Özker Yaşın'ın 6'ncı ölüm yıldönümü

banner37

Onu 6 Şubat 2011’de kaybettik. 1932 Lefkoşa doğumluydu. Orta eğitimini Türkiye’de yaptıktan sonra tekrar Kıbrıs’a dönmüş ve duyarlı, coşkulu, hırslı bir sanatçı kimliğiyle Kıbrıs Türk edebiyatına daha genç yaşında izini düşürmeye başlamıştı.

Özker Yaşın'ın 6'ncı ölüm yıldönümü
banner90
banner8

Ahmet TOLGAY

Genç neslin şair ve yazarlarından Mehmet Yaşın ile Neşe Yaşın’ın babasıdır. Şair ve yazar olarak adını Türkiye’de duyurmayı başaran ilk düşünce ve sanat insanlarımızdan biridir. Cenazesi uzun süredir yaşadığı İstanbul’dan getirilerek ölümünden dört gün sonra Lefkoşa’da toprağa verildi. Bir süre milletvekilliği de yaptığından cenazesi toprağa verilmeden önce 11 Şubat sabahı Cumhuriyet Meclisi önünde bir de resmi devlet töreni yapılmıştı.
Vefa kültürünün ve belleğin toplumumuzda ne denli zayıfladığını Özker Yaşın’ın ölümü dolayısıyla bir kez daha gözlemlemiş ve üzülmüştüm. Kıbrıs’taki genç nesilden çoğu kişinin Özker Yaşın’ı tanımadığına tanıklık etmekten kaynaklanıyordu bu üzüntüm. Oysa “Özker Yaşın” adı, sadece Kıbrıs Türk edebiyatına değil, bu ülkedeki gazetecilik mesleğine ve demokrasi hareketine de kazınmıştır. Dahası o, Türkiye’de tanınmayı başarmış ender sanatçılarımızdan biridir…

Neşe Yaşın: Babam Kıbrıs’a kırgın

Üçüncü eşi emekli lise öğretmeni Nimet Hanım’la evlendikten sonra 1978’den sonra İstanbul’da yaşayan Özker Yaşın’ın uzakta olmasına karşın Kıbrıs’tan hiç kopmadığını ve sevgili ülkesindeki gelişmeleri hep yakından izlediğini kadim dostu Harid Fedai’den dinlemiştim. Kıbrıslı Türk araştırmacı yazar ve Türkolog Harid Fedai, İstanbul’a her gidişinde mutlaka Özker Yaşın’ı evinde ziyaret eder ve onunla uzun sohbetler yapardı.
Harid Bey’in o sohbetlere dair anılarını yazmasını dilerim. Özker Yaşın’ın vefalı eşi Nimet Hocanımın hazırladığı sofralarda bu iki değerli Kıbrıslı düşünce adamı bakalım neler konuşurlardı.
Kilometrelerce uzakta olmasına karşın Özker Yaşın’ın Kıbrıs’la ne kadar haşır neşir olduğunu cenaze töreninde kızı Neşe Yaşın’dan dinlemiştik. Boyuna Kıbrıs’ın televizyon kanallarını izlerdi. Birkaç yıl önce televizyon kanallarımızdaki bazı programlara telefonla katıldığını ve hatta bir programda onunla buluştuğumuzu anımsıyorum. Bir ara buradaki gazetelere yazılar da gönderen Özker Yaşın, son birkaç yılında iyice sessizliğe gömülmüştü. Neşe Yaşın, babasının Kıbrıs’a kırgın olduğunu söyledi o cenaze töreni konuşmasında... Zaten kırgınlığı olmasa sanatçı olgunluğunun en verimli  çağında bırakıp gider miydi çok sevdiği ülkesini!.. Bu Kıbrıs daha kaç tane sevdalısını kırmıştır, kaç tanesini kendinden uzaklaştırmıştır!..
Onun İstanbul’daki yıllarında boş durmadığının kanıtı “Nevzat ve Ben” adlı uzun soluklu iki ciltlik anılarıdır. Özker Yaşın yaklaşık 2000 sayfayı bulan bu anılarında Kıbrıs sevdalısı ünlü hukukçumuz ve mücadele adamımız Nevzat Karagil’in birikimlerinden ve belgelerinden de yararlanarak Kıbrıs tarihindeki çok hareketli bir dönemin, çalkantılarla dolu 70 yılın panoramasını çizmektedir. Kıbrıs’ın gerçek öykülerini ve önemli kimliklerinin serüvenlerini içeren bu ciltleri satır satır okumayanların Kıbrıs konusundaki bilgisi çok eksik kalır.
Özker Yaşın’ın “Bütün Kapılar Kapandı” adlı kitabı daha ilkokul sıralarında okuduğum ilk romanıdır. Kendi yaşam öyküsünün çocukluk ve ilk gençlik yıllarını anlattığı bu melankolik romanıyla, onun 50’li yıllarda ne kadar sükse yaptığını anımsıyorum. Kapak çizimi bir zamanların iz bırakmış Kıbrıslı çizerlerinden Aral Buka’ya ait olan bu roman önce bir gazetede tefrika edilmiş, sonra da kitap olarak basılmıştı. Ve ondan sonra arka arkaya gelen şiir kitaplarıyla toplumu derinden etkilemeyi sürdürmüştü Yaşın... Yeri gelmişken belirtmeliyim ki, roman tefrikaları eski Kıbrıs Türk gazetelerinin vazgeçilmez geleneğiydi. Kimi zaman yerli, kimi zaman Türkiyeli yazarların romanlarını seçen “Hürsöz”, “İstiklal”, “Halkın Sesi”, “Bozkurt” ve “Devrim” gibi gazeteler üstelik romanların yazarlarına telif ücreti de öderlerdi.

‘Savaş’ gazetesini çıkardı

Kıbrıs Türk halkının var oluş mücadelesinin en çetin günleriydi. Özker Yaşın’ın şiirlerinin milliyetçi ve direnişçi içeriği vardı. Kıbrıs Türk halkının var oluş mücadelesinin Türkiye kamuoyuna yansıtılmasında Özker Yaşın şiirlerinin yadsınmaz etkisi oldu. “Varlık Yayınevi” sahibi Yaşar Nabi Nayır dostuydu. Şiirleri prestijli  “Varlık” dergisinde yayımlanır, kitapları Varlık yayını olarak çıkardı. 1963 olaylarının patlak verdiği günlerde “Varlık Yayınları” arasında çıkan “Kanlı Kıbrıs” adlı şiir kitabı inanılmaz yankı getirmiş ve Türkiye kamuoyunun dikkatinin daha bir Kıbrıs olaylarına yoğunlaşmasını sağlamıştı.
Ülkenin tanınmış kitapçısı olarak toplumumuzda okuma kültürünün gelişmesine de büyük katkı koyan Yaşın’ı gazetecilik ve yazma aşkı haftalık “Savaş” gazetesini çıkarmaya kadar götürecekti. İstanbul’daki orta eğitim öğreniminden döndükten sonra ilk kitapevini bir yangında yok olan Beliğ Paşa Sineması’nın yanında Yediler Sokağı’nda açmış, daha sonra Mecidiye Sokağı’na oradan da İplik Pazarı yakınlarındaki Vakıflar İş Hanı’na, İş Bankası Merkez Binası’nın karşısına taşınmıştı. “Savaş” gazetesinin tesislerini ise kitapevinin Yediler Sokağı’ndaki eski yerinde oluşturacaktı.
Düşünce özgürlüğü ve demokrasi mücadelesini cesurca yürüten bu gazetenin maddi yönden kendisini oldukça sarstığını, hatta sağlığını riske koyduğunu bizzat Özker Yaşın’ın ağzından dinlemiş ve bu ülkede gazeteciliğin bir özveri işi olduğunu onun gazetecilik serüveninde de gözlemlemiştim…

banner134
O gazeteyle ilgili unutulmaz anlarımdan biri de Yaşın’ın “Terzioğlu” imzasıyla yazdığı cesur taşlamalarıydı. Kendisini büyük sıkıntılar içinde yetiştiren sevgili annesi terziydi. Bu takma adı da onun anısına kullanıyordu.

Politika

Ama sanırım Özker Yaşın en büyük düş kırıklığını politikada yaşadı. 1970’de Lefkoşa’da bağımsız milletvekili seçilen ve 1974-76 yıllarının Kurucu Meclisi’nin üyeliğini de yapan Yaşın, muhalif kimliğiyle öne çıkmış, yüzleştiği olaylar nedeniyle politikadan soğumuştu. Hareketli ve verimli bir yaşamın sonunda, 79 yaşında sevgili ülkesinin toprağına defnedilen Özker Yaşın şiirleri, romanları, yazıları ve taşlamalarıyla unutulmaz bir Kıbrıs dönemine damgasını vuran Kıbrıslı Türk sanatçı olarak her zaman saygıyla anımsanacaktır.

Özker Yaşın, direniş yıllarında Kıbrıslı mücahitlerin mücadelesine bütün gücüyle destek verdi. O nedenle adı “Milli Şair”e çıktı. Milli günlerde, kutlama ve anma törenlerinde mücahit üniformasıyla mikrofonlarda halkı coşturan şiirler okuması, bizim kuşağın belleğinde yer etmiştir. Konuşurken “r” leri seslendiremez, “ğ” şeklinde telaffuz ederdi. Buna karşın coşkulu söylevleri ve şiir sunumları etkileyiciydi. Yaşın, gerçi Kıbrıs’a Türkiye’den gönderilen öğretmenlerin eğitiminden geçebilme şansını yakalayamamıştı… Ama emperyalizme karşı direnişçi Türk nesillerin yetişmesine katkı koyan o değerli öğretmenlerin hepsinin de yakın dostu olmuştu.
Türkiye’den toplu halde orta öğretim kurumlarımıza öğretmen akışı, Demokrat Parti’nin iktidara geldiği 14 Mayıs 1950’den hemen sonra başlar ve kesintisiz olarak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulduğu 16 Ağustos 1960’a kadar sürer. Kıbrıs’a özenle seçilerek atanan seçkin edebiyat öğretmenlerinin arasında Naim Buluç, Mehmet Durulgan, İbrahim Zeki Burdurlu, Halit Akarca, Mehmet Öner, Mehmet Irmak, Orhan Ural, Hüseyin Gürtunca, Arif Nihat Asya, Hayri Günden ve Saadet Günden de vardı. Mehmet Irmak ve Saadet Günden’den Kıbrıs Türk Lisesi’nde öğrenim alma şansını yakalayanlardan biri de bendim. Bu öğretmenler arasında görüldüğü gibi Türk edebiyatının ünlü şairleri de vardır. Kıbrıslı Türk öğrencilerin yurtsever ve direnişçi duygularla yetişmelerinde, o öğrencilerin arasından iz bırakan sanatçılarımızın çıkmasında, hiç kuşkusuz bu değerli ve özverili öğretmenlerin büyük katkısı olmuştur.
İstanbul Vefa Lisesi’ndeki öğreniminden sonra 1950 yılında Kıbrıs’a dönen Özker Yaşın’ın bütün bu Türkiyeli öğretmenlerle yakın ilişkide olduğunu anımsarım. Mehmet Irmak’ın yazdığı ulusal oyunlar Kıbrıs Türk kız ve erkek liseleri öğrencileri tarafından sahneleniyordu. Bu öğretmenlerle Özker Yaşın’ın, edebiyat dergilerinde ve sayfalarında imzaları birlikte yayımlanıyordu. İstanbul’da bulunmasından dolayı Yaşın’ın zamanın Türk edebiyatı konusundaki bilgisi gelişmiş, bu zengin edebiyatı Kıbrıs’a döndükten sonra yakından izlemeyi sürdürmüş ve çevresine cömertçe tanıtmıştır.
Yaşın’ın adaya döndüğü günlerde Kıbrıs bir İngiliz sömürgesiydi. Türk halkı bir yandan adayı Yunanistan’la birleştirmek için teröre bile başvurmaktan çekinmeyen Yunanistan destekli fanatik Rumlara, bir yandan da İngiliz sömürge yönetiminin baskılarına karşı mücadele vermekteydi. Bu mücadelenin başarıya ulaşabilmesi için Türk halkının geçmişine ve değerlerine sahip çıkması, tek destekçisi Türkiye ile bağlarını her alanda güçlendirmesi ve Atatürk devrimlerine gönülden bağlı olması gerekiyordu. Özker Yaşın’ın sağlam dizelerle kurulmuş şiirleri işte bu gereksinime coşturucu bir yanıt veriyordu.
1571 Fetih günlerinde Lefkoşa burçlarına bayrağı ilk diken isimsiz savaşçı adına “Bayraktar Destanı” (1953),

