Sofralarımızın vazgeçilmezi; “Hellim”

banner37

Serdarlılı Şerife Çimen ve Vijdan Karagözlü hellimin nasıl yapıldığını KIBRIS Ekran’a anlattı

Sofralarımızın vazgeçilmezi; “Hellim”
banner90
banner8

Aliye ÖZENCİ


Kıbrıs’a ait bir lezzet olan hellim sadece yerliler tarafından değil ülkeye gelen yabancılar tarafından da büyük ilgi görüyor.


Hatta ülkeye gelen yabancıların büyük bir bölümü ülkelerine dönerken bu lezzeti de yanlarında götürmek istiyor.
 


Hem yerli halkın hem de ülkeye gelen yabancıların tüketmeyi çok sevdiği bu ürünün yapımı ise yoğun bir emek gerektiriyor.


Serdarlılı Şerife Çimen ve Vijdan Karagözlü köy helliminin yapılışını adım adım KIBRIS gazetesine anlattı.

Hellimin yapılışı


Şerife Çimen, yıllar önce küçükbaş hayvanlarının olduğunu, sütlerinden yaptığı hellimleri satarak, eve katkıda bulunduğunu söyledi.


Sabah güneş doğar doğmaz mandıraya gidip keçileri sağdığını belirten Çimen, “sütü hayvanın memesinden alır almaz kazana koyup mayalıyordum” dedi.


Sütün mayalanması için ılık olması gerektiğine dikkat çeken Çimen, “Şuan hayvanlarımız olmadığı için sütü bölgede hayvancılık işi yapan kişilerden alıyorum. Sarı bidonlarda gelen sütü önce kazana bir süzgeç yardımıyla aktarıyorum. Sütü istenilen ılıklığa getirdikten sonra da sütün kilosuna göre mayayı ekliyorum. Tencerenin üstünü kapatıp yaklaşık 1 saat kadar mayalanmasını bekliyorum” şeklinde anlattı.


Mayalama işleminin tamam olduğunu ise, elinin avuç içini süte hafifçe değdirip yapışmamasından anladıklarını belirten Çimen ve Karagözlü, mayalanmaya bıraktıkları sütün bekleme süresini de Serdarlı’ya özgü olan sele sepet işi yaparak değerlendirdiklerini dile getirdi.


Vijdan Karagözlü, büyük tencere içinde mayalanan sütün üzerinde oluşan telemeyi eliyle parçalayıp, 5-10 dakika daha yeniden toparlanması için beklediğini söyleyerek, ocak, tencerenin altında kısık ateşte yanarken, bir taraftan da telemeyi delikli kepçe yardımıyla toplanıp bir kaba koyduğunu anlattı.


Tencerede sadece teleme suyunun kaldığını belirten Karagözlü, “Bir kaba ayırdığımız teleme iyice süzülmesi için önce talara sonra da geniş bir tepsiye alınıp düzeltiliyor. Hellim istenilen büyüklüğüne göre dilim dilim kesiliyor” dedi.

banner134
Eski insanların tatlısı…


Karazgözlü, talara basılan telemenin tercihe göre, birkaç gün bekletildikten sonra peynir olarak da tüketilebileceğini söyledi.


Sohbetimiz sırasında Şerife Çimen, teleme suyuna biraz daha süt ilave ederek, yavaş yavaş karıştırmaya başlıyor. 


“Tencerenin dibinin tutmaması için sürekli karıştırmaya devam ediyoruz” diyen Çimen, yaklaşık 30-40 dakika sonra delikli bir süzgeç yardımıyla noro suyunun üzerine çıkan ve kar tanesi gibi gözüken norları toplayıp, süzgeç kap içine koyuyor. Sonra da şekillendirip süzülmeye bırakıyor.


Çimen, “Eskiler bu sıcak norun üzerine pekmez veya şeker koyarak tatlı niyetine yerdi. Yine isteğe göre tuzlanıp güneşte kurutulduktan sonra makarna üzerine katık olarak da kullanılabiliyor” dedi.


Vijdan Karagözlü ise, taze norun Kıbrıs’ın vazgeçilmez Ekmek Kadayıfı tatlısı için de kullanılabileceğini söyledi.


Çimen ve Karagözlü’nün verdiği bilgiye göre; tenceredeki tüm nor tanelerinin alındığından emin olduktan sonra, kalan su kaynamaya devam ediyor. Bu meşakkatli yolculukta el birliğiyle önceden dilimlenen hellim parçaları tek tek kumaş parçalarına sarılıyor. Sonra da kaynayan tencereye atılıyor.


Şerife Çimen anlatmaya devam ediyor:


“Dibe çöken hellimlerin piştiğini suyun üstüne yavaş yavaş çıktığı zaman anlıyoruz. Su yüze çıkan hellimleri, kevgirle tepsiye alıp kumaş parçalarından çıkarıyoruz. Sıcak sıcak tuzlayıp aralarına taze nane koyuyoruz.


Son olarak tencerede kalan hellim suyuna belli bir miktar tuz ekleyip kaynatıyoruz. Bu su hellimlerin saklanacağı perisganlara (saklama kaplarına) ekleniyor. Hellimler bu tuzlu su içerisinde 1 seneye kadar bozulmadan saklanabiliyor”.

 

Güncelleme Tarihi: 05 Haziran 2021, 15:55
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75