Köy kadınlarının umut saçan hikayesi

Yönetmen Jale İncekol, Şükran öğretmenin, müziğin çatısı altında buluşturduğu köy kadınlarının hikayesini belgesel yaptı. İncekol’un bu belgeseli 4.Marmaris Uluslararası Kısa Film Festivali’nde açılış filmi olarak gösterildi

Köy kadınlarının umut saçan hikayesi
  • 22 Ekim 2018, Pazartesi 9:30

Murat OBENLER

Çok uzun yıllar dizi sektöründe çalıştıktan sonra teknik sebeplerden dolayı dizi sektöründen uzaklaşan Jale İncekol’un film çekme aşkı hiç bitmedi. İncekol yoluna şu anda film olmasa da belgesel çekimleriyle devam ediyor.   İncekol’un yönetmenliğini yaptığı belgeseller büyük ilgi görüyor.

Jale İncekol,  köy çocuklarını müzikle buluşturan öğretmenin “Müzikli Bir Hikaye” belgeselinden sonra bu kez de Ertuğrul köyünde köy kadınlarını bir koro çatısı altında buluşturan emekli öğretmen Şükran Akdeniz’in hikayesiyle festivalleri dolaşıyor.

KIBRIS Gazetesi’nin sorularını yanıtlayan yönetmen Jale İncekol, yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verdi.

“Bir mezra ortaokuluna giden müzik öğretmeni müzikle çocukları dönüştürüyor”

KIBRIS: Müzikli Bir Hikaye’den Umutlu Bir Hikaye’ye giden süreci bizlere anlatabilir misiniz?

İncekol: Çok uzun yıllar dizi sektöründe çalıştıktan sonra teknik sebeplerden dolayı dizi sektöründen uzaklaştım ama film çekme arzusu, fikri bitmiyor. Çevremdeki insanların umutsuz, karamsar bir bakış açısıyla çıkış yönü aradıkları bir zamanda ben ne yapabilirim diye düşünürken İzmir doğumlu İstanbul’da yaşayan bir müzik öğretmeninin bir kararla kuralara girip Muş’un Varto ilçesinde bir mezra ortaokulunda çalışmaya başlamasıyla birlikte oradaki çocuklarla tanışıp o hayata dahil olmasıyla başlayan bir sürecin hikayesiyle karşılaştım.

Öğretmen oraya gittiğinde çocukların yeteneklerini fark ediyor. Daha önce hiç müzik öğretmeni ile tanışmamış bu 12-13 yaşlarındaki çocuklar bu öğretmenleri sayesinde müziği tanıyor, öğreniyor ve seviyor. Hem çocukların müziğe yatkınlığı hem de öğretmenin kendini çocuklara sevdirmesi ile birlikte müzik yapmaya başlamışlar. Öğretmenin kendi aleti yanında çocuklar da aileleri ile kendi müzik aletlerini (def, gitar, keman)yaratmışlar. Bu sürecin herkesi motive etmesiyle birlikte öğretmen sosyal medyadan müzik aleti yardımı çağrısı yapmış ve köye müzik aleti yağmış. Çok kısa bir sürede de 40 kişilik bir orkestra ortaya çıkmış. Ben duyduğumda bu orkestra Türkçe, Kürtçe ve İngilizce şarkılar söylüyordu ve İstanbul’a gelecek bilet paraları olmadığı için medyada haber olmuştu. Ben de onlarla orada tanıştım ve bu hikayeyi belgesel drama türünde bir sunumla anlattım.
Sonra ben bu hikayeyi bir üçlemeye dönüştürmek istedim çünkü hala daha umuda ihtiyacımız var. 2.film “Umutlu Bir Hikaye” oldu. Ben 3. filmde de müzik olsun istiyorum çünkü müziğin inanılmaz bir birleştirici gücü var.

