Sanatsal güzellik ve şiirde renklerin yarattığı etki

banner37

Sanatsal güzellik ve şiirde renklerin yarattığı etki
banner90
banner99

Ahmet UÇAR

Sanatsal güzellik ve bu güzelliğin alımlayıcı (izleyici) üzerindeki etkileri üzerine estetik felsefesinde birçok tartışmayla karşılaşırız.


En belirgin tartışma ise ortak estetik yargıların olup olmadığı yönündedir. Yani estetik, biraz daha açarsak sanat eserindeki güzellik kişiden kişiye değişebilir bir nitelikte midir, yoksa tüm insanlarda ortak bir güzellik algısı mı söz konusudur?


Felsefe tarihinde önemli bir yerde duran Kant, (sanat eserindeki) güzelliğin tüm insanlarda aynı olduğunu, hatta insan olmasa bile sanat eserinde belli bir estetiğin bulunduğunu savunur. Ona göre güzellik zorunlu olarak vardır. Yani ortada bir sanat eseri varsa bu eserde mutlaka güzellik / estetik de bulunmaktadır. Bu nedenle ortak estetik yargılar mümkündür.


Bu düşünüşün tam tersini ise Croce ortak estetik yargıların olmadığını ele alarak savunmuştur. Ona göre bir sanat eseriyle karşılaşan birey belli bir kültürün, coğrafyanın, cinsiyetin, bakış açısının etkisi altındadır. Bu nedenle birey, bir esere baktığında o eseri kendinde bulunan özelliklerinden hareketle anlamlandırır. Bu da demek oluyor ki Croce’ye göre sanat eserlerindeki güzellik tüm insanlarda ortak değildir, aksine kişiden kişiye değişmektedir.

Theodor Lipps de estetik konusuna psikolojik anlamda yaklaşmış ve bir sanat eserinin bireyin psikolojik durumuna göre güzellik kazandığını öne sürmüştür.


Sanatsal güzelliğin sadece var olan metinde bulunan özelliklerden yola çıkarak bulunabileceğini dile getiren yapısalcı eleştirmenlerin yanı sıra yukarıda da sözünü ettiğimiz gibi bu güzelliğin bireyin psikolojik durumuyla birlikte tüm birikimleriyle var oluşunu sağlaması da söz konusudur.


Sanatın insanlık tarihi boyunca insanın ruhundaki yaratıcılık ve sanat ihtiyacı nedeniyle varlığını oluşturduğunu düşündüğümde bana göre de bir sanat eserine güzellik veren şeyin sanat eserini izleyen kişinin içinde bulundurduğu birikimidir.


Bu duruma psikolojik olarak yaklaştığımızda da olayların ve durumların herhangi bir anlamının bulunmadığını, o olay ve durumlara anlamı verenin insan olduğunu hatırlamamız gerekecektir.

İoanna Kuçuradi, İnsan ve Değerleri adlı eserinde farklı kişilerin aynı koşullar altında aynı durum ve olaylara farklı tepkiler verdiğini dile getirirken, aslında insanın içinde bulunan unsurların dönüştürücülüğüne vurgu yapmaktadır.


Öyleyse, bir sanat eserini anlamlı ve güzel yapan sanatçı ve sanat eserinden çok sanatseverdir.

Rengin izleyicide yarattığı etkiler


Bu tartışmalara farklı bir perspektiften baktığımızda ise sanat eserine güzellik katanın insanın birikimi olduğu kadar, eserdeki özelliklerin de insanda birtakım etkiler yarattığı söylenebilir. Theodor Lipps, estetiğe psikolojik açıdan yaklaşırken bu duruma vurgu yaparak, sanat eserinin izleyicide yarattığı etkileri hesaba katar.


Bu yaklaşımdan yola çıkarak sanat eserlerinde yer alan ve hayatımızın tamamını kaplayan renklerin izleyicide birçok yandan çeşitli etkiler yarattığını söyleyebileceğimizi düşünüyorum.


banner134
Resimler başta olmak üzere, şiirlerde ve diğer edebi türlerde yer alan renklerin okurda çeşitli duygulanmalar yarattığı söylenebilir. Tam bu noktada dilbilimsel incelemede karşımıza çıkan kelimelerin duygu değerleri, yani işlevi konusu da akla getirilmelidir.


Edip Cansever’in O Mavilik Derdi şiirinde geçen “Bir kadın da değilsin, bir kişi de değilsin / Bir kuş olsa mavilik derdi buna.” Dizelerine bakıldığında bu dizelerde geçen rengin mavi olması, kuş göstergesiyle birlikte düşünüldüğünde okurun zihninde sonsuzluk, umut, derinlik, huzur gibi çağrışımlar oluşturmaktadır. Bu dizede mavi yerine başka bir rengin yer aldığını hayal ettiğimizde aynı etkinin olmadığını görürüz.

Cemal Süreya’nın Gül şiirinde geçen “Ellerini alıyorum sabah kadar seviyorum / Ellerin beyaz tekrar beyaz tekrar beyaz / İstasyonda tiren oluyor biraz / Ben bazan istasyonu bulamayan bir adamım” dizelerinde geçen beyaz rengi de okurun zihninde değişik bir etkiye sahiptir. Öyle ki beyaz kültürel birikim anlamında saflığı, temizliği, yeniden başlamayı hatta kimi zaman yokluğu, sisi hatırlatır. Söz konusu şiirde sevgili motifinin ellerinin beyaz olması okurda da bazı benzer etkiler yaratır.


Yine Cemal Süreya’dan verilen “Kırmızı bir kuştur soluğum / Kumral göklerinde saçlarının / Seni kucağıma alıyorum / Tarifsiz uzuyor bacakların/ Kırmızı bir at oluyor soluğum / Yüzünün yanmasından anlıyorum

Yoksuluz gecelerimiz çok kısa / Dörtnala sevişmek lazım” dizelerine bakıldığında erotik bir şiir diline sahip olan şairin soluğunu kırmızı bir kuşa ve ata, sevgilinin saçlarını kumral bir göğe benzetmesi de okuru heyecanlandırmaktadır. Öyle ki bilindiği gibi “kırmızı”, aşkı ve erotizmi simgelemektedir.


Nâzım Hikmet’in Hapiste Yatacak Olana Bazı Öğütler şiirinde geçen “Bir de kimbilir, / Sevdiğin kadın sevmez olur, / Ufak bir iş deme, / Yemyeşil bir dal kırılmış gibi gelir, / İçerdeki adama.” Dizelerindeki yemyeşil dal tamlaması da okuru farklı etkilerin kucağına atar. Yeşil renk de doğuşun, dirilişin, umudun, filizlenmenin güzelliğini akla getirir.


Attila İlhan’ın Cinayet Saati şiirinde de aynı renkle karşılaşırız: “Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi /

Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu / Dört bıçak çekip vurdular dört kişi / Yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu”. Görüldüğü gibi bu dizelerde de yemyeşil bir ayın gökte dağılması okura umudun, güzelliğini, aydınlığın kaybolduğunu hissettirmektedir.


Tüm bu unsurları düşündüğümüzde estetiğin, sanat eserindeki unsurlarla alımlayıcıdaki (izleyici/ okur) unsurların birleşmesinden doğduğunu söylememiz mümkündür.


Estetik felsefesinde bazı düşünürler güzelliğin eserde, bazı düşünürler ise sanatseverde olduğunu dile getirse de sanatsal güzelliğin bu iki öznenin birleşmesiyle oluştuğunu savunuyorum.


Öyle ki bir sanat eserine alımlayıcı (sanatsever) birikimiyle anlam verirken, aynı sanat eseri alımlayıcıyı da etkisi altına almaktadır.


Söz konusu etki ise en çok renkler aracılığıyla karşımıza çıkar. Renklerin bireyin psikolojisindeki etkilerini düşündüğümüzde şiirlerde geçen renklerin okuru farklı ruh halleri içerisine soktuğu ortadadır.


Mavi huzuru, derinliği, yalnızlığı; kırmızı, aşkı, erotizmi ; yeşil, yeniden doğuşu, aydınlığı düşündürürken, beyaz ise temizliği, saflığı, hatta yokluğu çağrıştırmaktadır.


Görüldüğü gibi okur ile sanat eseri arasındaki estetik ortaklık renklerin de işin içerisine girmesiyle psikolojik boyuttan sanatsal bir forma evrilmektedir.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75