Kıbrıs’ın ‘bas’ları

banner37

banner87
Kıbrıs’ın ‘bas’ları
banner90
banner8

   Kıbrıs’ın simgelerinden biri… Hem Kıbrıslı Türklerin hem de Kıbrıslı Rumların seyahat ederken veya eşya taşımak için kullandığı Bedford marka otobüs ve kamyonları… Diğer adlarıyla fortigo (yük taşıma aracı), bas (İngilizce’de otobüs anlamına gelen bus), loforio…

   Kıbrıs’a İngiltere’den kamyon olarak getirilen ve kasası tamamen ahşaptan Kıbrıs’ta üretilen bu otobüsler, ada tarihine damgasını vurdu.

   1950 yıllarda kullanılan bu otobüsleri, festivallerde ve Kıbrıs kültürünün tanıtıldığı etkinliklerde görüyoruz. Bu otobüsleri alıp restore edip, anılarını yaşatan birkaç isim var.

   ‘Bedford’ marka otobüsler ve kamyonlar, Kıbrıs’ta çok uzun yıllar kullanıldı. Bazı kaynaklar, 1980’li yıllara kadar diyor.

   Kıbrıslı Türklerin “bas”, Kıbrıslı Rumlar’ın da ‘loforio’ dediği bu otobüslerle bugüne kadar birçok anı duydum, fotoğraflar gördüm… Nostalji meraklısı biri olarak o yılları yaşayan kişilerden anılarını dinlemek oldukça keyifliydi.

   Bu hafta, önemli bir dönemin tanığı olan “tahta gaşa” otobüsleri yazmaya karar verdiğimde, gazetede o dönemleri yaşayan arkadaşlardan da anılarını dinlemek istedim. “O yıllara dair ne hatırlıyorsunuz, bu otobüslerin özelliği neydi?” diye sorduğumda, herkes anılarını tazeledi ve birkaç dakika da olsa nostalji yapma fırsatı bulduk.

   Büyük dümenli, bol pencereleri olan ancak Kıbrıs sıcağında bunaltıcı bir ortamı bulunduğu söylenen bu otobüslerin koltukları, tekli değildi. Oturma yerleri kanepe şeklinde iki veya üç kişinin yan yana oturabileceği genişlikteydi. Bir de şoför yanına oturan iki kişinin kapıları ayrıymış. Şoför tarafı ile yolcuların bulunduğu kısım kesikmiş. 30-40 kişilik olan bu otobüsün içinin sürekli mazot koktuğu anlatılıyor.

  Damında bulunan demir gambinada (dam) ayrıca arka kısmında ise eşyalar taşınıyordu. Yiyecekler, valizler, piknik eşyaları, dirifil, tavuk, üzüm, testi gibi… Bu otobüslerin sadece yolcu değil, zaman zaman fabrikalara eşya veya ürün taşındığını da fotoğraflardan görüyoruz.

   O zamanlarda bilet, online işlem, ara gelsin veya seni beklesin diye bir uygulama yok. Otobüslerin geliş-gidiş günleri-saatleri, güzergahları, nerede durdukları belli. Herkes hazırlığını ona göre yapar ve otobüsün olduğu yere giderdi. Günübirlik otobüs gidiş-gelişleri de çok yokmuş. Uzun mesafe yolculuklarda 2 günde ya da 3 günde bir otobüs seferleri olduğu söyleniyor.

   Otobüse binmek için yarım şilin veya 1 şilin ödeniyormuş o dönemlerde.

   Bir de otobüslerin üzerinde şirket adı veya şahıs adı yazıyordu. Büyüklerimizin hatırladığı isimler şöyle:

   “Lozan, Lambiro, Direk, Raşit Cafer Otobüs İşletmeleri, Paşa Dayı, Ömer Dayı, Turan Dayı… ve daha niceleri”.

  

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75