“Kaybolan Yorganlarımız ve Ustalarımız”

banner37

Akademi Sanat Derneği, kültürümüzü yaşatmak ve geçmişi anımsatmak için çok güzel bir projeye imza attı. Dernek, “Kaybolan Kültürlerimiz Projesi” kapsamında bir sergi açtı ve herkese nostalji yaşattı

“Kaybolan Yorganlarımız ve Ustalarımız”
banner90
banner99

Aliye ÖZENCİ


Akademi Sanat Derneği, “Kaybolan Kültürlerimiz Projesi” kapsamında herkese kültürümüzü anımsatan, geçmişi yeniden yaşatan bir çalışmaya imza attı…


Proje dahilinde “Kaybolan Yorganlarımız ve Ustalarımız” sergisini açan derneğin bu çalışması büyük ilgi gördü, beğeni kazandı. Lefkoşa İsmet Vehit Güney Sergi Salonu’nda bir hafta açık kalan sergi, ziyaretçilerini ağırladı.


Kültürümüzü yansıtan sergiyi gezdiğimde, büyüklerimizin anlattığı yaşanmışlıklar gözümde daha net canlandı…


Yorgan ustaları Merhum Ali Bağzıbağlı ve oğlu Salahi Yorgancıoğlu (Lefkoşa), Merhum Hüseyin Yorgancı ve oğlu Hasan Yorgancı (İskele); Mehmet Keser (Yılmazköy); Merhum Kazım Gürdal’ın torunu Mehmet Karşılı (Mağusa); Cevad Çimen (Girne); Kemal Ersun’nun (Tepebaşı) el emeği göz nuru yorganları sergide yer aldı.


Eskiden kullanılan yorganların anlatıldığı sergideki emek oldukça büyük… Yorganlarımızı anlatan bu sergi sona erdi ancak Akademi Sanat Derneği, kültürümüzü anlatan, farklı konseptlerdeki sergilerine devam edecek.


“Kaybolan Yorganlarımız ve Ustalarımız” sergisinde tamamı orijinal, el emeği göz nuru yorganlar sergilendi. Dernek yönetiminin ve destekçilerinin girişimiyle, sandıklarda saklı kalan yorganlar yeniden gün yüzüne çıktı.


İlk sergi, “Kaybolan Kültürümüz Yorganlarımız” adıyla iki yorgancı ustasıyla birlikte açıldı. Bu sergiden sonra Akademi Sanat Derneği Başkanı Gencay Eroğlu ve eğitmen Adem Öksüzoğlu, araştırmalarına devam ederek, yorgancılık mesleğinin 1800’lü yılların sonuna kadar Kıbrıslı Türklerin ekonomik ve kültürel değerleri arasında yer aldığı bilgisine ulaştı.


Böylece projenin ikinci ayağını yapmaya karar verdiler ve kasım ayında “Kaybolan Yorganlarımız ve Ustalarımız” adıyla, 7 yorgancı ustası ayrıca sandıklarda saklı olan aile yadigarı yorganları gün yüzüne çıkararak, sanatseverlerle buluşturdular.

Kültürümüzü yansıtan bu yorganlar “Saten”, “Simli”, “Dibet” ve “Yemeni” isimleriyle 4 kategoride sergilendi.


Gencay Eroğlu ve Adem Öksüzoğlu’yla projelerini ve sergilerini konuştuk.

Projenin ilk adımları…
 


Akademi Sanat Derneği Başkanı Gencay Eroğlu, kaybolan kültürümüzün araştırılarak gün yüzüne çıkarılmasına ve yeniden yaşatılmasına önem verdiklerini, bu kapsamda da Adem Öksüzoğlu’yla birlikte birçok projeye imza attıklarını belirtti.


Eroğlu sözlerine şöyle devam etti:


“Adem hocanın kültüre ve sanat ayrı bir merakı var. Onun araştırmacılık ruhu benim ise o eskiye özlemim bir araya gelip birleşince böyle bir proje ortaya çıktı. Bir bütün haline gelerek, takım oluşturduk. Fikir ve ruh uyumumuz sonucunda çalışmalarımızın ilk adımını attık. Adem hocayla çalıştığım için çok şanslıyım, çünkü gördüğü her olay veya varlıktan esinlenerek yaratıcılığını kültürümüze ve sanata yansıtıyor.


Hatta unutmadığım bir anımı da sizinle paylaşayım; Öğretmen Koleji’nde müdürlük yaptığım bir dönemde, o da eğitmenlik yapıyordu. Öğretmen adaylarımıza kendi kültürel değerlerimizi öğretmeye özen gösteriyorduk ki, gelecek nesillere de öğretebilsinler. Bir çalışma gününde Adem hoca heyecanla okula geldi, ‘Trafik ışıklarında arabalar çarpıştı. Bunu koreografi olarak halk danslarına uygulayacağım’ dedi. Ben bunu duyunca güldüm. Ama yap dedim. O da canla başla çalışıp koreografiyi hazırladı. Aynı yıl halk dansları ekibimiz, Türkiye’de ve Sicilya’da yarışmaya katıldı ve o koreografiyle derece aldık”.


Eğitmen Adem Öksüzoğlu da projenin çıkış noktasını şöyle anlattı:


“Bir gün Ledra Palace ışıklarından geçerken bazı kişilerin yorganlarını Kanser Hastaları Yardım Derneği’ne bağışladıklarını gördüm. O görüntü aslında bana bu kültürün artık tükendiğini anımsattı. Böylece projenin ilk adımlarını atmaya karar verdik”.


Eroğlu ve Öksüzoğlu kolları sıvayarak, Kaybolan Kültürlerimiz Projesi’ni hazırlayıp Kültür Dairesi’ne sundu. Kısa süre sonra onay alan proje, desteklenerek sergi hazırlandı.


Birlikte birçok başarılı projeye imza atan ikili, kasım ayında da “Kaybolan Yorganlarımız ve Ustalarımız” ismini verdikleri sergiyle toplumda farkındalık yarattı. Eroğlu ve Öksüzoğlu bu süreçte kendilerine destek olan Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Nazım Çavuşoğlu’na da teşekkür etti.


Meşakkatli bir yolculuk…


Eroğlu ve Öksüzoğlu, yorganlarımızı anlatan sergi için çok uğraştı. Birçok bölgeyi gezip, yorgancılık işiyle uğraşan ama hayatta olmayan veya hâlâ bu işle uğraşan ustaları araştırarak onlara ulaştı. Sergilenebilecek Kıbrıs’a özgü el emeği olan yorganları toplayarak sergilenmeye hazır hale getirdi.

banner134

Adem Öksüzoğlu, çalışmalar sırasında yeni bilgiler de edindiklerini, farklı tarzda işlenmiş yorganlar da bulduklarını söyledi.


“Yorgancılık mesleği eski dönemlerde insanların geçim kaynağıydı. Genç kızların ise çeyiz sandığının vazgeçilmeziydi. Günümüzde ise yapılan kına gecelerinde temsili olarak bir tane yorgan kaplanıyor ama bugün gelişen teknoloji yorgancılık mesleğinin ne yazık ki azalmasında büyük rol alıyor. Dernek olarak, yok olmaya yüz tutmuş bu mesleği sahiplenmek gelecek nesillere aktarmak istedik” diyen Öksüzoğlu, ilk sergiyi “Kaybolan Kültürümüz Yorganlarımız” adıyla, 2020 yılının başında iki ustayla birlikte gerçekleştirdiklerini ifade etti.


Öksüzoğlu, araştırdıkça derinleşen yorgancılık mesleğinin büyük bir iş sahası olduğunu görünce, İskele, Lefkoşa, Mağusa, Yılmazköy ve Tepebaşı’na giderek bu yorganların nasıl yapıldığını öğrendiklerini belirtti.


Öksüzoğlu, araştırmaları sırasında 3 nesil bir arada bu mesleği icra eden bir aile olduğunu öğrendiğini söyledi.


Bugün hayatta olan ve sergide de yorganları yer alan ustalar arasında; Tepebaşılı Kemal dayı (88), Girneli Cevat dayı (81) var.

Renkler ve anlamları


Yapılan araştırmalarda elde edilen bilgilere göre, yorganlara dönemlerine ve çeşitlerine göre isimler verildi; “Satenler”, “Simliler”, “Dibet” ve “Yemeni”...


Adem Öksüzoğlu, şu bilgileri paylaştı:


“Kıbrıslı Türklerin yaptığı ve orijinal olarak bilinen ‘Yemeni’ yorganlarıdır. Ustalar tarafından boyanıp baskılanıp dikiliyordu. Araştırmalarımızda yorganların çeşitleri ve dönemlerine göre isimleri olduğu bilgisini edindik. Bizlerde sergimizi hazırlarken yorganları kategorilere ayırdık.


‘Yemeni yorganlar’, tülbentlerin ana zeminleri sarı, yeşil veya yavruağzı rengine boyatılırdı. Üzerlerine ise koyu kahve, yeşil veya kırmızı renkli baskılar yapılırdı. Sarı rengi papatyadan, kahve ve yavruağzı ise soğan kabuklarından elde edilirdi.


1950-60 yıllarında Laskiye’den ‘simli yorgan’ yüzleri gelmeye başladı. Bunlar da Kıbrıs kültüründe yer etti.


‘Dibet yorganlar’, sağlam kumaşlardan olurdu. Bu kumaşlar Çekoslavakya’dan getirilirdi.


 Saten yorganlar, her yorgan rengine göre, belli bir statüyü anlatıyor.


Kırmızı renkteki saten yorgan, düğün gecesi ilk örtülen yorgandı; yeşil renk ve tonları dini inançlara göre kutsal ve bereketli sayılırdı; pembe ve mavi satenler, erkek ve kız çocuklarını; sarı ise, erken sararıp solmamaları anlamını taşıyor. Buradan anlayacağımız gibi yorgan ustaları, o dönemin yaşantılarını yorganlara yansıttı”.


Öksüzoğlu, sergiyi halk bilimcilerinin de ziyaret ettiğini, bu yorganlara daha derinden bakarak kendilerine bilgi verdiklerini söyledi. Yemeni yorganlar üzerinde lale ve karanfillerin dinsel olarak Allah’ı; yorganın ortasında oluşan üçgen görünüm ise ‘haneyi’ temsil ettiğini öğrendiklerini aktardı.


Uzun ve yorucu bir araştırmanın sonunda “Kaybolan Yorganlarımız ve Ustalarımız” isimli sergi ülkede büyük bir ses getirdi.


Sergide, yer alan en eski yorgan 60 yaşında… En yeni yorgan ise sergiden birkaç hafta önce Mağusa’da Mehmet Usta tarafından dikildi.

Eroğlu: Unutulan değerleri hep birlikte sahiplenelim


İsmet Vehit Güney Sergi Salonu’nda yer alan yorganlar ve elde edilen bilgiler, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından katalog haline getirilecek.


Dernek Başkanı Gencay Eroğlu, “Pandemi dolayısıyla yaşadığımız zorluklar oldu ama sergi açıldıktan sonra toplumda bir farkındalık oluştu. Dedesi, babası bu işle uğraşan veya el yapımı yorganlara meraklı olup sandıklarda saklayan kişiler, bizlere sosyal medya aracılığıyla veya telefonla ulaştı. Yorgan ve çarşaf gibi kültürel değerleri bizlere ulaştırmak istediklerini söyleyenler oldu. Keşke daha önce bu kişilere ulaşabilsek ve sergimizde onlara da yer verebilsek. Dernek olarak, yolu sevgiden geçen herkese kapımız açıktır” dedi.


Eroğlu, Akademik Sanat Derneği’ne bağlı kadın halk dansları topluluğunun da bulunduğunu ve projenin hazırlanarak sergileneceği güne kadar onların da büyük emeklerinin olduğunu ifade ederek teşekkür etti.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75