banner6

Şiirde kodlu anlatım

banner37

Şiirde kodlu anlatım
banner150 banner150 banner151 banner143

Ahmet UÇAR

Şiir kitaplarının az okunması ve hak ettiği değeri görmemesi şairler başta olmak üzere birçok kesim tarafından hep üzüntüyle karşılanmıştır.


 Popüler kültürün bir ürünü olarak ortaya çıkan ve binlerce adet basılan kitapların özellikle gençler tarafından rağbet görmesi ise bu üzüntüyü daha da arttıran nedenlerden birisidir.


 Peki, şiirin diğer edebi türlerden daha az okunmasının altında ne gibi nedenler yatmaktadır? Şiir, her şeyden önce varoluşunu dilsel yönüyle oluşturmaktadır.


Şiirin sahip olduğu bu dil, duygusal sözlerin ve dizilerde geçen aforizma türü cümlelerin çok uzağında yer almaktadır.


Şair, yaşantısı içerisinde gözlemlediği, yaşadığı, yaşamak istediği, yaşandığını gördüğü olumlu veya olumsuz olay ile durumları dönüştürerek şiirsel bir dil yaratır.


Şairin kullandığı bu dilin içerisinde simge, imge, metafor, edebi sanatlar, müzikalite kendine yer bulurken, aynı zamanda zorlayıcı bir labirent de yer almaktadır.


Bir romanı, öyküyü, gazete haberini okuyan kişi ne anlatılmak istediğini kolay bir şekilde kavrayabilirken, şiirle karşılaştığında ise okuduğu dizeleri anlamlandırmakta zorluk yaşamaktadır. Şiirde oluşturulan kodlu dil ise bu zorluğu daha da artırmaktadır.


 Şiir okurunun tam da bu nedenle diğer edebi türleri okuyan kişilere göre azınlıkta olduğunu düşünüyorum.

Kodlu dil


Labirente benzeyen ve bir çıkış yolu için emek sarf edilmesini isteyen şiir dilinin en önemli unsuru kuşkusuz kodlu bir anlatıma sahip olmasıdır.


Kodlu bir dile sahip olan bir şiir, müzik dinler veya roman okur gibi rahatlatıcı, kendiliğinden gelen bir işlev üstlenmezken; okurundan da emek ister.


Kişi, okuduğu şiirden tam bir anlam çıkarabilmek için metinde geçen mitolojiye ait unsurları, çiçek, kuş adlarını, bilimsel terimleri, özel isimleri ve bunun gibi birçok unsuru araştırmak durumundadır.
 


Okur, şiirdeki kodları çözdükçe, bilmediği kelimelerin üzerine gittikçe yeni bir gezegeni keşfeder gibi yeni anlamlar üretir.

“köpeğimin adı Mail ve adı geçmiyor hiçbir hardcore efsanesinde.

Bir zaman uşaklık yapmışlığı var kapısında Hades’in”


Küçük İskender’in Ağır Abiler Orkestrası kitabındaki “bir somon balığı gibi öfkesi lezzetli” şiirinde geçen yukarıdaki dizelere bakıldığında özellikle ikinci dizedeki “Hades’in kapısında uşaklık yapmak” ifadesinde kodlu bir anlatım görülmektedir.


Şiire müzikal açından ve sığ bir mitoloji bilgisiyle bakıldığında daha az etkiye sahip olan bu dizeler okurun araştırmasıyla daha “lezzetli” bir tada bürünmektedir.


Hades Yunan mitolojisinde ölüleri kontrolü altında tutan yeraltı tanrısıdır. Hades kelimesi görünmez anlamına gelmektedir, öyle ki Hades’i görünmez yapan bir miğferi ve Bident denen iki uçlu bir asası vardır. Asanın bir ucunda ölüm, bir ucunda da yaşam vardır.


Kerberos ise Hades'in yönettiği ölülerin bulunduğu yeraltının kapısında bekçilik yapan üç başlı köpektir. Kerberos’un kuyruğu bir yılandır ve sırtında sayısız yılanbaşı bulunur. Aynı zamanda ısırıkları da zehirlidir.


Yukarıdaki dizelere bu bilgiler ışığında tekrar göz attığımızda “Bir zaman uşaklık yapmışlığı var kapısında Hades’in” ifadesi daha etkileyici bir nitelik kazanır. Öyle ki şairin “Mail” adını verdiği bu köpek ölülerin bulunduğu yer altı dünyasının kapısında bekçilik yapan Kerberos’u çağrıştırmaktadır.

“Lokman şair senin hayatın

Yedi kırlangıcın hayatı kadar

Altısını ardı ardına yaşadın

Bir kırlangıcın daha var.”


Cemal Süreya’nın Kehanet 1985 isimli şiirinde geçen yukarıdaki dizelerde de kodlu bir anlatım görülmektedir. Şair, okurun bu şiirden anlam çıkarabilmesi kodları çözmesini, araştırmasını istemiştir.


Şiire döndüğümüzde Lokman Hekim’in hayatını içeren bir söylenceye değinmemiz gerekecektir. Söylenceye göre Lokman Hekim 7 kartal yaşamı istemiştir. Bir kartal 80 yıl yaşamaktadır, bu hesaba göre 7 kartalın yaşam süresi toplamda 560 yıl etmektedir, Lokman Hekim de 560 yıl yaşamıştır.


Cemal Süreya, bu söylentiden yola çıkarak yukarıdaki dizelerde kendisine 7 kırlangıç hayatı diler. Kırlangıçların ömrü 9 yıl olarak bilinmektedir. 7 kırlangıcın hayatı ise toplamda 63 yıldır. Süreya da buradan yola çıkarak 63 yıl bir ömür dilemiştir.


 Görüldüğü gibi şiir kodları çözüldükçe daha anlamlı bir hak kazanmaktadır.


Tüm bu unsurları düşündüğümüzde şiirin diğer edebi türlerden ayrı bir şiir diline sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bu şiir dili imge, simge, metafor ve özellikle de kodlu anlatımıyla okuru anlam bulabilmesi için labirentte gezdirir.


Şiirdeki kodları çözen okur ışığa daha çok yaklaşırken, karşılaştığı dizelerden daha çok keyif alır.

banner343
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110