Atatürk sevgisini dile getirme adına “Kıbrıs’tan Atatürk”e (1953), emperyalizme karşı özgürlük savaşı adına “Namık Kemal Kıbrıs’ta” (1957), “Kıbrıs’ta Bayrak” (1958), “Kıbrıs Mektubu” (1958), “Bayraktar Türküsü” (1959), hep bu ulusal amaçlara dönüktü ve o günlere dek görülmedik yoğunlukta bir toplumsal sanat atılımıydı.
O nedenle 50’lerin ve 60’ların ortamında Özker Yaşın efsane bir şair konumuna gelmiş ve hatta İngiliz sömürge yönetimi ve Rum fanatiklerce baskı altına alınmaya çalışılmıştı. Ulusal niteliğin dışında “Ol Alem” (1952) çizgisindeki şiir kitaplarını ise “Limanda Bir Gemi” (1956), “Önce Kuşlar Uyanıyor” (1956) gibi kitapları izler. Arada bir de romanı vardır tabii ki ulusal çizgi dışında, belirttiğim gibi… O da 1955’te kitaplaştırılan “Bütün Kapılar Kapandı”…
1960’da, Kıbrıs Ortaklık Cumhuriyeti Londra ve Zürih Antlaşmalarıyla kurulunca, 82 yıllık bir aradan sonra Türk askerinin yeniden adaya gelişini selamlayan duygu yüklü sağlam dizeler, çok sıkıntılı dönemlerin arkasından artık gerçekleşen bir düşün coşkun seviciydi. Şurası bir gerçek ki, terör örgütü EOKA’nın 1 Nisan

1955’te silahlı eylemlere girişmesinde, sömürgeci İngiliz’lere karşı 27 – 28 Ocak 1958 direnişinde, 1963’ün Kanlı Noel’inde, Ağustos 1964’te Dillirga Bölgesi’ndeki soykırım girişiminde, 15 Kasım 1967 Geçitkale-Boğaziçi saldırılarında ve nihayet 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtıyla gerçekleştirilen yaşamsal dönüm noktasında Kıbrıslı Türklerin tüm yaşadıkları Özker Yaşın’ın unutulmaz dizelerinde damar damar atmaktadır.
Dolayısıyla 1974 öncesi dendi mi, ilk akla gelen Özker Yaşın’ın dizeleriyle, destan ve oyunları ve hatta bir TRT dizisine konu olan “Mücahitler – Kıbrıs’ta Vuruşanlar” adlı romanıdır. 1987’de yerleştiği İstanbul’da da kalemi elinden hiç bırakmayan Özker Yaşın’ın ”Kıbrıslı Kâzım” adlı romanı da Kıbrıs Türkünün var oluş mücadelesini yansıtır niteliktedir. “Nevzat Ve Ben” adlı anılarını da İstanbul’daki yaşamı sırasında yazıp yayınlatmıştı.

 

Güncelleme Tarihi: 05 Şubat 2017, 12:09
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75