Japon sanatıyla renklere ve seslere dokundu

Hüseyin Kırmızı, 4 yıllık emeğin sonunda “Color Et Sonor” albümünü yayınladı

Japon sanatıyla renklere ve seslere dokundu
  • 25 Mart 2018, Pazar 12:20

Murat OBENLER

Ülkemizin  en üretken sanatçılarından Hüseyin Kırmızı(Japon) aynı zamanda sosyal sorumluluk projesi de olan ve “Renkler ve Sesler” anlamına gelen “Color Et Sonor”adlı albümü piyasaya çıkardı.  Bir ara kendi gözlerinde olaşan zayıflamadan yola çıkan, görme engelli kişilerin nasıl renkleri algılayabileceği üzerine empati kuran, araştırmalar yapan ve besteleri kendine ait 10 renklik bir albüm hazırlayan Japon ile Prag’da kaydettiği albümünü ve müziğini konuştuk...

“Bir görme engelli dünyayı nasıl görebilir? sorusundan yola çıktım”

İnsan hayatında çok önemli bir yere sahip sesler ve renklerin bütünselliği üzerine bir albüm çıkardın. Biraz düşünce aşamasından bahsedebilirmisin? Fikir aklına nasıl düştü?

Latince isimli “Color Et Sonor”, “Renkler ve Sesler” demek. Fikrin geçmişi 10-11 yıl öncesine dayanıyor.Gözlerimin zayıflamaya başladığı bir dönem olmuştu. Bilgisayarın önünde notların yazılması vs. ile çok zaman harcadığım ve gözlere de yeterli dinlenme imkanı yaratmadığım için öyle bir zayıflık dönemi oldu ama sonra geçince üzerine düşmedim. 2015’te yavaş yavaş görme konusunu sorgulamaya başlayınca empati yaparak acaba bir görme engelli nasıl hissederi düşündüm. Göz genellikle önemsemediğimiz için hep ihmal ettiğimiz bir duyu organımızdır ancak göz bütün dünyayı görüp şekillendirdiğimiz, anlamaya çalıştığımız en önemli duyu organımızdır. “Bir görme engelli dünyayı nasıl görebilir?” sorusundan yola çıkarak araştırmalar yaptım. Görme yetisini kaybetmiş bir insanda başka yetiler normalden fazla gelişebilir mesele. Bir görme engelli kişiye rengi anlatabilme üzerine düşünmeye devam ederken ses devreye girdi ve bu projeyi oluşturdum. 2015 yazında kendi stüdyomda gece gündüz uğraştım ve 10 eseri yazdım. Burada kendi bakış açımdan belli başlı renkleri görme engelli bireylere duyurmaya çalıştım. Birkaç kez bunu insanlarla paylaşmak için girişimler yaptım ama başarıya ulaşmadı. En son geçtiğimiz yıl artık bu eserlerin bilgisayarımın içinde kalmaması konusunda karar vererek tekrar girişimlerde bulundum. İnsanlarla bunu paylaşarak maddi gelirini de görme engellilere verme kararı alarak çalışmalara başladım. Yapımcım ve ses mühendisim Emre Yazgın arkadaşımla araştırmalara başladık. Sevgili Eren Yağmuroğlu’nun da yönlendirmeleriyle benim yurtdışı bağlantılarımı da kullanarak Prag Senfoni Orkestrası’yla çalışmaya karar verdik ve onlarla iletişime geçtik.

“İktisat Bankası ve özelde Mete Bey maddi/manevi olarak bana çok büyük destek oldu”

Bu albümü görme engelliler de görme yetisi olan bireyler de dinleyebilecek ama görme engelliler için özel bir çalışma yaptın mı?

Evet. Herkesin kırmızısı,mavisi,yeşili kendine hastır ama ben renkleri anlatırken daha çok insanı yormayacak karmaşık renklerden değil de temel renklerden yola çıktım. Esas amaç görme engelli bir insana renkleri duyurmak ve ikinci amaç albüm geliriyle görme engellilere küçük de olsa yardımcı olmak.

Prag Konservatuarı Müdürü’nün şefliğinde Senfoni Orkestrası’nın keman grup şefi,viyola,viyolensel grup şefi,2.keman grup şefi ile kayıtları yaptık. Eserler Quantet’e yazılı olduğu için dörtlü oldu. Çok iyi bir ses mühendisi/tonmaisteri ile bu kayıtları yaptık. Onlar da biz de çok keyif aldık . 21.yy.eserleri olsa da romantik tınılar içerdiği için onların da keyifle çaldığı bir çalışma oldu.

Sonra mastering ve mixing için yine maddi sıkıntı  yaşadık. Yüzde 70’i biten bir projede 1 yıl daha aksama oldu. Ta ki rahmetli bas gitarist Gürsel Güngör’ün kardeşi Hasan Güngör abimin  projelerimi bahsettiğim bir ortamda projeyi beğenip bana yardımcı olacağını söyleyene kadar bekledik.  Onun da yardımlarıyla İktisat Bankası o aşamadan sonraki herşeyimize sponsor girdi ve albümü çıkardık. Tabi maddi olarak tüm yükü sırtlamaları yanısıra manevi olarak da Yönetim Kurulu Başkanı Mete Özmerter bana büyük destek verdi. Müzikal olarak kendi geliştirmiş biri olarak sohbetlerimiz oldu, manevi olarak da beni rahatlattılar.

“Gerçekten sanatın bir gün gelip de birşeyleri düzeltebileceğine inanan insanların olduğunu gördüm”

Müzisyenlerin albüm,proje üretimlerinde en çok sıkıntı çektiği  konuların başında maddi destek geliyor zaten. Sanıyorum Mete bey ve İktisat Bankası sana “Ülkede sanatı ve sanatçıyı destekleyen insanlar ve kuruluşlar varmış” hissiyatını tekrardan yaşamana sebep oldu.

Sağolsunlar ilk Hasan bey ve sonrasında da  Mete bey, Tayfun Balıkçı bey gibi insanların maddi/manevi desteğiyle bu albümü elime alabildim. Gerçekten sanatın bir gün gelip de birşeyleri düzeltebileceğine inanan insanların olduğunu görmek beni hem çok mutlu etti hem de üreten biri olarak motive etti. Hepsine bir kez daha teşekkürler. 

“Yardımlaşmayla Kıbrıstaki  müzik sanatının bir adım daha ileriye gitmesi için birşeyler yapıyoruz”

Daha önceki projelerinde olduğu gibi burada da ülkemizden değerli müzisyenlerin destek ve katkıları var. Ülkedeki bu yardımlaşma ve birlikte üretme ruhuna sahip müzisyenlerin olması ne güzel bir şey değil mi?

Yapım aşamasında Prag’daki orkestra ile randevumuzu aldığımızda oradaki tüm masrafları kendimiz karşıladık. Bunun için Prag’daki giderleri karşılayabilmek için güzel müziklerin olduğu bir gece düzenledik ve bu gecede bana Süleyman Akosman,Ezgi Akgürgen,Cahit Kutrafalı, Ahmet Evan,Ulaş Öğüç,Emre Yazgın, Çağrı Çerkez,İnanç Erşen, Uğur Güçlü, Kaan Batural, Kutay Alicik, Halil Karapaşaoğlu çok yardımcı oldu. Herkes canıgönülden bu etkinliğe katıldı. Ülkedeki müzisyenler arasında böylesi güzel bir yardımlaşmanın olması çok güzel. Bunlar isimlerimizi bir yere yazdıralım veya bir albüm daha çıkaralım diye yapılan şeyler değil, Kıbrıstaki  müzik sanatının bir adım daha ileriye gitmesi için yapılan şeylerdir.

Favori rengin nedir peki senin?

Bu 10 renk içinde kırmızı, yeşil,mavi  ve gri renkleri favorimdir. Kayda alan müzisyenler kahverengiyi çok beğendiler.

Bu albümü insanlar nerede bulabilir?

Ülkedeki tüm İktisatbank şubelerinde bu albüm satışı yapılıyor. Lansman geceleri de yapılma düşüncesi vardır.

“İnsanları eğlendirmekten daha fazlasıyız ve çoğumuz bunun farkında değiliz”

Bu albüm süreci kesintilerle devam ederken Japon müzikal yolculuğuna hiç ara vermedi ve poptan rocka, cazdan blues’e, oratoryodan özel projelere birçok sanatsal etkinlikte gerek besteci gerekse yorumcu olarak yer aldı. Neler var bu zaman diliminde sayabileceğimiz?

Bunlar benim için önemli çünkü insanım için, ülkem için, memleketim için ürettiğim şeyler. Bunların arasında birçok kez yurtdışına festivallere çağrılıp konuk olarak gittiğim etkinlikler oluyor. Bunları müzisyen olarak sürekli yapıyorum. LBO’da aranjörlük görevimi sürdürüyorum ama albümlerimin üzerine daha çok titrediğimi söylemeliyim.

Müzisyenin yaşadığımız ülkede çok büyük bir misyonu vardır . Biz insanları eğlendirmekten, ağlatmaktan,güldürmekten daha fazlasıyız ve çoğumuz bunun farkında değiliz. Bunun farkında olan benim gibi müzisyenler ufak ufak birşeyler yapmaya çalışır. İnsanlara güzel ve kaliteli şeyleri vermeye çalışıyoruz ve bu hiç de kolay bir şey değildir. Biz yıllardır bunun eğitimini aldık,kendimizi geliştirmeye çalıştık ve hala daha eğitimler alarak bu gelişimi sürdürmeye gayret ediyoruz. Bir müzisyen etrafındaki ekonomik, sosyal ve kültürel koşullardan haberdar olması,farkında olması ve onla ilgili fikirlere sahip olması gerekir. O birikimi  belki de müziğine de yansıtır. O fikirler 100 yıl 200 yıl orada durur ve asla silinmez. Belki gelecekteki insanlara ışık tutar.

Etrafımızda bizimle birlikte yaşayan özel gereksinimli bireyler var. Onları kesinlikle görmemezlikten, tanımamazlıktan gelemeyiz. Her insan bir yola doğar ve bu yolda önemli olan nereye gittiğin değil nasıl gittiğindir? Bu yolda giderken neler yaptığındır önemli olan. Ben bu yolda rahat yürürken yanımda bir tekerlekli sandalyede bir insan varsa onu orda bırakıp gidemem. O insanla benim birlikte gidebilmem için ona yardım ederim ve ona yapacağın bu yardım hiçbiryere gitmeyen bir yolda yaşayabileceğin en büyük mutluluktur.

Tabi albümde yazılar yanında görme engellilerin kullandığı brain alfabesini de kullandık. Bu yüzden sosyal sorumluluk da olan bu projeye giriştim.

“Devlet bir sanat politikası üretemiyorsa Almanya vb. ülkelere baksın”

Bir tarafta LTB’nin şehre koyduğu “Engel Değiliz” panolarına zarar veren bir kesim var diğer tarafta da müziği ile o insanlara bir katkı koymaya çalışan bir sanatçı...

Ben bu ülkenin, bu toplumun ileriye gitmesini istiyorum. Tarihte binlerce örneği de görebileceğimiz gibi sanat milletleri,toplumları  ileriye götüren en büyük araçlar arasındadır. Ülkeler de kendi sanatçısına ve ürettikleri sanat eserlerine sahip çıkar. Milletlerin ülkeyi temsil eden yerlere verdiği isimler bile bunun bir göstergesidir. Varşova’daki hava limanının adı Frederic Chopin Varşova Uluslararası Havalimanı’dır. Sırbistan’daki Belgrad Nikola Tesla(mucit) Uluslararası Havalimanı. Avrupa Birliği’nin milli marşı 9.Senfoni’nin 3. Bölümü veya Almanya’nın milli marşı Joseph Haydn’ın String Quartetidir. Roma’nın yaşayan tarihi şaheseri olan  Kolezyum’u gördükten sonra insan sanatın insanları geleceğe taşıyan bir araç olduğunu nasıl anlamaz ki.

Benim ülkede dilediğim, umut ettiğim şey gerçekten sanatla uğraşan sanatçılara destek verilmesidir.

Benim söylediğim maddi destek değil  manevi destektir. Benim söylediğim “ Kim vardır. Şu, şu ,şu. Verin bu sanatçılara desteği da tamamdır” değildir. Bu desteklerin de ciddi bir kriteri olması gerekir. İçi boş sanatçıya yaptığın destek hem seni ileriye götürmez hem de içi dolu sanatçıya yapılması gereken yardım yapılmadığı için o sanatçı her türlü ilerleyemeyecek. Bu ayrımı halk yapması gerekir. Bilgi en iyi anahtardır. Okuması,araştırması,öğrenmesi gerekir. Böyle olursa iyiler daha ileriye gidecek kötüler ise elenecektir.

Devletin ciddi bir sanat politikası yürütmesi gerekir. Dünyada bunun örneği yüzlerce vardır.Bu konuda sanat politikası üretemiyorlarsa onlara baksınlar. 2.Dünya Savaşındaki Almanya’nın devlet ile sanat arasındaki ilişkisine baksınlar ve Almanya’nın bugünkü durumuna baksınlar. Yani insanlara balık vermek değil balık tutmayı öğretmek lazım.

“Bizler savaş görmedik ama insan savaşmadan da çok şeyi kaybedebilir.”

Senin dilediğin, umut ettiğin ülke ve yürünmesini düşündüğün yolun tersini isteyen ve uğraşan yöneticiler ve insanların da var olduğu bir toplumda yaşıyoruz tabi ki.
Sıkıntılı bir coğrafyada,sıkıntılı bir toplumda yaşıyoruz. Bizler savaş görmedik ama insan savaşmadan da çok şeyi kaybedebilir. Bunu çok iyi bilen bir toplum olduğumuzu düşünüyorum.

Ama mücadele etmeden de bir şey kazanamayız...
Ben top,tüfek tutabilen bir insan değilim ama topluma desteğimi müziklerle, notalarla, melodilerle veriyorum. Ürettiğim müzikle düşüncelerimi insanlara yansıtıyorum. Belki 50-100 yıl sonra neler ve nasıl  yapılmaya çalışıldığı görülecek, bilinecek.

Beğendim 1 Muhteşem 2 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık