Önyargılardan arının

banner37

Yazar Ayşe Akınlı, Abar isimli kitabını insanların içinde beslediği önyargıları yok etmek ve daha özgür bir geleceği hayal ederek kaleme aldı

Önyargılardan arının
banner90

Aliye ÖZENCİ

Ayşe Akınlı’nın “Abar” isimli kitabı okuyucuyla buluştu.

Akınlı’nın ikinci kitabı olan “Abar”da önyargının ne kadar kötü bir huy olduğu üzerinde duruluyor. Önyargıları yıkmanın ve değiştirmenin zorluğunu bilerek yola çıkan Akınlı, önyargı nedeniyle kötü zamanlar geçirmiş, hayatta zorlanan insanları anlatıyor.

Akınlı, “İş önyargıyı değiştirmeye geldiği zaman çok da kolay olmuyor. Bunun sebebi, insanların her zaman haklı olduklarını düşünmeleri ya da olaylara dışarıdan bakarak karar verme eğiliminden kaynaklı. Oysa karar vermeden önce, anlayıp dinlemek gerekli. Çünkü daha sonra bu özellik düzeltilmesi imkansız hale gelen bir huya dönüşüyor” dedi.

Akınlı’yla hem kendisini hem de kitabını konuştuk.

SORU: Ayşe Akınlı kimdir?

AKINLI: Çok hata yapmış biri… Aslında sadece bir süreliğine böyle biriydi benim gözümde. Ama sonra bir şeyler değişti ve o şeylerle birlikte Ayşe Akınlı da değişti. Artık sadece hata yapmış değil, o hatalar ile yaşamayı öğrenmiş hatta o hataların iyi yanlarını keşfetmiş tecrübelerle dolu biri oldu.

Bu sıralar kafayı ön yargılara taktı, onlarla mücadele ediyor. Yıkıp atacakmış teker teker. Ne diyelim? Önce Allah sonra da insanlar yardımcısı olsun.

Her neyse! Edebiyatın süslü cümlelerini bir yana bırakırsak, 25 yaşındayım. Yaklaşık üç yıldır Ankara’da yalnız yaşıyorum. Aslen Kıbrıslıyım. Ankara’da senaryo ve yönetmenlik eğitimleri aldım. Ayrıca psikolojiye çok meraklıyım, sürekli psikoloji seminerlerine katılıyorum, psikoloji alanında özel eğitimler alıyorum. İlk ve orta eğitimimi Akdoğan köyünde tamamladım. Üniversite eğitimim için Doğu Akdeniz Üniversitesi’ne gittim ama oradaki eğitimimi tamamlamadım. Çünkü mezun olsam da okuduğum hemşirelik mesleğini yapmayacağıma karar verdim. Bu nedenle üniversiteyi bırakıp, ilerlemek istediğim alanda özel eğitimler almaya başladım. Ve olaylar zor da olsa güzel gelişti! Şu an iki kitap annesi olan bir yazarım.

“Yazmak benim terapim”

SORU: Yazmaya ne zaman ve nasıl başladınız?

AKINLI: Okumayı, yazmayı öğrendiğim gün yazmaya başladım. Ben konuşmayı sevmezdim. Mesela okulda yaşadığım bir olayı gidip de aileme anlatmazdım. Bunun yerine kağıtlara anlatırdım. Ama günlük tutar gibi değil! Kurgulayarak, hayal gücümü kullanarak yazardım yaşadığım olayı. İlkokul üçüncü sınıfta ise bir hikaye yarışmasına katıldım. “Sihirli tokalar” isimli hikayem, Kıbrıs birincisi geldi. Ödül töreninde jüri üyelerinden biri bana; “Yazmayı sakın bırakma. Bırakırsan belki tekrar başlayamazsın. Oysa ki sen kendini yazarak ifade edebiliyorsun. Sakın yazmayı bırakma” dedi. Ben de bırakmadım. İyi ki de bırakmamışım. Çünkü yazmak benim sadece mesleğim veya sadece kendimi ifade ediş şeklim değil. Yazmak benim terapim.

SORU: “Abar” romanından önce “Psikiyatristim ile sohbetler” isimli bir kitap daha yayımladınız. Bu kitaptan bahseder misiniz?

AKINLI: Evet, Abar benim ikinci kitabım. Ondan önce bir kitabım daha var, hak ettiği değeri görmeyen. Hak ettiği değeri görmeyen derken okurları kast etmiyorum -aman yanlış anlaşılmasın!-. Kendimi kastediyorum.

Hiç ilgi göstermedim ilk kitabıma. Tanıtmadım, sevmedim. Öylece yazdım, yazım yanlışlarının dahi düzeltilmesine izin vermeden de yayınlattım. Kendimce özgün olacaktı yazım hataları düzeltilmeyince. Ne saçmalık ama!

İçeriğine gelince… Kitapta hayatının en karanlık dönemlerinde olan genç bir kız ve bir de onu anlayan psikiyatristi var. Genç kız ve doktorunun arasında geçen diyaloglar ile yaşadıkları olayların yanı sıra, ağır depresyon sürecinde olan bir çocuğa sahip bir ailenin yaşadıkları da yer alıyor kitapta. Üstelik kitap, yüzde yüz gerçek bir hikayedir. Hatta şöyle demiştim gerçek olup olmadığını soran birkaç kişiye; “bu kitap gerçek olmaması dilenen bir hikayeden esinlenerek yazılmıştır.”

SORU: Abar’ın doğuşu nasıl oldu?

AKINLI: Öğleden sonra saat üç civarlarında Ankara ayazında Tunalı Hilmi Caddesi’nde yürürken aniden beynimin en temiz yerinde doğdu benim biricik Abar’ım.

banner9
Çıkaracağım yeni kitabımla ilgili aklım çok karışıktı. Önce hikayelerden oluşan bir kitap çıkarmayı düşündüm. Vazgeçtim. Sonra kısa yazılarımı derleyeceğim bir kitap çıkarmayı düşündüm. Ondan da vazgeçtim. En sonunda bir roman yazmaya karar verdim. İçine birkaç hikayemi ve bolca yazımı ekleyebileceğim bir roman! Bu karar ile mesleği yazarlık olan Abar karakterini yarattım. Hikayelerimden bazılarını Abar’ın yaşamında kullanırken, diğer kısa yazılarımı ise Abar’ın yazdığı yazılar şeklinde kullandım. Bu yüzden diyorum “Abar benim her şeyim!” diye. Ben Abar’a her şeyimi kattım.

Abar ne demek?

SORU: Kitabın ismi “Abar” dikkat çekiyor. Bu ismi kullanmanızın özel bir nedeni var mı?

AKINLI: Kitabın ismi tam da bu yüzden Abar. Dikkat çekmesini istediğim için. Yalan yok. Özel anlamı dışında pazarlama kısmında avantaj sağlayacağı için de seçtim Abar ismini. Gerçekçi olalım. Kitabın ismi her gün duyduğumuz bir isim olsaydı, bu kadar dikkat çekebilir miydi?  İnsanlar; “ne demek ki bu Abar?” diye düşünüp raftan kitabı alıp inceler miydi? Sanmıyorum.

Ama tabii ki özel anlamı da büyük! Abar sadece kitabın değil, ana karakterin de adı bildiğiniz gibi. Ve anlamların biri de; “pes etmeyen, dayanıklı kişi” demek. Aynı Abar gibi. Bu ismi seçerek Abar’ı karakteri ile özdeşleştirebildim. Çünkü Abar hep dayandı ve hiç pes etmedi. Aynı hepimizin yapması gerektiği gibi.

SORU: Okuyucu kitapta neler bulacak?

AKINLI: Kendini. Okuyucu kitapta önsözü okuduğu andan itibaren önce kendini bulacak. Ve şimdiye kadar okurlardan aldığım geri dönüşlere göre de bu konuda yanılmıyorum. “Kitapta kendimden çok şey buldum” diyen okur sayısı azımsanacak gibi değil. Ne mutlu bana!

Öte yandan okuyucu, önyargıya uğrayan insanların hayatlarının nasıl daha zor bir hale geldiğini bulacak kitabın bir yerinde. Sağlıklı bir şekilde ayrılmayı başaramayan anne babaların çocuklarına neler yaşattığını bulacak sonra kitabın diğer bir köşesinde. Ön yargılarla mücadeleyi ve gitmenin güzelliğini bulacak okurlar kitabın her yerinde. Ama esas olarak, çok farklı bir amaca ulaşmak için her şeyi göze almış bir kadını bulacak okurlar kitabın tam da orta yerinde.

SORU: “Yazarlık mesleğim” diyorsunuz…

AKINLI: Evet, yazarlık benim mesleğim. Hiçbir zaman; “esas mesleğim şu aynı zamanda da yazarım” diyenlerden olmayacağım. Ve hiçbir zaman da sorulan şu soruya şaşırmayı bırakamayacağım; “tamam yazarsın da mesleğin ne?”

Yeni kitaplar ve projeler yolda. Ama içeriklerinden bahsetmesem olur mu? Çünkü anlatmaya başladığım zaman her şeyi anlatıyorum ve tüm sürprizi bozduğum için sonra kendime çok kızıyorum.

SORU: Ayşe Akınlı, yazarken nelere dikkat ediyorsunuz?

AKINLI: Yazarken dikkat ettiğim ilk şey, okurun ne istediği. Çünkü okuyucu kitleniz küçük veya büyük olsun hiç fark etmez, eğer ki bir kitleye bir şeyleri anlatma şansınız varsa bunu kullanmalısınız. Mesela ilk kitabımda her okuyana şunu anlatmaya çalıştım ben; “psikiyatriste gitmek ayıp bir şey değildir”. Kitap çıkarmadan önce internette yayınlıyordum yazılarımı. O yazıları okuyan okurlar ise “psikiyatriste gitmenin doğal bir şey olduğunu anlat” diyordu bana. Ben de bunu ifade etmeye çalıştım. İlk kitabımı acemice yazmama rağmen yine okurların isteğini dikkate aldım. Abar’da da önceliğim okurun isteğiydi. “Her yaştaki insanın derdi olabileceğini anlasın şu insanlar” diye isyan eden gençlerin isyanını yanı sıra, birçok okur isteğini daha dile getirdim Abar’da da. Kısacası yazarken benim önceliğim okurun isteğini anlatmak.

SORU: Okuyucuya özellikle vermek istediğin mesajlar var mı?

AKINLI: Genellikle okurlara şu mesajı vermeye çalışıyorum; ön yargıları yıkmak, dünyayı değiştirmenin ilk ve en büyük adımıdır. Ama çevremizdeki insanların ön yargılarını yıkmaya çalışmadan önce, biz farkında dahi olmadan beynimizde yer etmiş ön yargıları oradan kovmalıyız. Yani Abar’ında dediği gibi; “kovun aklınızdan ön yargıları. Beyninizin hiçbir odasında yer vermeyin onlara çünkü hiç de iyi birer kiracı değillerdir. Kaldıkları yerleri talan ederler.”

SORU: Hedefleriniz nelerdir?

AKINLI: İnsanların hakkımda; “bu konudaki ön yargıların kırılmasını Ayşe Akınlı başlattı ve bu yanlışın düzelmesini sağladı” demelerini istiyorum. Kitaplarımın yüz binlerce satmasını hayal etmiyorum kısacası. Önceliğim bu değil. Önceliğim, herhangi bir yanlışı düzeltmek. İşte bu benim hayalim, hedefim, isteğim…

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner96

banner108