Kıbrıs Türklerinin ilk tiyatro oyununu kim yazdı?

banner37

XIX. yüzyılda Osmanlı Türkiye’sinde başlayan Batılılaşma Hareketleri sonucunda edebiyatımıza giren yeni türlerden biri de tiyatrodur. Eski kültürümüzde yer alan Karagöz, Ortaoyunu, Meddah gibi halk tiyatroları Kıbrıs Türkleri arasında da mevcuttu. Ana karada ilk yerli ve Batılı tiyatro eseri, 1860 tarihinde İbrahim Şinasi tarafından Şair Evlenmesi adıyla yazılan komedidir. Osmanlı İstanbul’unda başlayan kültürel değişiklik ve yenilikler Kıbrıs’ta yaklaşık 10-20 yıl arası bir evrede yansımalarını bulur. Bu bağlamda modern Kıbrıs Türk romanı, öyküsü ve piyesi için ilk örneklerin 1890’lardan sonra ortaya çıktığı Kıbrıs edebiyat araştırmacılarının görüşüdür.

banner87
Kıbrıs Türklerinin ilk tiyatro oyununu kim yazdı?
banner90
banner99

Prof. Dr. Oğuz Karakartal

Kıymetli edebiyat ve kültür tarihçisi Harid Fedai, Kıbrıs Türk edebiyatına dair en eski malzemeleri yıllarca toplamış, bir kısmını yeni yazıya aktarmış ve araştırmacıların hizmetine sunmuştur. Değerli büyüğümüz Harid Fedai Bey, Kıbrıs’ın ilk yerli tiyatro oyunu olarak Kıbrıslı gazeteci-yazar Ahmet Tevfik Efendi’nin 1895 tarihli Hicran-ı Ebedi adlı piyesini sayar. Onu Kaytazzade Mehmet Nazım’ın Safa yahut Netice-i İbtila (1909) oyunu takip eder. Diğer Kıbrıslı akademisyen ve kültür araştırmacıları da bu bilgileri benimser. Her iki kitabın Kıbrıs baskısı olması ilk yerli tiyatro eserleri oldukları tezi için sağlam bir kanıttır. Ancak bugün burada tartışmak istediğim konu, bir edebiyat eserinin “ulusal, ilk, milli” sıfatlarını taşıması için mutlaka o ülkede yazılıp basılmasının ve kahramanlarının-konusunun illa yerli halktan seçilmesinin kriter olarak alınıp alınamayacağıdır. Bu tezden hareketle Kıbrıs Türklerinin ilk Batılı oyun yazarının, Namık Kemal’in yanında yetişen gençlerden Mağusalı Hasan Nef’i; ilk Kıbrıs Türk piyesinin ise Hasan Nef’i’nin, 1876’da İstanbul’da basılan Felâket adlı tiyatrosu oldukları iddiasını ileri süreceğim (1).

Yıl 1873. İstanbul’da oynana Vatan yahut Silistire piyesi halk arasında heyecana yol açınca yazarı muhalif Yeni Osmanlı Namık Kemal, Mağusa’ya sürülür. İstanbullu bir aydın için, 38 ay kalacağı sürgün yerinde yapacak iki şey vardır:  Birincisi eserlerini yazmak, ikincisi tanıdığı kişilerle vakit geçirici edebi sohbetler... Namık Kemal etrafındaki Kıbrıs Türk gençlerine ders verir, yazdıklarını düzelttirir veya dikte ettirerek onları yazmaya teşvik eder. İşte bu gençlerden biri de (1854-1917) yılları arasında yaşamış dönemin Magosa hâkiminin yeğeni, Mağusa mal müdürü Lala Mustafaoğlu Hasan Nef’i ‘dir. Namık Kemal ile çok sıkı dostluk kurmuş, hatta şair sürgünden kurtulunca onunla birlikte gitmiş ve İstanbul’a yerleşerek orada vefat etmiştir. Namık Kemal’in mektuplarında Nef’i’nin adı birçok yerde geçer. Mağusalı Hasan Nef’i ’nin Namık Kemal’e yârânlık-dostluk ettiği ve sürgün günlerinde onun neşesi olduğu anlaşılıyor.. Namık Kemal’in mektuplarında ikilinin edebi sohbetlerini, hastalıklarını, genç Nef’i’nin şairin özel işlerine koşturmasını, tavla oynamalarını, lades tutmalarını ve yemek-içki sofra alışkanlıklarını okumak mümkün.. Hatta Hasan Nef’inin içki alışkanlığı ve sarhoşlukta Namık Kemal’i geçtiğini yine şairin, Fevziye Abdullah Tansel tarafından yayınlanan Namık Kemal’in Mektupları adlı dört ciltlik eserde buluyoruz.  Namık Kemal etrafındaki gençlere hem hocalık yapıyor, hem de eğlence-sofra meclisleri kuruyor. Onun Rodos, Trablusgarb, Yemen gibi yerlerdeki diğer sürgün Osmanlı yazarlarına göre daha rahat yaşantı sürdüğünü, İstanbul ve Kıbrıs’tan maddi ve manevi koruyucular bulduğunu biliyoruz. Bunlardan çok bizler için önemli olan, şairin eserlerinin çoğunu Kıbrıs’ta yazması ve birçok genci yetiştirmesi veya edebiyata, gazeteciliğe yöneltmesidir. Bir başka ifadeyle Yeni Osmanlı aydın tipinin Kıbrıs’taki ilk örnekleri, Namık Kemal’in öğrencileridir. Bence Namık Kemal’in Kıbrıs sürgünlüğü Kıbrıs Türkleri için bir şans olmuştur.

Mağusalı Hasan Nef’i ‘nin Namık Kemal’in yol göstericiliğinde yazdığı Felâket adlı oyuna gelince; eserin konusu Tanzimat edebiyatında, 1870-1900 yılları arasında İstanbul’da yazılan pek çok eserde işlenen “ailelerin, anne ve banın birbirini seven iki genci aşklarını ve evlenme arzularını çeşitli sebeplerle kabul etmeyip gençlerin felâketine yol açmaları”dır. Bugün bize basit görünen ailelerin sevenlerin kavuşmasını engellemeleri dönemin Osmanlı Türkiyesi’nde ve Kıbrıs’ta sosyal yaralardan biri idi. Namık Kemal’in öğrencisi Hasan Nef’i’ye böyle bir tema seçmesini tavsiye ettiği söylenebilir. Oyunda Namık Kemal’den ve romantizmden gelen pek çok motif de vardır. Edebi kalite, edebiyat estetiği-teknik açısından Hasan Nef’i’nin yazdığı Felâket piyesinin iyi olmadığını, ismi gibi bir felaket olduğunu söylemek de belki yanlış olmaz. Ancak unutmayalım ki kültürüne daha modern Batılı edebiyat türlerinin girmediği 1870’lerin Kıbrıs’ında hele 19-20 yaşlarındaki bir gencin Karagöz, ortaoyunu metni değil de, Batılı piyes yazması, yazmayı denemesi veya kendisine bunun yazdırılması önemli bir yenilik ve ilklerden bir durumdur. Bence kültür ile ilgili devlet birimlerinin bir Kıbrıs Türkü’nün kaleminden çıkan bu oyunu yeni yazıya aktartarak basması yararlı olacaktır.

Sonuç olarak Mağusalı Hasan Nef’i ‘nin Felâket piyesinin Kıbrıs’ın ilk Türkçe tiyatro oyunu olabileceği ihtimalini ileri sürüp yazımı bitirirken şunları belirginleştirmek isterim:

- Bir edebiyat ürününün o ulusa ait,  ilk veya yerel olması için mutlaka o ülkede basılması, konusunu ve kahramanlarını mutlaka o ülkeden seçmesi bir şart, kriter değildir. Bu durum Mağusalı Hasan Nef’i ‘nin Felâket oyunu için de geçerlidir. “Kahramanları Kıbrıslı değil veya adada basılmadı” diyerek o eseri Kıbrıs Türk edebiyatı içerisine almamak yanlıştır. Ahmet Tevfik Efendi, Kaytazzade Mehmet Nazım başta olmak üzere birçok ilk modern Kıbrıs yazarının eserlerinin konusu İstanbul’da geçer ve kahramanları İstanbullu dur. Ama onlar Kıbrıs Türk yazarıdır ve bu ülke edebiyatı içinde değerlendirilir. Onların eserlerinin adada basılması bir kriter olmamalıdır. Kaldı ki bir de Kıbrıs adasına matbaa 1878’den sonra İngilizlerle gelmiştir. Namık Kemal’in öğrencisi Hasan Nef’i’nin eserini yazdığında yıl ise, 1874-75’lerdir ve adada matbaa yoktur. Türkler ve Rumlar kitap basacaklarında onları baskı için İstanbul matbaalarına yollamaktadırlar.

- Bir eserin ulusal-milli sayılması için konusunun, mekânının yerli olması, kahramanlarının milliyeti veya kitabın basıldığı ülke değil, o yazarın eserini yazdığı dil önemlidir. Hasan Nef’i Mağusalı bir Kıbrıs Türkü’dür, Türkçe olarak bir tiyatro eseri yazmıştır ve bu eser İstanbul’da dahi olsa basılmıştır. O halde Kıbrıs Türk edebiyatı ürünü olabilmek açısında hiç bir sakınca taşımamaktadır.

- Namık Kemal-Hasan Nef’i dostluğundan önce ana kara İstanbul edebiyat çevreleri ile eski Kıbrıs divan şairleri arasında da mutlaka bir bağ, alış-veriş vardır. Harid Fedai Bey’in Âşık Kenzi, Müftü Hilmi Efendi başta olmak üzere yaptığı çalışmaları bunların örneklerindendir. Bir başka ifadeyle Kıbrıs Türk aydınları ve edebiyatçılarının rotası hep İstanbul kültür çevrelerine dönük olmuş, Türkiye-Kıbrıs arasında derin kökleri olan bir edebiyat bağı ve kardeşliği asırlardır kurulmuştur.

(1). Doktora öğrencim ve meslektaşım-öğretmen Hüseyin Ezilmez de aynı konu üzerinde durarak eseri incelemesini daha önce yapmıştı: “Namık Kemal’in Öğrencisi Kıbrıslı Hasan Nef’i ve Felaket Adlı Oyunu”, Edebiyatta Kıbrıs ve Bahar, XXIV. Uluslararası Kıbatek Edebiyat Şöleni kitabı, Ankara 2013, s.107-118

 

Güncelleme Tarihi: 23 Ocak 2017, 10:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner75

banner108