Pasif direnişin sembolü: Gandhi

banner37

1982 yapımı 8 Oscar ödüllü 191 dakikalık “Gandhi” filminin yönetmeni ve yapımcısı Richard Attenborough.

Pasif direnişin sembolü: Gandhi
banner90
banner99

Muhteşem senaryo John Bradley’e ait… Müziklerdeki imza: Ravi Shankar… Başrol oyuncuları ise Ben Kingsley, John Gielgud, Daniel Day – Lewis, Candice Bergen, Edward Fox ve Martin Sheen…

Onun kimlik kartındaki ve resmi kütüklerdeki gerçek adı “Mohamas Karamçand Gandhi…” Ama bu adı bilen kaç kişi var şu yer yüzünde? Çünkü tarihin o ünlü figürünü tüm bilenler onu “Mahatma Gandhi”, ya da tek bir sözcükle “Gandhi” olarak anarlar. O, bağımsızlık ve özgürlük bağlamında dünyaya ilham kaynağı olan, Hindistan bağımsızlık hareketinin pasif direnişçisi ve ruhani lideridir. Efsanedir…

“Mahatma” Hint dilinde “kutsal – mübarek” anlamına gelir. Ve o gerçekten kutsal ve mübarek bir kimlikti. Ondan “Satyagraha felsefesinin öncüsü” diye söz edenler de vardır, çok haklı olarak…
Peki nedir bu felsefe, mahiyeti ne ola? “Kötülüğe karşı aktif, ama hiçbir şiddet unsurunu içermeyen direniş” demektir. Yani gaddar otoriteye karşı sivil itaatsizlik…

Dünya tarihinin bağımsızlık önderi

2 Ekim 1869’da doğan ve 30 Ocak 1948’de sevenlerinin, daha doğrusu kendisine adeta tapanların arasındayken 79 yaşındayken bir suikast sonucu öldürülen Mahatma Gandhi, sadece Hindistan’ın değil, dünya tarihinin de en ünlü, özgün özgürlük ve bağımsızlık önderlerinden biridir.

İngiliz oyuncu – yönetmen Richard Attenborough onun yaşam öyküsünü muhteşem bir prodüksiyonla sinemaya uyarlarken bu eşsiz otobiyografik çalışmasında, özellikle Gandhi karakterini yorumlayan Ben Kingsley üzerinde şahane bir seçim yaptı. O kadar ki, en titiz eleştirmenler bile filmi izlediklerinde “eğer Mahatma Ganhdi mezarından kaldırılıp kameralar önüne getirilseydi kendi karakterini Ben Kingsley kadar başarılı ve etkili oynayamazdı” diyebilme noktasına geldiler.

banner134
Bilinen bir gerçek ki, yapımcılar Gandhi rolü için önce çok tanınmış oyuncu Dustin Hoffman’a öneri götürdüler. Ama Hoffman, kadın kimliğine gireceği  “Tootsie” adlı filmine hazırlandığı için bu öneriyi geri çevirmek zorunda kaldı. Bunun üzerine yapımcılar, o günlerde yeterince tanınmamış tiyatro kökenli bir İngiliz aktörü olan Ben Kingsley’e yöneldiler.

Bu olağanüstü canlandırmanın yetenekli aktörü Ben Kingsley, kendine Oscar getirecek o rolüne hazırlanabilmek için aylar öncesinden inanılmaz çabalara girişti. Yoğun araştırmalar yaparak Ganhdi’nin tüm yaşamını, özelliklerini, ideallerini ve mücadelesini didik didik etti. Bu çalışmasında ünlü tarih uzmanlarından destek aldı. Hindistan halkının arasına karışarak haftalarca onlar gibi yaşadı, onlardan Gandhi’yi dinledi, Gandhi’nin izlerini ve anılarını barındıran mekânlarda dolaştı. Fiziğini bir Gandhi fiziğine dönüştürebilme adına rejime girerek ve Gandhi gibi beslenerek aşırı kilo verdi. Hint güneşi altında saatlerce kalarak teninin rengini değiştirdi, esmerleşti.

Kutsal bir insan

Film bir İngiliz yapımı olduğu halde Gandhi’nin sömürgeci İngilizlere karşı verdiği bağımsızlık mücadelesi tam bir tarafsızlıkla yansıtıldı. Sivil direnişe karşı İngiltere’nin takındığı sert tavırlar, hatta sessizce toplanan silahsız kalabalıkların üzerine ateş açılarak yapılan faşist katliamlar bile gerçekçi ve etkileyici bir sinema diliyle yansıtıldı.

Aslında bir hukukçu olarak İngiltere’de çok iyi eğitilen bir aydın olan Gandhi’nin ülkesindeki sömürgeci İngiltere’ye karşı uyguladığı direniş yöntemleri filmde hiç eksiksiz gözler önüne seriliyor.

Mahatma Gandhi, 1942’de açık çağrıda bulunarak İngilizlerin Hindistan’’ı terk etmelerini ister. İsteği tabii ki hiç ciddiye alınmaz ve reddedilir. Bunun üzerine Gandhi, pasifizme dayalı, barışçı ve uzun soluklu mücadelesini başlatır. Kilometrelerce yürüyüşler, sivil itaatsizlikler, ırkçılık karşıtlıkları, açlık grevleri, oturma eylemleri bir yandan Hindistan’daki otoriter İngiliz yönetimini zora sokarken, bir yandan da tüm dünyanın dikkatini Hindistan’a çeker. Direniş büyük destek ve sempati toplar. Bu pasif direniş en sonunda o noktaya gelir ki, sömürgeci İngilizler pılıyı pırtıyı toplayıp Gandhi’nin önderliğinde bağımsızlığına ve özgürlüğüne koşan Hindistan’ı terk ederler

Filmde de yansıtıldığı gibi, Gandhi hiçbir siyasal makam istemedi ve ölünceye dek kutsal bir insan görünümünde kendi köşesinde çok sade bir hayat yaşadı. Bizzat çıkrıkla elinde ördüğü beyaz giysilerini kendisi yaptı. Yaşamı boyunca iştahsız bir vejeteryandı. Sebze, meyve ve pirinçten başka bir şey yemedi. Nefsine hakimiyetini her konuda gösterdi. Bir söylenceye göre cinsellikte bile… Tek eşli Gandhi, çoğu geceler iki yanında iki genç ve bakire kızla yatar ama onlara hiç el sürmezmiş.

Güncelleme Tarihi: 18 Kasım 2017, 11:35
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75