Olanak talep eden sanatçılara daha çok kulak verilmeli

banner37

“Hayalet Kumpanya” oyununu bahane edip Lefkoşa Belediye Tiyatrosu Sanat Yönetmeni Aliye Ummanel’le bir araya geldim… Ummanel’in çağrısının dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum:

Olanak talep eden sanatçılara daha çok kulak verilmeli
banner90
banner8

Hasan HASTÜRER

Lefkoşa Belediye Tiyatrosu, bu tiyatro sezonunda Anton Çehov’un “Hayalet Kumpanya” oyununu Yiğit Sertdemir yönetmenliğinde başarıyla sahneliyor. Oyun en son Bursa Nilüfer Tiyatro Festivali’nde de seyirciyle kapalı gişe olarak buluştu.

“Hayalet Kumpanya” oyununu bahane edip Lefkoşa Belediye Tiyatrosu Sanat Yönetmeni Aliye Ummanel’le tiyatroyu, tiyatro dünyamızı konuştuk.

Ummanel’in sanata ve tiyatroya dair söyledikleri, mutlaka dikkate alınmalı…

Ummanel, “Henüz sanatın toplumun gelişimi için bir hizmet alanı olduğunun, yatırımın da bu düşünceyle yapılması gerektiğinin kavrandığına ne yazık ki inanmıyorum” diyor… Ve ekliyor Ummanel:

“Sanatımızı hem evrensel nitelikli hem de özgün kılanın arayışı içinde olmamız lazım… Bunun için gerekli olan maddi desteğin artması elzemdir. Ancak şu anda üzücü olan, bizlerin böyle vizyonlarla yapabilecekleri varken kendi dar alanlarımızın gündelik, altyapısal, maddi sorunlarıyla boğuşmakla vakit kaybedişidir… Altyapı olanaklarının artırılması, genç sanatçılarımızın bu toplumda kendine yer bulabilmesi için olanak yaratılması acil gerekenler arasında… Olanak talep eden sanatçılara daha çok kulak verilmeli. Daha vizyon sahibi olunabilmeli”.

 

SORU: Oyun seçimi yapılırken mutlaka bazı kriterler var. Hayalet Kumpanya’nın seçimi ya da tercihinin nedeni…

UMMANEL: Bir tiyatronun repertuvarının belirlenmesi aslında o tiyatronun kimliğinin, toplumla ilişkisinin ya da toplum içindeki tavrının oluşumundaki ilk adımdır. Yani aslında bizler repertuvarımıza aldığımız oyunlarla toplumsal, insani, estetik bir gelişim hedefliyorsak bu hedefe doğru ilk adımı oyun seçimiyle atarız. Bu oyunumuzun belirlenişi de bizim için son derece önemliydi. Ayrıca bu oyunla hem bir sahnenin ilk tiyatro oyununu sahneleyecektik hem de konuk yönetmen projemizi hayata geçirecektik.

Hayalet Kumpanya, bildiğiniz üzere Rus edebiyatının ve tiyatrosunun dünyaya mal olmuş yazarı Anton Çehov’un kısa oyunlarını yaratıcı bir kurgu etrafında bir araya getiren ve sunan bir oyun. Bu oyunu sahnelemekle hem klasik eserleri seyircimize sunmuş oluyoruz hem de bu eserlere taze bir soluk getirmiş oluyoruz.

Oyunda, Bir Evlenme Teklifi, Ayı, Sayfiye’de Yaz, Düğün ve Tütünün Zararları metinleri yer alıyor. Bunun yanında, oyun “Sanat ve dehanın olduğu yerde yaşlılık, yalnızlık, hastalık yoktur. Hatta ölüm dehşetinin bile yarısı kaybolur” şeklindeki ana düşüncesini Kuğunun Şarkısı’ndan alıyor ve birkaç replikle de Martı’ya göz kırpıyor. Oyunun ana teması yaşam ve ölüm çatışmasına dayanıyor. “Ölüm nedir ki hikâye devam ettikçe?” gibi bir söze yaslanıyor. Böylece oyun, son zamanlarda karamsar bir hal bağladığımız toplumsal ve belki de bireysel varoluşumuza bir umut tozu serpiyor. Biz bu oyunun prömiyerini yaptığımızda yoktan var edilen bir sahneyi de bir tiyatro oyununa açmış olduk. Bir süre önce umudumuzu kestiğimiz ve yeniden canlanmakta olan Surlariçi bölgesine bir hayat damarı daha açmış olduk.

Ölüm, doğumla beraber insanın varoluşunun en önemli iki hadisesinden biri. İnsan ölüme rağmen yaşamayı öğrenmekle sınanıyor. Anton Çehov’un klasikleri gibi. Ölüme direnen metinler bunlar. Yazarını aşan, hâlâ yaşamaya devam eden metinler. Tiyatro sanatının sorumluluğu da bu metinlerde bugün yaşayanın ne olduğunu saptamak, bu klasiklerin sonraki çağlara aktarımını sağlamak. Onlara taze bir soluk bahşederek. Bizler, umut anlamını taşıyan yeni bir sahnede insana umut veren bir oyun yapmak istedik. Böyle bir oyun da tür olarak ancak kabare olurdu herhalde. Çünkü kabare de başlı başına direnişi içeren bir türdür.

Sanatın sorumluluklarından biridir umudu yaşar kılmak. Hayalet Kumpanya buna hizmet eden bir seçimdir. Bunun yanında konuk yönetmen projesiyle hem seyircimiz hem de oyuncusundan dramaturguna, tasarımcısından, teknik ekibine tüm kadromuz için yeni bir yönetmenle, alışılmış olanın dışında bir sanatsal deneyimdir. Bu nedenle de gelişimi hedefleyen ve hayata geçirilmiş bir projedir.

 

SORU: Oyun sahnelenirken salonun tepkisi hangi manaları içerir? Hayalet Kumpanya, salondan nasıl yansıma aldı?

UMMANEL: Salonun tepkisi, oyun ve seyirci arasında kurulması hedeflenen bağın, etkileşimin çalışıp çalışmadığının göstergesidir. Bu doğrultuda yönetmenin ekiple uzlaşarak hedeflediği düşünsel, duygusal tepkiler vardır. Bu tepkiler de kimi zaman alkış, kimi zaman gülme, kimi zaman şaşkınlıkla ifade bulur. Seyircinin onayı ya da yadsıması birebir hissedilir. Bizim sanatımızın da başlıca heyecanı budur. Seyircinin soluğundan, gülmesinden, susmasından aslında hedefimize ulaşıp ulaşmadığımızı anlarız… Hayalet Kumpanya bir ensemble ruhuyla, Lefkoşa Belediye Tiyatrosu ekibinin oyun boyu aksamayan yüksek enerjisi ve temposuyla seyirciyi etkiliyor.

banner134
Yüksek bir performans gerektiren ve sahne üzerindeki tüm oyuncuların ve orkestranın mutlak dikkatini, varlığını gerektiren bir oyun. Bu anlamda seyircinin övgüsünü aldığını söylemek isterim. Bunun yanında mizah zor iş, Anton Çehov gibi bir ustanın yüz yaşını aşmış metinlerini yorumlamak ve onlarla bugünün seyircisine ulaşmaya çalışmak önemli bir sorumluluk. Hem bir dili yakalamayı hem de oyunculuk açısından şaşmaz bir matematiği, zamanlama ustalığını gerektiriyor. Bu tepkilerin de yönetmenin hedeflediği doğrultuda geliştiğini, işlediğini görüyoruz.

Bunların yanında yönetmenin kurguladığı ve dramaturjik bir çalışmayla son şeklini verdiği Hayalet Kumpanya öyküsü var. Bu öykü de evrensel bir insani gerçeğe, ölümle başa çıkabilme zorunluluğuna dayanıyor. Yıllar önce düşen bir bombayla hayatta kalan suflöz dışında bir tiyatro topluluğunun tümü ölüyor. Ancak yaşam düşlerde devam ediyor. Oyunun bu yönü de seyirciden duygusal bir tepki alıyor, kahkahalarla güldükleri oyunun sonunda salondan gözyaşıyla ya da buruk bir şekilde ayrılıyorlar… Özellikle de ölümle ilgili, ayrılıkla ilgili sahnelerin duygusal tepkisi görülebilir şekilde…

 

SORU: İzleyici kendinden, toplumsal yaşamdan bir şeyler bulabildi mi oyunda?

UMMANEL: Bulabildiğini görüyoruz. Değindiğim gibi, oyunun ana teması evrensel bir insanlık gerçeği… Yaşam ve ölüm, insanın ana karşıtlığı. Bunun yanında Yiğit Sertdemir’in biraz da Kıbrıs’ın tarihinden ilham alarak kurguladığı hikâyede yer alan ‘yitirilmiş ihtimaller’ olgusunun seyirci için tanıdık bir his doğurduğunu görüyorum.

Anton Çehov’un kendi çağında gözlemlediği, Çarlık Rusya’sının değişmekte olan toplumsal, sınıfsal koşulları ve bunların sonucu olarak da değişmekte olan değerlerinin yansıtıldığı, burjuva yaşamının eleştirildiği metinlerinin bugün hala tanıdık öğeler içermesi de bizler için önemli. Burjuva yaşamının çelişkileri, ikiyüzlülüğü, mal mülk kavgası, sınıfsal statü derdi, toplumsal rol kaygısı… Tüm bunlar Çehov’un metinlerinden günümüze gelen ve günümüz seyircisi için hala tanıdık olan temalar. Bunlara ek olarak bizim coğrafyamızda kendi seyircimize çok tanıdık gelen ve bu açıdan onu yakalayan, güldüren meseleler de var; Bir Evlenme Teklifi oyununda mülkiyetin muğlaklığı meselesi gibi… Dolayısıyla evet seyircimiz kendinden, toplumundan çok şeyler buluyor bu oyunda.

 

SORU: Belediye tiyatrosunu bu kez Bandabuliya Sahnesi’nden izledim. Oyunun toplam kalitesi sahneden, çok önde… Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nun performansında sahne alt yapısı ne kadar var? Ya da daha iyi bir alt yapı sahneye oyuna nasıl etki yapar?

UMMANEL: Bandabuliya Sahnesi başlı başına hem seyirci hem oyuncu için yeni bir deneyim; söze onu söyleyerek başlayayım… Alışılmış çerçeve sahnenin dışında atölye sahne ya da ‘black box’ diyebileceğimiz, seyirciyle oyun arasındaki mesafenin ortadan kalktığı, oyunun çırılçıplak ortada olduğu bir anlayış söz konusu. Bu tür yaklaşımlarda esas olan oyunun, oyunculuğun kendisidir diyebiliriz.

Biz bu bölgede siyah bir alan oluşturduk ve burada da tiyatro oynanabilir dedik. İhtiyacımız olan, seyirciyle buluşabileceğimiz bir boş alan dedik. Aslolan sanatımızın kendisi ve seyirciyle buluşmaktır dedik.

Daha iyi olanaklar, teknik koşullar kuşkusuz sanatımızın düzeyini, niteliğini etkiler. Sanatsal olanakları doğuracak ya da hayal gücüne ket vurmayacak daha iyi mekanik altyapı, daha donanımlı ışık ve ses sistemleri, daha konforlu bir seyir alanı, daha sıcak bir salon… Bütün bunlar hem sanatçı için daha yaratıcı bir alan tanır hem de seyirci için daha konforlu bir seyir deneyimi… Henüz bunlara uzağız.

 

SORU: Kıbrıs Türk toplumunda genelde sanata özelde tiyatroya siyasiler, politika üretme bağlamında nasıl bakıyor?

UMMANEL: Yeterince geniş bir vizyonla baktıklarını kesinlikle söyleyemem. Henüz sanatın toplumun gelişimi için bir hizmet alanı olduğunun, yatırımın da bu düşünceyle yapılması gerektiğinin kavrandığına ne yazık ki inanmıyorum. Bunu maddi ve bürokratik alanlarda görüyoruz.

Şöyle anlatmaya çalışayım… Tiyatro açısından konuşacak olursam, kendi toplumumuza sorumluluğumuz sadece nitelikli oyunlar sunmakla kalmaz, bir kimlik inşasının temel unsurlarından biri ve varoluş göstergesi olarak sanatımızın dünyada kendine bir yer bulması elzemdir. Sanatımızı hem evrensel nitelikli hem de özgün kılanın arayışı içinde olmamız lazım… Bunun için gerekli olan maddi desteğin artması elzemdir.

Ancak şu anda üzücü olan, bizlerin böyle vizyonlarla yapabilecekleri varken kendi dar alanlarımızın gündelik, altyapısal, maddi sorunlarıyla boğuşmakla vakit kaybedişidir… Altyapı olanaklarının artırılması, genç sanatçılarımızın bu toplumda kendine yer bulabilmesi için olanak yaratılması acil gerekenler arasında…

Olanak talep eden sanatçılara daha çok kulak verilmeli. Daha çok vizyon sahibi olunabilmeli.

Güncelleme Tarihi: 25 Mart 2019, 10:03
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75