banner6

KKTC’nin ilk baleti; Adem Öksüzoğlu

banner37

Tüm önyargılara inat hayallerinin peşinden koştu… Zorlukların üstesinden gelip, gönül verdiği baleyle ilgili eğitimler aldı… Kendini geliştirdi, oyunlar sahneye koydu, başarı basamaklarını tek tek tırmandı ve şimdi zirvede olmanın haklı gururunu yaşıyor

KKTC’nin ilk baleti; Adem Öksüzoğlu
banner8

Aliye ÖZENCİ

Bale, tüm dünyada dinginliğin ve asilliğin sembolü olarak bilinir.


Mim sanatçılarının tiyatro ve halk danslarında kullandıkları küçük adımlardan ortaya çıktığını belirtilen bale, kibar ve ritmik figürleri içinde barındırır.


Kendine özgü teknikleri ve geleneksel yöntemleriyle gerçekleştirilen bir dans türü olan bale, disiplinli bir çalışma gerektiriyor.


Bale yapan erkek dansçıya ‘balet’, kadına ise ‘balerin’ deniyor.


KKTC’de ilk balet unvanına sahip olan kişi ise Adem Öksüzoğlu…


Bale ve halk dansları konusunda iyi eğitimler alarak kendini geliştiren, başarılara imza atan Öksüzoğlu, bugün bu eğitimi yeni nesillere veriyor.


Öksüzoğlu, “Halk dansları ve bale iki koltuk altıma sıkıştırdığım karpuz misali… İkisi de benim için çok özel ve çok güzel başarılar getirdi. Balede öğrendiğim teknikleri halk danslarına da yansıtma fırsatı buldum. İkisi de bugün hayatımda. Bale olmazsa olmazım, halk dansları ise bunu bütünleyen ve beraber gitmesi gereken bir sanat, kültür. İkisine de sahip çıkmak gerekiyor” diyor.


KIBRIS Ekran’a konuk olan Öksüzoğlu’nun sanata ve kültürümüze sahip çıkılması gerektiği konusunda önemli mesajları var. 

Adem Öksüzoğlu, kimdir?

1970, Lefkoşa doğumlu olan Adem Öksüzoğlu, Gönyeli’de yaşıyor. Eğitimini sırasıyla Gönyeli İlkokulu, Bayraktar Ortaokulu, Sedat Simavi Endüstri Meslek Lisesi Yapı Teknik Ressam Bölümü’nde tamamlayan Öksüzoğlu, daha 11 yaşındayken jimnastik ve dansa merak saldı.


Öksüzoğlu, kısa bir süre bu alanda eğitim aldı.


5 çocuklu bir ailenin evladı olan Öksüzoğlu, ulaşım sıkıntısından dolayı severek yaptığı bu çalışmaları yarıda bırakmak zorunda kalınca, halk danslarıyla ilgilenmeye başladı.


Öksüzoğlu, lise eğitimini tamamladıktan sonra, Gençlik Dairesi’ne bağlı Halk Dansları Topluluğu’nun alt gruplarının eğitmenliğini üstlendi. Halk dansları konusunda kendisini geliştirerek güzel işlere imza atan Öksüzoğlu, baleye olan sevdasını devam ettirme karar aldı ve 1995’de Girne’de kurulan Maryon Lane School of Ballet’e kaydoldu.

banner134


Öksüzoğlu, katı kuralların olduğu, disiplin gerektiren baleyle ilgili uzun süre eğitim aldı.


1997’de başarı sertifikasıyla bale eğitimini taçlandıran Öksüzoğlu, İstanbul Devlet Opera ve Balesi kurumundan eğitimine devam etmesi için davet aldı. Öksüzoğlu, o dönemde toplumun önyargılarından dolayı bu teklifi kabul etmedi ancak hayallerinden peşinden koşmayı da bırakmadı.


 2011’de Tomur Akpınar’la tanışarak, Girne Amerikan Üniversitesi’nde Sahne Sanatları Dans Bölümüne kaydını yaptıran Öksüzoğlu, 2015’te diplomasını alarak, iyi bir dansçı, iyi bir öğretmen ve iyi bir koreograf olarak mezun oldu.


Evli ve iki çocuk babası olan Adem Öksüzoğlu, 2008’den bugüne Akademi Sanat Derneği’nde baş koreograflık ve sanat yönetmenliği yaptığını belirterek, bale ile ilgili öğrendiği tüm bilgileri gelecek nesillere öğretmek için bu yola çıktığını söyledi.


Balenin temelinde jimnastiğin var olduğunu ifade eden Öksüzoğlu, “Her iki aktivitenin de fiziksel açıdan faydaları bulunuyor. Küçük yaşta eğitim alan çocuklar daha esnek, güçlü, sağlıklı ve zarif bir vücuda sahip oluyor. Eğitimlerle birlikte, sağlıklı beslenmeyi öğreniyor; özgüven duygusu, iç disiplini, ekip ruhu, doğaçlama yeteneği, düşünce becerisi geliştiriyor. Kazandıkları disiplini yaşamlarının her alanına uygulayarak düzenli bir hayat yaşıyor ve bale dersleri sayesinde bireylerin sosyalleşmesine katkı sağlıyor. Bale yapan kişilerin uzmanlıkları arasında mutlaka jimnastik yer almalı. İmkanı olan herkesin mutlaka denemesini tavsiye ediyorum” dedi.

“Biri kaybettiğim diğeri ise kazandığımdı”
 

Adem Öksüzoğlu, “Dans yolculuğum daha çocukken başlayan olağan olan bir olguydu” diyerek 11 yaşında Mücahitler Sitesi’nin altında yer alan bir kurumda jimnastik ve dans eğitimleri aldığını ancak kısa sürdüğünü söyledi.


 Öksüzoğlu şöyle devam etti:


“Ailemle Gönyeli’de yaşıyorduk. Biz beş kardeştik. Herkesin kendine göre uğraşları bulunuyordu. O yıllarda ulaşım aracımız olmadığından Gönyeli’den Lefkoşa’ya gidemiyordum. Severek ve tutkuyla katıldığım çalışmalar yaz tatilinin başlamasıyla son buldu. Zamanla bu olay benim için kaybolan bir olgu oldu.


Jimnastiğe devam edememiştim ama ilkokul son sınıftayken halk dansları grubuna katıldım. Bale ve halk dansları… ‘Nereden nereye’ diye sorabilirsiniz! Aslında o günlerde biri kaybettiğim diğeri ise kazandığımdı…


 Bale ve jimnastiğin hayatımdan kaybolduğu hissiyle, kendimi tam anlamıyla halk danslarına adayıp, kendimi geliştirmeye başladım. Bu konuda mütevazi de olmayacağım. Bu alanda kendimi en iyi şekilde ispatladım”.

“Yeniden alev alan kıvılcımlar ve kültür sanat alanında yanımda olanlar ”


Öksüzoğlu, Gençlik Dairesi’nde görev yaptığı 1994 yıllarında, Tanju Hastunç’la birlikte halk danslarını daha farklı sunumlarla sahneye taşımak için çalışmalar başlattıklarını belirtti.


Bu dönemde Yazgan Nevzat ve Ahmet Nevzat ailesiyle tanıştığını dile getiren Öksüzoğlu, bu dönemde hayatının baleyle yeniden kesiştiğini söyledi. Öksüzoğlu, bu anı ise “yüreğimde atan kıvılcımların yeniden alev aldığını hissettim gün” diyerek ifade etti.


Öksüzoğlu şöyle devam etti:


“1990 yıllarında İngiltere’de baş balerin olan Maryon Lane, Kıbrıs’a tatil için geliyor ve ülkemizi beğenerek buraya yerleşmeye karar veriyor. Kısa bir süre sonra, Kıbrıslı Türklerin bedenlerinin bale yapmaya çok müsait olduğunu gözlemliyor. Bu konudaki bilgilerini de aktarmak için eğitim vermek istediğini dile getiriyor.


Yazgan ve Ahmet Nevzat çifti, bu fikre öncü olarak 1994’te ilk teferruatlı bale okulunu ülkemize kazandırıyor.  Ben de 1995’de bu okula kayıt olarak, eğitim almaya başladım. Okulun ilk erkek baleti olmam Lane’i çok sevindirmişti. 1997’de ise başarı sertifikamı aldım. Bu alanda hem Nevzat çiftinin hem de Lane’nin üzerimde çok büyük emeği var, onlara da teşekkür etmek isterim”.

Başarı…


Maryon Lane School of Ballet’e eğitimini başarıyla tamamlayan Öksüzoğlu, baleyi mesleği olarak ileriye taşımaya karar verdiğini söyleyerek, İstanbul Devlet Opera ve Balesi’ne başvuruda bulunduğunu, Kıbrıs’a gelen eğitmenlere Madonna’nın- Don’t Cry For Me Argentina şarkısıyla sunum yaptığını anlattı.


O gün çok heyecanlı olduğunu ifade eden Öksüzoğlu, sunumunu başarıyla tamamladıktan sonra eğitimine İstanbul’da devam etmesi için kendisine bir belge verdiklerini belirtti.


Öksüzoğlu, “Küçük ülke olmanın dezavantajı ve önyargıların olması nedeniyle, o yıllarda bir erkeğin bu alanda ilerlemesi çok uygun görülmüyordu. Gönül verdiğim bu meslek dolayısıyla çok fazla eleştirilere maruz kaldım. Tabii bu yolda köstek olanlar gibi destek olanlar da oldu. Beni yalnız bırakmayan, o yıllarda nişanlım şimdi ise eşim olan Feray Arsan Öksüzoğlu, her daim destekçimdi. Eşimin birçok başarıya imza atmamdaki rolü büyük, ona teşekkür etsem azdır” şeklinde konuştu.

  “Maryon Lane School of Ballet”i başarıyla tamamladıktan sonra, halk dansları eğitmenliğine devam eden Öksüzoğlu, bale çalışmalarına uzun bir ara vermek zorunda kaldığını kaydetti.


“Bale ile ilgili öğrendiğim tüm bilgileri gelecek nesillere öğretmek adına bu yola çıktım. Ama bu nasıl olacaktı!” diyen Öksüzoğlu, boşa kürek çektiğini düşünürken, 1995-96 öğretim yılında Atatürk Öğretmen Kolej’inde Gencay Eroğlu ile tanıştığını ve kendisi için yeni bir kapının aralandığını söyledi. O günden beri çok iyi bir dost ve çok iyi bir abla olarak sanat hayatında en büyük destekçisi oldu.


Öksüzoğlu, “Gencay hanım ile birlikte 2008’de Akademik Sanat Derneği’nin kapılarını açtık ve ardından ondan bir ricada bulundum. Bu rica aldığım bale eğitimini dernekte gelecek nesillere aktarabilmekti. İlk başta olur mu olmaz mı diye düşündük. Hatta kendi içimizdeki insanlar bile buna inanmadı ama bugün bunu başarmanın onurunu mutluluğunu yaşıyoruz” dedi.

İyi bir dansçı, iyi bir öğretmen ve iyi bir koreograf


Akademik Sanat Derneği’nde baş koreograf ve sanat yönetmenliğini yapmaya devam eden Öksüzoğlu, 2011’de Girne Amerikan Üniversitesi Sahne Sanatları Dans Bölümü’ne kaydoldu.


Bu serüvenin başlamasına vesile olan ismin Tomur Akpınar olduğunu belirten Öksüzoğlu, “Tomur Hanım çok açılımlı bir kadın. Böyle açılımlı insanlar olmasaydı bugün GAÜ’de Pera School açılmazdı” dedi.


2015’de bölümü başarıyla tamamlayıp mezun olan Öksüzoğlu, “Mezun olduğum dönemin gala açılında dans projem sahne aldı ve bu beni onurlandırdı. Bununda haklı gururunu yaşıyorum. Uzun bir yolculuğun sonunda diplomamı aldım ve projemle bunu taçlandırıp yoluma devam ediyorum. İyi bir dansçı, iyi bir öğretmen ve iyi bir koreograf olarak okulumu tamamladım” şeklinde konuştu.


Bugün dernek olarak gençlerin önünü açmayı kendilerine amaç bildiklerinin altını çizen Öksüzoğlu, 3-5/6-8 ve 9-12 olmak üzere 3 gruba bale eğitimi vermeye devam ettiklerini kaydederek, pandemi dolayısıyla ara verdikleri kursların kısa zamanda devam edeceğini belirtti.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Emine Kofalı İyikalp
Emine Kofalı İyikalp - 3 ay Önce

Tebrikler Adem. Hayallerinin peşinden koşman çok güzel. Başarılarının devamını dilerim. Seni öok iyi anlıyorum. Ben de 40 yaşında üniversiteden birincilikle mezun olduğumda en büyük hayalimi gerçekleştirmiştim

SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104