Kaliteden ödün vermeyen müzik insanı; Burcu Durmaz

banner37

Kaliteden ödün vermeyen müzik insanı; Burcu Durmaz
banner90
banner99

Murat OBENLER


İdealist, hayalperest, doğa aşığı, insan ve hayvan sevgisiyle dolu, müzik aşkını bir sandala atıp hayat denen büyük okyanusa açılan ve çetin mücadeleler vererek zorlu okyanusta iyi, kaliteli bir yorumcu ve eğitmen olarak yer almayı başaran biri kişi o…


Burcu Durmaz…


Tuzla’da yaşayan Burcu’yla atölye olarak da kullandığı şirin evinde, müzik-yaşam-mekan üçgeninde keyifli bir sohbet gerçekleştirdim.


Başarılı yorumcu bizlere Kadıköy’de başlayıp şu anda Kıbrıs’ta devam eden müzikle ilgili alışlarını, verişlerini, üretimlerini ve paylaşımlarını anlattı.

SORU: Ülkemize belli dönemlerde müzik yapan isimler geliyor ama senin gibi iyi kariyerli ve kaliteli isimlere de az rastlıyoruz. Kıbrıs’taki yaşamına gelmeden önce müzikle ilk ne zaman tanıştın, bu macera ne kadar gerilere gider, nasıl müzisyen olmaya karar verdin, buradan  başlayalım.

DURMAZ: Babam Hayri Durmaz piyano çalıyordu ve aynı zamanda eğitmenlik de yapıyordu. Nurşin halam da tiyatrocuydu. 6 yaşımda solfej dersleri ile bu işe başladım. Babamdan ders almayı hem istiyor hem de sinirli olunca sürekli babadan azar işitir durumda kalma halleri dolayısıyla da istemiyordum. Halamın Pera Güzel Sanatlara gidip geliyor oluşundan dolayı orada flamenko gitar derslerine başladım ama solak olduğum için konuya yenik başladım ve gitarı sevemedim. Daha sonra şana geçtim ve müzikal söylemeye başladım. Ses nasıl eğitilir vs. konulara yoğunlaştım.

“Kadıköy derin bir yer ama tüm dünyadaki gibi orda da yozlaşma var”

SORU: Kadıköy’de doğan ve büyüyen biri olarak Barış Manço’nun “Adam Olacak Çocuk” programına katılmadın mı? Nasıl bir müzisyenlik yaşamın oldu Kadıköy’de?

DURMAZ: O programa katılmayı çok isterdim. Müracaat da yapmışlar ama cevap gelmemiş. Her gün heyecanla sorduğumu hatırlarım. Ben Kadıköy’de doğan ve konservatuvar da dahil okulunu da orada okuyan biri olarak Kadıköy’de müzisyen olmanın çok keyifli bir şey olduğunu söyleyebilirim. 15-16 yıl öncesinin Kadıköy, müzisyenlerin toplandığı küçük bir adacık gibiydi. Biraz daha büyüdükçe keyifli işler yaptık. Tarihi Yeldeğirmeni’nde oturan biri olarak tarihi yerlere gitmeyi seviyordum. Kadıköy bana göre derin bir yer. Ama tüm dünyadaki gibi orda da yozlaşma örnekleri görüyoruz. Mesela gitarist Veysel Çolak ile bisikletle çıkardık, ara sokaklarda keşif gezileri, müzik paylaşımlarımız çok güzeldi.

Ortaokulda, babam sayesinde müziğe giriş yaptım. Kadıköy Güzel Sanatlar Lisesi’nde gitara başladım. Sonra şana geçtim. O da Kadıköy iskelede idi. İlk konserimi AKM’de verdim. İlginçtir ki oradaki hocam şu anda CSO’da da görev alan Kıbrıslı Tüzel Ergün idi. O kadar çok heyecanlıydım ki; konser boş koltuklara olmuştu ama çok iyi geçmişti çünkü türkü uyarlaması söylemiştik. Otobüsle (21 U) Kadıköy’e dönerken çok üzgün olduğumu hatırlarım. Ailem özel sektörde kendi işlerini yaptıkları için katılamamışlardı.

“Hayalperest bir insanım, gerçekle işim olmaz”

SORU: Konservatuvar hazırlık süreçleri de zaman zaman sıkıntılı oluyor. Senin nasıl geçti?
DURMAZ
: İki sene hazırlandıktan sonra konservatuara girdim ve opera-şan bölümünü bitirdim. Ben aslında arkeolog da olmak istiyordum ama müziği seçtim. Babam o zaman “Kızım arkeolog olma, aç kalırsın” idi. Şimdi ise “Aç kalırsın dedim arkeolog olmadı gitti operacı oldu” diyerek gülüyoruz. Hayalperest bir insanım ve bu beni olumlu anlamda çok tetikleyen bir şey olmuştur. Benim gerçekle işim olmaz zaten. Gerçek apaçık ortada ve herkesi mutsuz eden bir şey.

SORU: Müzikal yaşamın ve Kadıköy ikilisi nasıl evrildi bu süreçlerde?
DURMAZ:
Kadıköy benim yaşamımda hep vardı. Okul yaşamım hep oralardaydı. Çağrı Koçak ile evlenip Kadıköy’den Ataşehir’e geçince depresyona girdim. Kadıköy’de müzik koordinatörlüğü yapıyordum. 6 ay Ataşehir-Kadıköy arasında git-geller beni çok yıprattı, mutsuz etti ve sürdüremedim. Ve ver elini Bodrum.

SORU: Orası ticari bir tercih mi oldu, ekmek parası meselesi yoksa İstanbul’dan kaçış mı -bir çıkış yolu arayışı-?
 

DURMAZ: Blues, pop, rock grubu Yol Project ile Bodrum’da programlar yapıyorduk. Çok iyi bir blues ekibi ama dejenere ola ola adımız ünlülerin rock grubu olarak kaldı. Her gün çift sahne alma durumumuz oluyordu ve yaz sezonu da tamamıyla Bodrum’daydık. Çok mutlu olarak Bodrum’da müzik yaptım ve keyifli şeyler kattı. Yıllardır Kıbrıs’a da öyle günübirlik konser için gelip gidiyordum.

“Kıbrıs’la ilgili keşkelerim de var amalarım da”

SORU: İstanbul, Bodrum gibi önemli yerlerde sahne almış bir müzisyen için Kıbrıs biraz anayoldan tali yola atlamak gibidir. Biraz ters köşe olmadı mı Kıbrıs? Soruyu Kıbrıs’a geliş/Türkiye’den ayrılış nedenin nedir diye güncelleyim…
 

DURMAZ: Kıbrıs’la ilgili keşkelerim de var amalarım da. Bodrum’dan buraya gelmek istemedim çünkü sahneden kazandığım para ile orada bir müzik okulu açmıştım ve çok sevdiğim öğrencilerim vardı, çok keyifli dersler yapıyorduk. Orada müzik okulundan fazlası bir yaşam alanı yaratmak istiyordum. Fitness uzmanı olan eşimin ablası Kıbrıs’ta olduğu için ve tatil için onun yanına geldiği dönemde kendisine burada iş teklifi yapıldı. Öğrencilerimi bırakıp Kıbrıs’a gelmek bende travmatik bir etki bıraktı. Birçok şey feda ederek buraya geldik. Bodrumda tüm öğrenciler piyano dersi alırken burada bir kişi dışında herkes şan dersi alıyor.

“Burada Hüseyin, Cahit, Evren, Oytun gibi kişiler olmasaydı pandemi daha travmatik olurdu”

SORU: Sanıyorum bu pandemi dalgaları da bu travmatik duruma iyi gelmemiştir, iş güç açısından?
DURMAZ:
Burada arkadaşlarım olmasaydı daha da travmatik olabilirdi. Burada Hüseyin Kırmızı, Cahit Kutrafalı, Evren Maner, Oytun Küskü vb. çok tatlı ve üretici sanatçılar, dostlar edindim.

“Hayalim akademisyen-operacı olmaktı ama hayat beni itekleye itekleye popa getirdi”

SORU: Müzikal yaşamın son yıllarda pop türünde mi devam ediyor ana akım olarak?
Durmaz:
Evet ama gönlümde yatan bir şey var tabi ki. İdelaist biri olarak operacı eğitimi aldım ve operacı olmak istiyordum. Ancak yaşadığın coğrafya da geleceğini etkiliyor. Bazen o coğrafya yüzünden oluyor veya olmuyor. 4 konservatuvarın olduğu ve operaların kapatıldığı bir Türkiye’den bahsediyoruz. En son geçtiğimiz ay Türkiye’de işsizlikten 3 müzisyen hayatına son verdi. Böyle bir gerçekler bütünü varken ben öğrencilerime bile ilk tercihin konservatuvar olsun demiyorum. Benim hayalim akademisyen-operacı olmaktı. Amerika’da bir festivalde opera başrol oynamış biri olarak artık operacı olmadığımı, müzik yorumcusu olduğumu söylemeliyim. Uzun yıllar seçmelere de katıldım(ama bu seçme sistemine karşıydım). Konservatuvar eğitiminde aslında senin içindeki seni çıkartmaları(sanatçı yetiştirmek) gerekirken mekanikleşen durumlar da oluyordu. Snop, sevimsiz karakterler oluyorsunuz. Beni o dönemde tanısaydın nefret ederdin. Ben pop müziğe de çok karşı bir insandım. Hayat beni itekleye itekleye popa getirdi.

“Kıbrıs’ta ada halkı bana ‘A insanlık hala ölmemiş’ dedirtti”
 

SORU: Ama opera parçası icra ediyorsun yine ara ara...
 

DURMAZ: Evet ara ara söylüyorum. Türk parası döviz karşısında bu kadar değersiz olmasaydı ve ben Avrupa’ya kolayca vize alıp kurslara katılabilseydim hayatıma operacı olarak devam ediyor olacaktım. Bu yer de insana insan gibi davrandıkları için, saygıdeğer oldukları için Amerika olurdu herhalde. Kıbrıs’ta bu yönümü besledim. Türkiye’de negatif kodlarla kodlandığımız için Kıbrıs’ta ada halkı bana “A insanlık hala ölmemiş” dedirtti.

banner134

Enbe Orkestrası’nın geniş koro ekibinde yer aldım. Ayhan Sicimoğlu’nun solisti olarak da çalıştım. Enbe ile kaliteli düğünlerde başladık.

“En çok besteyi Kıbrıs’ta yaptım”

SORU: Kendi bestelerinden de bahsetmeni isterim.
 

DURMAZ: Hediye benim 2016’daki bestem ve benim için çok değerli. Denedim iki yıl sonra geldi ve sözler Kıbrıslı Buray Hoşsöz’e ait. 2020 yılında da Dünyam var. Onun klibini de Kıbrıs’ta çektik. En çok besteyi Kıbrıs’ta yaptım. Hatta bir tanesi yaparlarsa 3-4 aya çıkacak. Çok fazla şiir yazardım.

“Kıbrıs’taki erkek vokallerin güzel,yumuşacık, pürüzsüz bir ses tonları var”

SORU: O zaman Kıbrıslı müzisyenlere o kadar uzak değilsin...
 

DURMAZ: Bir de Fikri de, Buray da, Çağıl da, Derviş de, Eril de dahil Kıbrıs’taki erkek vokaller için “Sesi güzel olan adamların seslerine sanki de kuş kondurmuşlar gibi yumuşacık, pürüzsüz bir ses tonları var” diyorum.

“Prodigies erken müzik sistemiyle özel ders ve branş eğitmeni olarak şan dersleri veriyorum”

SORU: Peki burada yaşam derdi, ekmek parası gibi meseleleri nasıl yönetiyorsunuz?
 

DURMAZ: Eşimle 2019 Aralık ayında Kıbrıs’a geldiğimizde FİTART’ı kurduk ve spor ile müzik alanında evimizde eğitimler veriyoruz. Prodigies adlı erken müzik sistemi ile özel ders ve branş eğitmeni olarak şan dersleri vermek maksadıyla burada çalışma izin belgemi aldım ve dersler veriyorum. İzinden 2 gün sonra pandemi patladı.

İstanbul’dan konservatuvardan arkadaşım Oytun Küskü LTB’ye bağlı LBO’nda çalışıyor ve beni oranın sorumlusu Direnç Sarıca ile tanıştırdı. Hızlı bir kaynaşmadan sonra LTB’nin ilk pandemi döneminde düzenlediği online canlı konserler dizisinin ilk konserini verdim. 30 bin görüntülenme oldu ve çok mutlu oldum. Sonrasında Hüseyin Altan ile tanıştık ve onun sahibi olduğu Mod Cafe’de programlara başladık.  İkinci kapanma öncesinde LTB’nin Arasta Festivali’nde 7 kişilik orkestra ile güzel bir konser verdik.


6’şar kişinin katıldığı iki günlük Vokal Atölyesi yaptım. Katılımcılar için çok verimli oldu. Devamı da talep edildi ama yine pandemi oldu.

Bu dönemde ben buradan Beşiktaş Çocuk Korosu’ndan Güneş Kaya da İstanbul’dan iki parça yaptık. 3 gün önce Zehra adlı bir öğrencim ile İnsan İnsan parçasını video klip yaptık. Tabi ki ben Voice Craft Kıbrıs’ta da çalışıyorum.

“Kıbrıs efsane bir yer, insanlar da yardımsever,pozitif ama bazen tembellik ediyorlar”

SORU: Kıbrıs’la ilgili gözlemlerin sonucunda söyleyebileceğin birkaç iyi/kötü, olumlu/olumsuz şey nedir?
 

DURMAZ: Bir kere burası efsane bir yer, ailemi görebilirsem daha da efsane olacak. Benim çevremdeki insanlar çok yardımseverler ve cana yakınlar, pozitifler, verici, bana yardımcı oluyorlar. Bir negatif yan olarak Kıbrıs halkı modernler ama bazen tembellik edip kendilerini geliştirme yönünde adım atmıyorlar. Bir eksi yan daha: Kıbrıs’la ilgili sürekli kendi aralarında negatif şeyler konuşuyorlar. Her şeyi kötüleme tavan yapıyor ama daha iyi bir çözüm bulunmuyor.

“Kıbrıs’ta Buniki Design adlı bir ev dekorasyonu markası yarattım”

SORU: Müzik dışında neler yapıyorsun?
 

DURMAZ: Müzikal olarak gündüz eğitmenlik gece sahne yaptığım bir hayattan buraya geldiğimde uçurumdan düşüyormuşum gibi hissettim. Burada Buniki Design adlı bir ev dekorasyonu markası yarattım. En kötü dönemimi onları yaparak atlattım.

“Opera parçası değil ama vokal olarak Kıbrıs temalı kısa kısa şarkıcıklar yazabilirim”

SORU: Bir canlı yayında “Neden Kıbrıs Operası da yazılmasın/Yazmak arzusundayım?” tarzında bir şeyler söylemiştin.
 

DURMAZ: Çok sesli bir şey yazamam. Vokal olarak Kıbrıs temalı kısa kısa şarkılar (şarkıcık dediğiniz, İngilizler lead, Fransızlar şanson der) yazabilirim. Biraz daha burayı tanımam gerekir. Böyle bir piyano-vokal yapılırsa ileride koroya da adapte edilebilir. Böyle bir hayalim var. Online olarak şef Erkan Dağlı’nın korosuna bir misafir olacağım. Bakalım bu tecrübe paylaşımı nerelere kadar gidecek. Operacı hayali olan birisi olarak operayla ilgili Kıbrıs’taki her titreşimi, kıpırdanmayı çok değerli buluyorum ve ilerlemesini diliyorum.

“Farklı bir şeyler yapmak için Cahit Kutrafalı ve arkadaşları ile çalışma yaptık ama pandemi oldu yine”

SORU: Müziğin geleceği ile ilgili ne düşünüyorsun? Sen kendini geliştirmek için neler yapıyorsun?
 

DURMAZ: Hafif Batı Müziği(popüler) dediğimiz alan gittiği yer açısından yozlaştığı durumlar oluyor. Herkes birbirinin aynı, müzik yapılan mekanlarda suretler başka şarkılar aynı olunca bıkkınlık geliyor. Biz farklı bir şeyler (az bilinen hatırlanmayan parçalar) yapmak için Cahit Kutrafalı ve arkadaşları ile buluştuk, konuştuk, repertuar çalışması yaptık ama pandemi oldu yine. Popüler müziğe Avrupa’da eh derim. Avrupa’da insanlar ellerinde içkileri bir Pop-opera dinleyebiliyor. Biz de onu yapabiliriz ama her şeyi para gören zihniyet bunun önüne geçiyor. Kıbrıs’ta müzik alanında her şey para değil o yüzden ilişkilerimiz çok iyi.
Mesela 3 gün önce Orf Metodları ile Masallar seminerine katıldım ve sertifika aldım. Çok şey öğrendim.

...KISA KISA...

Kadıköy; Çocukluğum gençliğim

Bodrum; Hatırlamak istemediğim bir sürü anı

Kıbrıs; Şükür

Müzik; Can suyu

Opera; Yaşayamadıklarım

Caz; Keyifli hissetmek

Deniz; İzlemek

Buray Hoşsöz; Lokum ses

Pavarotti; Vokal makinesi

Fazıl Say; Emek

Aşık Veysel; Devrim

Ruhi Su; Bilmediğimiz derinliğimiz

Nazım Hikmet; Evlat

Mevlana; Ruh

Çağrı Koçak; Zor gün dostu, yol arkadaşım

Çocuk; Umut

Yaşam; Sonsuz olsa

Sevgi; Çıkarsızlık (çıkarsızca)

Güncelleme Tarihi: 10 Mart 2021, 10:43
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75