Kıbrıs’ın 8 bin yıllık trajik tarihini anlatıyor

banner37

Fikret Demirağ’ın şiirlerinden Yaşar Ersoy’un kurgulayıp oyunlaştırdığı “Hüzün Ana ve Çocukları”, kitaplaştırıldı

Kıbrıs’ın 8 bin yıllık trajik tarihini anlatıyor
banner90

Fikret Demirağ’ın şiirlerinden, Yaşar Ersoy’un kurgulayıp oyunlaştırdığı, Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nda sahnelenen “Hüzün Ana ve Çocukları” oyunu kitaplaştırıldı.

Khora Yayınları’ndan çıkan kitabın sayfa ve kapak tasarımını Umut Ersoy yaptı.

“Hüzün Ana ve Çocukları” oyununun metni, Fikret Demirağ’ın “Acılı Bir Yurt İçin” dörtlemesinin yanı sıra, “Adıyla Yaralı”, “Akdenizli Şiirler ve Aşk Sözleri”, “Alfa ve Omega”, “Eros’un Oku” ve “Dinle Şarkımı” kitaplarındaki şiirlerden Yaşar Ersoy’un dramaturgisi ile oyunlaştırıldı.

“Hüzün Ana ve Çocukları” kitabında Kıbrıs’ın 8 bin yıllık trajik tarihi destansı bir dille hikaye ediliyor.

Kitabın içinde, oyun metninin yanı sıra, rejisörün notları; Kıbrıs’ın kuzeyi, Kıbrıs’ın güneyi ve Türkiye basınında oyun hakkında çıkan yazılar ve sosyal medya paylaşımları da yer alıyor. Kitapta, sahnelenen oyundan çekilen fotoğraflarla da görsel bir akış sağlandı.

Yaşar Ersoy, kitapta Demirağ’ın, “Yaşar bir oyun daha yapalım birlikte” dediğine dikkat çekerek, sanat hayatının 50. yılında; “dürüstlük, yüreklilik ve adanmışlık adına” , “can benim can” anlayışından uzak kolektif bilinçle “Hüzün Ana ve Çocukları” oyununu seyirciyle buluşturduklarını söyledi.

Akıncı: Bana düşen görev, işlerine son verilen sanatçıları sokakta bırakmamaktı

Kitabın ilk sayfalarında “O günden bugüne” başlığı altında Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın yazısı yer alıyor. Akıncı; Yaşar Ersoy, Erol Refikoğlu, Işın Cem ve Osman Alkaş ile yollarının kesişmesini ise şöyle anlatıyor:

“Başkan olduğum Lefkoşa Türk Belediyesi tarafından 1980 yılında Lefkoşa’da ilk kez Kültür Sanat Şenlikleri düzenlenmeye başlandı. 1980 yılının Eylül ayının ilk günlerinde Lefkoşa Mısırlızade Sineması’nda Yaşar Ersoy, Osman Alkaş, Erol Refikoğlu ve Işın Cem, “Vatandaş Oyunu” isimli bir oyun sahneye koyup eleştirel bir üslupla ülkenin durumunu irdelediler.

Mevcut düzenin nasıl daha iyi bir hale getirebiliriz arayışı içinde sanatlarını kaza mizahla güçlü biçimde sergilediler. Tiyatro hep ifade edildiği gibi topluma tutulan bir aynadır; herkes kendini ve içerisinde bulunulan koşulları o aynada görür. Daha iyisi daha güzeli aranır. Tiyatronun güldürmek yanında düşündürmek gibi de çok önemli bir işlevi vardır. LBT’nun çekirdek kadrosunu oluşturacak olanlar o oyunla beraber, bu işlevi yerine getirmeye çalıştılar. Bu bir ilkti, yeniydi ve arayıştı; dolayısıyla büyük yankılar oldu. O kadar ki; bu sanatçılarımız işlerinden, aşlarından edildiler ve Kıbrıs Türk Devlet Tiyatrolarından atıldılar. Kuşkusuz bunda Türkiye’ de yer alan 12 Eylül Darbesinin yarattığı ağır atmosferin Kıbrıs’ yansımasının da etkisi oldu”.

Bu olayın yaşandığı dönemlerde Lefkoşa Belediye Başkanlığı görevinde olan Akıncı, “Yaşar Ersoy, Osman Alkaş, Erol Refikoğlu ve Işın Cem’in Kıbrıs Türk Devlet Tiyatrosu’ndaki görevlerine son verilmesinin ardından

o dönemin başkanı olarak bana düşen görev, işlerine son verilen sanatçıları sokakta bırakmamaktı” diyerek, kendi önerisi ve belediye meclisinin çoğunluk kararıyla 1980’de Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nun kurulduğunu belirtti.

2020’de 40. yılını kutlamaya hazırlanan Lefkoşa Belediye Tiyatrosu gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında kendini kanıtladı.

Harmancı: Dile kolay 50 yıl, bütün bir yaşam kesiti nerdeyse

Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Mehmet Harmancı da “Dile kolay 50 yıl, bütün bir yaşam kesiti nerdeyse… Tiyatroya adanmış 50 koca yıl… Umutları yeşerten, yön veren, “ben” demeden toplumsal sorumluluk alan, durmadan, duraksamadan ve dinlenmeden bir nefeste geçen 50 yıl… Bu 50 yılın özeti aslında tek bir kelime o da ‘Onur’” diyerek Yaşar Ersoy, Erol Refikoğlu, Osman Alkaş ve Işın Cem’in 50 yıllık tiyatro hayatını özetliyor.

banner9
Göreve geldiği ilk günden canla başla çalışarak sanatın ve sanatçının yanında olan Harmancı, “Hüzün Ana ve Çocukları” kitap ve oyunu için yazdığı satırlarda dört büyük sanatçının onur içerisinde yoklukları var yaparak, imkansızlıkları her koşulda yenerek, güçlüye rağmen dimdik ayakta durmayı başardıklarına dikkat çekti.

Harmancı, sözlerine şöyle devam etti:

“İsimlerini ada yaşamında; sadece tiyatroya değil, sadece Kıbrıs Türk toplumuna değil sadece güneye veya sadece kuzeye değil adanın tümüne ve adanın yaşamına onurla yazdırmayı başardılar. Ne mutlu ki böyle kurucuları olan ve böyle bir zeminde tiyatro varlığı olan bir belediyenin başkanlığını yapma onuruna erişebildim. Onların hayatları, yaşanmışlıkları ve tarihe not ettirdikleri ilkeler tiyatroya ve bizlere hep mihmandar olacaktır…”

Ersoy: Tek bir yanıtm vardı; Fikret Demirağ

Tiyatro sanatçısı, yazar, oyuncu, yönetmen Yaşar Ersoy, sanat hayatının 50. yılını hafızalardan silinmeyecek “Hüzün Ana ve Çocuklarıyla” isimli oyunuyla kutladı.

“Hüzün Ana ve Çocukları” oyununun metni, Fikret Demirağ’ın kitaplarındaki şiirlerden ve Ersoy’un dramaturgisi ile kaleme alınarak oyunlaştırıldı.

Yaşar Ersoy, sanat hayatının 50’nci yılında neden Fikret Demirağ sorusuna şu cümlelerle yanıt veriyor;

“Yüzü aşkın oyunda oyuncu ve yönetmen olarak görev alırken, tiyatronun kurumsallaşması için ilkeli ve ödünsüz emek verip, demokrasi ve barış kültürünün oluşmasına da sanatsal mücadeleyle katkı koyarak ulaştığımız tiyatro ömrümüzün 50 yılı vesilesiyle ne sahneleyebiliriz, oynayabiliriz ve izleyiciyle paylaşabiliriz sorusuna verebileceğimiz tek bir yanıt vardı: Fikret Demirağ”.

İlk buluşma…

Ersoy, şöyle diyor:

“Fikret Demirağ’ın şiir serüveni ve bizim tiyatro serüveni ve anlayışımızın kesiştiği ortak nokta; “Toplumcu Anlayış” bizi buluşturuyordu.  Demirağ’ın şiir hayatının ve poetikasının yanı sıra “Anne Toprak” ve Hüzün Ana” olarak tanımladığı Kıbrıs’ın; tarihi, kültürel, sosyal, siyasal coğrafyasına ve bu coğrafyadaki insanların trajedisine duyduğu sorumluluk, bu sorumluluğun bilincinde ve ruhunda yarattığı tiyatroyla buluşmasının sonucudur: “Hüzün Ana ve Çocukları” oyunu.

1977’de başlar ve ilk ortak ürünü “Umut İnsanda” oyunuyla verir… Demirağ’la buluşmamızın başka oyunlarda, sayısız etkinliklerde ve mücadelelerde de bir sanat ve barış yoldaşlığı, dostluğu olarak kesintisiz sürer. Öyle ki, biz onu seyircileri olarak ayakta ve gözyaşları içinde alkışlarken, O, bu dünyadaki son şiirini ve son rolünü Lefkoşa Belediye Tiyatrosu sahnesinde oynayarak “Hüzün Ana’sı “Anne Toprak’ına kavuşana kadar…

Şair dostumuz Fikret, ‘sen toprağa dağıldıktan sonra da’ bir kez daha Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nda şiirlerinden oyunlaştırdığım ve yönettiğim bir oyunla “dürüstlük, yüreklilik ve adanmışlık adına” buluşuyoruz ve buluşturuyoruz izleyicimizi.

Tüm ekip ‘can benim can’ anlayışından uzak kolektif bilinçle, seni, her an yanımızda hissederek ve yaşayarak; sevgiyle tartışarak, araştırarak, deneyerek, yaratarak, tüm zorlukları, sıkıntıları, kahırları, hastalıkları “ateşli sabırla” aşarak çalıştık. Hüzün Ana ve Çocukları oyununu.

Bana hep ‘Yaşar bir oyun daha yapalım birlikte’ derdin. Yapacağız derdim hep… İşte tiyatro ömrümüzün 50. yılında yaptık şair dostum… Şiirler içinde tiyatronun ışığında yat Anne toprakında”.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner108

banner88

banner96

banner107