm güzel sanatların edebiyattan beslendiğine inanırım. Kitap okumayan hiçbir iş yapamaz, gelişemez. Hangi işi yaparsa yapsın bir yerde tıkanır ve kalır. Bir heykeltıraşın roman okumamasını düşünemem, mümkün değil. Bir fotoğrafçıysan roman, şiir ve öykü okuyacaksın.

Fotoğrafın içeriğini, biçiminden daha önemli görürüm. Bana göre esas olan,  gerçeğin sunulmasıdır. Bu yüzden gerçekliğe bağlı kalarak içeriğe önem veren fotoğraflama yöntemini kullanırım. Bir tür ‘tanıklık’ tavrı içerisindeyim. Bu tanıklığı, sosyal belgeci yöne doğru açımlayarak,  – ülkemizde pek de yapılmayan – foto röportaj konusunda etkin ve yetkin eserler verebilme uğraşı içindeyim.

SORU: Ne tür fotoğraflar çekmekten keyif alırsınız?

TAŞÇI: Daha çok belgesel fotoğraf türünde çalışmalar yapıyorum.  Toplumsal belgeci tavrımın açık iletilerinin alındığı sergilerimde (100 Yüz – Sanatçı Portreler 1, Son 1001, Lefkoşa’nın Yüzleri… ) aydın bir sanatçı sorumluluğuyla odağıma insanı alarak, yaşadığım çağa tanıklık etmeyi ve toplumuma dayatılanlara karşı çıkıp eleştirilerde bulunmayı kendime bir ilke edindim.

Objektifimi, toplumsal sorunlara  çevirerek bu sorunları gizleyenin gözüne sokmaya çalışırım. Sözün özü, artistik fotoğrafın yanı sıra, sosyal, belgesel fotoğrafçılık yapmayı seviyorum. Bunu toplumsal bir görev sayarım.

SORU: Peki neden Mesarya?

TAŞÇI: Sebep, Geçitkale Belediye Başkanı Hasan Öztaş... 2-3 yıl önce beni aradı, adını duyardım ancak kendisini bilmezdim. Telefonda, “Lefkoşa’nın yüzleri serginizi gezdim, çok etkilendim. ‘Geçitkale’nin Yüzleri’ diye bir sergi açabilir miyiz hocam?” diye sordu ve hemen ekledi, “Tüm masrafları biz karşılayacağız, size eşlik etmesi için de rehber vereceğiz” dedi. Ben de kabul ettim. Hasan Öztaş, aramasaydı, Geçitkale’ye yolum zor düşerdi… Eylül’de 3’üncü sergimizi açıyoruz. İleride bu fotoğraflar kitap haline getirilecek. Sergiye hazırlanırken, Geçitkale insanı beni çok etkiledi. Bugüne dek, 150’ye yakın eve girdim. O insanların konukseverliği, insanlığı, saflığı beni bu köye bağladı…

Fotoğraf çekimleri için köyde dolaşırken, stüdyonun olduğu binayı gördüm, rehberim Buğra Esendağlı’ya sordum. Burası nedir diye? O da, “Terk edilmiş bir binadır, babamındır hocam” dedi. “Bana kiralar mı?” diye sordum. Konuşup anlaştıktan sonra burayı kiraladım.

SORU: Burası, hayaliniz miydi?

TAŞÇI: Müzik, edebiyat ve fotoğraf… Benim yaşam üçgenim… 1973’ten beri sahnelerde şarkı söylüyorum, albümler çıkarıyorum. Yıllardır gazetelerde yazılar yazıyorum, kitaplar yayınlıyorum; fotoğraflar çekiyorum, sergiler açıyorum. Bu stüdyoyla hayalimi, gerçekleştirdim. Nasıl bir ressamın bir ressam atölyesi var. Benim de bir fotoğraf atölyem osun dedim. Artistik fotoğraf çekimlerimi burada yapacağım. Detay, doku, deneysel ve daha birçok çalışma…

Stüdyoda iç mekân yanı sıra, dış mekânda da, tıpkı film setlerinde olduğu gibi çeşitli setler oluşturmaya başladım. Farklı kompozisyon çalışmaları yaratmaya çalışıyorum. Buna fotoğraf platosu diyor. Hayalim, bir gün stüdyo içinin 3 kat daha büyük bir fotoğraf platosu oluşturmak. Doğal ışık, daima güzeldir. Foto ışık demektir.

Stüdyonun kapısı, dileyen sanatçı arkadaşlarıma açıktır. Reklam ve ürün fotoğrafçılığına da açığım… Toplu çekimler platformumuz da var.  40 kişiyi topluca çekebiliriz. Hatta köyden vesikalık ve düğün fotoğrafı çekmem için talepler bile geliyor. Elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum.

SORU: Bildiğim kadarıyla, stüdyoda, fotoğrafçılık dersi de veriyorsunuz… Anlatır mısınız?

TAŞÇI:   Evet... Haftanın bir gününde, stüdyoda, Geçitkale Belediyesi Sosyal Aktivite Merkezi ile ortaklaşa, “Temel Fotoğrafçılık” dersleri veriyorum. Stüdyoda teori ve pratiği birlikte yapabiliyoruz. Gazimağusa İskele ve Geçitkale’den öğrencilerim var…  Ben, öğretmenim. Dünyaya yeniden gelsem, yine öğretmenliği ve yine edebiyat öğretmenliğini seçerdim. Öğretmek, benim kanımda var, ruhumda var. Öğretirken çok büyük keyif alırım, insan yetiştirmek büyük haz veriri bana. Dilerim, öğrencilerim, bir gün benden daha iyi fotoğraf çekerler, hiç gocunmam. Hatta keyif alırım, benden iyi birini yetiştirdim diye.

SORU: Fotoğraf alanındaki, başarılarınızdan bahseder misiniz?

TAŞÇI: Uluslararası fotoğraf yarışmalarını para düzeni olarak görürüm ve bir kez katılıp bir daha da katılmadım. Bugüne değin aldığı ödüller şöyle:

2012 – Telsim’in düzenlediği “Benim Kıbrıs’ım” konulu fotoğraf yarışmasında “Bir Adada, Bir Arada” adlı fotoğrafımla birincilik ödülü...

2013 –  I. Turkcell Fotoğraf Yarışması’nın “Denizleri Aşan Sporcular” kategorisinde “Germe Anı” adlı fotoğrafımla  birincilik, “Engelsiz Yürekler” kategorisinde   “Engeller Sevgiyle Aşılır”  adlı fotoğrafımla ikincilik ödülü...

2014 –  Lapta Belediyesi 4. Fotoğraf Yarışması’nın serbest kategorisinde “Aydınlığa Açılan Pencere” adlı fotoğrafımla jüri özel ödülü...

Gönyeli Belediyesi’nin düzenlediği “Gönyeli’nin Gülen İnsanları” konulu fotoğraf yarışmasında

“Angonimle” adlı fotoğrafımla ikincilik ödülü...

Koop Süt “Frosty“ Dondurma Yarışması’nda “Parkta Dondurma Keyfi” adlı fotoğrafımla birincilik,

“Kalbimdesin” adlı fotoğrafımla ikincilik ödülü...

2015 – Uyuşturucu, Sigara ve Alkolle Mücadele Derneği, Başbakanlık Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu ve Kıbrıs Yeşilay işbirliğinde düzenlenen “Uyuşturucuya Değil, Yaşamın Güzelliklerine Sarılalım” konulu fotoğraf yarışmasında “Mutluluk Anı” adlı fotoğrafımla başarı ödülü...

“Benim Kıbrıs’ım – Kıbrıs’ın Sembolleri” konulu IV. Telsim Fotoğraf Yarışması’nda “Gerçek Kıbrıslılar” adlı fotoğrafımla birincilik ödülü...

2016  – 3. SERSAD Fotoğraf Yarışması’nda “Garavolli Pişirirken” adlı fotoğrafımla ikincilik ödülü

Turkcell 3. Sanat Engel Tanımaz Fotoğraf Yarışması’nda “Benim Ellerim, Benim Ayaklarım” adlı fotoğrafımla ikincilik, “Keyifler Yerinde” adlı fotoğrafımla üçüncülük ödülü...

Kıbrıs Türk Spor Yazarları Derneği tarafından düzenlenen “Kıbrıs’ta Spor” konulu fotoğraf yarışmasında “Futbolda Estetik” adlı fotoğrafımla birincilik ödülü…

 

Güncelleme Tarihi: 31 Temmuz 2017, 10:32
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104