banner6

'Kıbrıs, yabana atılacak bir ülke değil'

banner37

Tiyatro sanatçısı Yurdaer Okur, “Ran Tiyatro” oyununu ilk kez ülkemizde, Kumarcılar Hanı’nda sahneledi… Okur, yıldızların altında tarih kokan bir ülke ve mekanda oyun sahnelemenin kendisine büyük haz verdiğini söyledi

'Kıbrıs, yabana atılacak bir ülke değil'
banner151 banner143

Aliye ÖZENCİ

Tiyatro, dizi ve sinema oyuncusu Yurdaer Okur, ülkemize sık sık gelen bir isim… Sanat çalışmaları için ülkemizde bulunan Okur, Kıbrıs insanına ve kültürüne çok düşkün…


Kıbrıs’ı “tarih kokan bir ülke” olarak değerlendiren Okur, gezip gördüğü yerlerden, Kıbrıs’la ilgili okuduklarından oldukça etkilenmiş…


Okur, “Kıbrıs’ta harika bir tarih var... İncelenip irdelenmesi gereken bir tarih... Kıbrıs yabana atılacak bir ülke değil” diyor…


Okur’la Kumarcılar Hanı’nda bir araya geldik.


Tiyatro oyunlarını halka buluşturmak için sık sık ülkemizi ziyaret eden Okur, Eşit Hak ve Adalet Sendikası (HAK-SEN) Tiyatro Komitesi’yle protokol imzaladı. Protokol kapsamında ülkemizde yazarlık atölyesi kuruldu.


Yurdaer Okur’un eğitmenliğinde yapılan yazarlık atölyesi kursları sonunda, kursiyerlerin araştırmaları sonucu ortaya çıkacak yazılar, tiyatro oyununa dönüştürülecek ve sahneye konulacak.

 

Hem kendi hem de Kumarcılar Hanı için bir ilk

 


Yurdaer Okur, “Ran Tiyatro” gösterisinin provalarını ülkemizde sürdürüyor.


Oyunu geçtiğimiz hafta HAK-SEN Tiyatro Komitesi’nin düzenlediği Nazım Hikmet’i anma gecesinde  sahneledi. Müthiş bir performanstı… Okur, Kumarcılar Hanı gibi tarihi bir atmosferde, yıldızlara bakarak oyun sahnelemenin kendisine bambaşka bir duygu yaşattığını belirtiyor. Okur’un “Ran Tiyatro” oyununu ilk kez ülkemizde sahnelemesinin yanı sıra bir ilk de Kumarcılar Hanı için yaşandı… Han, restore edildikten sonra ilk kez bir tiyatro oyununa ev sahipliği yaptı.


Yurdaer Okur, o gece ülkemizin sevilen tiyatro sanatçısı İzel Seylani’yle de aynı sahneyi paylaştı.


İzel Seylani de, Yurdaer Okur gibi önemli bir sanatçıyla çalışmanın ayrıcalık olduğunu belirtiyor…
 


Yurdaer Okur’la çalışmanın yan ısıra Kumarcılar Hanı’nda oyun sahnelemenin kendisi için ayrı bir öneme sahip olduğunu ifade eden Seylani, “Çocukluğumda, Kumarcılar Hanı, harabeydi. Çevresinde panolar vardı… İçeriye girilmiyordu, yıkık-dökük bir yerdi. Çocukluğumuz, bu yıkık-dökük yerin önünden yürümekle geçti. Hanın restorasyonunun ardından ilk kez bir tiyatro oyununu burada sahne koymak, benim için çok önemli ve anlamlı” dedi.

 

Röportajlar, oyun olacak

 


Sanatçı Yurdaer Okur, ülkemiz seyircisini birçok tiyatro oyunuyla buluşturuyor. Sadece yeteneklerini değil bilgilerini de halkla paylaşmak istediğini söyleyen Okur, HAK-SEN Tiyatro Komitesi’yle imzaladığı protokol kapsamında kurulan yazarlık atölyesinin çalışmalarının başladığını belirtti.


Okur, “Kıbrıs’ta tiyatro severlerle sürekli bir araya geliyorum. Ama sadece oyun sergilemek yetmiyor. Halkla bilgilerimi paylaşmak için yazarlık atölyesi kurmaya karar verdik. Çalışmalarımız başladı, yaşlı insanlarla röportajlar yaptık. Bu kayıtlar sayesinde katılımcılar, hikayelerini yazıyor. Burada harika bir tarih var. İncelenip irdelenmesi gereken bir tarih.  Kıbrıs yabana atılacak bir ülke değil” dedi.


Kursiyerlerden gelecek röportajlardan oluşacak tiyatro oyununun üçleme yani bir birini takip eden üç oyundan oluşacağını belirten Okur, oyunları Türkiye halkıyla da buluşturmayı amaçladıklarını söyledi.


Okur, yazılacak oyunları yurtdışındaki kurumsal tiyatroların repertuarlarına da eklemeyi düşündüklerini ifade etti.


Hazırlanacak tiyatro oyununda Yurdaer Okur’un da sahne alıp, almayacağı henüz net değil…


Ancak oyun, Kıbrıs insanını, şivesini ve kültürünü anlatacak. Oyunca Rumca replikler de olacak.

 

“Kıbrıs’ta çok başarılı oyuncular var”

 


Oyuncu Yurdaer Okur, Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nden mezun olduktan sonra Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda yüksek lisans yaptı.


Hem oyunculuk hem de eğitmenlik yaptığı dönemlerde ülkemizdeki birçok tiyatro oyuncusuyla yakından tanışma fırsatı yakalayan Okur,  “Kıbrıs’ta okul yıllarımda tanıştığım ve görüştüğüm tiyatrocu kimliğine sahip arkadaşlarım var. Kıbrıs’ta çok başarılı ve kendini geliştirmeye açık genç tiyatrocular bulunmakta. Sadece kendileri için değil, halk için de uğraş veriyorlar” dedi.


Okur, küçük bir adada, sanat camiasının da belli bir kitleden oluştuğuna dikkat çekerek başta İzel Seylani olmak üzere, diğer tiyatro atölyelerinin de halkı iyi işlerle buluşturmak için ellerinden gelenin en iyisini yaptığını vurguladı. Okur, Türkiye’de sanatsal olarak üst seviyede olan birçok oyunun, KKTC halkıyla buluştuğunun da altını çizerek “İyi işler için bütçe ve cesaret şart” vurgusu yaptı. 

 

“Tiyatroya ihanet edemem”

 


Dizilerde ve sinemada kazandığı tüm parayı Entropi Sahne Tiyatrosu’na harcayan Yurdaer Okur, bundan hiçbir zaman pişmanlık duymadığını söyledi. Okur, tiyatroya olan bağlılığını şöyle anlatıyor:


“Ben bugün bir yerlere gelebildiysem, tiyatro sayesindedir. Tiyatroya olan inancım; beni canlı, diri tutuyor. O yüzden bütün dizilerden kazandığım parayı tiyatroya yatırdım. Herkes bana ‘neden böyle bir şey yaptın’ dediği zaman cevabım tiyatroya ihanet edemem oldu.  Kendi inandığım ve bildiğim şeyi, çağdaş tiyatroyla insanlara ulaştırabilmek adına yatırım yaptım.


Entropi Sahne Tiyatrosu oyuncuları, halka buluşuyor. Güzel işler sunmak için hiçbir karşılık beklemeden, yılmadan, direnerek çalışıyorlar. Ekonomik olarak şartlar zor. Tiyatro yapmak lüks. Bu meslekle uğraşanların, para kazanmakla ilgili sorunu olmamalı. Çünkü tiyatroda, insanlar hayatlarını idame ettirebilecekleri kadar kazanamazlar. Tiyatro aslında sanatçının kendini ortaya koyabildiği, vazgeçemediği bir durum”.

 

“Baskı ve engel varsa, sanat özgür olmaz”

 


Türkiye’de devlet tiyatrosu ve özel tiyatroların yaşadığı sıkıntılara da değinen Yurdaer Okur, Avrupa’da belediyelerin sanata ve tiyatroya zorunlu olarak bütçe ayırdıklarını ama Türkiye’de bunun çok cüzi bir miktar olduğunu söyledi.


Okur, Türkiye’de tiyatroya Kültür Bakanlığı dışında katkı koyanın olmadığını belirterek verilen maddi katkının da ancak bir oyun sahnelemeye yettiğini, bu nedenle kurumsal tiyatroların öneminin çok büyük olduğunu ifade etti.


Çağdaş tiyatronun belli bir kitleye hitap edebildiğini belirten Okur, çığ gibi büyümek için ses getiren oyunlar ortaya çıkarmak gerektiğini vurguladı. Okur, “Tiyatroya siyasi müdahale olmamalı, sanat bunu kaldırmaz. Kendi öz yapısını korumalı ve bağımsız olmalı. Baskı ve engel varsa, sanat özgür olmaz. Sanat, geleceği görüp yorumlayabilmektir. Geleceğe bir adım önde bakmaktır. Bu da üretkenliği ortaya çıkarır” dedi.

Güncelleme Tarihi: 11 Haziran 2017, 12:42
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104