Sevdaları ve tutkuları ortak

banner37

“Kıbrıs’ın Son Gurbetleri” fotoğraf sergisiyle ülkede büyük ses getiren Yıltan Taşçı, Mustafa Evirgen, Ceyhan Özyıldız ve Mustafa Müezzinoğlu’nun oluşturduğu “Prime Four” grubu çalışmalarına devam ediyor

banner87
Sevdaları ve tutkuları ortak
banner99

Aliye ÖZENCİ

Ülkemizin tanınmış isimlerinden Yıltan Taşçı, Mustafa Evirgen, Ceyhan Özyıldız ve Mustafa Müezzinoğlu’nun oluşturduğu “Prime Four” grubu,  bilgi yetenek ve tecrübelerini ortaya koyarak geniş çaplı bir çalışmayı sanatseverlerle buluşturdu.

Çektikleri fotoğraf kareleriyle, hayattan kesitler sunan grubun çalışmaları büyük takdir topladı.

Grup, geçtiğimiz yıllarda 55. sanat yılını kutlayan öykü yazarı ve şair M. Kansu için “Ustaya Saygı Duruşu” temasıyla oluşturulan “6 Mevsim Geçti” kitabı için bir araya geldi.

Fotoğrafçılar, M. Kansu’nun “Haiku” türü şiirlerine fotoğraflarıyla katkı koydu.

Bu proje çerçevesinde uyumlu ve başarılı bir süreç geçiren fotoğrafçılar, daha farklı projelerde birlikte çalışma kararı aldı.

Prime Four grubu kurulduktan sonra ilk proje, ülkede büyük ses getiren “Kıbrıs’ın Son Gurbetleri” fotoğraf sergisi oldu.

Grup şimdi de “Maronitler” isimli ikinci projeleri üzerinde çalışıyor.

Müezzinoğlu: Fotoğraflar, kendi

varlıklarıyla anlatımcı dile sahip

Grup üyesi Mustafa Müezzinoğlu, “Kıbrıs’ın Son Gurbetleri” çalışmasının sürecini şöyle anlattı:

“Bu insanlar içinden birçok kişinin ülke dışına göç etmesi, ülkede kalanların da zamanla köklü değişimlere maruz kalması bu projeyi seçmemize sebep olmuştur. Kıbrıs’taki gurbetleri fotoğraflamak için uğraşmaya başladığımız ilk andan itibaren farkına vardık ki, gerçekten bu insanlara has geleneksel ve kültürel değerler, gün geçtikçe azaldı. Hatta bazıları, yok olmaya yüz tutmuş veya yok olmuştur. Kitabımız için karar kıldığımız ana başlık da zaten bu durumun özetidir. Başlık içindeki ‘Son’ ifadesi, bu yüzden kullanılmıştır.

Grup üyeleri uzun soluklu bir çalışma sonucunda çekilen fotoğrafların sergilenmesine ve kitaplaştırılmasına karar verdi. Zaten proje için gerçekleştirilen ön toplantılarda da sergi ve kitap sunumu olacağı kararı verilmişti. Çalışmalarımızı geçen sene tamamladık ve sergi-kitap sunumu için tarih ve mekân belirledik.

Çektiğimiz fotoğrafları, ‘Kıbrıs’ın Son Gurbetleri’ adlı kitapta topladık.

Kitap sosyo-kültürel bir belge niteliğindedir. Tam anlamıyla fotojurnalistik bir yaklaşımla üretilmemiştir. Fotoğraflar, salt kendi varlıklarıyla zaten bir anlatımcı dile sahiptir. Biz de tam anlamıyla fotojurnalistik bir yaklaşım istemediğimiz için, fotoğraf altı destekleyici alt yazılı metinler kullanmadık”.

Unutulmayan bir anı…

Yıltan Taşçı, Mustafa Evirgen, Ceyhan Özyıldız ve Mustafa Müezzinoğlu “Prime Four” grubu üyeleri, gurbetlerle ilgili çalışmalarını sürdürürken birçok da anı biriktirdi.

Grup adına sözcülük eden Mustafa Müezzinoğlu, yaşadıkları bir anıyı şöyle paylaştı:

“Mağusa bölgesinde barakalarda yaşayan gurbetleri fotoğraflamaya gittiğimizde, birkaç kişiyi fotoğrafladıktan sonra ben ve Mustafa Evirgen, biraz daha ötede bir adamla karşılaştık. Kendisini rahatlatıp fotoğrafı çekme amacımızı uzun uzun anlattık. Bu süreçte adam, bizi sabırla ve sessizlik içinde dinledi. Sonunda adamı ikna edip fotoğrafını çekebileceğimizi düşünürken, adam, bize ne dese beğenirsiniz?

‘Ben gurbet değilim, Pakistanlıyım! Gurbetler orada!’…”.

SORU: Fotoğraf ustalarını daha yakından tanıyalım…

MÜEZZİNOĞLU: 26 Eylül 1980’de Lefkoşa’da doğdum. Evli ve iki çocuk babasıyım. Fotoğraf ve sanat, benim için adeta bir nefes gibidir. Bilgi ve deneyim birikimimi, fotoğraf camiasındaki herkesle paylaşmaktan her zaman mutluluk duyan bir insanım.

ÖZYILDIZ: 1973, Lefkoşa doğumluyum. Kütüphaneciyim. Edebiyat, fotoğraf ve grafik tasarımla profesyonel anlamda ilgilenmekteyim. Üç tanesi kendimin, iki tanesi de ortak olmak üzere, beş kitabım bulunmaktadır.

EVİRGEN: 1966 yılında Baf kazasına bağlı Antroliku (Gündoğdu) köyünde doğdum, 1974’ten sonra kuzeye göç ederek bugünkü adı Çamlıbel olan Mirtu köyüne yerleştim. İlkokulu Androliku ve Çamlıbel’de okudum, orta ve liseyi ise Lefkoşa’da bitirdim. AÖF İşletme, AÖF Fotoğrafçılık ve Kameramanlık bölümlerinden mezun oldum. Bir kamu kurumunda çalışıyorum. Evli ve iki erkek çocuk babasıyım.

Uluslararası fotoğraf yarışmalarında elde ettiğim başarılardan dolayı FIAP (Uluslararası Fotoğraf Federasyonu) tarafından EFIAP/S (ExcellenceFiap/Silver) ve IUP (InternatıonalUnionPhotographers) tarafından ise EIUP (Elite IUP) ünvanlarına layık görüldüm.

TAŞÇI: 1957’de Kıbrıs’ın başkenti Lefkoşa’da doğdum. Fotoğraf makinesiyle 1972’de tanıştım. 1979-1986 yıllarında “Söz, Birlik, Kıbrıs Postası” gazetelerinde foto muhabirliği yaptım. Bu süreçte “Deklanşöre Takılanlar” adlı köşemde her gün fotoğraflarımı yayınladım. 2008’de yakın arkadaşım Tevfik İleri’nin teşviki ve desteği ile sanatsal fotoğraflar çekmeye başladım.

2009’dan bugüne dek 13 fotoğraf sergisi açtım. 2014’te;  Mustafa Evirgen, Ceyhan Özyıldız ve Mustafa Müezzinoğlu ile birlikte “Prime Four” fotoğraf grubunu oluşturduk. 2017’de Yıltan Taşçı Akademi’yi kurdum. Birçok öğrenciye temel fotoğrafçılık ve kompozisyon dersleri verdim.  Kıbrıs Fotoğraf Sanatı Derneği (KIFSAD) ve Sille Sanat Sarayı üyesiyim.

İlk fotoğraf makineleri

SORU: İlk fotoğraf makineniz neydi?

MÜEZZİNOĞLU: İlk fotoğraf makinem, 1998’de sevgili dayım Ali Yücel Pehlivan tarafından hediye edilen filmli SLR bir makineydi. İlk yıllardan itibaren sanat tarihi, estetik, fotoğraf tarihi ve sanata dair birçok kitapla kendimi geliştirmeye çalıştım. 2012’den bu yana FIAP ve PSA patronajlı uluslararası fotoğraf yarışmalarına katılmaktayım. FIAP’ın şahsıma layık gördüğü EFIAP unvanını elde etmek ve Anadolu Üniversitesi Fotoğrafçılık ve kameramanlık bölümünden mezun olmak, gelişimim için attığım iki önemli adımdır.

EVİRGEN: İlk fotoğraf makinem ortaokul yıllarımda babamın hediye ettiği küçük bir kompakt fotoğraf makinesiydi. Önceleri aile ve arkadaş çevresinde hatıra amaçlı fotoğraf çekiyordum, çektikçe fotoğrafa olan ilgim artmaya başladı ve bir süre sonra bu bana yeterli gelmemeye başladı. Makinemi satarak ilk SLR fotoğraf makinemi aldım ve sanatsal fotoğraflar çekmeye çalıştım. Fotoğrafçılıkla ilgili herhangi bir eğitim almadım tamamen kendi kendimi geliştirdim.

TAŞÇI: İlk fotoğraf makinemi 1972’de aldım. Eğitim almadım. Kendi kendimi yetiştirdim.

“İyi fotoğraf çekebilmek için bilgi şart”

SORU: Sosyal medya ve teknolojinin etkisiyle bugün herkes kendine göre iyi veya kötü fotoğraflar çekiyor. Doğru ve kaliteli fotoğraf çekmek isteyenlere tavsiyeniz nedir?

ÖZYILDIZ: Hobi olarak fotoğraf çekeceklere söyleyeceğim bir şey yok. Fotoğraf çekmeye devam etsinler. Fotoğrafla ciddi anlamda ilgilenecekler ise edebiyattan diğer sanatlara değin çok okusunlar, çok çok öğrensinler, çok çok film, belgesel izlesinler, fotoğraf görsünler. Sanatçı yönlerini, sanatçı sezgilerini geliştirsinler. Dünyaya baksınlar ve dünyayı dinlesinler. Kendilerine dönsünler ve kendilerini dinlesinler.

MÜEZZİNOĞLU: Fotoğraf üretmek isteyen herkes; estetik ve kompozisyonla ilgili bilgilerini zenginleştirmeli, sanat tarihini ve fotoğraf tarihini takip edip algılamaya çalışmalıdır. Bu bilgi ve deneyim zenginleştirilip fotoğrafçının kendi kabiliyetleriyle harmanlanınca güçlü fotoğraflar üretilebilir.

EVİRGEN: Öncelikle bunu gerçekten isteyip istemediklerine karar versinler, sırf modadır diye başlamasınlar. Bol bol kitap okusunlar, fotoğrafçılıkla ilgili yayınları takip etsinler ve en önemlisi makinelerini çok iyi tanısınlar. Ayrıca bol bol fotoğraf incelesinler (günümüzde internet bu konularda sonsuz seçenekler sunuyor)

TAŞÇI: Öncelikle fotoğraf makinelerini çok iyi tanısınlar. Teknik bilgilerini geliştirsinler. Kompozisyon bilgisine sahip olsunlar. Teknik bilginiz ne kadar iyi olursa olsun, kompozisyon bilginiz yoksa iyi fotoğraf çekemezsiniz. Bol bol fotoğraf ve resim incelesinler. Belli bir aşamaya geldikten sonra tarzlarını belirlesinler.

SORU: Fotoğraf derneklerinin fotoğraf çekmek isteyen kişilere nasıl bir katkısı oluyor?

ÖZYILDIZ: Fotoğraf derneklerinin ülke fotoğrafçılarına olumlu katkıları tartışılmaz. Bu konuda çok şey söylenebilir, birçok örnek verilebilir. Bunların yanında, olumsuz yanlarına değinmem gerekirse; ülke fotoğrafçılığını enstantane fotoğrafçılığı ekseninde; yarışma odaklı olarak şekillendirmeleri.

Tabii ki fotoğrafı sanat olarak veya sanat için bir araç olarak kullanan sanatçı yetiştirmek bu kulüp ve derneklerin görevi değil, bunlar sanat okullarının eğitimi içerisine giriyor ama dünyada fotoğrafın farklı kullanıldığı, sanat olarak yapıldığı veya kurgulandığı, sanat yapıtının öznesi veya yardımcı bir elemanı olarak var olabileceği; en basit bakış açısıyla fotoğrafın yapılabileceğinin de gösterilmesi gerekiyor.

MÜEZZİNOĞLU: Ülkedeki fotoğraf dernek, kulüp ve grupları, fotoğraf tutkunlarının gelişimi için etkili ve nitelikli faaliyetler gerçekleştirmektedir. KIFSAD, FODOS, FODER, GİFDER gibi derneklerde ve bazı okul fotoğrafçılık kulüplerinde bugüne kadar “Estetik Değerler ve Kompozisyon” ve “Fotoğrafta Anlam ve Perspektif Derinlik” konulu sunumlar yaparak ben de bu gelişime katkı koymaya çalıştım. KIFSAD’a ve Prime Four Grubu’na üyeyim.

Sanat mı, meslek mi?

SORU: Sizce fotoğrafçılık sanat mı, meslek mi?

TAŞÇI: Her ikisi de… Fotoğraf çekmeyi meslek edinen kişiler olduğu gibi, fotoğrafta sanatsal boyutta uğraş verenler de var. 21. yüzyıl itibarıyla, hem dünyada hem de bizim ülkemizde fotoğraf sanatının büyük bir ivme kazandı.

EVİRGEN: Fotoğrafçılığı mesleki ve sanatsal olarak ayırabiliriz sanırım, bugün fotoğrafçılığa baktığımızda tıptan sanayiye birçok alanda kullanılıyor. Özellikle düğün, reklam,  moda gibi alanlardaki fotoğraflara baktığımızda sanatsal etkinin arttığını görüyoruz.

MÜEZZİNOĞLU: Fotoğrafçı, bir fotomuhabiri veya ticari fotoğrafçıysa bu, onun için bir meslektir. Çünkü hayatını idame ettirmek için maddi kazanç hedefi vardır. Bu kişiler arasında kendilerini estetik ve sanatsal kompozisyon değerleriyle besleyip daha da iyi hale gelenler de var. Bu, elbette zamanın ve takdir edilmesi gereken bir emeğin karşılığıdır.

Fotoğraf yarışmaları

SORU: Fotoğrafçılığın ülkede yaygın olması dolayısıyla, ismi duyulan veya duyulmayan birçok dernek veya kurum kuruluş fotoğraf yarışmaları düzenliyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

TAŞÇI: Son 10 yılda ülkemizde birçok fotoğraf yarışması yapıldı. Fotoğrafçılığımızın hiçbir döneminde bu kadar çok fotoğraf yarışması yapılmamıştı. Yarışmaların motivasyon sağladığına inanıyorum; ancak şunu da eklemek istiyorum: Düzenlenen yarışmaların çok azı nitelikli…

EVİRGEN: Takip ettiğim kadarıyla birçok fotoğraf yarışması yapılıyor, özellikle ülkemizde fotoğrafçıların,  fotoğraflarını değerlendirebilecekleri seçenekler pek olmadığından ilginin fotoğraf yarışmalarına kayması doğaldır. Fakat 1-2 yarışma dışında niteliğin çok düşük olduğunu söyleyebiliriz.

ÖZYILDIZ: Bilen bilmeyen yarışma düzenliyor. Üstelik bilmemelerine rağmen bu konularda çok tecrübesi olan kurum ve derneklere de sormuyorlar. Herkes yarışmalara katılmakta özgür ancak; ülkemiz fotoğrafçılığının gelişmesini isteyenler, katılacakları yarışmalar konusunda seçici olmak zorundadırlar. Özellikle iyi fotoğrafçılar, bu konuda iki kez düşünmelidir. Ben iyi fotoğrafçıların isimlerini vasat bir yarışmanın listesinde gördüğümde çok üzülürüm. Kendi katılımları sonucunda en büyük ödülü kazanan o vasat organizasyon/organizatör oluyor sadece. Geriye bir maddesi diğerini tutmayan şartnameler, anlık ve kişiye göre değişen kurallar, şaibeler ve söylentiler kalıyor.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner96