Kayıp medeniyetler diyarı: PERU

banner37

Kayıp medeniyetler diyarı: PERU
banner99

 Münevver Nizam Kahvecisoy

  Peru, Güney Amerika’nın en davetkar, sıra dışı, gizemli, aşırılıklarla dolu iklimsel şartlara sahip, her gidenin içinde derin ve unutulmaz izlerle geri döndüğü bir ülke... Peru’nun zengin tarihi bir mirası vardır; Machu Pichu (eski zirve) eteklerine kurulu dünyanın yeni harikası sayılan şehri, İnka İmaparatorluk medeniyetine ait tapınak ve yapıları, Nasca Çölü’nde bugün bile anlamı çözülemeyen garip hayvan ve sembol çizimleri, İspanyol koloni dönemi mimari şehir dokusu ile kesinlikle görülmesi gereken bir ülkedir.
   Sadece bununla da değil, aşırılıklarla dolu iklimi, Pasifik Okyanusu ile yıkanan kıyı şeridini bin yıl yağmur yağmayan bir çöle döndürmüştür. Bu çöl, Pasifik okyanusuna paralel, silsileler halinde uzanan And Dağları ile kesilmektedir. Peru’nun kadim halkı tarafından son derece kutsal olan bu sıradağlar,  bölgede yaşayan insanlara da kendi ismini (Andean) vermiştir. And Dağları’nın doğusu dünyanın ciğerleri olarak adlandırılan yağmur ormanları ile örtülüdür. Yağmur ormanlarının her santimetrekaresinden yaşam fışkırmaktadır. Yeşilin her tonu, bitkinin her çeşidi sere serpe, tepe ve düzlük tüm alanları işgal edecek şekilde yayılmıştır. Orman, zengin ve gürültülü canlı yaşamına ev sahipliği yapmaktadır. Kısaca Peru, güneşin kutsadığı, yağmurun ve okyanusun yıkadığı, kayıp ve mistik medeniyetin ülkesidir.
   Yaklaşık 6 hafta süren ve sırt çantalarımızla yaptığımız yolculuğumuza, Peru’nun başkenti ve en büyük şehri Lima’ya Madrid’den 12 saatlik uçuş ile başladık. Lima, muhteşem okyanus manzarasına sahip, İspanyol şehir mimarisi ile donatılmıştır. Başlıca gezilecek yerleri arasında, UNESCO dünya mirası listesine giren tarihi merkezi, Plaza Mayor ve sayısız etkileyici mimari yapılar yer almaktadır.
   Pek tabi bu kadar gizemli ve sıra dışı bir ülke karşımızda uzanırken, Lima’da kalmak olmazdı. Önce çölün çağrısına uyup, Alaska’dan Arjantin’e uzanan Pan-American yoluna çıktık. Yol dediysem çöl arazisi üzerinde, okyanusa paralel ve sonsuza uzanan tek şeritli bir asfalt. Bu yabancı ve kurak coğrafyada yükselip inen kum tepelerini, kıyıya vuran ve sonsuza uzanan okyanusu, yoksul çöl köylerini bir rüyanın içinden geçer gibi deneyimledik.
   Yolun sonu, ancak çılgın bir rüyada görebileceğimizbir kasabaya çıktı: Huacachina; Antik Quechua dilinde Kutsal Kadın anlamına gelmekte. Huacachina, çölün ortasında bulunan ve yeraltındaki bir kaynaktan beslenen gölün etrafına kuruludur. Göl, kasabanın etrafına saçılımış palmiye ve sakız ağaçlarını beslemektedir.

banner134
   Her ne kadar kasabanın içi sessiz ve huzur dolu olsa da, kasabanın hemen dışı adrenalin seven turistler için çeşitli aktiviteler sunmakta. Bunların en önemlisi “Sunboarding” ve “Dune Buggy”. Her ikisini de yapmış biri olarak söylemem gereken şudur ki; ölmeden önce yapılacaklar listesine kesinlikle konmalı. Buradaki tur operatörleri bu iki aktiviteyi ya sabah ya da akşam üstü yaptırmakta. Biz akşam üstü yapılacak olanı seçtik.
   Maceraya hazır bir şekilde, etrafı açık çöl kumunda gitmeye uygun 9 kişilik Dune Buggy aracına diğer yolcularla bindik. Yavaşça yol alırken aniden önümüzde yükselen dev ve dik kum tepesine son sürat çıkıp ayni süratte takla atacakmışız hissi ile çığlık çığlığa, içimizdeki gıcıklanmalarla geri indik.
   Devasa kum tepesinin en dibinde duran birkaç kişi minicik görünüyordu. Elimize verdikleri ucu hafif kıvrık ve altına balmumu sürülmüş tahta ile ilk gönüllülerden olup aşağıya doğru son sürat ağzımıza ve gözümüze giren kum tanelerine aldırmadan kaydık. Adrenalinin damarlarınızdan aktığını o tepeden kayarken daha da çok anlıyorsunuz. Araç köye hakim bir tepenin yanında tam da gün batarken durdu. Araçtan inip, Huacachina’nın muhteşem manzarası ve turuncu gün batımını izleyerek kasabadaki otelimize geldik.
   Gece kasabadan sızan ışıklarla aydınlanan, sakin gölün etrafında kısa bir tur atıp çölün sessizliğini dinledik. Ardından lezzetli Peru yemeklerini tadarken ıssızlığın ortasında çalan gitar ve zampona (yöresel panflüt) eşliğinde çöl karanlığına özgü yıldızları izleyerek kendimizi müziğin ritmine bıraktık.
   Huacachina, hem dinginliği hem de adrenalini sonuna kadar yaşayabileceğiniz, sıradışılığın üzerine kurulmuş bir hayal şehri…
   Gezmeyle kalın...
//gezmekicindoganlar.blogspot.com/INSTAGRAM:

https://www.instagram.com/munevver.nizam/

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75