Kıbrıslı Türk yazarın kitabı, dünyada okuyucuyla buluştu

banner37

Kemal B. Caymaz’ın fantastik roman serisi “Safir”in ilk kitabı olan “Müjdelenen Zaman”, Ceren Karanar tarafından İngilizce’ye çevrildi

Kıbrıslı Türk yazarın kitabı, dünyada okuyucuyla buluştu
banner87

Aliye ÖZENCİ

Ressam-Yazar Kemal Behcet Caymaz’ın öğrencilik yıllarında yazmaya başladığı ve resimlediği “Safir” serisinin birinci kitabı “Müjdelenen Zaman”, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı ile Kültür Dairesi Müdürlüğü sponsorluğunda İngilizce’ye çevrildi. Kitap, amazon.co.uk üzerinden bütün Avrupa’da satılmaya başlandı.

Kıbrıs’ın ilk fantastik roman serisi olan “Safir”, 7’den 70’e herkesin keyifle okuyabileceği, sürükleyici bir hikaye.  Kemal Behcet Caymaz, lise yıllarında hayal gücünün ona oynadığı bir oyunu hikayeleştirerek, kitaplaştırdı. Yazar, ailesinin çocukken ona anlattığı 101 evler ve Beşparmak Dağları efsanesinden etkilenerek kitabını yazmaya başladı.

Kitap, Kıbrıs’ta efsane olan hikayeler ve Kıbrıs gençliğinin ergenlik sancılarını konu alıyor. Yazar, hikayede mitolojiye de yer veriyor.

Caymaz, seriyi yazmaya başladığı ilk günden, “Belki bir gün Avrupa’ya açılırız” hayaliyle yoluna devam etti. 2016’da serinin birinci kitabını ülkede satışa sunan genç yazar, 2019’da çevirmenliği Ceren Karanar’ın yaptığı “Sapphire- The Promised Time”ı Avrupa’daki okuyucuyla buluşturdu.

Kitabın İngilizce versiyonu ise, 22 Temmuz 2019 Pazartesi günü saat 19.00’da ise EMAA-Başkent Sanat Merkezi’nde tanıtılacak.

Kültür Dairesi Müdürlüğü, Kıbrıs Amerikan Üniversitesi, EMAA-Akdeniz Avrupa Sanat Derneği ve İş Sağlığı ve Güvenliği Merkezi sponsorluğunda gerçekleşecek gecede, yazarın illüstrasyonları da sergilenecek.

Dönüm noktası

Kemal B. Caymaz, 2007’de Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’nden ardından Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi-Plastik Sanat Bölümü’nden mezun oldu.

2017’de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü-Resim Ana Sanat Dalında “Yirminci Yüzyıldan Günümüze Resimde Farklı Çocuk İmgeleri” tez konusu ile yüksek lisans eğitimini tamamlayan Caymaz, 2 yıl önce adaya döndü. Caymaz, Kıbrıs Amerikan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Plastik Sanatlar bölümünde öğretim görevlisi olarak çalışıyor.

Çocuk yaşta kitaplarla haşır neşir olan ve özellikle fantastik türdeki hikayelere ilgi duyan Caymaz, üniversite yıllarında küçük küçük hikayeler yazdı. Caymaz,  “Güzel Sanatlar Lisesi’ne başladıktan sonra, kafamda ‘Safir’in hikayesi oluşmaya başlamıştı. Okuduğum okulun binası çok otantikti. Karanlık koridorlar, ışık huzmeleriyle aydınlanır, Beethoven-Moonlight Sonata’sını dinlerdik. Bu değişik ve farklı atmosfer de, kafamda sürekli kurguladığım hikayeler vardı. Güzel Sanatlar Lisesi’ne başlamam aslında hayatımın dönüm noktası oldu. Neler yapabileceğim konusunda, bilinçli şekilde farkına vardım” dedi.

Bu farkındalığın aklına “Neden bizim de fantastik türünde bir romanımız yok?” sorunu getirdiğini belirten Caymaz, yazdığı küçük hikayeleri birleştirdi, profesyonel anlamda bilgisayar başına geçip “Safir” serisinin ilk kitabı “Müjdelenen Zaman”ı yazdı.

Kitap, 2016’da Dante Yayınlarında basılarak okuyucuyla buluştu.

Serinin ikinci kitabı yolda…

Caymaz, çocuk yaşta okuduğu fantastik türdeki romanların, hep yabancı yazarlara ait olduğuna dikkat çekerek yerli yazarların bu alanda kitapları olmadığını ve bunu büyük eksiklik olarak gördüğünü söyledi.  Caymaz, şöyle devam etti:

“Çocukken okuduğum kitaplar başka ülkelerin kendilerine ait hikayeleriydi. Safir serisini yazmadan önce araştırma süreci içine girdim. Kıbrıs’ta gençlere yönelik bir serinin olmadığını gördüm. Bu da beni hem üzdü hem de heyecanlandırdı. Çünkü bu seri tamamlandığında Kıbrıs’ta bir ilk olacaktı. Kıbrıs olarak çok değerli ve gotik yapılara sahibiz. Bir sürü medeniyeti geri bırakırken, anlatılacak bir çok efsane hikayemizde olduğunu gördüm. Bu şekilde kendi ülkeme ait bir hikayeyi kaleme alarak, ülkemiz gençliğine bu seriyi hediye etmek istedim. Bunu yazarken de aklımda belki bir gün Avrupa’ya açılır düşüncesi vardı”.

Caymaz “Müjdelenen Zaman” yayımlandıktan sonra, ülkedeki okulları ziyaret ederek, öğrencilerle söyleşiler yaptı. Söyleşiler sonunda güzel ve olumlu yorumlar alan Caymaz, serinin 2’nci ve 3’üncü kitaplarını da yazmaya devam etti.

Caymaz’ın Avrupa hedefi

Kemal. B. Caymaz, “Safir” serisini yazarken, kitabın elbet bir gün Avrupa’daki okuyucularla da buluşacağını hayal etti:

“Safir serisini yazarken, olur da bir gün Avrupa’ya açılırsak, oradaki okuyucuların bizden bir şeyler bulmasını istedim. Ambargolar altında olan ülkemi bu seriyle en iyi şekilde tanıtabilmek için;  Kıbrıs’ın tarihine, mekanlarına, insanlarına ve bilgiye yer verdim. Hatta 101 Evler, Beşparmak Dağları ve St. Hilarion Kalesi efsaneleri üzerinden kurgular yaparak okuyucuya fantastik bir roman sundum. Çünkü bir gün Avrupa’da kitabı okuyanlar ülkeye gelip bu tarihi mekanları gezerken heyecanla –İşte Safir’de okuduğumuz St. Hilarion Kalesi’ demelerini istedim”.

Caymaz, aklına koyduğu Avrupa’ya açılma hedefini romanın yayınlanmasından 2 sene sonra gerçekleştirdi.

Kemal Caymaz, dünyaya açılma serüvenini ve Ceren Karanar’a çevirmenlik teklifini yapma hikayesini şöyle anlattı:

“İlk başta başka bir arkadaşımla çevirmenlik için anlaştım. Ama yurt dışında yaşaması ve yoğun iş temposu dolayısıyla aksaklıklar yaşandı. Ceren’i okul yıllarından tanıyordum ve hayalleri arasında bir kitabın çevirmenliğini yapmak istediğini biliyordum. Bir arkadaş toplantısında tesadüf eseri bir araya geldik. Hiç zaman kaybetmeden konuyu açıp kitabımın çevirisini yapmasını teklif ettim. O da kabul etti”.

Çevirmenliğini Ceren Karanar’ın yaptığı ve geçtiğimiz mart ayında Amazon yayınlarından çıkan “Sapphire-The Promised Time”, Avrupa’da satışa sunuldu.

Kitabın çevirmeni Ceren Karanar

“Sapphire-The Promised Time” kitabının yani ‘Safir-Müjdelenen Zaman’ın çevirisini yapan Ceren Karanar, Yakın Doğu Üniversitesi, İngilizce öğretmenliği bölümü mezunu. Bugün meslek olarak çevirmenlik yapan Karanar kendisini şöyle anlatıyor:

“Hiç İngilizce öğretmenliği yapmadım. Çeviri yapmaya daha çok merakım vardı, bu konuda yetenekli olduğumu hissederdim. Sanatla ilgili üretken bir insan değilim ama iyi bir gözlemci ve yorumcuyum. Kitap okumayı ve sinemaya gitmeyi film izlemeyi çok severim.

Çocukken hayalimde, kitaplarla ilgili bir çalışma yapmak vardı. Bu yazmak ya da çeviri de olabilirdi. Üniversite hayatımda da kesinlikle çevirmenlik yapmak istediğime karar verdim. Bugün bu hayalimi gerçekleştirmiş bulunmaktayım.

Safir’in kapak tasarımını yapan ve Kemal’in de sınıf arkadaşı olan Raif, benim de çocukluk arkadaşımdı. Bu sayede sık sık görüşmeye başladık. Bir araya geldiğimiz arkadaş ortamlarında Kemal, kaleme aldığı hikayeleri bizlerle paylaşırdı. O dönemler anlattıkları bana uçuk gelirdi. Bu nedenle onu hep hayalperest görürdüm. Çevremdekilere Kemal’in hayal dünyasında yaşadığını, ileriye dönük planlarını gerçekçi bulmadığımı söylerdim”.

Sohbet esnasında Kemal. B Caymaz “beni çok ciddiye almazlardı” diyerek gülümsüyor...

Ceren Karanar, “Onu her zaman dinlerdik düşüncelerine saygımız vardı. Değerli şeyler anlatıyordu ama malum, ada şartları bunları yapmaya yetmez, ambargolar buna engel olur diye gülüp geçerdik. Bu hepsimiz için geçerli, bir yerden sonra çok fazla yükselmeyi düşünemiyoruz. O yüzden ben Kemal’ın anlattıklarına takılırdım. Ama gördüm ki Kemal aklına koyduğunu başarıyor. Arkadaşımın böyle bir başarıyla ulaşması ben hem şaşırttı hem de gururlandırdı” dedi.

Çevirmenlik

Ceren, Kemal’den aldığı çevirmenlik teklifi karşısında heyecanlandığını ve hemen kabul ettiğini söyledi. Ceren, “Kemal bana hayallerimi gerçekleştirmem için bir kapı açtı. Çeviriye başlamadan önce kitabı yeniden içselleştirerek okudum. Hikaye her yaş grubuna hitap etmekte. İlk başlarda Seçkin karakteriyle lise yılları anlatılsa da, sayfalar ilerledikçe mitolojik bir hal alıyor. Okuyuculardan yorumlar aldım… Kemal’a özgü Türkçe cümle yapısını ve büyüsünü bozmadan İngilizce’ye çevirmeye özen gösterdim. Yaklaşık 1 yıl boyunca, gecemizi gündüzümüze katarak çalıştık.  Benim için çok keyifli bir süreçti” dedi.

Kemal Caymaz da bu süreçte Karanar’ın kitabının çevirisini, dört elle sarılarak yaptığını, hikayeyi içselleştirerek sahiplendiğini ve başarılı bir sonuca ulaşmanın mutluluğunu yaşadığını ifade ederek, teşekkür etti.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER