Piyano sanatçısı Ji-Yeong Mun ile röportaj

banner37

Pharos Sanat Vakfı tarafından düzenlenen 19.Pharos Oda Müziği Festivali’ne katılmak için adaya gelen ödüllü Güney Koreli 23 yaşındaki piyano sanatçısı Ji-Yeong Mun ile konser verdiği The Shoe Factory’de keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

banner87
Piyano sanatçısı Ji-Yeong Mun ile röportaj
banner99

İlk olarak ailende müzisyen birisi olup olmadığını öğrenmek isterim. Çocukluğunda müzikle ne ölçüde  ilgilendiğini merak ediyorum.
Ailemde bir tek müzisyen olan benim. 5 yaşında müziği öğrenmeye başladım. Anaokulda müzik öğretmenimiz bizlere piyano çalardı ve ben piyanonun sesini çok beğendiğim için aileme piyano öğrenmek istediğimi söyledim ve onlar da bana bu konuda yardımcı oldular. 12 yaşına kadar küçük şehrim Yeosu’da bir yerel piyano okuluna gittim. Ailem benim müziği sevdiğimi,mutlu olduğumu gördüğü için onlar da mutlu oluyordu ve beni bu yolda hep desteklediler.

Piyano dışında bir müzik aletini çalmayı düşündün mü?
Küçükken piyano dinledim ve onu çok sevdiğim için piyano çalmak istedim.Başka bir alet düşünmedim. Evde annemin bir şekilde öğrenmek için aldığı küçük bir kuyruksuz piyano vardı ama profesyonel piyano yoktu.

“2006’ya kadar klasik müzik yapılacak konser salonu olmayan bir şehirde yaşadım”

Peki ilk ne zaman profesyonel bir piyano /klasik müzik konseri dinledin?
Benim yaşadığım Güney Kore’nin güneyinde yer alan Yeosu şehri çok küçüktür ve orada klasik müzik yapılacak bir konser salonu yoktu.Bu yüzden şehre sanatçı da gelmezdi. Ben 8-9 yaşında Seul’e giderek orada bir Beethoven sonatı yorumu dinlediğimi hatırlıyorum. Ben müziği çok sevdiğim için, müzik yaparken çok mutlu olduğumdan dolayı müziğe devam ettim.

“Profesör Kim Dae-jin ile tanışmam müzikal eğitimimin yolunu açtı”

Daha ciddi olarak müzikal eğitimine nasıl devam ettin?
Daha sonra  Sunhwa Art School adlı müzik akademisine giderek bu işin eğitimine başladım ama finansal sıkıntılardan dolayı ordan ayrıldım ve evde çalışarak orta ve liseyi dışardan bitirdim. Bu arada 14 yaşında iken genç müzisyenleri desteklemeyi amaç edinen Kore Mecenat Derneği’nin düzenlediği yarışmayı kazandım ve bu bana müzikal eğitimin yolunu açtı çünkü orada profesör olan öğretmenim Kim Dae-jin ile tanıştım. 2014 yılında yine hocamın destekleriyle tam burslu olarak Kore Ulusal Sanatlar Üniversitesine başladım.

“Sahnede sadece işine konsantre olursan başarılı olursun”

Klasik müzikle ilgili yarışmaları nasıl değerlendiriyorsun? Buradaki dereceler müziğine nasıl etki yapıyor?
Daha çok genç bir yaşta profesör hocam beni yarışmaya katılmam için önerdi. Bazı yerli yarışmalarda sivrildikten sonra 14 yaşımda 8. Memoriam’daki Arthur Rubinstein Genç Piyanistler Yarışması’nda birinci geldim. Ancak 17 yaşında Almanyada düzenlenen Ettlingen Uluslararası Genç Piyanistler Yarışmasını kazandığımda medyanın da ilgisini çektim. Uluslararası alanda  2014’te Uluslararası Cenevre Yarışmasını ve 2015’te Uluslararası Busoni Yarışması kazanınca daha fazla görünür oldum ve müzik caimasında tanınır oldum.
Yarışmaların en güzel yanı güzel bir uçak yolculuğu yapıyor olmamdır. Yarışmada zaten çok kısa bir zaman sahnede kalıyorsunuz ve sizden çok özel bir şeyler çalmanızı bekliyorlar. Çok özel koşullar altında(stres,tecrübesizlik,sorumluluk,hazırlık vs.)Kısa birşeyler çalıyorsunuz ve uzman jüri onu değerlendiriyor. Ben de yarışmalara iyi hazırlandığımı düşünüyorum.Eğer sadece yapacağın işe konsantre olursan ve aklını çalacağın parça(lara) verirsen daha iyi bir sonuç alabilirsin. Zaten  hep birinci gelen akılda kalıyor ve diğerleri unutuluyor.

“Günde yaklaşık 9 saat müzik çalışıyorum”

Günlük çalışma sistemin nasıldır?
Günde yaklaşık 9 saat çalışıyorum(özellikle yarışma öncelerinde). Konser önceleri de yoğun geçiyor.Sonralarında da daha az olmakla beraber yine müzik çalışıyorum. Onun dışında okumayı çok seviyorum.Konser için Koreye gelen sanatçıları takip ediyorum. Türkiye’den Fazıl Say’ı biliyorum.

 Senin gibi profesyonel bir sanatçının günlük yaşamındaki bir günü nasıl geçirdiğini merk ediyorum.
Örneğin kaç saat çalışmaya, sosyal hayata, dinlenmeye vs.ayırıyorsun?

Müzisyen olduğum için çok mutluyum çünkü her konserde veya ortamda hem yeni hem de eski(ustalar) müzisyenlerle tanışıyorum. Onlarla sanattan, müzikten, projelerden konuşuyorum. Konserleri de eklersen tüm bunlar zaten benim hayatımın çoğu zamanını alıyor. Yolculuklar da zaman alıyor tabi ki. 

“Avrupalı seyircinin ilgisi,desteği seni gururlandırıyor”

Yurtdışı konserleri senin için nasıl geçiyor? Yorucu oluyor mu?
Avrupa konserleri benim için çok iyi. Hem konser salonları hem oradaki atmosfer hem de seyirci çok iyi. Özellikle İtalya’da bir konser mekanında verdiğim resitali hiç unutamam.  Avrupalı seyirciler ilgisi ve desteği/beğenisi senin yaptığın işten gurur duymanı sağlıyor. Tabi vücudunuz bu yurtdışı konserleri sırasında yoruluyor.Bir de üzerine bazen 14 saate varan uçak yolculukları ve jetlag eklenince birkaç gün kendinize gelemiyorsunuz.

“Yalnız piyano resitali çaldığında daha özgürsün”

Senin için piyano resitali vermekle orkestrayla çalmak arasında ne gibi farklar vardır?
Çok farklı olduğunu düşünmüyorum ama piyanoyu yalnız başına çalıyorsun ve istediğin herşeyi çalabiliyorsun. Büyük bir orkestra ile çaldığında diğer müzisyenler, şef,repertuar da çok önemli oluyor. Bir şekilde onlarla birlikte uyum içinde çalabilmek adına kendi noktanızdan ortak noktaya geliyorsunuz. Tabi ki iyi orkestralar ile daha iyi işler ortaya çıkarabiliyorsunuz. Örneğin içinde yer aldığım Haydn Orkestrası.2017 yılında Alman Gramafonu adlı ilk albümümü de yayınladım.

Tabi çoğu zaman bazı müzisyenlerin biraraya gelerek bir oda orkestrası oluşturduğunu da görüyoruz. Senin öyle bir grubun var mı?
Daha yok ama yurtdışında verdiğim konserlerde hep birlikte çaldığımız bir müzisyen grubu var ve onlarla birlikte çaldığımız için çok mutluyum.

“Konser provasından sonra uyurum ve yalnız kalıp kendimi dinlerim”

Konserlere çıkmadan neler yaparsın?
Konser günlerinde provadan sonra uyurum. Konserden önce yalnız kalıp kendimi dinlerim. Kimseyle konuşmam ve kendi içimden müzik yaparım. Sakin olurum ve öyle konsere çıkarım. Sahnedeyken de sakinliğimi koruyup çalmaya konsantre olurum. 

Oda müziğinin geleceğini nasıl görüyorsun?
Korede oda müziği orkestralarının sayısı artış gösteriyor çünkü insanlar bu müziği sık sık dinlemeye gidiyor ve gerçekten seviyor. Benim yaşadığım şehir Yeosu’da 6 yıl önce ülkenin en iyi ve güzel konser salonu Tongyeong Konser Salonu yapıldı.  

“Çok özgün bir mekan ve güzel bir seyirci vardı”

Kıbrıstaki Pharos Festivalinin atmosferini nasıl buldun?
Garoya böylesi özgün bir mekan yarattığı için ve böylesi güzel bir seyirci potansiyeli oluşturduğu için bir müzisyen olarak çok teşekkür etmeliyim. Londra’daki Keyboard Charitable Trust beni festivale önerdi ve buraya geldim. Kıbrısta çok güzel ağırlandım ve 3 gün boyunca biraz gezme imkanı buldum. Festivalin içeriği de harika.

Güncelleme Tarihi: 17 Haziran 2019, 10:51
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner96