Seni unutmayacağız

banner37

Araştırmacı, tarihçi, şair ve yazar… Usta isim Bener Hakkı Hakeri’yi 6’ncı ölüm yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz

banner87
Seni unutmayacağız
banner99

Aliye ÖZENCİ

banner9

Yıllar geçse de; unutulmayan, akıllara kazınan, yüreklerde hep var olan insanlar olur hayatımızda. Benim için de bu değere sahip bir isim var… “Kıbrıs’ın Diyojen’i” olarak bilinen Bener Hakkı Hakeri...

Birlikte çalışma imkanı bulduğum Bener Hocamızın aramızdan ayrılışının 6’ncı yılı… Yokluğunu hissediyoruz… Sohbetlerini, bizi bilgilendirmesini özlüyoruz…

Eğer bizleri bir yerlerden görüyor ve duyuyorsan seni hiç unutmayacağımız bil…

Bener Hakkı Hakeri, 1936'da Limasol'da doğdu, Lefkoşa Erkek Lisesi’nde okudu. Yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde tamamlayan Hakeri, bir süre ilkokul öğretmenliği ardından Bekirpaşa Lisesi'nde Felsefe öğretmenliği yaptı.

1989 yılında kendi isteğiyle öğretmenlik görevinden ayrıldı ve emekli oldu.

''Kaynak” ve “H” gibi dergileri çıkaran araştırmacı, şair, yazar Hakeri, Kemal Deniz'in yayımladığı “Köylü” gazetesinde yazılar yazdı. Ardından birçok gazetede sanat ve politika üzerine yazılar yayımlayan Hakeri, hayatının son gününe kadar KIBRIS Gazetesi’nde çalışmaya devam etti.

Dervişe Hakeri ile evli olan Bener Hakkı Hakeri’nin Zehra ve Hamit adlı iki çocuğu, Derin ve Bener Hakeri Kayıkçı adlı iki torunu var.

2003 yılında yakinen tanışma fırsatı bulduğum Bener Hocamızı, 12 Ekim 2013’te kaybettik. O gün bizim için büyük bir şok ve acıydı…

Aramızdan ayrılışının altıncı senesinde de onu sevgi ve saygıyla anmak istedim.

Daha dün gibi elinde sözlüklerle bizim yazım hatalarımızı düzeltmeye çalıştığını, sinir olduğu zaman arkasını dönüp söylene söylene yerine gitmesi gözümün önünde.

Oldukça bilgili ve bilinçli bir insandı… Ondan öğrenecek nice bilgiler vardı ancak gidişi erken oldu…

İnatçı bir kişiliğe sahip olan Bener Hocamız, ayaklı bir ansiklopedi gibiydi… O, bizim için büyük bir değerdi.

Onu, bize bıraktığı eserler ve anılarıyla yaşatacağız. Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun hocam...

Dervişe Hakeri: Olayların içinde

bana evlenme teklif etmişti

Sevgili eşi ve hayat arkadaşı Dervişe Hakeri, KIBRIS Ekran okuyucularına Bener Hocamızı anlattı.

Bener Hocanın hayatının önemli bir bölümünün İskele’de geçtiğini anlatan Dervişe Hakeri, şöyle diyor:

“İskele’de hayatının en keyifli dönemlerini geçirdi. Çünkü en iyi dostluklarını, orada beraber öğretmenlik yaptığı kişilerle kurmuştu. Ailece görüşmelerden ve onlarla yaptığı sohbetlerden çok keyif alırdı.

Çok uyumlu bir eş ve iyi bir babaydı. 1974 yılında Lefkara’ya öğretmen olarak geldiğinde tanıştık. Evlenmeye karar verdik ama 74 olayları çıkınca Lefkara’dan İskele’ye göç ettik ve burada evlendik.

Birçok mutlu anımız oldu ama beni en çok mutlu eden 74 olayları sürerken o karmaşanın içinde bana evlenme teklif etmesiydi. O sıralarda hissettiğim korku, birden güvene dönmüştü”.

“Kitapları onun herşeyiydi”

Bener Hocamız, her zaman okumayı, araştırmayı, bilgilerini yazarak okuyucuya aktarmayı, çevresindekilere anlatmayı çok severdi.

Disiplinli ve düzenli bir iş hayatı vardı. Evde de böyle miydi diye Dervişe Hanım’a sordum…

“Her türlü kırtasiye malzemesi mutlaka yanında olmalıydı. Çok düzenli çalışırdı. Araştırma için topladığı kitap ve gazeteler kolaylıkla ulaşabileceği yerde olmalıydı. Sahip olduğu kitaplar konusunda da takıntıları vardı. Onlara gözü gibi bakar başlarına bir şey gelmemesi için dikkat ederdi”.

Bener H. Hakeri’nin yayımladığı kitapları ise sırasıyla; Lefkoşa'nın Fethi, (1956 ve 1962); Şiirlerle Nasrettin Hoca, (1956); Aşkların Aşkı, (1962); Limasol Türk Savunması, (1964); Limasol'da İkinci Plevne Savunması, (1965); İnsan Niçin Okur?, (1979); Kıbrıs'ta Halk Ağzından Derlenmiş Sözcükler Sözlüğü, (1982); Kıbrıs'ta Tarihi Eserler, (1983); Kıbrıs Tarihi, (1985); Başlangıcından 1878'e dek Kıbrıs Tarihi, (1993); Kıbrıs Türk Ansiklopedisi, (1992); Hakeri'nin Kıbrıs Türkçesi Sözlüğü, (2003).

Dervişe Hakeri bu kitapları özenle saklıyor.

“Eğlenceli bir babaydı”

Bener ve Zehra Hakkeri’nin evlatları Zehra ve Hamit de, babalarını anlattı:

“Çok rahat ve geçinilmesi kolay, eğlenceli bir babaydı. Öğüt verir fakat son kararı her zaman bize bırakırdı. Verdiğimiz kararları da sorgulamazdı. ‘Hayatınızda verdiğiniz kararlardan siz sorumlusunuz’ derdi. ‘Bir konuda ne yapacağınıza karar verirken sonuçlarının ne olabileceğini iyice düşünün’ derdi.

Beraber çıktığımız ilk yurt dışı gezisi çok keyifli ve eğlenceli geçmişti. Babamızın ne kadar eğlenceli bir insan olabileceğini orada anlamıştık”.

Zehra ve Hamit, babalarından kalan değerlere sahip çıkıyor, yıllarca yazı yazdığı daktilosunu ve kullandığı gözlüğünü de hatıra olarak saklıyor.

**

Sevilay Sadıkoğlu’ndan Bener Hocamıza

Bener Hakkı Hakeri…

Tam da adını hak ederdi rahmetli hocamız…

Altı yıl nasıl da geçti…

Gazetedeki yeri altı yıldır boş kaldı…

Sigara ve kahve ile dosttu…

Bir de bizimle…

Çok candan bir arkadaştı…

Çok hassas bir yapısı vardı..

Biraz kırgındı yüreği, nedendi, hiç anlatmadı…

Çok şey öğrendik ondan…

Yirmiden fazla kitap yayımladı, hiç övünmedi bildikleriyle…

Gösterişi sevmezdi.

Kendine has Türkçesi vardı.

Hiç “Limasol” demedi, Leymosun’du ona göre…

Her sıkıştığımızda yanımızda oldu.

Ne sorsak yorulmadan, usanmadan anlattı.

Sigara ve kahve vazgeçilmeziydi ne yazık ki..

Asla vazgeçmek istemedi o iki zararlıdan.

Oysa istese vazgeçerdi…

İşine çok bağlıydı…

Yıllarca birlikte çalıştık KIBRIS Gazetesi’nde.

Bir gün bile kırmadı bizi…

Bir cumartesi günü, yazısını getirmişti gazeteye içinde hiç bitmeyen o meslek aşkı ile…

Son yazısı olduğunu nereden bilecekti?

İnanmak zor oldu gidişine…

Gazetedeki sandalyesinin boşluğuna alışmak da…

Ama zaman her şeyin ilacı…

Zamanla alıştık ama, O’nu çok özlüyoruz…

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner96