Sanki Kıbrıslı Türklerin öyküsü: Cennet Sineması

banner37

Sinema sadece eğlence değildir. Sevginin, dayanışmanın ve sosyal sorunların çözümünün de anahtarı ve mekânıdır. O unutulmaz filmin konusu olan ve aynen Kıbrıslı Türklerin bir dönemini çağrıştıran Sicilya’daki “Cinema Paradiso” bunu o kadar güzel anlatıyor ki… Bir zamanlar sinemayı yaşam biçimine dönüştürmüş olan Kıbrıslı Türklerin o durumunu inanılmaz biçimde çağrıştıran film 1988 yapımıdır… Orijinal adı NUOVO CINEMA PARADISO. Yani “Cennet Sineması”.

Sanki Kıbrıslı Türklerin öyküsü: Cennet Sineması
banner8

İtalyan sinemacı Giuseppe Tornatore’nin hem yazıp hem de yönettiği içtenlik yüklü bu film, sinema sanatına yapılmış en anlamlı güzellemelerden biridir. O nedenle sinema klasikleri arasındaki yeri baş sıralardadır.

Tornatore’nin kendi yaşamından ve sinema tutkusundan da bariz esintiler taşıması, bu filmi bir o kadar daha çekici yapmaktadır. Zaten annesi “Alfredo öldü” deyince çocukluk günlerine giden ve nostaljiyi derinden yaşamaya başlayan bir sinema yönetmeninin anıları üzerine kurulmuştur o öykü. Filmin başında annenin öldüğünü duyurduğu “Alfredo”, Cennet Sineması’nın babacan ve sevecen sahibidir…

Sinema tek ilgi alanıydı

Zaman 50’li yıllar… İkinci Dünya Savaşı’ndan yeni çıkmış olan İtalya, hayli yoksul. Televizyonun henüz yaygınlaşıp insanları esir almadığı günlerde, Sicilya’nın bir kasabasındaki sinema, yöre insanlarının en büyük tutkusudur. Topluluğun başka bir ilgi alanı zaten yoktur. Yaşam, kasabanın mütevazı sinemasının içinde ve çevresinde geçmektedir. Filmlerle beslenen kasabalılar sosyal yaşamlarını da “Cinema Paradiso”nun içinde ve çevresinde sürdürmektedirler.

Salon, onlar için sadece bir eğlence mekânı değildir. Toplanma ve sohbet yeri, sorunlarına çözüm arama merkezidir de aynı zamanda… Sinemanın varlığı sayesinde herkes neşe ve dayanışma içinde. Kasabanın sevimli rahibi ise, tek başına sinemanın sansür kuruludur. Filmin cinsellik içeren sahnelerine ve bu sahnelerde azgınlaşan gençlere hemen müdahale etmektedir tatlı - sert biçimde. Gelgelelim kasabanın işveli ve anasının gözü fahişesi de, bir yandan sinemadan müşteri toplamaktadır!..

Zamanın neredeyse tümünü “Cennet Sineması”nda film ruloları ve projeksiyon ışıkları arasında geçiren küçük oğlan, sinemanın makinisti Alfredo’nun en büyük yardımcısıdır. Çocuk, bir yandan filmlerin gösterilmesine yardımcı olmakta, bir yandan da makinist odasının projeksiyon deliklerinden gösterdikleri filmleri izlemekte. Ve salon her zaman dolu. Ek sandalyeleri ve yastıklarıyla salona akın etmekte olan insanlar zor yer bulabilmekte.

Alfredo ile onu babası gibi gören küçük oğlan kalabalığın tümünün gösterimlerden yararlanabilmesi adına paylaşımcı bir çare üretirler günün birinde. Nasıl mı? Bir sosyal proje üreterek: Sinema dışındaki meydanın beyaz badanalı duvarlarına da yansıtmaya başlarlar gösterimdeki filmleri. Duvarlar sinema perdesine dönüşür bir anda. Sokaklarda sinema şenliği başlar. Hele bir de sinema bedava olunca!

banner134
İnsanların sevinci karşısında çok mutludur yaşlı sinemacı ile minik çırağı. Yüksekten gülücükler saçarak izlerler meydandaki halkın sevincini ve coşkusunu. Ama bir dikkatsizlik sonucu projeksiyon makinesinde başlayan yangın bütün salonu kısa sürede sarar. “Cennet Sineması” kül olur. En kötüsü, yangın sırasında ağır yaralanan ve çocuk tarafından sürüklenerek dışarıya çıkarılan makinist Alfredo görme yeteneğini tümden yitirir. Kör olur…

Ama kasaba halkı sinemasız kalabilir mi? Kalamaz… Halkın yoğun isteği ve baskısı üzerine, kasabanın zengini, yanan sinemayı daha lüks biçimde yeniden inşa edecektir. Alfredo, artık kör olmasına karşın,  işin tekniğini öğrettiği çocuğun yardımıyla işini bu kez o lüks salonda sürdürecek ve kasabanın sinema şenliği berdevam olacaktır.

Film Oscar aldı

Makinist Alfredo rolündeki Philippe Noiret, sanat yaşamının en etkileyici karakterlerinden birini bu filmde canlandırıyor. Diğer rollerde Antonella Atini, Enzo Cannavale, Isa Danieli, Leo Guiletto, Marco Leonardi, Pupella Maggio, Agnese Nano, Leopoldo Trieste gibi sanatçılar var. Ki tümü de, bu duygulandıran, güldüren ve düşündüren İtalyan filminde, son derece eğlendirici ve enerjik karakterleri başarıyla yorumladılar.

Yabancı film dalında Oscar alan “Cennet Sineması”, ayrıca yönetmenine Cannes Film Festivali’nin büyük ödülünü de kazandırdı. Filmin görüntü yönetmeni Blasco Giurato. Müziklerde ise Andrea Morricone ile Ennio Morricone’nun imzaları var.

Gelelim bizim yerel sinema dünyamıza:

Sinema tarihindeki “Cinema Paradiso” efsanesi bilinerek mi, yoksa bilinmeyerek mi ad seçimi yapılmıştı, bundan pek emin değilim ama Larnaka Türklerinin ünlü sinemasının adı da “Cennet” idi. Bu mekân, yıllar boyu sadece sinema işlevine değil, Larnaka ve bölge Türk halkının birçok kültürel - sosyal – siyasal etkinliğine de ev sahipliğini üstlenmişti. O mekân, düğünlere, konserlere, defilelere, güzellik yarışmalarına, siyasi toplantılara kucak açmıştı yıllar boyu… Larnaka Türklerinin yoktu ki ondan başka bir salonu… Kıbrıs Türk halkının en eski kültür festivali olan “İskele Festivali” bu sinemanın içinde doğmuş, festivalin pek çok etkinliğine ve gösterisine de bu sinema kucak açmıştı. Kıbrıs Türk halkının ilk güzellik yarışması da 60’lı yılların ortasında bu festivalin kapsamına alınmış ve yarışma da “Larnaka Cennet Sineması”nda yapılmıştı.

Filmin Oscar’lı yönetmeni Gioseppe Tornatore 27 Mayıs 1956’da İtalya’nın Bagheria kentinde doğdu. 16 yaşından itibaren sinemaya ilgi duydu. Sahne çalışmalarındaki başarısını genç yaşta sinemaya da taşıdı. Kendisini Oscar’la buluşturan “Cennet Sineması”nı 32 yaşında çekti. Ses getiren diğer filmleri “En İyi Teklif”, “Melena” ve “Baaria.” Senaryo yazarlığıyla da ünlüdür.

Filmin başrol oyuncusu Noiret, 1 Ekim 1930, Lille doğumlu. 23 Kasım 2006’da Paris'te öldü. Fransa’nın, övgü kaynağı uluslararası üne sahip aktörlerinden biridir. Noiret lise eğitimini tamamladıktan sonra 1953 yılında Jean Vilar tarafından yönetilen “Theatre National Populaire”e girdi ve daha sonra sinemayı da kapsayacak olan oyunculuk yeteneğini orada geliştirdi. “Postacı”, “Sil Baştan”, “Zazi Metro’da”, “Generallerin Gecesi”, “Saganne Kalesi” ve “French Connection”, onun belleklerde iz bırakan önemli filmleridir.

Güncelleme Tarihi: 03 Eylül 2016, 10:58
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75