Inkaların izinde, rüyaların şehri: Machu Picchu

banner37

Inkaların izinde, rüyaların şehri: Machu Picchu
banner90

Münevver Nizam KAHVECİSOY

Inca Trail yürüyüşü için bilmeniz gereken 10 önemli şey;

1-Lisanslı tur rehberi ve tur şirketi eşliğinde yapılır.

2-İzinler çok erken tükeniyor. 2002 yılından beri Inca Trail izni yılınzamanına bakılmaksızın günde sadece 500 kişi ile sınırlandırılmıştır (200 turist 300 rehber ve portörler). Bu, izninizi aylar öncesinden almanız gerektiği anlamına geliyor.

3-Huayna Picchu için ayrı bir izin almanız gerekiyor.

4-Yükseklik faktörü; Inca yürüyüşü zor bir yürüyüş olmamasına rağmen yükseklik sizi oldukça zorlayabilir (Dead Woman’s pass –Ölü Kadın Geçidi- 4215 metre). Yüksekte havanın çok daha ince olmasından dolayı her adım iki katı effort gerektirir. Burada size verebileceğim en önemli tavsiye yürüyüşten en az iki gün önce dünyanın en yüksek rakımlı şehirlerinden olan Cusco’da zaman geçirip vücudunuzu ortama alıştırmanızdır.

5-Bazı tur acenteleri diğerlerine göre daha iyi hizmet verebilir. Acentenizi çok iyi araştırarak seçmelisiniz.

6-Inca Trail yürüyüşü The Sun Gate noktasından güneşin Machu Picchu üzerine doğuşunu görmenin tek yoludur.

7-Yürüyüş esnasında dört mevsimi aynı günde yaşamaya hazır olun.

8-Birçok basamak tırmanmaya ve inmeye hazırlıklı olun.

9-Yürüyüş botları zorunlu olmasa bile size yaşayacağınız tecrübenin tadına varmanızda çok yardımcı olacaktır.

10-Yürüyüş esnasında içerisinde su, atıştırmalık, yüksekliğe karşı baş dönmesi ve daha kolay nefes almanıza yardımcı olacak şeker ve doğal yapraklar (Cusco’dan tedarik edilebilir), başa takılan fener bulunan hafif bir çanta bulundurun.

Inkaların izinde

Gizemli patikalar; bulutların, derin ve tehlikeli vadilerin arasından dolanarak, yağmur kokan ormanlardan geçip, çılgın bir rüyada görülebilecek kayıp bir şehre çıkar: Machu Picchu. Aslında bu isim şehrin ismi değildir. Şehir nasıl İspanyol istilası esnasında bulunamamış, öyle terkedilmişse ismi de bulunamamıştır. Bu isim şehrin üzerinde bulunduğu tepenin ismidir. Yani; “Yaşlı Zirve”.

Şehir 1532’den 1912 yılına kadar ormanların arasında kendi kaderine terk edilmişti. Bu sayede onu bulan Hiram Bingman 1450’lerden kalma bir şehri hiç dokunulmadan insanlığa geri verdi.

Machu Picchu’ya uzanan yol oldukça karmaşık, tehlikeli ve zorlu yerlerden geçiyor. İnsanın nefes almada zorlanacağı yüksekliklerden inen yol üzerinde yüzlerce antik eser, antik yol ve anıtlar bulunmakta.

Machu Picchu gezisi için bir çok alternatif var, ister kolay yoldan tren ile Aguas Calientes’e oradan direkt Machu Picchu’ya, ister Inca Trail ile 4 gün 3 gece yürüyüş ile,  ister biraz daha uzun süreyi seçerek Salkantay Yolu ile 5 gün 4 gece yürüyüşünü tamamlayarak gidebilirsiniz. Biz 4 gün 3 gece yürüyerek Inca Trail’i tercih ettik ve kesinlikle pişman olmadık…

Yolculuğumuz, Cusco’da sabahın dördünde başladı. Otobüsle gün doğana kadar yol alarak Inka Yolu’nun başlayacağı rotaya diğer grup arkadaşlarımızla geldik. Machu Picchu yürüyüş yolu, devlet tarafından sıkı kontrol altında tutulan, tur şirketi olmadan ve pasaport kontrolünden geçmeden yürüyüş yapamayacağınız, doğal koruma alanıdır. Bununla birlikte günlük ve yıllık belli bir ziyaretçi kotası vardır. Bundan dolayı bu yürüyüşü yapmadan önce izinlerin alınması için organizasyonun mutlaka yapılması gerekmektedir.

Gerekli kontrollerden geçtikten sonra önümüzde uzanan toprak yolu izlemeye başladık. Yol önce geniş ve çıplak vadilerin arasından geçti. Tek tük ağaçlar ve birkaç köy dışında pek göze çarpan bir şey yoktu. Yol uzadıkça manzara ilginçleşti. Önce bulutların parçalanarak iki tarafından bir nehir gibi yavaşça aktığı, zirvesi kar ile kaplı dağların yanından geçtik. Daha sonra antik zamanlarda Machu Picchu’ya lamaların sırtında haber taşıyan postacıların yoluna çıktık. Yol o yüzyıldan bozulmamış bir şekilde kaldı. Taş döşeli yol, ağaç köklerinin istilası arasında, ormanlardan dolanarak ilerideki tepelerin arasında kayboldu.

İlk günkü yürüyüşte, bu posta sisteminin izlerini takip ettik. Yol kenarlarında, postacıların dinlenmesi için yapılan küçük odalar, tapınaklar halen ilk günkü heybetiyle durmakta. Uzakta o zamanlardan kalma antik taraçalar ise tarıma hazır vaziyette bekliyor. Sanki 700 sene öncesini yaşar gibi...

Küçük birkaç nehri geçtikten sonra, ilk günkü kamp alanımıza geldik. Çadırlar kuruldu, sırtında tüm gurubun malzemelerini taşıyan “Porter” ler, malzemelerini indirdi. Gece kararırken çadırımızın dışında turuncu bir parça bulut, dev ve derin bir vadinin üzerinden akıp geçti. Karanlık bastırdığında, gökyüzü yıldızlarla doluydu. Tüm medeniyet ve gürültüden uzakta doğanın sesinin altında uyuduk.

İkinci gün sabah gün ağarırken yola çıktık. İlk gün gittiğimiz düz yol yerini yüksek ve dik yokuşlara bıraktı. Önümüzde tek sıra halinde uzanan diğer ziyaretçileri izleyerek, tepeleriaşarak 4215 metre yükseklikteki Ölü Kadın Geçidi’ne geldik. İnsanın nefesi bu yükseklikte gerçekten kesiliyor. Etrafımızda sadece sarı ve yeşil tonlarında otlar, çıplak ve karlı tepeler ile gri kurşuni tonda küçük göletler vardı. Mavi gökyüzü ve beyaz bulutlar en güzel renk tonlarında sonsuza kadar uzanır gibi duruyordu...

Geçidin altından kıvrılan yol bizi yavaş yavaş ormanlık alana taşıdı. Ağaçlar ve ırmaklar dört tarafımızı sarmaya başladı. Pek tabi yığma taşlarla yapılmış tapınak ve diğer yapılarda… Bu yapılar hiç harç kullanılmadan yapılmış. Sıra dağlar zaman zaman bulutlarla örtülüyor zaman zaman yeşil-sarı pastel rengine bürünüyordu. Adını bilmediğimiz, daha önce hiç görmediğimiz bitki ve canlılarda cabası. İkinci günü diğer tüm günlere göre daha fazla yorularak tamamladık. Gece karanlığında elektrik, su ve diğer tüm medeniyet öğelerinden artık tamamen uzaktaydık.

Üçüncü gün ayaklarımız en az beş yüz yıllık olduğu söylenen yolun üzerinden kayıp gidiyordu. Bulutlar ise parmaklarımızın dokunabileceği bir yükseklikteydi. Ormanların arasında kuş ve diğer orman canlılarının sohbetleri eşliğinde ilerledik. Ormanlık alanların arasından, yarısı denize batık bir gemi misali, antik yapılar ve diğer mimari eserleri geçiyoruz. Her bize anlatılan eser, bizi Machu Picchu’ya biraz daha yaklaştırıyordu. Yürüyüşün sonunda, vahşi çilek kaplı bir vadinin kenarında oturarak, altımızdan sessizce geçen bir treni ve onun yanından akan nehri izleyerek günü tamamladık.

Ertesi gün sabah saat 03.00 gibi yola çıktık. Bu zifiri karanlıkta önümüzü başımıza taktığımız fener aydınlatıyordu. Yaklaşık bir saat böyle yol alıp, Machu Picchu’nun yakınlarında sıraya girdik. Artık birkaç tepe önümüzde günlerce varmak için uğraştığımız hedefimiz duruyordu. Bu kadar erken yola çıkmamızın nedeni The Sun Gate noktasına ulaşıp güneşin Machu Picchu üzerine doğuşunu izlemekti.

Sabah gün ağarırken yol açıldı. Yaklaşık yarım saat daha yürüdükten sonra, bulutların henüz dağıldığı ve insanın aklını başından alabilecek güzelliğe sahip antik şehir tam karşımızda duruyordu. Belirtmek isterim ki Inca Trail yürüyüşünü yapmayan turistler dünyanın yeni yedi harikasından biri olan Machu Picchu’ya otobüs ile ulaşabilse de, bu harikalar diyarının en güzel görüntüsü sadece Inca Trail yürüyüşü ile varacağınız ‘The Sun Gate’ noktasından oluyor. Oraya vardığımda nutkum tutuldu diyebilirim. O an yaşadığım heyecanı bu satırları yazarken bile kalbimin derinliklerinde hissedebiliyorum. Üç gece-dört gün boyunca kat edilen yorucu ve zorlayıcı yola sonuna kadar değmişti. Ve biz bir hayalimizi gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadık. Zaman tam orda durabilirdi...

Asil ve üst düzey devlet insanlarının yaşadığı bu şehir ‘Eski Zirve’ (Machu Picchu) üzerine kuruludur. Evler, tapınaklar ve saraylar ile donanmıştır. Eski zamanlarda burada yaşayanların yiyeceklerini ürettikleri taraçalı tarlalar etrafı sarmaktadır. Hemen şehrin arkasında ‘Genç Zirve’ olarak bilinen ‘Huayna Picchu’ tüm heybeti ile yükselmektedir. Şehrin antik sokak aralarında gezerken insan kendisini o yüzyıla dönmüş gibi hissediyor.

Ayaklarımızda kalan son takatle Huayna Picchu’ya çıktık. Burada güneş tapınağını ve Machu Picchu’yu farklı bir noktadan izleyerek ömrümüz boyunca unutmayacağımız manzaraları ve dört gün süren bu tecrübemizi içimize kazıyarak gezimizi bitirdik.

Gezmeyle kalın...

Güncelleme Tarihi: 16 Kasım 2019, 10:54
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner96

banner108