“Şaka Gibi… Hatıralar ve Hatırlatmalar”

banner37

Merhum Dr. Erdoğan Mirata, kendi özel yaşamını, meslek hayatındaki anılarını ve rol üstlendiği birçok sivil toplum örgütünde yaşadığı zorlukları kaleme aldığı kitabında, olayları esprili bir dille anlattı

“Şaka Gibi… Hatıralar ve Hatırlatmalar”
banner99

Aliye ÖZENCİ

   Dr. Erdoğan Mirata, ülkenin önemli simalarından ve Kıbrıslı Türklere hizmetleriyle hep anılacak bir isim.

   2015’te kaleme aldığı “Şaka Gibi… Hatıralar ve Hatırlatmalar” adını verdiği kitabı sayesinde kendisini tanıma fırsatı bulduğum Dr. Mirata, Larnaka kazasına bağlı Köfünye köyünde başlayan çocukluk, gençlik ve yetişkinlik anılarını kaleme aldı.

   Toplumumuzda uzun yıllar diş hekimliği yapan Dr. Erdoğan Mirata, kendi anılarını ve tanıklık ettiği toplumsal yaşam içindeki olayları, “Şaka Gibi… Hatıralar ve Hatırlatmalar” adını verdiği 240 sayfalık kitabında topladı.

   Dr. Erdoğan Mirata, kendi özel yaşamını, meslek hayatındaki anılarını ve rol üstlendiği birçok sivil toplum örgütünde yaşadığı zorlukları esprili bir dille eleştirerek anlatıyor.

   Kitabın dizgi, düzelti ve düzenlemesini Birsen Karani İslyam yaptı.

   Doktorluk mesleği yanında gençlik yıllarında şiir ve edebiyata düşkünlüğüyle de tanınan, sosyal hayatıyla dikkat çeken Dr. Erdoğan Mirata, 2017’de hayata veda etti.

   Kitabının yayımlandığı o günlerde bir araya geldiğim Dr. Mirata, hayatını ve kitabında kaleme aldığı anılarını şöyle anlatmıştı:

Okul yılları ve tiyatro sevgisi

   Dr. Erdoğan Mirata, 1930 yılında Geçitkale’de doğdu. İlkokulu Geçitkale’de, liseyi de Kıbrıs İslam Lisesi’nde okudu.

   Dr. Mirata, lise yıllarında şiire, sanata, edebiyata ve hatta sahne sanatlarına ilgi duydu. Gençlik yıllarında hep aklının bir köşesinde yazmak da vardı.

   Okul yıllarında sahne aldığı bir piyes sonrası eğitimine tiyatro ve sahne sanatlarıyla devam etmek istedi ama dönemin şartları ve bakış açıları onu bu isteğinden vazgeçirdi… Mirata, anlatıyor:

   “Lise yıllarımdan bu yana hep bir şeyler yazma merakım vardı. Kültür sanat alanında her şey ilgimi çekiyordu. Özellikle tiyatroya merakım çoktu. Lise yıllarımda rahmetlik Reşat hocam, Necip Fazıl Kısakürek’in eserlerinde ‘Bir Adam Yaratmak’ isimli oyununu yıl sonu müsameresi için hazırladı. Ben de bu oyunda başrolü oynadım. Sahnede sergilediğim karakterle büyük bir takdir aldım. Bu deneyimimle birlikte eğitimime tiyatroyla devam etme kararı verdim. Ama ne yazık ki o yılların anlayışı ve şartları buna izin vermedi.

   Ben de Londra’da kabul edildiğim bir okulda hukuk okumak için yazılmaya gittim. Bölüme yazılmak için az da olsa Latince bilmek gerekiyordu. Fakat ben Latince’nin L’sini bile bilmiyordum ve hukuk okumaktan vazgeçerek apar topar Türkiye’ye geri döndüm.

   İstanbul’da bir tesadüf eseri Kıbrıslı lise arkadaşlarımla diş hekimliği bölümünde karşılaştım. Ben de diş hekimliği bölümünde bu şekilde okumaya karar verdim. 1956 yılında mezun oldum.”

Öğretmenlik yılları

   Hayatından kısa kısa kesitler anlatan Dr. Erdoğan Mirata, diş hekimi olmadan önce Türkçe öğretmenliği de yaptı. Mirata, o yıllarda tiyatro ve sanat sevgisinin yeniden alevlenmesini şöyle aktardı:

   “Liseden mezun olduktan sonra Larnaka’da Amerikan Akademi’de 3 yıllık Türkçe öğretmenliği tecrübem oldu. Amerikan Akademisi’nde 1949 öncesine kadar Türk öğretmeni yoktu. Bir tek Ermeni yaşlı bir öğretmen bulunmaktaydı. Gazetede gördüğüm bir ilanla okula başvuruda bulundum ve hemen kabul ettiler.

banner134
   Öğretmenlik yaptığım bu yıllarda içimdeki sanatın yeniden alevlendiğini hissettim. Okulda satranç, İngilizce spor dalında kulüpler kurulmuştu. Ben de Türk Kulübü’nü kurdum. Amacım ihmal edilmiş Türk çocuklarını milli amaçlar doğrultusunda eğitmek ve yetiştirmekti.

    Kendi yazdığım iki piyesi de bu kulüple birlikte sahneleme fırsatım oldu.

   O üç yıllık deneyimimle öğretmenliğin ne kadar kutsal bir meslek olduğunu anladım. Öğretmenlerin bu toplumu ayağa kaldıranlar olduğuna inananlardanım. Bizim dönemimizde öğretmenler olmasa toplum bu şekilde donanmayacaktı. Öğretmenlerimiz bize aşıladıkları bilinçle toprağımıza, milletimize sahip çıkmamızı sağladı. Onlara şükran borçluyuz. Ve dileğim şimdiki genç öğretmenlerin de o günlerin ideallerine uygun davranışlarla bu toplumu daha güzel yerlere getirmeleri. Öğretmenlik fedakarlık isteyen bir meslektir.”

“İçimde kalan burukluk”

   Dr. Erdoğan Mirata, kitabını Lefkoşa’da yer alan kliniğinde yazdı.

   Dizgi, düzelti ve düzenlemesini ise Birsen Karani İslyam yaptı. Kitabını ise kızları ve torunlarına armağan ettiğini ilk sayfalarında şu cümlelerle belirtiyor yazar:

   “Masal çağı özlemlerine karşılık vermekteki hasisliğimin ya da beceriksizliğimin bende bıraktığı burukluğu giderecek umuduyla kitabımı kızlarımla torunlarıma armağan ediyorum. İdil’e İlgen’e, Deniz’e, Can’a, Erdoğan Ege’ye İpek’e”…

“Anlatılan yeni kuşağa ışık tutar”

   Mirata, devam ediyor:

   “Başta da belirttiğim gibi yazma hevesi lise yıllarından hep aklımın bir köşesindeydi. Nihayet bir gün dedim ki çocuklarıma anlatamadığım geçmişimi, yazarak onlara hediye olarak bırakayım. Sadece onlara değil bütün gençliğe hitap etmek ve bazı konularda uyarmak istedim. Bu düşünceyle yola çıkarak kendi özelimi de içine kata kata bazen gülümseterek, bazen üzerek, bazen de acı acı satırlar yazarak bir kitap yazdım.

   Üzülerek söylüyorum ama bugün dejenere olmuş bir gençlik görmekteyim. Amacım da bu gençliği biraz uyarmak, geçmişini biraz hatırlatmak. Tabii ki geçmişe de yapışıp kalmak değil geçmişinden ders alarak önlerini daha iyi görmelerini sağlamaktır.

   Oldukça sosyal bir hayatım oldu. Birçok sivil toplum örgütünde görev aldım. Bu yoğun hayattan sonra mesleği bırakır gibi oldum. Ama vaktimin boşa gitmesini istemediğim için de kaleme sarıldım. Ne olursa olsun geçmiş neslin genç nesle yaşadıklarını anlatması bir vazifedir. Anlatılanlar yeni kuşağa ışık tutacaktır.”

  

Hatıralar ve hatırlatmalar

   Dr. Erdoğan Mirata’nın ‘Şaka Gibi… Hatıralar ve Hatırlatmalar’ kitabı okuyucuyu hem güldürüp hem düşündürüyor.

   Yazar, anılarını esperili ve taşlama şeklinde anlatıyor. Kitabın kapağında yer alan ‘Cennet Kuşu çiçeği’ ise, röportaj yaptığımız kliniğinin odasında…

   Yazar, Portekiz’den gelen bu çiçeği evinin bahçesinde yetiştirdiğini ve sevdiklerine hediye ettiğini söylüyor. Keyifle okuyacağınız bu kitabın ismi ve kapak fotoğrafında yer alan çiçeğin hikayesi ise şöyle anlatıyor yazar:

   “Kitabın adı ‘Şaka Gibi… Hatıralar ve Hatırlatmalar’…

   Şaka Gibi’nin iki manası vardır. Hiç beklenmedik üzücü bir olay olur ‘Allah Allah’ şaka gibi deriz veya çok güzel bir şey olur şaşkınlık ve sevinçle yine şaka gibi deriz. Dolayısıyla kitabımda anlattığım yaşanmışlıklara ve kitabın ruhuna uygun olarak bu ismi düşündüm. Asıl amacım hatıralar ve hatırlatmalar.

   Bu hatıraların içinde sürpriz olaylar ve hatıraların içinde parmak ısırtacak olaylar da yer almakta. Sonuçta ilgi göreceğini umuyorum ve bekliyorum.

   Kitabımın kapağında yer alan çiçeğin ismi de Cennet Kuşu’dur. Portekiz’den gelen bu çiçek benim için değerli. Yazı yazmak kolay ama kitap haline getirmek hayli zor. Karalamalarla yüzlerce sayfa metni düzelterek bilgisayara aktaran Birsen Karani İslyam’a, bunu kitap haline getirmekte inanılmaz gayretleri olan Hasan Kahvecioğlu’na minnettarım.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75