“Sağlıklı hayatın yolu organik ürünler tüketmekten geçer”

banner37

3 yıl önce butik kafe olarak açılan O-live Organik Manav, 800’e yakın ürünü tüketiciye sunuyor

“Sağlıklı hayatın yolu organik  ürünler tüketmekten geçer”
banner90
banner99

Murat OBENLER


   Organik tarım ürünleri son yıllarda artan talepler doğrultusunda toplumumuzda daha çok kişi tarafından tercih edilir ve tüketilir oldu.

   Biz de organik bir satış yeri olarak hem üretici ile hem de tüketici ile bağlantısı olduğu için ülkedeki organik tarım konusunun son durumunu O-live Organik Manav Direktörü Orçun Cananoğlu ile konuştuk.


 

SORU: Sizi tanıyabilir miyiz? Organik ürünler dünyasından önce Orçun Cananoğlu ne gibi işler yaptı?
CANANOĞLU: Ben grafik tasarım bölümünden mezun oldum ve resmi mesleğim grafik tasarımcılıktır. 2003-2017 arasında reklam ajans sektöründe (önce bir ajansta çalışan olarak sonra da 4 arkadaş ile kendi ajansımızı kurarak) aktif olarak çalıştım. Ben kendimi girişimci olarak da adlandırıyorum çünkü ajansta yurtiçi ve yurt dışı birçok sektörle, birçok iş insanı ile iletişim kuruyorsunuz, ticari bir ilişki geliştiriyorsunuz ve birçok sektörü de yakından tanıma imkanı buluyorsunuz.

SORU: Neden başka bir şey değil de organik ürünler üzerine bir dükkan açtınız?
CANANOĞLU:
Ben yeme içmeyi seven bir insanım. Evde arkadaşlarıma servis yapmayı, sunum yapmayı seviyorum. Ama benim bambaşka bir hikayem var. Annem Serpil Cananoğlu’na 2012’de kanser teşhisi kondu ve maalesef hayatını kaybetti. Bu hastalıkla ilgili uzun tedavi süreçlerinde kanserin sebepleri, ilaç kullanımı, insan bedeni, bağışıklık sistemi, diyet ve beslenme üzerine çok fazla araştırma yaptım, çok fazla bilgi edindim.

   Bizim suyumuzdan pestisitli olarak tükettiğimiz her şeye zehirlendiğimizin bilincine o dönemde vardım.
   Güney Kıbrıs’taki organik dükkanlardan hem annemlere hem de kendi aileme alışveriş yapıyordum. Ve biz bunu kuzeyde neden yapmıyoruz fikri ile girişim yaptım çünkü Kuzey Kıbrıs’ta organik ürünlerin çoğunun satıldığı bir yer yoktu. Benim ilk zamanki düşüncem ürünü güneyden getirip kuzeyde satmaktı. Sonra sıkıntılar çıkınca Kuzey Kıbrıs’taki üreticiye yöneldim.

 

“O-live ile Güney’de bile olmayan bir  hybrid konsepti adaya kazandırdık”
 

SORU: O zamanlar organik tarım üretiminin ve mevzuatların ülkemizdeki durumu neydi?
CANANOĞLU:
Ben organik market açıp sadece bir işletme sistemi değil de marketin yanında butik kafe de açmak istiyordum. Abim Amerika’da kendi birasını yapar. Bunu burada ben de hayata geçirmek istiyordum. Lefkoşa Türk Belediyesi ile daha önce ülkede organik ürün satış yeri ve kafe konseptinin birlikte yapıldığı bir yer olmadığı için bir miktar sıkıntılar (yönetmelik, mevzuat vs.) yaşasak da onu da bir şekilde akıl yolu ile çözdük ve 2017 Temmuz ayında da üreticilerle anlaşmalarımı yapıp O-live’i butik kafe kategorisinde bir işletme olarak açtım. Bu izni bize verdikleri için LTB’ye teşekkür etmek de isterim. Amerika’da ve Avrupa’da olan hybrid konsepti böylece Kıbrıs’a getirmiş oldum. Güney’de bile olmayan bir konsepti adaya kazandırdık. Adımızı da O-live Organik Manav-Şarap, Bira ve Alkollü İçecekler Mağazası-Kahve Dükkanı koydum.

“Sertifikasyon meselesini, kurumsallaşma ve ata tohumunu önemsiyorum”
 

SORU: Kaç üretici ile çalışıyorsun ve üretici bacağında nelere dikkat ediyorsun?
CANANOĞLU:
Ben sertifikasyon meselesine çok önem veriyorum. Üreticinin ürünlerinin ve süreci birden fazla sertifikasyon kuruluşu tarafından kontrol edilmesi gerekir. Bu ülkede 2017 yılına kadar İtalyan orijinli bir firma olan ICEA organik üretici sertifikası veriyordu. İlk kez de 2007’de ülke organik tarımla tanıştı. 2017’de ise sertifikasyon verme konusunda büyük bir sıkıntı yaşandı ve daha önce Türkiye üzerinden gelip ülkede ofisi olan ICEA adlı sertifikasyon kuruluşunun yıllık ücretini ödemedikleri için o da çekip gitti. Büyük bir boşluğun olduğu bir dönemdi. Daha sonra yine Türkiye üstünden ICA adlı bir şirket geldi.
   Organik tarım ruhunu içselleştirmiş üreticileri tercih ederim, ticari kafada olanları değil. Kurumsallaşmış işletmeleri tercih ederim. İlk olarak Erson Hoca’nın Çiftliği ile anlaşarak yelpazesi geniş olan ve sürekliliği olan bu yerden ürünleri aldım. Son yıllarda genç üreticiler çıktı ve hepsine tam destek vereceğimi beyan ettim. Bu alanda artık genç, dinamik, üretimden hasada, paketlemeden fiyatlamaya kadar her şeyi bilen idealist üreticilere ihtiyaç vardır. Toplamda 4-5 üretici ile çalışırım. Her organik ürün de tamam değildir. Organiğin de güzeli, iyisi var.
   Organik tarım üretiminde seçeceğin tohum çok önemlidir. Doğru toprağa doğru tohum seçilmelidir. Ata tohumu çok önemlidir. Güney Kıbrıs’ta devletin Tohum Bankası vardır ve üreticiye Kıbrıs’a ait yerli tohum verir. Üretici de ekip o tohumu çoğaltır ve bankaya aldığı kadar geri verir. Bizde Tarım Dairesi herkese ayni tohumu verir ama belki dağda, ovada veya deniz kenarında ekeceksin. Bu defa oraya uygun olmayan bir ata tohumu kullandığın için ürün de iyi çıkmaz.
   Tabii tüketici haftalık bir yemek listesi için çeşitli ürünler olmasını ister. Tüketici bağlamında ne durumdayız?
   Tüketici olarak ilk açtığımız 3 yıl öncesinden çok daha ileri noktadayız. Organik tarım ürünleri tüketme konusunda çok daha bilinçli insanlar var. Dükkanda yaşamaktan keyif alan insanları sıklıkla görüyorum.

“Organik ürünler marketteki konvansiyonel ürünlere göre iki katı fiyatlıdır”
 

SORU: Ülkedeki ekonomik durumlar da ortada. Organik beslenme ülke şartlarında lüks tüketim kategorisine girmiyor mu?
CANANOĞLU:
Öyle oluyor tabii bu biraz bizim TL kullanmamızdan, biraz da alım gücünden kaynaklanıyor. Küçük bebeğinin sağlıklı ürünler tüketmesi için organik ürün alan çok kişi var. Buradan tüm aileye yayılan durumlar da oluyor. Sonuçta organik ürünler marketlerdeki konvansiyonel ürünlere göre iki katı fiyatlıdır. Yine de öğrenciden memur kesime, özel sektörden yabancılara kadar birçok müşterimiz vardır. Ama buraya gelen kişilerin bilinçli tüketici olduğunu söyleyebilirim.

banner134
 

SORU: Tüketiciye nasıl bir ürün portföyü sunuyorsunuz?
CANANOĞLU:
Paketli ürünler (makarnalar, soslar, baklagiller, zeytinyağı, badem, Hindistan cevizi vs. yağlar, sirkeler, bal ve reçeller, ekmek çeşitleri, kahvaltılık ürünler, atıştırmalıklar, yumurta, tavuk, süt ürünleri (organik değil ama sağlıklı sürdürülebilir tercihler olabilir)-yoğurt (bizler test yaptıktan sonra alıyoruz), sebzeler, bebek ürünleri, temizlik ve kişisel ürünler (sabun, şampuan, diş macunu vs.).
   Bir de kendi üretimimiz olan toplam 15 bira çeşidimiz var. Şu anda 200 lt. bira üretiyoruz. Biralarımızın diğerlerinden daha keyifli içildiğini söyleyebilirim. Organik, vegan ithal şaraplarımız vardır.
   Arada unuttuklarım da olabilir ama toplamda 800’e yakın kalem ürünümüz var. Pandemi sürecinde internetten satışa geçtik. Online satış çok önemli bir ihtiyaçtır.
   Coconapp uygulaması ile de internetten sipariş edilen ürünleri tüketicilerin evlerine kadar ulaştırıyoruz. O süreçte izin alarak haftanın üç günü çalıştık ve organik ürün tercih eden müşterilerimize hizmeti aksatmadan sürdürdük.
   Bana sorarsanız sağlıklı beslenmek adına her türlü paketli üründen uzak dursunlar derim çünkü mutlaka bir işlenmişlik sürecinden geçmiştir. Bir de şekerin dünyanın yasal kokaini olduğunu unutmasınlar.

 

SORU: İlginç veya sıra dışı talepler geliyor mu?
CANANOĞLU:
Yani zaman zaman oluyor ve ben de buradaki işletmecilerin çoğunun getirmek istemediği bazı ürünleri getirmek istiyorum. Ben büyük uluslararası fuarlara da katılıp oradaki yenilikleri de takip ediyorum. Bunları tüketici talepleri ile de harmanlayarak bir adım daha atacağım.

 

SORU: Yeni düşünceler, projeler, organik ürün tüketicilerine yeni müjdeleriniz var mı?
CANANOĞLU:
Surlariçi’nde bir bira satış mekanı oluşturmak istiyoruz. Avrupa Birliği desteği ile bira üretimini geliştirme projesi çerçevesinde Alayköy Sanayi Bölgesi’nde bir arsa aldık ve orada üretim tesisi yapacağız böylece üretim kapasitemizi 5 kat artıracağız.

 

SORU: Siz dönem dönem sosyal buluşma partileri de yapıyorsunuz.
CANANOĞLU:
Evet cadılar bayramı, kuruluş yıldönümlerinde partiler yapıyoruz. Çok iyi buluşmalar oluyor. İnsanlar evlerine giderken buraya uğrayıp keyifli sohbetler etsin ve bir bira içsin istiyoruz.

 

SORU: ‘2007’de ülke organik tarımla tanıştı’ dediniz. Bu tanışıklıkta dünya ülkelerinde hangi noktadayız?
CANANOĞLU:
Yani Avrupa ülkelerinin çok gerisinde olduğumuzu söyleyebilirim. Bunun için uzağa gitmeye de gerek yok. Güney’e bakarsanız farkı görürsünüz. Kuzey Kıbrıs’ta konvansiyonel tarım % 94 iken organik tarım üretimi ise sadece % 6’dır.

 

“Üreticinin, marketlerin, devlet desteğinin

ve bilinçli tüketicinin artması gerekir”
 

SORU: Nasıl daha ileriye gidebiliriz?
CANANOĞLU:
Üreticilerin artması lazım ki daha fazla üretilsin ve rekabet ile fiyatlar daha uygun bir noktaya gelsin. Satıcı marketlerin artması gerekir. Devlet fonlama ve destek mekanizmaları olarak üreticiye yardım etmeli. Kuzey Kıbrıs’ta istedikten sonra organik tarım üretimi yapılacak çok yer vardır. Tüketici bilinçlenmesi arttığı oranda bu işletmeyi de gelişmesi için zorlayacak ve o da diğer işletmeleri etkileyecek. Bunlar hep paralel giden süreçlerdir.

 

“Bisikletle gelen kişilere

ürünlerde % 10 indirim yapacağız”
 

SORU: Sanıyorum işyerlerinin belediyelerden işyeri izni alırken belli bir miktar park yeri gösterme zorunluluğu var. Bu bölgede özellikle park etmede sıkışıklık olduğunu gözlemliyorum. Neden böyle oluyor?
CANANOĞLU:
Bu park yeri meselesi tam bir kısırdöngü yaratıyor. Tam bir çarpık kentleşme örneği yaratıyoruz. Biraz uzakta olsa da hâlâ daha park için yer var ama o da şimdilik. Çözüm çok katlı otopark yapmaktır. Bu konuda bizim bir projemiz var. Şehir içi ulaşımda şiddetle bisiklet kullanımı öneririm. Buraya bisiklet ile gelen kişilere ürünlerde % 10 indirim yapacağız.

 

Güncelleme Tarihi: 11 Ağustos 2020, 14:23
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner75