“Kırmızı”

Orkun Bozkurt, 25 yıldır kaleme aldığı şiirlerinden derlemeler yaparak bir kitapta topladı ve eşi Emine’ye doğum günü hediyesi olarak verdi

 “Kırmızı”
  • 01 Temmuz 2018, Pazar 11:11

Aliye ÖZENCİ

“Ve sen kırmızı bir anka kuşuydun

bir gün, mutlaka doğacaktın

bir gün… Mutlaka…

ve ben amansızca bekleyecektim!”


Rivayete göre Anka kuşu, kurtarıcı, bilge, mükemmel, kendini geliştiren, sabırlı, başaracağına inanan ve yalnız olmayı tercih etmeyen bir türdür.


Orkun Bozkurt’u yakından tanıyanlar onun ne kadar araştırıp üretmeyi, spora olan ilgisini, sosyal hayatının yanı sıra siyasetle de uğraştığını bilirler. Kısacası Anka kuşu kadar bilge ve tuttuğunu koparan bir isim Bozkurt…


Yıllar önce Tekerlekli Sandalye Basketbol takımıyla yurt dışına giden Bozkurt, orada tesadüf eseri hayatının kadınıyla tanışır. Kırmızı saçları ve güzel bakışlarıyla Bozkurt’un yüreğini çalar bu güzel kadın…  Bozkurt, kavuşmayı sabırsızlıkla beklediği Emine’yi “Aşkın Rengi Kırmızı” olarak tanımlaya başladı.


Yaşadığı içsel duyguları mısralara döken Bozkurt, yıllar geçse de bu sabırlı bekleyişin sonunda Emine’ye kavuşur.


Orkun Bozkurt, 25 yıllık edebiyat hayatında kaleme aldığı şiirlerini “Kırmızı” isimli şiir kitabında toplayarak, hayat arkadaşına doğum günü hediyesi olarak verdi.


55 şiirin yer aldığı kitabın, kapak fotoğrafını ise eşi Emine Görken Bozkurt yaptı.


 

 

SORU: Kültür, sanat, spor, sosyal ve siyasal konularda oldukça aktif bir kişisiniz. Geçtiğimiz yıl edebiyat alanında da 25’inci yılınızı doldurdunuz. Ve bildiğim kadarıyla buna özel olarak “Kırmızı” isimli beşinci şiir kitabınızı yayımladınız. Kitabınızın doğuşunu bizlere anlatır mısınız?
BOZKURT: “Masanın Boş Kalan Köşesi” tam anlamı ile bir şiir kitabı değilse de, evet “Kırmızı” Azerbaycan’da basılanla birlikte beşinci şiir kitabım oldu.

“Kırmızı”nın doğuşunu sağlayan iki unsur var aslında. Öncelikle bu kitabı edebiyattaki 25’inci yılım nedeniyle geçen yıl yayımlamayı planlıyordum. Ancak düşündüğüm tarihi, genel seçimlerin gündeme gelmesinden dolayı ertelemek zorunda kaldım. Yani aslında bu kitabı kendi adıma edebiyatımızda çeyrek asırlık bir varoluşun simgesi olarak yayımlamak amacındaydım.

İkincisi de, ki benim için daha önemli olan, eşime ithaf etmiş olmamdı. Hedefim ona bir yıldönümü hediyesi vermekti. Ertelemek zorunda kalınca da bir şey değişmedi aslında. Bu sefer de bir doğum günü hediyesi olarak şubat ayında yayımlandı.

Özet olarak “Kırmızı” 25 yıllık bir yazma sevdası ile bir aşkın harmanlanmasından doğdu diyebilirim.
 

SORU: Rengi ve içeriğiyle aşk kokan “Kırmızı” isimli kitapta yer alan şiirlerinizin içeriğinden bizlere bahseder misiniz?
BOZKURT: Kitap 55 şiirden oluşuyor. 25’inci yıl nedeniyle çeyrek asırdır kaleme aldığım sevda şiirlerinden bir seçme yapmak istedim. Bunların bir kısmı daha önce yayımlanan şiir kitaplarımdan seçtiğim şiirlerdi. Bir kısmı da henüz yayımlanmamış, gün yüzüne çıkmamış şiirlerimden seçtiklerimdi.

Şiirlerin sıralamasıyla ilgili bir not da düşmek isterim. Kronolojik bir sıra yok ama aşkıyla, özlemiyle, bekleyişleriyle, hayal kırıklıklarıyla, ayrılıklarıyla bir sevdanın, bir aşkın öyküsü olarak anlatacak şekilde yapmaya gayret gösterdim. Yani okuduğunuz tek tek şiirler değil aslında, bir de şiirlerden oluşan bir öykü okuyorsunuz.
 

SORU: Kitabın ismi neden “Kırmızı”?
BOZKURT: Bunu doğrudan “Kırmızı”ya sormak lazım bence. Bakın ne diyor?

“oturuyordun, elinde çay bardağı.

çayı ne kadar sevdiğin

bardağı tutuşundan belliydi.

sırf o tutuşun bile yeterdi

yıkmaya duvarları… ah yüreğim!

üzerinde ne vardı bilmiyorum.

ama başında bir bandana;

beyaz, pembe çiçekler uçuşan.

hatırlıyorum çünkü…

çünkü kıvırcıktı saçların

ve kırmızı!”

Eşimi ilk gördüğüm anı dizelere böyle dökmüştüm ve kitaba adını veren şiir de bu oldu.

 

SORU: Eşiniz Emine hanımla nasıl tanıştınız?
BOZKURT:
O günleri özet olarak anlatmam gerekirse; Tekerlekli Sandalye Basketbol takımının Yardımcı Antrenörü ve istatistikçisiydim. O dönemde ve Ankara’daki GATA’da lige hazırlık kampımızı yapıyor, hazırlık maçları oynuyorduk. Eşim de hem orada memur olarak çalışıyordu hem de maç yapacağımız Karagücü takımının oyuncularındandı. Onu ilk kez orada gördüm. Ama tanışmamız biraz tesadüfi oldu yine de. Onu gördüğümün ertesi günü Karagücü takımının hocası yanıma geldi ve takıma bir istatistikçi istediğini, takımından birini yönlendirirse öğretip öğretemeyeceğimi sordu. “Seve seve” dedim. Biraz sonra, eşimle yanıma geldi, tanıştırdı ve aramızda bir bağ kuruldu. Basketbol, istatistik falan filan derken şiiri, resmi konuşmaya başladık. Ve…
 

SORU: “Kırmızı” şiir kitabının kapağına nasıl karar verdiniz?

BOZKURT: “Kırmızı”yı eşime ithaf ederken onun da bir izi olmasını ve kitap gibi kapağının da özel olmasını istedim. Eşim Ankara’dayken kişisel resim sergileri açmış, kendi deyimi ile ‘amatör ve resmi hobi olarak yapan’ bir ressam. Resim konusunda güzel bir yeteneği var ve bunu her fırsatta kanıtlıyor. Ondan kapak için bir resim yapmasını rica ettim. “Ne olsun”, “nasıl bir şey olsun” derken imdadımıza yine şiir yetişti:

“biliyordum, gelecektin

gönüllü mahkumiyetimin ilk günüydü

ve sen kırmızı bir anka kuşuydun

bir gün, mutlaka doğacaktın

bir gün… mutlaka…

ve ben amansızca bekleyecektim.”
 

SORU: Neden Anka kuşu?

BOZKURT: Eşimle tanıştıktan ve yakınlaştıktan bir süre sonra, bazı özel nedenlerden dolayı bağımız kopmuştu ama çok seyrek de olsa iletişimimiz vardı. Zaman zaman yazışmalarımız, görüşmelerimiz oluyordu. Yıllar sonra “Tekerlek İzleri” oyunumuz için Ankara’ya turneye gittiğimizde onu da davet ettim ve geldi. Tekrar daha sık konuşmaya ve görüşmeye başladık. Küllerinden yeniden doğan Anka kuşu gibi bizim de aşkımız küllerinden yeniden doğdu.
 

SORU: Yazmaya öyküyle başlamanıza rağmen son yıllarda şiirle daha ilgili olduğunuzu görüyoruz. Şiirin hayatınızdaki yeri ne?
BOZKURT: Aslında öykü yazmayı bırakmış değilim ve muhtemelen bir sonraki kitabım da öykü olacak. Ancak şiir de benim vazgeçilmezim. Çünkü şiir bazen söylemek isteyip de söyleyemediklerinizi bazen en yalın haliyle, bazen de kelimelerin arkasına saklanarak söyleyebilmenizi sağlar. Bunu da kendini okuttuğu her insanda farklı duygular ve algılar yaratarak yapar. Bir şiiri on insan okuduğunda on farklı algı, on farklı düşünce, on farklı duygu dinleyebilirsiniz. Bu da aslında şiirin gücünü ve neden vazgeçilmez olduğunu gösteriyor.

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık