Soğancı: “Buffer Fringe bir düşünme, sorgulama ve direniş alanıdır”

banner37

banner87
Soğancı: “Buffer Fringe bir düşünme, sorgulama ve direniş alanıdır”
banner90
banner8

Murat OBENLER
Bu yıl “Yer Değiştirme” teması ile sonbaharda hayata geçecek Buffer Fringe Performans Sanatları Festivali hakkında festivalin iki yaratıcı yönetmeninden biri olan ve sosyal antropoloji üzerine doktora çalışmasını da sürdüren Nihal Soğancı ile başvuru süreci,Covid-19’un sanat ve festival üzerine etkileri ve festivalin amaçlarını,hedeflerini konuştuk.

Festivale gelmeden önce senin eğitim geçmişinle ilgili bir giriş yapmayı arzu ediyorum? Nihal Soğancı: Öncelikle dil üzerine okudum. Daha sonra uluslararası politika masteri yaptım ve en son da sosyal antropoloji doktorası yapıyorum. Yerinden edilmiş bir toplum olan ve toplumsal göç alan Kıbrıs halkını anlamak için 2016-17’de bu doktora çalışmasına başladım. Daha çok anket değil de gözlem, sohbet ve insanların yönlendirmesiyle ilerledim. Katı bir metodoloji değil de daha esnek bir yöntem izledim. Sanatsal yolları deneyerek alternatif yöntemlerle ilerledim ve kolaj atölyeleri yaptım.
O arada geçen yılki “Bir Ara Bölgeyi Tanımlamak” temalı Buffer Fringe çağrısını gördüm ve o dönem çalıştığım teorilerle bağlantılı olduğu için bir performans ile festivalde yer aldım. Ara bölgeyi hatıraların saklandığı bir garaj gibi tasarladım ve bu garajı insanların yapmasını istedim. 3-4 yıllık çalışmalarım sırasında tanıdığım insanların garajlarından verdikleri materyallerle hep beraber bir garaj ortaya çıkardık. Disiplinler arası projemin adı “The Affective Garage: A Collective Junction” idi.
Böylece Buffer Fringe ile 2019’da bir performans sergileyerek tanışmış olduk. Şimdi ise festivalin iki yaratıcı yönetmeninden birisin? Bu süreç nasıl gelişti?
Nihal Soğanc: Bu çalışmalarımı/deneyimlerimi yakın bir zamanda “Antropolojik araştırmaları alternatif metodlarla nasıl yapabiliriz?” adıyla bir kitapta topluyorum. Bu arada festival sonrasında Kasım ayında Dayanışma Evi’nde bir çalışma arkadaşı aradıklarını görünce bana uygun bir yer olduğunu düşünerek başvurdum ve başladım. Bu yılki festivalin teması konuşulurken “Yer Değiştirme” üzerine karar verildi ve
bu da benim doktora çalışmalarımla bağlantılı olduğu için festivalin parçası oldum.
“Buffer Fringe’nin yaratıcı ekibi büyüdü”
Seçici kuruldaki çeşitlilik nasıl oldu bu yıl? Kimler var?
Nihal soğancı: Bu yıl Buffer Fringe’nin yaratıcı ekibi büyüdü ve sanat yönetmeni Ellada Evangelou’nun yanısıra iki yaratıcı yönetmen olarak ben Nihal Soğancı ve Maria Varnakkidou ile teknik direktör Zoe Kakota da ekibe katıldı.
“Yer değiştirme bir yerde yer değiştirememeyi de ifade eder”
Ya Displacement(Yer Değiştirme) Teması’nın seçilmesinin sebepleri?
Nihal soğancı: Bu yılki tema geçen yılki temanın bir devamı gibi oldu. Ara Bölgeyi Tanımlama ve Yer Değiştirme. Aslında yer değiştirmelerin bir sonucu olarak Kıbrısta Ara Bölge de oluştu. Ermeni toplumunun ayrı bir hikayesi var, Kıbrıs Türk toplumunun ayrı ,Kıbrıs Rum toplumunun ayrı bir hikayesi var. Ortaklaşan yanları da var. Genel coğrafyaya da baktığınızda çok güncel bir konu. Örneğin Suriye. Fikirlerin yer değiştirmesi,
deneyimlerin yer değiştirmesi de var temanın alt düşüncesinde. Etkileşim ve sonucunda oluşan düşünce şekilleri. Covid-19 dönemindeki evde kalma durumları ve yer değiştirememe durumu.
Aslında yer değiştirme bir yerde yer değiştirememeyi de ifade eder. Bunları bu yılki performanslarla sorgulayacağız.
Toplum olarak hassas olan konuları tartışabilmek, geçmişte ve bugünkü hassasiyetleri ortaya çıkararak yüzleşmeyi sağlamayı amaçlıyoruz. Bir düşünce alanı yaratarak bunları sorgulatabiliriz.
Ancak sorgularsak yüzleşebiliriz ve ancak yüzleşirsek ileriye bakabiliriz. Fringe festivallerin ruhunda zaten deneyimsel yaratıcılık var. Ara bölgeden çıkan bir festival var ve barış ruhu ile ilerliyor. O açıdan
da çok önemli.

“Boşvermişlik toplumu Napan? -E Napayım(lım/cağız) noktasına getirdi” Buffer Fringe, Kıbrıs adası için çok önemli bir festival ama bu festivalin uluslararası alana da daha
fazla açılma çalışması yapması gerektiğini düşünenlerdenim çünkü ne kadar dünya ile bütünleşirse festival o kadar büyür,çeşitlenir,zenginleşir.
Haklısınız. Bu anlamda çalışmalar da yapıyoruz. Bu yıl ABD’den Sanat ve Barış İnşaası üzerine çalışan bir impact grubu ile çalışma yapıyoruz. Onlarla işbirliği yapıyoruz ve finansal bir destek de sağlıyorlar.
Sanatçılara danışacakları bir ortam da yaratmaya çalışacağız.
Festivalimiz geleneksel sanat algısından uzak,alternatif metodlara açık, biraz daha deneysel metodlara açıktır. Kuzey’de bu methodlarla çok yakın olmadık diye düşünüyorum. Ben pozitif
görüyorum süreci çünkü artarak ilerleyen bir ivme var.Bu konuda biraz eleştirel noktadayım. Bu toplumsal bir uyuşukluğun getirisi midir? Toplum olarak boşvermişliğin getirdiği bir nokta mı olabilir?
Antopolojik olarak incelediğinde en çok “Napan? E Napayım, E Napacayık” gibi diyalogları kullanıyoruz. Bu olumsuz,birşey yapılamaz,çaresizlik şeklindeki ruh hali çok da iyi bir durum yaratmıyor. Bunda içinde bulunduğumuz siyasi çözümsüzlüğün de etkisi var. “Eylül-Ekim aylarında haftalık olarak sanatçılar bizlerle yaratıcı süreçlerini paylaşacak”


Bu yıl süreç odaklı ve işbirliğine dayanan bir yolculuk mu izleyeceğiz?
Nihal soğancı: Sadece 2 saat performans oldu da bitti gibi değil de Eylül ve Ekim aylarında haftalık olarak sanatçılar bizlerle yaratıcı süreçlerini paylaşacak, biz de onları takipçi ve halkla paylaşacağız.
Daha fazla farklı sanat dalları arasında işbirliği yapacağız. Disiplinlerarası işbirliklerine açık olacağız çünkü bu festival bir düşünme/sorgulama alanıdır ve bir direniş alanıdır.
“Covid-19 ile herhangi bir insan diğer bir(çok) insanın potansiyel düşmanı haline dönüştü”
Tüm dünyada insanın yaşamını etkileyen bir süreç yaşanıyor.Covid-19 pandemisi sosyal, ekonomik, sağlık,iş yaşamı,eğitim gibi birçok alan yanında sanatı da etkiledi. Nedir sizin festivalin durumu?
Nihal soğancı:Her festival gibi bizde de yapıp yapamayacağımız üzerinde konuştuk. Sanatçı ayağında da performans sanatlarından bahsediyoruz ve izleyi-sanatçı ilişkisinin olması gereken bir ortam
gerekiyor. Bilinmezler olmasına rağmen(tüm dünyada ve bizde) biz bu yaratım sürecini açık çağrıyla başlatmak istedik. Sürecin önemi arttı ve biz bu süreci de paylaşacağız. Bu süreç bizleri değişime daha
çok açık olmaya yöneltti. Kişisel olarak ise insanlar kendi kendilerini sorgulayacak zamanı buldu.


Zihnimizle baş başa kaldık.Bunun iyi bir şey olduğunu düşünüyorum. Yaratıcılığı pozitif yönde etkileyeceğini düşünüyorum.
Eskiden x toplum,y grup, z ülke düşman olarak tanımlanırken Covid-19 ile herhangi bir insan diğer insanın,grup,toplumun hayatını sonlandırabilecek potansiyel bir tehlikeli düşman haline dönüştü.
Herkesin tehdit algılarında bir değişim yaşanıyor ama bu süreç ve sonrasında gerçek tehdit nedir?
Nerededir? sorgulaması yapılabilir. Ciddi bir fiziksel,fikirsel yer değişimiyle karşılaşıyoruz. Biz heyecanla performansları bekliyoruz.
Festival Mağusa,Lefkoşa ve Limasolda yer alacak? Nasıl bir yöntem olacak?
Mağusa’da KalePasajı tarafından ve Limasolda ise Mithos tarafından birer gece organize edilecek. İki ekibin karşılıklı yer değiştirerek performanslarını diğer şehire taşımasını düşünüyoruz(ama bakalım).
Son başvuru tarihlerimiz bu yıl için 31 Mayıs’tır. Daha fazla bilgiye internet sitemiz ve sosyal medya sayfamızdan ulaşılabilir. Ortada bir fikir varsa ve bunu nasıl başvuruya dökebilirim noktasında bir sıkıntı varsa yine bize ulaşabilirler.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75