O zaman  “Umutlu Bir Hikâye” ye geçebiliriz. Tam o süreçte karşıma Şükran Akdeniz’in hikayesi çıktı. Bu filmleri yaparken hep bu işi Halk Enstitüleri ruhu ile yapan öğretmenlerin hikayeleri olsun istedim. Televizyonda bizi üzen, endişeye sevk eden haberler arasında bu haber benim dikkatimi çekmişti. Hemen Şükran öğretmenle irtibata geçip kendimi ve projemi anlattım.  O da çok sevindi ve birlikte yapmaya karar verdik. Bu konuşmaları 2017 Sonbaharı’nda yaptık ama ben ona filmi İlkbaharda çekmek istediğimi söyledim(fon, bütçe vs. konular). Bu süreçte proje de kafamda pişti. Bu uyanış hikayesi doğanın uyandığı bahara yakışırdı. Baharın o ışığına, yaydığı güzel enerjiye ihtiyacımız vardı ve biz baharda Lüleburgaz’ın Ertuğrul köyünde çekimlere başladık.

KIBRIS: Peki çekimlerden önce köye gidip bir ön görüşme, insanlarla tanışma ve mekan taraması vs. yaptınız mı?

İncekol: Tamamen tesadüfü olarak Türk Kadınlar Birliği’nin yıllık toplantısı Lüleburgaz’da yapıldı ve ben de oraya katılarak konuk olarak toplantıya katılan Şükran öğretmen ile orada konuştum. Oradaki kadınlara projemi anlattım ve çok beğenildi. Şükran hanım da bu belgeselin olmasını çok isteyince biz de gönül birliği içinde ilerledik.  Şükran hanım çok zor ve yorucu bir konser programından(1 yılda 35 konser) köye dönüp oldukça yorgun olmalarına karşın tüm kadınları bu filmin önemi konusunda ikna etti. 

Bu proje için başvurduğu Kültür Bakanlığı’ndan fon çıktı ama yeterli olmadığı için sponsor arayışına devam ettim. Maalesef ne yöredeki ne de ulusal ölçekli özel girişimlerden bir sonuç alamadım. Bir tek Lüleburgaz Belediyesi bize araç ve konaklama desteği verdi.

Kadınlarla çekimden önce bir kez konser sonrasında tanışıp sohbet etmiştik ama ben herşey kurmaca film gibi değil de doğal akışında çekmek istediğim için Mayısta köye gittik ve kahvaltımızı yapıp çekime geçtik. 1 gün prova, bir gün karşılaşmalarını, bir gün tv izleme sahnesini çektik. Çok yetenekli ve çok akıllı oldukları için kamera karşısında çok rahattılar ve çekimleri sorunsuz tamamladık.

KIBRIS: Filmin çıkış noktası hakkında bilgi verir misiniz?

İncekol: Bu filmdeki ağacın dallarından önce köklerine yani Şükrü Akdeniz’e bir bakmak isterim.

Filmin çıkış noktası Şükrü Akdeniz ve Köy Enstitüleri ruhudur. Şükrü Akdeniz, Kepirtepe Köy Enstitüsü mezunudur. Gerçekten kendini köyüne adamış bir aydın. Başka başka seçenekleri olmasına rağmen kendi köyüne dönüp oradaki insanları eğitmeyi, aydınlık bir Türkiye yaratma adına köyle kent arsındaki farklılıkları kaldırmayı kendine görev edinmiş bir eğitmen. Ertuğrul köyünde cahil bir tek bir insan bırakmamak adına kapı kapı dolaştı ve tüm çocukların okutulması adına üstün bir gayret gösterdi. Sonuçta o köyden birçok öğretmen, akademisyen, iş insanı vs. çıktı. Şükrü Akdeniz köyüne aydınlığı getiren insandır. Köyde bir kültür merkezi yaptılar.  Şükrü Akdeniz filmde “İlköğretim meselesi insan olmak millet olmak meselesidir” diyor. Gerçekten hayatını bu meseleye adamış.

Ve yine babası gibi kendini eğitime adamış onun kızı Şükran Akdeniz...

Gerçekten babası gibi yıllarca farklı farklı yerlerde öğretmenlik yaptıktan sonra köyüne dönmüş. Babadan bayrağı almış ve köylü kadınların elindin tutmuş. Onlar da Şükran öğretmene güvenerek kendilerini onu bırakmışlar.

Köydeki kadınlar korosu ile şehirdeki koroyu bir araya getirerek dayanışmacı bir ruhla onları konsere çıkartması da çok önemli bir mesele...

Kesinlikle. Bir konserde aynı sahne üzerinde TSM ve türküler söyleyen şehirdeki Çağdaş Öğretmenler Korosu, yöresel şarkı ve türküler söyleyen köy kadınları korosu ve Kepirtepe Köy İlkokulundaki  çocuklar kaynaşıyor . Bu müthiş bir bütünleşme idi. Çağdaş Öğretmenler Korosu filmde eskinin dillerden düşmeyen ama günümüzde unutulan Öğretmen Marşı’nı çalıyor. Mülkiye Marşı söylüyorlar. Bu insanlar müziğe önem veriyor ve onun gücüyle sanatsal bir şeyler üretiyorlar. Benim seçtiğim “Bir ülkenin Türkülerini yapanlar kanunlarını yapanlardan daha değerlidir”  sözü veya bazı şiir dizeleri hem sanata ve müziğe bir güzellemedir. Ben bu korolara “Notaların birleştirici gücü” diyorum.

Tüm kadınlar çok çalışkan ve yetenekli ama 82’lik Fakiha ana adeta bir eğitim, çalışma, yaşam dersi veriyor...

O kadın da elinden tutulsa bir müzisyen, bir doktor, bir öğretmen vs. olabilirdi ama ilk okul sonrasında okumaya gönderilmediği için ev, tarla ve Pazar yeri arasında bir hayatı olmuş. Filmde “Madem babam beni okumaya göndermedi ben de Cumhuriyet Kadınları’nın peşinden giderim” diyor. Onun üzerinden eğitimin altını çiziyoruz. Yine de okuma isteği bitmiyor. Şükran hanımın ona dokunuşuyla birlikte adeta bir tohum çiçeğe dönüşüyor.

Evden koroya, koradan üretime ve ekonomik özgürlüğe...

Kadınlar anaç tavukluktan birlikte ses veren bir koroya ve daha sonra ekonomik özgürlüklerini kazanacakları bir üretim biçimine dönüşüyor...

“Madem ki insanlar bizi görmek istiyor biz de bunu ekonomik özgürlüğümüzü elde etme biçimine dönüştürelim” diyorlar ve bir yer kiralayıp insanlara şarkılı türkülü kahvaltı veriyorlar. Kendi el emekleri, köyün doğal ürünlerinden hazırladıkları kahvaltılar ile gelenler çok mutlu bir şekilde köyden bir elçi gibi ayrılıyor. Bu sıradan bir köy kahvaltı değil ve tüm o ziyaretçilerde farklı hisler uyandırdığını düşünüyorum. Bu üretim biçimini gittikleri yerlerde uygulamaya çalışsınlar, oradaki kadınları müzikle buluştursunlar istiyoruz. Ben tek başıma neyi değiştirebilirim ki düşüncesinden sıyrılmalarını istiyoruz. İşte örnek Şükran öğretmen...

KIBRIS: Bu film nerelerde gösterildi?

İncekol: İlk olarak Adana Film Festivali’nde gösterildi. Daha sonra Marmaris Kısa Filmi Festivali’nin açılış filmi oldu. 17 Ekimde de Lüleburgaz’da bir Gala yapacağız. O galayı hepsimiz heyecanla bekliyoruz.

HABERE AİT RESİMLER

Beğendim 2 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 12 10 1 1 17 31
2 YENİCAMİ AK 12 9 2 1 18 29
3 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 12 7 0 5 9 21
4 CİHANGİR GSK 12 6 3 3 2 21
5 TÜRK OCAĞI LİMASOL 12 6 2 4 9 20
6 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 12 6 2 4 1 20
7 GÖNYELİ SK 12 6 1 5 4 19
8 BAF ÜLKÜ YURDU 12 5 3 4 8 18
9 LEFKE TSK 12 5 3 4 0 18
10 ÇETİNKAYA TSK 12 5 3 4 0 18
11 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 12 2 7 3 -10 13
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 12 2 4 6 -8 10
13 BİNATLI YSK 12 3 1 8 -10 10
14 GİRNE HALK EVİ 12 2 1 9 -9 7
15 ESENTEPE KKSK 12 2 1 9 -15 7
16 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 12 1 4 7 -16 7
yukarı çık