banner6

Kadir Akyol:  “Sanatta benim sanatçıda benim”

banner37

Kadir Akyol:  “Sanatta benim sanatçıda benim”
banner8

Burcu BATUR

Yaptığı portreler ile genç kuşağın en dikkat çekici isimlerinden biri olan Kadir Akyol, kendine has tarzıyla yaptığı resimlerle adeta büyüledi. İlginç bir yaşam hikayesi de olan Akyol Kıbrıs Yasemin Eki’nin sorularını cevapladı.

“Anadolu Pop art” olarak da tanımlanan geleneksel motiflerle modern çizgileri buluşturan portrelerden oluşan çağdaş sanat eserlerinizle “Yılın Genç Ressamı” da seçilmiş Türkiye’deki yeni nesil çağdaş ressamlardandınız. Mardin’den İspanya’ya uzanan sanat ve yaşam yolculuğunuzdan bahseder misiniz?

Çalışmalarımda , “Anadolu Pop art” olarak da tanımlanan geleneksel motiflerle modern çizgileri buluşturan portrelerden oluşan çağdaş eserler üretirken fotografik temsil işlevine yeni bir sanatsal kimlik katarak oluşturduğum portreler, geleneğin temsiliyet özelliğini sorgularken, bir yandan da kendi aile bireylerimi başta olmak üzere medya patronlarına yönelik yarı eleştirel yarı ironik tasvir modlarını gündeme sokmaya, böylece kendime özgü bir tipoloji kavramını açığa çıkarmak amaçlanmaktaydı; o dönemlerimde.

Bu türden bir yaklaşım, portrenin yansıttığı kişileri bu modlar paralelinde sorgulama güdüsünü harekete geçirdiği için, salt kimliksellikle ilgili özel mimikleri abartmak gibi yaklaşımlara da kapı aralamış olmaktaydı. 2012  de İspanya’dan Universidad De Sevilla  Faculttad De Bellas Artes’ da 2. master eğitimimden dönüşümde bo sorunsalları eserlerimde kullanmaya başlamamla başlayan sürecimin kökenleri doğduğum yer Mardin’e dayanmaktaydı. O zaman zarfında ürettiğim  çalışmalarımla yani 2013’te ‘Yılın en iyi Genç Ressamı’ unvanını almıştım.

banner134

Canlı renk paletiyle sosyo- kültürel, etnik ve popüler kültür imge yorumlarınızda ironi ve eleştirel bir bakış açısı da hakim. Altın orandaki kadın yüzlerinden oluşan portreleriniz ise moda sektöründe tüketiciye dayatılan güzellik algısını anımsatıyor. Sosyal medyanın, modaevlerinin, modellerin, bloggerların yarattığı gerçeklikten uzak yüzler ve vücutlarla insanın ‘biricikliğini’ kutsamak yerine oluşturulan güzellik klişesi hakkındaki görüşünüz nedir?

Bi dönem çalışmalarım, sosyo-politik  ve kültürel bir basıncı da içeren her düzeydeki iktidar yapılanmasının kodlarını açığa çıkarmak üzere, çoğunlukla aşina yüzleri ve imgeleri dijital bir dip yüzey önünde yapı- söküme alır. Aslî varlık bağıntılarını koparmadan askıya aldığı imgeler, en yakın planda bakışı dalayan dantel örgüyle birlikte dramatik bir yabancılaşmayı duyurur. Arka ve ön planla kıstırılmış ara plandaki imge-portre, zaten büyük ölçüde bakışın, tenin, mimiklerin iptal edildiği bir zamansızlığa taliptir. Özellikle aile fotoğraflarındaki eski zaman işaretleri, baskın ve parlak geometrisiyle derindeki altın orandaki Kadın yüzleri plastik dokuya daha baştan yenilmektedir. O yıllarda başladığım bi seri portrelerimde,  sosyal medyanın, modaevlerinin, modellerin, bloggerların yarattığı gerçeklikten uzak yüzler ve vücutlarla insanın ‘biricikliğini’ kutsamak yerine oluşturulan güzellik klişesi hakkında ise Ürettiğim yüzlerdeki dantel doku yerini canlı, parlak renk vuruşlarına bırakır. Bu vuruşlarla perde yırtılmış, büyü bozulmuştur. Öznenin biricikliği yerini ideal genç kadın yüzlerinin anonim nesnelliğine bırakmıştır. Bakış taşıyıcısı özne yerine, bakışın nesnesi olan güzellik geçmiştir. Güzelliğin zemini, fonu, derinliği, tarihi, yaşı yoktur. Güzellik ise kişinin estetik bilgisinden,, dünya/sanat tarihinden tutundan hayata bakış açısna kişinin derinliğine gore değişir. Annem sürekli bana sen nasıl isen onu görürsün sözü kulağımdadır.

Çağdaş resimlerinizde Kadim Mezapotamya olarak tanımladığınız memleketinizden de beslenerek, popüler kültür yüzlerini Anadolu’nun floral ve diğer desenleriyle harmanlıyorsunuz. Ülkemizde tekstil sektöründe olduğu gibi sanatta da maalesef Batı’yı kopyalamak hakimken, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış Anadolu’ya yüzünüzü dönmeniz hakkında neler söylemek istersiniz?

Çağın ‘özü’ olarak nitelenebilecek bir kimliğe sahip olmadığı günümüz dünya kültürünün uğradığı yapı-bozumu ispatlayan eklektizm ve tüketim kültürünün silahlarıyla donanmış bireyin toplumsallıktan her geçen gün uzaklaştığının apaçıklığı ile yüzleştiğimde yapıtlarımda, karşı karşıya olduğum bu gerçekliği, düzenin kendi dili üzerinden yeniden kurma çabam aslında kendiminde uğradığını ifade edebileceğim bu dekonstrüktif  durum resimlerimde Kadim Mezapotamya olarak tanımladığım memleketimden de beslenerek, popüler kültür yüzlerini Anadolu’nun floral ve diğer desenleriyle harmanlıyıp özellikle göstergeleşen bir tercihe dönüşüyorum. Çünkü sizinde soruda bahsettiğiniz üzere ülkemizde de tekstil sektöründe olduğu gibi sanatta da maalesef Batı’yı kopyalamak hakimken, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış kadim Anadolu’ya  doğduğum, en iyi bidiğim topraklara yüzümü dönmen bu yüzdendir.

Mitolojiden bahseden ender Türk çağdaş ressamlarından birisiniz. Aphrodite, Zeus, Ares, Hera gibi mitolojik tanrıların portrelerine de Anadolu motifleriyle şimdiki zamanın enerjisini yüklüyorsunuz. Kıbrıs da Yunan mitolojisindeki Aphrodite’in denizden doğup karaya çıktığına inanılan, mitoslarda da adı geçen ada. Roma mitolojisindeki adıyla klasik resimde Botticelli’nin de ikonik eserine konu olan Venüs ve diğer mitolojik imgelere çalışmalarınızda yer vermenizdeki sebep nedir?

İlk dönem portrelerim Türkiye’de neo- liberal ekonomiyle birlikte yaygınlaşan popüler kültürün gündelik yaşamı etkilemeye başladığı 80’li yıllardan izler taşıyor. Söz konusu dönemde tek kanallı devlet televizyonunun renkli açılış ekranı üzerine yaptığım portreler ve portrelerin üzerine uyguladığım tekstil desenleri dikkati çekmekte ve bu tarz eserlerle tanınmaktaydım. Türkiye figüratif resim sanatının belleğinden çıkagelmiş, geleneksel kostümler içindeki figürler giderek kutsallığını yitiren bir dünyada bağlamlarını kaybetmiş imgelere dönüşmeye başladığı ‘an’da Semavi dinlerden tutunda Din/Mitoloji/Dünya sanat tarihine ve efsanelerine kadar  uzanan geleneksel tanrı ve tanrıça heykel portrelerini çağdaş popart diyebileceğimiz bir tarza kadar melez bir yapı içinde farklı disiplinleri resim disipline altında tekrardan Anadolu motifleriyle şimdiki zamanın enerjisini imgelerle son dönem çalışmalarımda yer vermekteyim.

İnsanlık tarihine geçecek pandeminin artık bitmesini umut ederken; sevdiklerimizden uzak kalıp, evlerimizde yalnız kalıp aslında kendimizle de yüzleştiğimiz bu deneyim yaratım sürecinizi nasıl etkiledi? Geçirdiğimiz bu dönem sizde sanatsal anlamda nasıl bir dışavurum yarattı?

Bu soruyu az öz kısa cevaplamak gerekirse Pandemi benim açımdan iyi verimli  bereketli ve kendimi bulmamda bana, üretimime çok faydası oldu. Kişi karanlıkta görmeye başlar sözü uygun olacağını düşünüyorum. Görmeye Başladığım olgunluk dönemim oldu. Pandeminin insanlık tarihinde dijital çağın yani yeni bir çağın başlangıcı yaptığını bilmekte ve uyuyan insanların uyandığı bir eşik/seviye  ve temizlik olarak görmekteyim.

Ben resim sanatında perspektifin öne çıktığı Rönesans’ın doğduğu Floransa’da, siz ise Art Nouveau akımının öncülerinden Gaudi’nin memleketi İspanya’da okudunuz. Çağdaş ressam olarak klasik resim sizin için ne ifade ediyor? Sanat akımları içinde en etkilendiğiniz dönem hangisi?

Sizinde bahsettiğiniz gibi  birbirine yakın kültür ve coğrafyalarda siz italyada bense ispanya eğitim görmüş kişiler olarak klasik resim benim için Sanatın/estetiğin temellerini atmasıyla üstüne kurulan çağdaş sanatı görüyorum. En etkilendiğim sanat akımı iste yüksek rönesans dönemi ve şuan ki içinde yaşadığımız dijital sanat/çağ dönemi olarak adlandıracağımız dönemdir.

Sanatçı kimliğinizle örtüşen değişik saç modelinizle özgün bir kişisel stiliniz var. Kişisel stilinizi nasıl tanımlıyorsunuz? Siz ev dekorasyonunuzda nasıl yaşam alanları seviyorsunuz?

Liseden mezun olduktan sonra özgürleştiğimi tabi kendi kimliği saç sakal ve tek tip kıyafet yerine istediğim kişilikte seçime ulaştığımda yani yaklaşık 18 yıldır saçlarımı özellikle örgümü hiç  kesmedim. Sanatla/sanatçı olmakla ilgili değil için dışa vurumuydu. Sanatta benim sanatçıda benim. Kendimi Nesiminin bir şiirinde “sığmazam” sözüyle özlerleştiriyorum.

 Bu şiir beni bana, beni size anlatıyor. Ev dekorasyonunuzda nasıl yaşam alanlarında genellikle doğa içinde minimal ama rahat kullanışlı tasarım alanlarını seviyorum.

Güzel değerli birbirinden güzel sorular için çok teşekkür ediyorum.

Sevgi, güzellik, sanat ve farkındalıkla kalın

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner104